2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Takıntıları Takmamak (Okb ve Terapisi)
MAKALE #21691 © Yazan Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Ağustos 2020 | 775 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Obsesyon (takıntı-saplantı): İnsanın zihnine irade dışı gelen, kişinin bunların saçma olduğunu bildiği halde iradesiyle uzaklaştıramadığı, inatçı bir şekilde tekrarlayan, kişinin zihnine sakız gibi yapışan, tekrar tekrar zihninize gelen düşünceler, hayaller, istekler veya sık sık ortaya çıkan rahatsız edici kaygılardır. (Tabiri caizse zihinsel geviş getirmedir.) Aklınıza gelmemesi için uğraşmanıza rağmen aklınıza kendiliğinden gelirler veya belli durumlar ve ortamlarda kendiliğinden ortaya çıkarlar ve sıklıkla sıkıntıya neden olurlar.

Obsesyonların (takıntıların) 5 temel özelliği vardır. Bunlar: 1. Zorlayıcıdırlar. Aniden ve isteğinizin, iradenizin dışında gelirler. 2. İstenmezler. İstenmeyen düşüncelerdir ve rahatsızlık verirler. Davetsiz ve istenmeyen misafir gibi gelirler. 3. Kontrolleri güçtür. 4. Dirençlidirler. Takıntılı düşünce geldiği zaman düşmeyen dirençli tansiyon hastalığı gibi inatçılık gösterir, o rahatsızlık veren düşünce sakız gibi yapışır. O düşünceyi atmaya çalışırsın eline yapışır adeta, atamazsın. 5. Ego distoniktirler yani benliğe yabancıdırlar. O gelen düşünce kimliğinize, kişiliğinize, yaşantınıza terstir, aykırıdır.

Obsesif insanlar kendilerine gelen düşüncelerin, kaygılarının aşırı, hatta mantıksız olduklarını da bilirler ama buna rağmen obsesyonlardan (takıntılardan) kendilerini alıkoyamazlar.

Obsesif insanlar takıntılarından kendilerini kurtarmak için yaptıkları, kendilerini yapmak zorunda hissettikleri bir takım ritüelleri (davranışları) vardır. Biz bunlara zorlantı, kompülsiyon diyoruz. Bu kompülsiyonları (ritüelleri) yapmaktaki amaç takıntının etkisini azaltmak, yok etmektir. Nötrleştirme eylemidir de diyebiliriz.

Nötrleştirme Örnekleri; El yıkama, sayı sayma, bir hareketi belli sayıda tekrarlama, kontrol etme davranışları (kapıyı kilitledim mi, ocağı kapattım mı? gibi) tekrar tekrar soru(lar) sormak.

İnsanlar bir tehdit hissettiklerinde sıkıntıları, endişeleri artar. Bu durumdan kurtulmak için bazı eylemler, ritüeller, davranışlar yaparak bu tehditle baş etmeye çalışırlar bu ritüeller kompülsiyondur.

İlk başlarda bu ritüeller işe yarar ama sonrasında kabak tadı vermeye başlar. Burada asıl sorun bence şudur ki; kompülsiyonlar ve obsesyonlar gerçek tehditi görmenizin önüne geçmesidir.

Bir davranışın kompülsiyon (nötrleştirme) olup olmadığını nasıl anlarız?

1. Verilen tepki kasıtlıdır, tekrarlar ve aşırıdır. Zaman geçtikçe davranışlar isteyerek ve kasıtlı yapılır. Takıntılardan farkı da budur zaten. Takıntılar isteyerek oluşmaz. Sıklığı da aşırıdır. Emin olmak için çok kez sorar ve yaparsınız.
2. Ritüeli (davranışı) yapmak için içinizde şiddetli istek duyarsınız, içinizde şiddetli baskı hissedersiniz.
3. Kontrolü kaybettiğinizi hissedersiniz.
4. Ritüeller (davranışlar) olumsuz his, düşünce ile mücadele etmek için, o duygu ve düşüncelerin bizden uzaklaşması için gerçekleştirilir.

Obsesif insanlar takıntılarından kurtulmak için genellikle şunları
yapmaktadırlar:

1. Kaçınma davranışları sergilerler.
2. Kendilerine bu düşüncelerin, hislerin önemli olmadığına ikna etmeye çalışırlar.
3. Dikkatlerini başka şeylere çevirirler. (film izlemek, kitap okumak, temizlik yapmak v.s)
4. Düşünceyi durdurmaya çalışırlar.
5. Düşünceyi değiştirmeye, yeniden çerçevelemeye çalışırlar.
6. Kendilerini suçlarlar. Sen şunları şunları yaptın Allah’ta sana bu musibeti verdi gibi.

OKB’nin Nedenleri:

Ailesel faktörler; daha çok katı bir disiplinle yetiştirilmiş kişilerde görülür.

‘Takıntı Zorlantı Bozukluğu’ olarak da geçen bu rahatsızlık aslında iç dünyamızda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunun işaretidir. Çatışmalarımızla yakından ilintilidir. (Yoğun boşluk, yetersizlik hislerini yaşamamak için semptom oluştururlar bu semptomlar genellikle okb şeklinde semptoma dönüşür.)

İlk çocukluk yıllarında anne – babaya karşı düşmanca hisler hissettiğinde, bu düşünceleri düşündüğünde zihin yapısı şuna inanır; eğer bunları düşünüyorsan bunu yapmışsın demektir, yaptıysan suçlusun, suçluysan da cezalandırılacaksın şeklinde üçlü mantık oluşur. Çocuktaki negatif düşüncelerin baba tarafından fark edileceği, bunun üzerine babanın gelip çocuğu cezalandırılacağına dair korku ve endişe çıkar. Okb de böyle bir mantığın devamı vardır. Mesela kişi elinin kirlendiğini düşünür, o kirlilik olmasa bile elini kirlenmiş olarak hisseder. Ve yıkanmadığı, arınmadığı müddetçe de sanki kirlilik devam edecekmiş gibi hisseder. Ya da çocuğunun başına bir şey geleceğini düşünür. Dua okumazsa çocuğu ölecektir. Çocuğunun başına bir şey gelmesin diye onu yapar. Gerçeklikle hiçbir alakası olmayan his onu kontrol etmeye başlar.

Kişinin iş yaşamında, ya da özel yaşamında zorlandığı dönemlerde alevlenmeler görülür. İlk kez evden ayrılma, boşanma, ilişki sorunları, gebelik, çocuk doğurma, gebeliğin sonlanması, kişinin yaşamındaki sorumlulukların artması, sağlık sorunları gibi önemli yaşam olayları OKB nin başlamasında ya da artmasında önemli rol oynar.

OKB ‘nin Tedavisi:

Önce şunu bilmekte fayda var. Okb bir günde başlamadı bir günde bıçak keser gibi bitmeyecektir. Verilen ödevler mutlaka yapılmalıdır. Terapistin verdiği ödevleri, uygulamaları yapmamak kilo sorunu için diyetisyene gidip verilen programa uymamak gibidir.

Obsesyonların dilini anlamak, anlamaya çalışmak çok önemlidir. Obsesyonlar ne anlatmaya çalışıyor Bu obsesyonlar ne anlama geliyor? Neyin yolunda gitmediğini söylüyor? Bunu terapistinizle beraber bulmaya, anlamaya çalışılmalısınız. Danışanlar, Okb’nin niçin oluştuğunu ve devam ettiklerini anladıklarında, okb nin mantığını çözdüklerinde genelde rahatlıyorlar ve okb leri ya bitiyor ya da azalıyor.

Obsesyonların gelmesi sizinle alakalı değil ama nasıl tepki verdiğiniz sizinle alakalı. İyileşmenizin gücü Obsesyonlara nasıl tepki verdiğinizde gizli olduğunu unutmayın. Bir takıntıyı önemli düşünce olmaktan çıkarıp önemsiz düşünce kategorisine koymalısınız. İnsan beyni sürekli filtreleme yapar. Beynimizin Önceliği hayatta kalmayla ilgili öncelik sıralaması yapar. Önceliklerimizin yerini değiştirmeliyiz. Yani; Öncelik, önem sırasını değiştirmelisiniz. Bunun için; 1. Takıntılı düşüncenin hatalı yorumunu dengeli , doğru değerlendirmeyle yer değiştirmelisiniz. 2. Kompülsiyonları, nötrleştirmeleri ortadan kaldırmalısınız. 3. Ne kadar kötü, iğrenç, pis olursa olsun takıntıları kendi haline bırakabilmeyi öğrenmelisiniz.

Zihin kontrolü paradoksu diye bir kavram var ne demek bu. İnsanlar bir düşünceyi ne kadar kontrol etmeye çalışırlarsa kontrol etmekte o kadar fazla zorlanırlar. Obsesyonları (takıntıları) bastırmayı bırakmalısınız. Bastırma eylemi, istenmeyen düşünce ile daha fazla meşgul olmaya neden olur. Bir düşünceyi bastırmaya çalıştığınız zaman o düşünceyle ilgili herhangi bir şeye aşırı duyarlı hale gelmeye başlarsınız. Kompülsiyonları uyguladığınızda da bilinçdışı size o takıntıyı hatırlatır. Çünkü onunla bağlantı kurmuştur.

Obsesyonlara (takıntılara) yüklediğiniz anlamı yeniden çerçeveleyin. Yeniden yapılandırın. Yüklediğiniz anlamı gerçeklik olmaktan çıkartıp olasılığa dönüştürün.

Obsesyonlarınıza hayret edin. Ne kadar korkunç bir düşünce Allah’a şükür o davranışı yapanlardan değilim. Zihnim güzel düşünceler yanında nahoş düşünceler de üretebiliyor ilginç.

Takıntılı kişilerle, takıntılı olmayan kişiler arasında en önemli fark; takıntılı kişilerin, istenmeyen zorlayıcı düşüncelerin içine fazla girmeleridir. Takıntıyı önemsemeleridir. Obsesyonlara ne kadar değer verirseniz o kadar artar. Hiç önem vermezseniz biterler. Takıntıları büyük olarak görürseniz büyürler, küçük olarak görürseniz küçülürler. Onlardan korkarsanız çoğalırlar ve sizi hasta ederler. Obsesif insanlar, korkunç sonla karşılaşmamak için takıntılarını kontrol etmeleri gerektiğine inanmalarıdır. Halbuki şöyle düşünseler yapabilecekleri ama gerçekte yapmayacakları bir davranışı düşünün. Metroda ya da metrobüste avazınızın çıktığı bağırmak ya da şarkı söylemek bunları gerçekleştirme olasılığınız ne kadarsa o kötü ve iğrenç takıntıları gerçekleştirme olasılığınız da aynıdır.

Bir düşünceyi kontrol etmenin alternatifi onu önemsememektir. Ya da takıntıyı serbest bırakmaktır. Takıntıyı kendi haline bırakmak başlangıçta zordur. Genellikle insanlar onu kontrol etmeye, bastırmaya ya da uzaklaştırmaya çalışırlar. Takıntıların kendiliğinden gelmesine ve gitmesine izin verin.

Düşünce ile eylemi birbirinden ayırmak gerekir. Obsesif insanlarda düşünce eylem kaynaşması füzyonu vardır. Bir şeyi düşündüysem gerçekleştirmişim gibi. Danışanların bunu fark etmeleri terapide önemli bir adımdır. Bir şeyi düşünmek onu yapmak demek değildir. Bir parça baklava yemeyi düşünmek sonra ben diyetteyim diyerek vazgeçmek ya da sinemaya gitmeyi düşünüp sonra yorgunum başka zaman giderim diyerek vazgeçmek gibi. Düşünmek ve eyleme dökmenin farklı şeyler olduğunu anlamlandırmaları terapide önemlidir.

Obsesyonlarınızla mücadele etmek, obsesyonlarınızı sonlandırmak istiyorsanız duygu regülasyonunuzun iyi olması gerekir. Bunun için Stresi azaltmanız gerekiyor. Stresliyken, duygu regülasyonunuz iyi değilken obsesyonlarla baş etmeniz zor olacaktır. Eğer duygu regülasyonunuz iyi değilse duygu regülasyonu üzerine terapötik destek alınız.

Obsesyonlardan kurtulmak için kullanılan geçici çözümler (kompülsiyonlar) kısa vadede kazanç sağlar fakat uzun vadede sıkıntı oluştururlar. Geçici çözümler olmadan obsesyonlarla (takıntılarla) yüzleşmek kısa vadede sıkıntı verse de uzun vadede kazanç sağladığını unutmamak gerekir.

Son olarak; Obsesyonlar (takıntılar) günlük hayattaki endişelerden, yaşanılan travmalardan kaynaklandığını biliyoruz. Bunların en iyi tedavilerinden birisinin de EMDR olduğunu söyleyebilirim. Obsesyonlarınızla baş etmekte zorlanıyorsanız, obsesyonlarınız günlük hayat kalitenizi bozuyorsa ve iş, aile, eğitim, ev ilişkilerinizde sorunlara dönüşüyorsa terapiye gitme zamanı gelmiş demektir. EMDR terapi tekniğine ve terapistinize güvenin.

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
EMDR Terapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Takıntıları Takmamak (Okb ve Terapisi)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     23 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Emdr Terapisi - Travma Terapisi Psk.Tülin AKYÜREK ÇİZER
► Aile Terapisi ( Evlilik Terapisi) Psk.Yeşim CANLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'Takıntıları Takmamak (Okb ve Terapisi)' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Travma ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu ÇOK OKUNUYOR Haziran 2020
► Çocuklar Aşık Olur mu? ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2020
► Çocuklar Neden Yalan Söyler? ÇOK OKUNUYOR Nisan 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:13
Top