2007'den Bugüne 83,587 Tavsiye, 26,252 Uzman ve 18,649 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Korona Döneminde Kaygılarımız
MAKALE #21419 © Yazan Psk.Dnş.Onur AKKOCA | Yayın YENİ Mayıs 2020
Her hayat kendisini yaşayanı hazırlıksız yakalayan zorluklar içerir. Bernard S. Spiegel, MD nin bir sözü bu.


Evet bu virüs tüm dünyayı hazırlıksız yakaladı. Önlem almaya fırsat bırakmadan hızla yayıldı ve yayılmaya da ediyor. Tüm haberleşme ağları kullanılarak beden ve ruh sağlığımızı koruyabilmek için, neler yapmamız gerektiği konusunda bilgilenmeye çalışıyoruz. Bu konuda emek veren her insana teşekkür ediyoruz.
Peki kendimizi nasıl koruyacağız?. Size biraz kaygı ve korku duygusundan bahsetmek istiyorum.


KAYGI: Korunmak için öncelikle kaygıya ihtiyacımız var, ama dengeli bir kaygıya. Çok fazla kaygı yaşadığımız zaman bizim için zarar verici olacaktır. En basitinden ellerimizi sürekli yıkayıp, dezenfektan kullandığımızda cildimizde sorunlar oluşmasına neden olacaktır. Hiç kaygılanmaz ve hijyene önem vermezsek de hastalanma riskimiz artacak, hastalandığımın zamanda hastalığın yayılmasına neden olacağız.
KORKU: Korku duygusu da bizi koruyan ve önlem almaya yarayan bir duygudur. Ancak burada olaylar karşısında panikleyip ayakları titreyerek kaçan bir insandan bahsetmiyorum. Kahramanca savaşan bir askerde korkar ama savaştan kaçmaz. Gereksiz yere siperden çıkıp kendini düşmanın önüne de atmaz. Şu an daha önce hiç yaşamadığımız bir durumla karşı karşıyayız, bize ve sevdiklerimizin hayatı konusunda kaygılanıyor ve korkuyoruz. Bunlar son derece normal duygular, ancak panikleyerek, kontrolümüzü kaybedip yanlış kararlar vermemeliyiz.
Peki ne yapalım? Bu durumu tamamen ortadan kaldırmaya gücümüz yok. Ancak yapabileceklerimiz tabi ki var.
Benim size önerim, düşünceler ile gerçeğin aynı olmadığını hatırlatmak olacak. Ya olursa ya olursa diyerek şu an tüm dünya el ele versek yarattığımız enerji hiçbir işe yaramaz, belki grup psikolojisi birbirimizi daha da tetikleyerek daha da olumsuz etkilenmemize neden olabilir.
Bizi sıkıntıya sürükleyen, korona virüsü kapma düşüncesidir. Gereksiz kaygı dediğimiz şey, böyle bir şey olabiliriz endişesidir. Düşünce ayrı bir şeydir gerçek ayrı bir şeydir. Sürekli kaygı ile elimizi eteğimizi hayattan çekersek bu işin içinden çıkamayız. Kaygıda tehlikeyi büyük görme, başa çıkma gücümüzü küçük görme eğilimimiz vardır. Korkulacak bir şey var ama yapabileceğimiz de çok şey var.
Evde kapanma kelimesini kullanmak bile bizim kendimizi olumsuz duygular içinde hissetmemiz için yeterlidir. Beyin çok farklı çalışan bir organımızdır. Mış gibi yaşar o yüzden bunu bir tutsaklık, engellenmişlik olarak algılarsak sonun başlangıcını hazırlamaya başlarız.
İnsanoğlu, tüm yiyecek içecek barınma ihtiyaçları karşılansa bile sıkıntı duyan bir varlıktır. Bir şey yapmadan oturur, kendini paniğe sürükleyecek gereksiz bilgileri takip ederse, önce kendinde ruhsal sıkıntılar, ardından aile içinde ilişki sorunları kaçınılmaz olacaktır. Bir şeyler yapmadan boş bırakılan alanı anksiyete doldurur. Boşluk boş kalmaz kuralı burada da geçerlidir. Mutlaka bir uğraşı bulmamız gerekiyor. Evimizde, yapmadığımız yapamadığımız o kadar çok şey var ki, dönün bakın hatırlayın ve işe koyulun.
Belki işimizi değiştirmeyi düşünmemiz gerekirken, erteliyorduk. Belki daha fazla çalışma potansiyelimiz varken kullanmıyorduk. Belki birlikte iş yapmaya başlarsak daha büyüyebileceğimizi düşünmediğimizden, ortak aramıyorduk. Bu ve bunun gibi birçok planınızı gözden geçirin.
Kaygı konusunda özetle şöyle diyebiliriz, korkuyu kabul edip onun ile barışalım, baş etmeye çalışalım ama kaçmayalım. İki tür sorun yaratan baş etme biçimi vardır. Biri aşırı telafi, yani sürekli düşünmek diğeri kaçınma, yani yokmuş gibi davranmak.
Yukarıda bahsettiğim aşırı düşünme sıkıntısı kadar, kaçınma içinde olup, hiç önemsememek de ayrı bir sorun alanı yaratıyor. Böyle olunca virüsün yayılması hızlanıyor. Hala işi olmadığı halde sokaklarda gezen, uyarılara aldırmayan insanlar görüyoruz. Bir sorunu görmezden gelerek ondan kurtulamazsınız.
Uzun yıllardır travma alanında çalışıyorum. Her toplumsal travma durumlarında biz uzmanlar gönüllü olarak çalışmaların içinde yer alıyoruz. O yüzden bu konuya bir de travma perspektifinden bakmak istiyorum.
Travma, yani acı veren olaylar, insanın güvenlik algısının zedelenmesine neden olur. Geçmiş hayatımız bu günümüzü etkiler ve biz bunun farkına varamayız. Terapi seanslarımızda danışanlarımıza, biz bu ayırımı yapabilmeleri için yardım ediyoruz. Aslında çok fazla güçleri olmasına rağmen biz gösterene kadar sanki üzerini bir perde örtmüş gibi gerçekleri ve de çözüm yollarını görmekte çok zorlanıyorlar.
Travma bizi çaresizliğe götürür. Çocukluğumuzdan beri biriktirdiğimiz travmalar böyle zamanlarda ortaya saçılı verir. O yüzden bugün yaşadığımız bu kaygının ölçüsü, ihtiyacımızdan fazlaysa, yönetmekte çok zorlanıyorsak, geçmişin izlerinin tetiklenmesi söz konusudur.
Bu kadar kötü hissetmenin, bu güne ait sıkıntıdan kaynaklanmadığını fark ettiğinizde kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz. Çünkü küçükken olmayan gücünüz bugün fazlasıyla var. Ama travma, yaşanan yaşa saplandığı için, bugün sanki beş yaşında eli kolu bağlı bir çocuk gibi hissediyoruz ve öyle davranmaya başlıyoruz. Ama unutmayın ki o küçük çocuk bile bunlarla baş etti ve bugün bir yetişkin olan siz oldunuz.
Sıkıntılı durumlar, kendimiz ile ilgili olumsuz inançlarımızın tetikleyicisi olur. Evde kalma zorunluluğu, para kazanamama, sağlık endişeleri, yakınlarını kaybetme korkusu travmalarımızı aşırıya götürebilir. Yıllar önce yaşanan duygular su yüzüne çıkabilir. Bu bağlantıyı kurmak bile kişiyi rahatlatabilir ve onu geçmişten bugüne getirir.
Aslında travmalardan hep olumsuz olaylar diye bahsederiz, atlatılmış travmalar insanı güçlendirir. Böyle zamanlarda aldığımız önlemler ve baş etme yollarımız, sorun bittiğinde bize cesaret ve yapabilme gücü kazandırır. Sıkıntılı yaşamları olan kişilerin, daha başarılı ve mutlu hayatları olduğu yapılan araştırmalarda hep gözlemlenmiştir.
Bu süreci en az hasar ile atlatabilmek adına önerilerim şunlar olur:
• Bedeni rahatlatmak ruhu rahatlatır o yüzden olabildiğince hareket etmeğe çalışın. Spor ev şartlarında da yapılabilir. Olumlu hormonların salgılanması sizi zinde tutar.
• Ekonomik ya da farklı sebeplerle yönetemediğiniz sorunlar hakkında sonsuza kadar düşünüp kendinizi sıksanız da çözüm bulamazsınız. O yüzden işlevsel olmayan düşünceleri erteleyip, yerine bu şartlarda yapabileceğiniz bir şey varsa uygulayın, değilse, bekleyin. İlk kez tüm dünya sizin ile benzer sorun yaşıyor, unutmayın yalnız değilsiniz.
• En önemli şey güvende olmaktır. Önlemlerinizi elinizden geldiği kadar alıp, ailenize kendinize bu şartlar altında olabilecek en güvenli yerde olduğunuzu sık sık hatırlatın.
• Aile evde diye hep birlikte olmak zorunda değil, birbirimize alan açmamız lazım. Bazen yalnız kalabilmek için eşlerden biri çocuklarla ilgilenirken, diğeri istediği bir aktiviteyi yapabilir.
• Sevmek ve sevilmek için dünyaya geliriz. O yüzden sosyal ilişkilerimizi ihmal etmeyelim. Teknoloji bizi ayırdı derken, şimdi görüntülü konuşma imkanı sunarak uzakları yakın ediyor.
• Kendinize günlük rutin oluşturun. Yapmanız gerekenler listesini tamamlamadan boşluk yaşamaya izin vermeyin.
• Yemek yiyerek rahatlama anlık doyum veren bir şeydir. O yüzden yemek düzeninizi sağlık açısından planlayın. Ağızdaki birkaç saniyelik haz hiçbir sorunu çözmez. Ağza atılacak birkaç lokma atıştırmalığın hazzın yerine başka haz kaynağı bulup, bu uyarana hemen cevap vermeyin. Etkisi geçecektir.
• Bilgi akışını kontrollü sağlayın, bilgi kirliliğini durdurun. Özellikle çocuklarınızı bu konudan uzak tutun. Onların gelişim düzeylerine uygun, net ve güven hissi yaratacak yeterli bilgi verin. Çocuklar ile ebeveynleri arasında rezonans vardır. Yani anne babasının duygusunu sünger gibi çeker. Etrafta temiz su olsun ki bu süngerler onu çeksin.
• Yaptığınız eylemlerin amaca ne kadar hizmet ettiğini düşünün. Saat başı sağlık kontrolü sizi korumaz aksine kaygı yaratacağından, bağışıklık sisteminizi olumsuz etkiler.
• Evde mutlaka iş bölümü yapın. Herkes işe yaradığını hissetmeli ve bir kişi her yükü yüklenip direnci zorlanmamalıdır.
• Duygu ve düşüncelerinizin geçici olduğunu bilin. Her şey değişecek. Bu duygu ve düşüncelerinizi sevdikleriniz ile paylaşın. Dile gelen rahatlatır diye bir ilke vardır.
• Yardım konusu bizi de rahatlatır. Elinizden geldiği ölçüde toplumsal dayanışma içinde olun.
• Elinizden geldiği ölçüde bunları yapmanıza rağmen hala sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız, mutlaka bir uzmana başvurun. Sorunlar kökleşmeden önlem almanız en doğrusu olacaktır.

Onur Akkoca
Uzm. Psikolojik Danışman
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Korona Döneminde Kaygılarımız" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Onur AKKOCA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Onur AKKOCA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Dnş.Onur AKKOCA
İzmir
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Onur AKKOCA'nın Makaleleri
► Koronavirüs ve Kaygılarımız Psk.Sema ŞAHİNGÖZ
► YENİKorona Günlerinde İlişkilerimiz Psk.Dnş.Onur AKKOCA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,649 uzman makalesi arasında 'Korona Döneminde Kaygılarımız' başlığıyla benzeşen toplam 58 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİPandemi Sürecinde Travma Mayıs 2020
► Eşler Arası İletişim Kasım 2010
► Çocukların Korkuları Kasım 2010
► Çocukların Düşleri Kasım 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:25
Top