TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



VİTAMİNLER

Funda GÖÇER TUZGÖL Fotoğraf
Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL
Ankara
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi292 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 10 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi Var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 1545,

* Yayın Tarihi : 07-01-2009 - 01:18 (1235 gün önce),

* Ortalama Günde 1.25 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 11834 , Kelime Sayısı : 1395 , Boyut : 11.56 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL hakkında söyledikleri:
Funda Hanım ile tanışmamız bundan 4 ay önceye dayanır. O günü hiç unutmuyorum çünkü hayatım o günden sonra değişmeye başladı. Bir diyetisyen insanın hayatını ağırlığı dışında nasıl değiştirir diye düşünüyorsanız emin olun yanılıyorsunuz.
Öncelikle önyargılarımdan kurtulmamı sağladı. Etrafımdaki herkesçe inatçılığımla tanınmama rağmen hayatımda inatlaşamadığım tek insan oldu. Onunla olan randevularımız sanki çok eski bir dostla yapılan sohbet gibi rahatlatıcıydı. Bu sürecin bonusu ise 9 kilo verip sağlığıma kavuşmam oldu. Üstelik diyet yaptığımı bile anlamadan. Beslenme alışkanlığınızı ... [DEVAMI..]

(Gizem T., Danışan, 06-09-2011)

Eğer sizde basküle çıkıp sayıların artmayıp azaldığını görüyorsanız,kabinde satış elemanına bir beden küçüğü var mı diye sorabiliyorsanız, az yemek yiyip doyduğunuzu hissediyorsanız ve tabii ki mutluysanız ve çevrenizdekiler 'Aaa! Çok güzel oldun?Nasıl başardın? diye soruyorsa mutlaka sizde Funda Hanımla tanışmışsınızdır:) Yaklaşık üç aydır Funda Hanımın danışanıyım ve imkansızın,her pazartesi başlanan ama 2.gün biten diyetlerin;uzun süreli ve mutlu bir şekilde devam edeceğini yaşadım Funda Hanımla...Yaklaşık olarak 12 kilo verdim ve gerçekten zorlanmadan,keyifle...İlk tanıştığımız gün bildiğ... [DEVAMI..]
(meryem uxx, Danışan, 11-05-2010)

Diyetisyen Funda Tuzgöl ve Dr. Kamil Tuzgöl ile hayatın çeşitli ve kritik zaman dilimlerinde bir araya geldik. İlk olarak, biricik kızım dünyaya gelmeden önce, eşim diyet için Tkare diyet merkezine başvurdu. Diyet planı çerçevesinde, planlanan zamanlarda, eşim 8 kilo vermişti ki, bu arada kızıma hamile kaldığını öğrendik.

Bir süre diyete ara verdik, ancak kendileriyle iletişimi koparmadık. Dr. Tuzgöl’ün önerisi üzerine hamilelikte diyet programı çerçevesinde, doğru ve kaliteli beslenme yolu ile, eşim sağlıklı bir hamilelik geçirdi.

Kızım dünyaya geldikten sonra, kendileriyle kızımın bes... [DEVAMI..]

(Şenol Dost, Danışan, 14-04-2009)

Ben ömrüm boyunca çok kez kilo alıp verdim. Özellikle spor yapmamı engelleyen bir hastalığa yakalanmam ardından da Hipotiroid hastalığına yakalanmam kilo vermemi zorlaştırdığı gibi daha da artmasına neden oldu. Çabuk kilo vermek için bir çok diyetisyenden yardım aldım tüm diyet metodlarını bildiğimi sanıyordum ama bir türlü sonuca ulaşamıyordum. 102.7 kiloya ulaşmıştım ve artık kilolar hayatımı yönlendiriyordu.
Funda Tuzgöl ile ilk randevuma 31 Mayıs 2006'da gittim. Karşımda saygın, saygılı, güler yüzlü ama ciddi, içten ama mesafeli, kendinden emin, mesleğini seven bir hanımefendi duruyordu.... [DEVAMI..]

(Işıl KOLAĞASIOĞLU, Danışan, 14-12-2007)

Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
VİTAMİNLER

VİTAMİNLER

Vitaminler, vücuttaki metabolik reaksiyonlar için gerekli olan ve vücutta yeterince ya da hiç sentez edilmedikleri için besin maddeleri ile alınan organik bileşiklerdir.Vita Latince bir kelimedir ve hayat anlamına gelmektedir.Bu kelimenin ardından eklenen -amin eki ise o dönemde tüm vitaminlerin amin bileşikleri zannedilmesinden dolayı kullanılmıştır.
Vitaminler doğrudan enerji sağlayan bileşikler değildir. Yani vücuda kalori sağlamazlar fakat pek çok metabolik olayda rol aldıkları için önemli bileşiklerdir.

Vitaminleri yağda ve suda eriyen vitaminler olarak iki gruba ayırabiliriz. Yağda eriyen vitaminler yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde bulunur.

Yağda eriyen vitaminler,karaciğerden salınan safra varlığında bağırsaktan emilerek kan dolaşımına geçer ve proteinlere bağlanarak karaciğerde birikir. Suda çözünen vitaminlerin vücud için gerekli olan miktarından fazlası vücut sıvıları ile vücud dışına atılırken, yağda çözünen vitaminlerin fazlası ise yağ dokusunda depolanır. Depolandıkları için yağda çözünen vitaminlerin fazla alımı vücud için zararlı olabilir.Bu yüzden vitamin D nin ve vitamin A nin tüketiminde dikkatli olmak gerekir. Bazı vitaminler ise büyük ölçüde karaciğerde depolanır. Örneğin karaciğerde depolanan A vitamini hiç vitamin almayan bir kişiye 5-8 ay kadar yetebilir ve karaciğerin D vitamini deposu dışarıdan hiç D vitamini almayan bir kişi için genellikle 2-4 ay kadar yeterlidir.

Yağda eriyen vitaminler; A,D,E ve K vitaminleridir.

Suda Eriyen vitaminlerise;Tiyamin(B1), Riboflavin(B2), Niasin(Nikotinik Asit,B3 vitamini), Biyotin,Pantotenik Asit(B5 Vitamini), Piridoksin(B6 Vitamini), Kobalamin(B12 Vitamini), Folik Asit(Pteroilglutamat), C Vitamini(Askorbik Asit)’dir.

YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER

Vitaminleri yağda ve suda eriyen vitaminler olarak iki gruba ayırabiliriz. Yağda eriyen vitaminler yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde bulunur.

Yağda eriyen vitaminler; A,D,E ve K vitaminleridir. Yağda eriyen vitaminler, karaciğerden salınan safra varlığında bağırsaktan emilerek kan dolaşımına geçer ve proteinlere bağlanarak karaciğerde birikir. Suda çözünen vitaminlerin vücud için gerekli olan miktarından fazlası vücut sıvıları ile vücud dışına atılırken, yağda çözünen vitaminlerin fazlası ise yağ dokusunda depolanır. Depolandıkları için yağda çözünen vitaminlerin fazla alımı vücud için zararlı olabilir. Bu yüzden vitamin D’nin ve vitamin A’nin tüketiminde dikkatli olmak gerekir. Bazı vitaminler ise büyük ölçüde karaciğerde depolanır. Örneğin karaciğerde depolanan A vitamini hiç vitamin almayan bir kişiye 5-8 ay kadar yetebilir ve karaciğerin D vitamini deposu dışarıdan hiç D vitamini almayan bir kişi için genellikle 2-4 ay kadar yeterlidir.


VİTAMİN-A(RETİNOL)

Retinoidler (retinolle ilgili) görme,üreme,büyüme ve epitel dokunun devamlılığının sağlanmasında gerekli maddelerdir. Aslında görme dışındaki fonksiyonları (mukus sekresyonu, differensiye epitelin bütünlüğünü sağlama, immünitenin devamı, büyüme, üreme) çok daha iyi bilinmektedir.

Bütün doğal ve sentetik vitamin A türevlerine retinoidler denir. Biyolojik olarak en aktif olan ve doğal olan hayvansal form all-trans retinoldür. Sebzelerde bulunan provitaminlere de karotenler denir. En fazla bulunan ve en aktif olan karotendir.

Metabolizma: Diyetle alınan retinil esterleri barsakta hidroliz edilir, retinol ve serbest yağ asitleri açığa çıkar. Retinol, barsak mukaoza hücrelerinde yeniden uzun zincirli yağ asitlerileriyle esterleşir ve şilomikronlar içinde dolaşıma verilir. Diyetle alınan -karoten ise, barsak mukozasında 2 molekül retinaldehide ayrılır ve retinole redüklenir, esterleştirilerek lipidlerin dokulara taşınmasında görev alan ve bağırsak mukoza hücrelerinde sentezlenen şilomikron denen moleküller içine konur ve kana verilir.

En sonunda Şilomikron artığı içinde karaciğer tarafından alınıp, retinil esteri şeklinde depolanırlar. Depoların %90 dan fazlası karaciğerde depolanır. Gerek olunca, all-trans retinole çevrilip, karaciğerde sentezlenen retinol-bağlayıcı protein ile kanda taşınır. Aynı oranda transtretin denilen prealbumine de bağlanır. Retinol periferik hücrelere hücre yüzeyindeki spesifik reseptörler tarafından alınır. Hücre içinde okside edilerek retinoik asite çevrilir ve spesifik nuklear reseptörlere bağlanarak etki gösterir.

Fonksiyonları;
a- Gözde bulunan ve gözün renkli görme fonksiyonlarında görev alan Rod ve kon hücrelerinin görme pigmentlerinin yapısında bulunur.
Rodların retinadaki pigmenti olan rodopsin, opsin denilen proteine 11-cis retinal bağlanmasıyla oluşur. Işık etkisiyle, all trans retinal ve opsin açığa çıkar.
Işık bir aksiyon potensiyaline çevrilerek, optik sinir yoluyla beyne iletilir.
Vitamin A eksikliğinde retinada rodopsin azalır, görme eşiği yükselir ve gece körlüğü olur.
b- Retinoik asit; Büyüme, glikoprotein sentezi, mukus sekresyonu, epitelyal hücre gelişmesi ve diferensiasyonunda görev yapar.Eksikliğinde iştahsızlık ve kemik büyümesinde gerilik olur.c- Üreme; Retinol ve retinal normal üreme için gereklidir. Retinoik asit üreme ve görmede etkisizdir.

Retinol diyetle verilirken, retinoik asit Topikal(cilde sürülerek) olarak kullanılır.
Retinoik asitin 13-cis izomeri (izotretinoin) daha etkilidir, akne tedavisinde kullanılır.
Etretinat ise psöriazis denilen bir cilt hastalığında kullanılır. Orta derecede akne, Darier hastalığı ve cilt yaşlanmasında topikal tretinoin (all trans retinoik a.) kullanılabilir. Şiddetli kistik aknede ise oral isotretinoin verilir.Antioksidan olarak kronik hastalıkların önlenmesinde rol oynar.

Vitamin A Eksikliği; Gece körlüğü (retina dejenerasyonu) en erken belirtisidir. Şiddetli eksikliği kseroftalmiye yol açar, konjunktiva ve korneada kuruluk olur, ilerlerse ülser ve körlük gelişebilir. Diyette eksik alıma bağlıdır.

Vitamin A Toksisitesi; Hipervitaminozis A denir. Günde 7.5 mg'dan (25000 IU'den fazla) fazla alındığında akut toksisite olabilir. Kronik toksisite 25-50000 IU aylarca alınırsa olur.
Karoten toksik değildir, sadece cilt sarılığına yol açar. Erken belirtileri ciltte kuruluk ve kaşıntı, hepatomegali, siroz, kafa içi basınç artışıdır. Gebelerde fazla vitamin A kullanılmaz. İsotretinoin de teratojeniktir.

VİTAMİN-D

Ergokalsiferol (Vitamin D2) bitkide, kolekalsiferol (Vitamin D3) hayvansal kaynaklarda bulunur. 7-dehidrokolesterol, kolesterol sentezinde bir ara maddedir, insanda dermis ve epidermiste güneş ışığıyla kolekalsiferole çevrilir.

Vitamin D2 ve D3 biyolojik olarak aktif değildir, ama in vivo(yani vücut içerisinde) olarak hidroksilasyon reaksiyonlarıyla aktif hale çevrilir. Plazmada en fazla bulunan form 25-OH D3 formudur.

Fonksiyonları; 1,25 dihidroksi D3'ün asıl fonksiyonu uygun plazma Ca düzeyi sağlamaktır. Barsaktan Ca emilimini arttırır, böbrekten kaybı azaltır, gerektiğinde kemik resorbsiyonunu uyarır.

Balık, karaciğer ve yumurta sarısında bulunur.

Eksikliği; Besinsel rikets; Vitamin D eksikliğinde kemik demineralizasyonu ile çocukta rikets, erişkinde osteomalasi ortaya çıkar. Kollajen matriks oluşumu olur ama mineralizasyon tam olmaz. Özellikle bebekler ve yaşlılarda olur.

Renal rikets; (renal osteodistrofi) Kronik böbrek yetmezliğine bağlıdır, böbrekte vitaminin aktif formu oluşamaz. Replasman tedavisi gerekir.

Hipoparatiroidi; Hipokalsemi ve hiperfosfatemiye neden olur. Tedavideparatiroid hormon ve D vitamini verilir.Familyal X-bağlı hipofosfatemik rikets, vitamin D bağımlı rikets (1-a-hidroksilaz defekti) hastalıkları Vitamin D tedavisine cevap veren genetik hastalıklardır

Toksisite; En toksik vitamin vitamin D’dir. Vitamin D depolanır ve çok yavaş metabolize edilir. İştahsızlık, bulantı, susama, stupor ve hiperkalsemiden ötürü dokularda kalsiyum birikmesi olur.

VİTAMİN-E

Doğadaki en yaygın E vitamini tekoferol’dür.Sekiz doğal tekoferol vardır. tokoferol en aktifleridir.

Sentetik şekil Tekoferol Asetattır. Başlıca fonksiyonu antioksidan olmasıdır.
Kanda VLDL içinde taşınır.

Eksikliği;Vitamin E nin eksikliği sadece prematürelerde görülür, hemolitik anemi olur. Erişkinde genellikle fazla poliansatüre yağ alımı, bozuk lipid emilimi ve transportuna bağlıdır, nörolojik bozukluk olur.

Toksisite; Yağda eriyenler arasında en az toksik olandır. Warfarin kullanımı sırasında fazla E vit. koagülabiliteyi bozar.

E vitamini ve selenyum birbirlerinin etkilerini güçlendirir.
Vitamin E Serbest radikal zincir tepkimelerini inhibe ederek selenyuma olan gereksinimi azaltır ve antioksidan etkinlik gösterir.

Vitamin E esansiyel yağ asitleri ve poliansature(çoklu doymamış)yağ asitlerini oksidan stresler sonucu oluşan oksidasyona karşı korur.

E vitamini deriyi güneş ışınlarının etkisinden korur. Glutatyon sentetaz veya Glukoz 6 Fosfat Dehidrojenaz enzim defektinde hemolizi önlemede de olumlu katkılarının olduğu bilinmektedir.

Günlük yiyecekle Vitamin-E alımı (500-1000 IÜ/gün) koroner kalp hastalığı riski gelişmesiyle ters orantılıdır.

Aynı zamanda Vitamin-E alımı kalp krizi insidansı(sıklığı) ile ters orantılıdır.

Cambridge Heart Antioksidan Çalışma Grubu, günlük 400 IÜ Vitamin-E alımının semptomatik aterosklerozu olan hastalarda kalp krizi riskini azalttığını (Anjiografik olarak) göstermiştir.

En zengin kaynakları; Yeşil yapraklı bitkiler, yağlı tohumlar ve bunlardan elde edilen yağlar, sert kabuklu meyveler (fındık, ceviz v.b.) , tahıl taneleri ve kuru baklagillerdir.

Vitamin- E’nin günlük gereksinimini karşılamak için 5 adet fındık, 1porsiyon yeşil yapraklı sebze, 1porsiyon kuru baklagil 5 g bitkisel sıvı yağ almak yeterlidir.

VİTAMİN-K

K vitamini 1920'lerin sonlarında Henrik Dam tarafından bulunmuştur.Başlıca fonksiyonu kan pıhtılaşma faktörlerinin post-transkripsiyonel modifikasyonudur, bu proteinlerde bulunan glutamik asitin karboksilasyonunda koenzimdir. Bitkilerde filokinon (K1), barsak bakteryel florasında menakinon (K2) bulunur. Tedavide kullanılan sentetik menadiondur.
Fonksiyonları;

1-Protrombin, faktör VII, IX ve X'un karaciğerde sentezi için gerekir. Bunlar inaktif prekürsor halinde sentezlenir. Vitamin K bağımlı glutamik asit. karboksilasyonuna uğramaları gerekir. Bu reaksiyon için O2, CO2 ve vitamin K'nın hidrokinon formu gereklidir. Bu karboksiglutamat oluşumu dikumarol (antikoagülan) ve warfarin (sentetik Vitamin K analoğu) ile inhibe edilir çünkü bu maddeler reaksiyon sonunda kinon formuna dönüşen K vitamini’nin yeniden hidrokinon formuna dönüşmesini önlerler.
2- Protrombinin karboksiglutamat kısımları Kalsiyum ile kompleks yapar ve trombosit yüzeyinde pıhtılaşma için gerekli olan fosfolipidlere bağlanır.

Vitamin K barsak bakterilerince sentezlenir.

Eksikliği; Gerçek eksiklik olmaz, çünkü hem diyetle hem de bakterilerin etkisiyle elde edilir. Çok kötü beslenen ve antibiotik kullananlarda bakteriyel floranın ve vitamin sentezinin azalması ile hipotrombinemi oluşur. Tedavide vitamin K verilir. Ayrıca bazı antibiyotiklerin (2.kuşak sefalosporinlerin) kullanımı da hipotrombinemiye neden olur, birlikte Vit.K da verilmelidir.Yeni doğanda, barsak sterilitesi nedeniyle eksiklik olur. Tek doz kas yolundan (I.M.) yapılır.
Vitamin K Kaynakları:Yeşillikler, ıspanak ve brokoli gibi yapraklı sebzeler,yeşil biber,kabak, süt ürünleri, yumurta, ayrıca tahıllar,lahana.
Vitamin K Toksisitesi(Zehirlenmesi); Uzun süre yüksek doz kullanımıyla beraber bebeklerde hemolitik anemi(kan hücrelerinin yıkımı ile oluşan kansızlık) ve sarılık olur.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"VİTAMİNLER" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Zeytinyağı Tüketimi Niçin Gereklidir Ve Tüketirken Nelere Dikkat Edilmelidir? , Dyt.Selma Önelge GÜR
  • Yaş Gruplarına Göre Çocuk Beslenmesi , Dyt.Merve TIĞLI
  • Harika Besin:Kinoa , Dyt.Merve TIĞLI
  • Yaza Girerken Beslenmede Dikkat Edilecek Konular , Dyt.Zühal AYNACI BAYEL
  • Yaşlılıkta Beslenme Önerileri , Dyt.Aylin ÇERÇİ
  • Yeme Bozukluklarında Beslenme , Dyt.Gülden ÖZÇİNİ
  • Süt, Kalsiyum Ve Osteporoz İlişkisi , Dyt.Deniz BERKSOY
  • Beslenmede Kahve : Yararları Ve Zararları , Dyt.Işın SAYIN
  • Rengarek Seçenekler: Meyve Suları Ve Sağlık , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Bahar Geldi: Uyuşuk Ve Formunu Kaybetmiş Bedenleri Beslenme İle Canlandıralım , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Osterporoz Riskini Azaltmak İçin Kalsiyum Ve Süt , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Kalp Sağlığı, Kolesterol Ve Beslenme , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Hamilelik Döneminde Önemli Besin Öğeleri , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Bahar Yorgunluğunu Önlemek İçin Nasıl Beslenmeliyiz? , Dyt.Sernaz ÇAKIR ERCİL
  • Sıvı Ve Kafein Tüketiminin Sporcular İçin Önemi , Dyt.Deniz BERKSOY
  • Bir Tatlı Bela: Şeker Ve Şekerli Yiyecekler , Dyt.Selma Önelge GÜR
  • Emziklilik Döneminde Beslenme , Dyt.Damla GÜMÜŞ
  • Yüksek Kolesterol Durumunda Nasıl Beslenmeliyiz , Dyt.İlay POLAT
  • Gebe Ve Emziren Annelere Öneriler , Dyt.İlay POLAT
  • Gebelikte Beslenme Ve 20 Altın Öneri , Dyt.İlay POLAT
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    16:22
    Top