2007'den Bugüne 83,498 Tavsiye, 26,240 Uzman ve 18,616 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Korona Günlerinde Varoluşsal Düşünceler : Kaygı ve Belirsizliğe Karşı Anlam Arayışı
MAKALE #21269 © Yazan Psk.Dnş.Aysel KESKİN | Yayın Nisan 2020 | 223 Okuyucu
Geçtiğimiz günlerde sevgili arkadaşım Doğanay Konalı ile bir canlı yayın yaptık. Konularımızdan biri de malum günlerin getirdiği belirsizlik ve kaygı idi. Sonra sevgili Cenk abinin (Cenk Doğru) yazısına denk geldim. “Her şey çok belirsiz” diye başlıyordu yazı. “Şimdi neler olacak? Bana, aileme, işime, bu ülkeye neler olacak” diye devam ediyordu.

Evet, her şey çok belirsiz. “Ama salgından önce ne kadar belliydi ki?” diye sordum kendime. Hayatımızın ne kadarı planladığımız gibi gidiyordu? Ne kadarını kontrol edebiliyorduk? Her şey dört dörtlük olsun diye sabahtan akşama kadar çalışmıyor muyduk? Gelecekte rahat edelim diye durmadan koşturup “şimdiyi” es geçmiyor muyduk? İşler yolunda gitmediğinde keyfimiz kaçmıyor muydu? Kaygılarımızı def etmek için alışveriş, tüketim, temizlik ve düzen takıntılarına sarılmıyor muyduk? Hepsi belirsizlikle baş etmenin bir yoluydu aslında. Çünkü belirsizlik hep vardı. Olmaya da devam edecekti.

Bu düşünceler içindeyken, acaba belirsizlik zihnimizi nasıl etkiliyor sorusu geldi aklıma. Belirsizlikle ilgili yapılmış çok meşhur bir deney var. Bilgisayar başına oturtulmuş bir grup deneğe çeşitli sorular soruluyor. Denekler soruları doğru cevapladıklarında ekranda artı, yanlış cevapladıklarında eksi işareti beliriyor. Bazen de yanıtlardan sonra ekranda bir soru işareti beliriyor. Deney esnasında bu kişilerin beyin elektrik akımları da ölçülüyor. Beklendiği gibi eksi işareti gerginlik yaratıyor. Ancak soru işaretinin eksiden bile fazla gerginliğe sebep olduğu görülüyor. Yani bir durumun sonucunun olumsuz olduğunu bilmek bile, ne olacağını bilmemekten daha iyi. Mükemmeliyetçi, kaygılı, garantici ve kontrolcü olmak belirsizliğe tahammülü azaltıyor. Rutinimizi ve alışkanlıklarımızı beklenmedik bir şekilde bozan şeyler kaygı uyandırıyor. Ancak olaylar her zaman beklediğimiz ve istediğimiz şekilde gitmiyor. Kusursuz gelecek planı bir ütopyadan ibaret. Beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı ve esnek olamamak hayal kırıklığı yaratıyor. Ama hayatta her şeyi kontrol edemiyoruz. Önemli olan kontrol edemediklerinizi nasıl anlamlandırdığınız.

Aldığım travma eğitiminin ilk dersinde insanın temel korkularını konuşmuştuk. Varoluşçuluğa göre insanın dört temel korkusu var: Ölüm, özgürlük, yalnızlık ve anlamsızlık. Ölüm korkusu, bir gün bu dünyadan ayrıldığımızda sonrasında ne olacağını bilmemekten kaynaklanıyor. Özgürlük korkusu, içten içe özgürlüğün sorumluluk getirdiğinin farkında olmakla ilgili. Çünkü sorumluluk almak herkesin harcı değil. Yalnızlık korkusu, aidiyet ihtiyacından geliyor. İnsan biyolojik, psikolojik ve nihayetinde sosyal bir varlık, tek başına kalma düşüncesi korkutuyor. Anlamsızlık korkusu ise, yaşamın anlamını kaybetme korkusu. Yaşamdaki anlam duygusu yitirildiğinde yaşamayı gerektirecek bir şey de kalmıyor.

Herkes yaşamında “anlam” arıyor. Yaptığınız işten oturduğunuz eve, okuduğunuz kitaptan izlediğiniz diziye kadar tüm seçimleriniz hayata verdiğiniz anlamla ilgili. Size anlamlı gelmese sabahın erken saatinde kalkıp işe gitmezsiniz. Yaşamak için gayret bile göstermezsiniz. Verdiğiniz tepkiler, büyük ölçüde hayatı anlamlandırma şeklinize bağlı. Bireysel psikolojinin kurucusu ve Freud’un öğrencisi Alfred Adler, Yaşamın Anlamı ve Amacı adlı kitabında “Hayatın karşısına çıkardığı problemlerin dokusu ve bu problemlerin yapmaya zorladıkları işi bilmeden bir birey hakkında doğru bir yargıya ulaşmak mümkün değildir. Ancak, bireyin bu problemlerle karşılaşma tarzına, bu karşılaşmada iç dünyasında olup biten şeylere göre gerçek tabiatı kendini gösterir” diyor.

Kierkegaard, Nietzche, Schopenaur, Camus, Sartre ve Jaspers gibi birçok filozofun hayatın anlamına ilişkin çeşitli söylemleri olmuş (Bollnow, 2004). Özellikle II. Dünya Savaşı ile XX. yüzyıldan itibaren yaşanan savaş ve siyasi süreçlerle birlikte insanlar hayatın anlamını daha çok aramaya başlamışlar. Savaş gibi yaşamı tehdit eden bir unsur ile birlikte dünyanın güvenilir bir yer olup olmadığı ve insan yaşamının anlamlılığı daha fazla sorgulanır olmuş (Sezer, 2012).

Varoluşçu psikolog Irvin Yalom’a göre insan şu iki unsurun yarattığı temel bir çatışmaya sahip: Ölümün kesinliğinin bilinmesi ve hayatta kalma arzusu. Aslında ölüm ile yaşam aynı anda var, ancak Yalom’un tarifi ile “Ölüm, hayat perdesi ardında sürekli olarak sesini duyurmakta ve yaşantı ve davranış üzerinde büyük etkide bulunmakta” (Yalom, 1999). Logoterapinin kurucusu Viktor Frankl, insanların iki farklı anlamsızlık tablosu sergileyebileceğini belirtiyor. Bunlardan ilki varoluşsal boşluk; varoluşsal hayal kırıklığı olarak da tanımlanan, insanlar tarafından yaygın olarak deneyimlenen bir durum. Can sıkıntısı, boşluk, duygusuzluk gibi sübjektif ve Frankl’a göre dünya genelinde gittikçe sayısı artan olguları içine alıyor. Bunların ikincisi olan varoluşsal nevroz ise kişinin içinde bulunduğu anlamsızlığın yanında nevrotik belirtiler de göstermesi olarak tanımlıyor ve bu durumun ‘alkolizm, depresyon, takıntılar, bağımlılıklar, suçluluk, cinselliğin aşırı artışı, aşırı cesaretlilik’ şeklinde ortaya çıkabileceğini belirtiyor (Frankl, 1994; Yalom, 1999).

Viktor Frankl Duyulmayan Anlam Çığlığı kitabında insanların tecrübe ettikleri şartlara bağlı olmadığını ancak bu şartların insanın kararına bağlı olduğunu ifade ediyor. Bu konuda kendi görüşünü Freud ile de şu şekilde karşılaştırıyor: “Sigmund Freud bir keresinde şöyle demişti: ‘Birbirinden çok farklı bir grup insanı, aynı şekilde açlığa terk edelim. Zorlayıcı açlık dürtüsünün artmasıyla birlikte, bütün bireysel farklılıklar bulanıklaşacak ve bunların yerine, zorlayıcı bir dürtünün tek biçimli dışavurumu ortaya çıkacaktır.’ Ne var ki toplama kamplarında tam tersi doğruydu. İnsanlar daha çok farklılaşıyordu. Hayvanlar da, azizler de kendini gösteriyordu. Açlık aynıydı, ama insanlar farklıydı.”

Her şey çok belirsiz. Ama belirli olan iki şey var ki bunlar da temel çatışmamızı oluşturuyor: Yaşam ve ölüm gerçeği. Anlam yok ise, yaşama motivasyonu da olmuyor. Öyleyse neyin anlamlı ve değerli olduğuna karar verme zamanı. Hazır evdeyken bolca zamanınız var. Bu süreçte iç sesinizi ve duygularınızı karşılamak cesaret gerektiriyor. Bunu söylemesi kolay ama tek başına yapması zor olabilir. Bu konuda bir psikolojik danışman olan benden online veya yüz yüze psikolojik destek alabilirsiniz. En kısa zamanda sağlıklı ve özgür günlere kavuşmak dileğiyle.

Kaynaklar:

Adler A. (2011). Yaşamın Anlamı ve Amacı, 1985. 9. Baskı. Çev. Kamuran Şipal, Say Yayınları, İstanbul.
Bollnow OF. (2004). Varoluş Felsefesi: Kierkegaard, Hiedegger, Jaspers. Çev. Beyaztaş M, Efkar Yayınları.
Frankl V. (1994). Duyulmayan Anlam Çığlığı - Psikoterapi Ve Hümanizm.1978. Çev. Selçuk Budak, Öteki Yayınevi, Ankara.
Sezer S. (2012). Yaşamın Anlamı Konusuna Kuramsal ve Psikometrik Çalışmalar Açısından Bir Bakış. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 45(19): 209-227.
Şahin S. (2018). Yaşam Deneyimlerinin Yetişkinlerdeki Benlik Saygısı, Psikolojik Sağlamlık ve Hayata Verilen Anlam ile İlişkisi. Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi.
Yalom I. (1999). Varoluşçu Psikoterapi (1. Basım). Yalom Family Trust. 1980. Çev. Zeliha İyidoğan Babayiğit, Yayınevi, İstanbul.
http://kocunkesifgunlugu.blogspot.com/
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Korona Günlerinde Varoluşsal Düşünceler : Kaygı ve Belirsizliğe Karşı Anlam Arayışı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Aysel KESKİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Aysel KESKİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Aysel KESKİN Fotoğraf
Psk.Dnş.Aysel KESKİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
Yetişkin & Çift Danışmanı & Eft Master & Profesyonel Koç
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi9 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Aysel KESKİN'in Yazıları
► Anlam Arayışı ve Acılar Psk.Emine ÖZDEMİR
► YENİKorona Günlerinde İlişkilerimiz Psk.Dnş.Onur AKKOCA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,616 uzman makalesi arasında 'Korona Günlerinde Varoluşsal Düşünceler : Kaygı ve Belirsizliğe Karşı Anlam Arayışı' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Savaş Psikolojisi Mart 2020
► Özsaygı Nedir ve Nasıl Geliştirilir? ÇOK OKUNUYOR Aralık 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:58
Top