2007'den Bugüne 87,901 Tavsiye, 27,236 Uzman ve 19,423 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ev Ortamında Korkuyu Nasıl Ortadan Kaldırırız
MAKALE #22285 © Yazan Psk.Tuğçe ŞAHİN | Yayın Nisan 2021 | 506 Okuyucu
Birtakım sebeplerle korkuları oluşmuş 2-7 yaş aralığındaki çocuklarla korkuyu yenmenin en etkili ve kısa yolu ‘’hikayeleştirme’’dir. Bizim oyun terapisi ve EMDR ile bir arada kullandığımız ‘’iyileştirici hikâye’’lerden bahsetmiyorum. Kastettiğim hikaye türüne en uygun isim sanırım; ‘aile sırlarını içeren saçma sapan hikayeler’ olacaktır. 😊

Diyelim ki 3 ya da 4 yaşında bir çocuğunuz var. Ve bir gün bir yerde tesadüfen bir cadı resmi gördü ya da bir şekilde cadı terimine maruz kaldı ve kendince bir anlam yükleyerek ya da görselini gözünde canlandırarak korkmaya başladı. Burada çocuğunuza;
- Cadı diye bir şey yoktur, o sadece masallarda ya da hikayelerde olur YA DA
- Cadılar çok eskiden varmış, artık yoklar. Zaten biz o zamanlar yaşamıyorduk YA DA
- Cadı aslında öyle kötü bir şey değildir yaaaa, çok sevimli cadılarda vardır YA DA
- Cadılar sen ben gibi insanlarmış, ilaç yapıp insanları iyileştirdikleri için biri onlara cadı demiş…
Gibi şeyler söylemeniz onda, somut bir etki yaratmayacağından etkisiz olacaktır. Sonuçta çocuk gözüyle olaya baktığınızda kendince o; bir gün bir cadı ile karşılaşabilir, cadı evine ya da odasına gelebilir ve hiçbir şey yapamayabilir.

Gelelim ‘aile sırlarını içeren saçma sapan hikayeler’ türüne. Burada her zaman baş kahraman çocuk, hikayeyi uyduran ise anne, baba ya da terapisttir. (Aslında bazen yaratıcı dayılardan ya da kuzenlerden bile destek alınabilir 😉) Diyelim ki çocuğunuz, bir anda ağlayıp sizi bile yerinizden sıçratacak kadar yüksek ses çıkaran, muhteşem boyama yapam ve aynı zamanda da çok güzel takla atan birçocuk. İşte size bir hikaye kahramanı… (hikayenin kahramanının adı bu hikayede mutlaka çocuğunuzun adı olsun)
 Uzak diyarların birinde bir cadı yaşarmış. Bir gün ailesi ile gezintiye çıkan Ali, biraz uzakta çok şeker bir ev görmüş. Anne ve babasına biraz gezeceğini söyleyerek şeker mi şeker eve doğru gitmiş. Bir de ne görsün, ev gerçekten şekerdenmiş. İçeriden çıkan çirkin görünümlü biri ona; gel evde daha çok şeker var demiş. Bunun üzerine; ‘ben bu çirkin kişi ile nasılsa mücadele edebilirim, girip içerideki şekerleri yiyim o zaman demiş ve içeri girmiş. O sırada çirkin kişi Ali’ye bakmış ve o da bu bakışlardan hiç hoşlanmamış. Hemen güçlerini kullanıp onu alt etmeye karar vermiş. Hemen avazı çıktığı kadar bağırma sesi çıkararak ağlama numarası yapmış. Çirkin kişi, bir anda çocuktan çıkan bu ani sesten öyle korkmuş ki, önce havaya fırlayıp kafasını tavana çarpmış sonra da kafasında dönen yıldızlarla birlikte sersemlemiş şekilde yere düşmüş. Ali hiç durur mu, çirkin kişi daha Ali’nin tüm güçlerini görmemiş. Sonra bir anda sersem çirkin kişinin yüzüne muhteşem güzel bir resim yapmış. Çirkin kişinin sersemliği geçip de ayağa kalkınca ayna da çirkin yüzünü değil de muhteşem güzellikteki resimli yüzünü görünce kendini tanıyamamış ve korku ile kaçmaya başlamış. Ama daha duuuur bakalım, Ali’nin son bir muhteşem gücü daha var. Ali kaçmaya başlayan çirkin kişinin üzerine doğru taklalar atmaya başlamış ve onu yuvarlayarak anne ve babasının yanına götürmüş. Anne ve babası hemen polisi arayıp çirkin kişiyi yakalatmış. Herkes Ali’yi alkışlamış, tebrik etmiş ve polisler şekerden evi yesin diye Ali’ye vermiş. Anne ve babası; haftada 1 gün 5 ısırık yemesi şartıyla evi kabul etmişler ve her hafta oraya gidip hep birlikte 5 ısırık yemişler.

Bu hikayede ister Ali; Mehmet, Ayşe, Hasan, Hatice olur,
İster cadı; dinozor, zombi, canavar, iskelet olur.
İster; anne baba çocuk pikniğe gittiğinde çocuk izinsiz uzaklaştığı için korkar ama tüm güçlerini kullanarak karşıdaki korkutucu varlığı yener, ister anne ve babası esir düşer çocuk onları bile kurtarır.

İster çocuğun kendine has ‘aile sırrı’ özelliği; ağlamak, güzel resim yapmak, takla atmak olur, ister; pırtladığında çok kötü kokması, ısırmak, tepmek olur.

Sonuçta çocuk; hikayenin baş kahramanı olarak, karşıdaki korkunç canlıyı (çünkü siz ne derseniz deyin o onun canlı olduğuna inanıyor) kendi yaşına ve gelişim özelliklerine uygun olan ve hatta belki de ısırmak gibi gelişim özelliklerine uygun olmayan ama halihazırda devam eden bir takım kendine has özellikleri ile yener. Çünkü çocuk için o kendine has özellikler; biz sevsek de sevmesek de güçlü yönleridir. Özellikle; insanların rahatsız olduğunu daha önce defalarca deneyimlediği özellikleri, karşı tarafı rahatsız etme garantili özellikler olduğundan onu daha da güçlü yapar böyle hikayelerde (pırt yapmak, ısırmak, aniden ağlamak, tepinmek gibi)

Bu hikaye tekniğinde en çok dikkat edilmesi gereken şey ise; aile dinamiğidir.
- En az 2 yaşından beri her gece hikaye okunarak uyutulan,
- Hikayeler; yaşına uygun hatta bazen 1 yaş daha büyük çocuklar için yazılmış hikayeler olacak şekilde özenle seçilmiş olan
- Karşılıklı iletişimin önemli olduğu, sorulan soruların cevapsız kalmadığı bir aile yapısına sahip olan
- Çocuğun duyduğu ve gördüğü şeyleri; aman korkmasın diye yalanlarla örtmek yerine dürüstçe ama yaşına uygun açıklamalar yapılan bir ailede büyümekte olan
- Belli bir süre oyun ve emdr terapisi almış olan (şart değil)
- En az 6 ay – 1 yıldır okula giden
Çocuklarda bu hikayeler daha etkili ve uygun olacaktır. 4 yaşında hala Tavşancan ile Faresu okunan bir çocuğun hayal gücü yaşına uygun düzeyde gelişmeyeceğinden bu hikayeler onda; tam tersi şekilde, korkusunu artırıcı etki yaratabilir.

Bu durumda; tüm ailelerin bir gün korku ile mücadele etmek zorunda kalacağını da göz önünde bulundurarak çocukları ile; ister profesyonel destek alarak, ister kendi çabaları ile bol iletişimli ilişkiler kurmasının ne kadar önemli olduğuna da bir kez daha vurgu yapmış olayım. Korkular geçici ama ebeveyn ile çocuk ilişkisi kalıcı olacak. Bu sebeple doğru dönemde doğru gelişim aşamaları takip edilerek doğru oyunlar oynanmış, doğru şekilde iletişim kurulmuş ve doğru şekilde ilgilenilmiş çocuklarında doğal süreçte maruz kalabileceği korkuları çözmek ve ortadan kaldırmak, bizler için de aileler için de çok daha kolay olacaktır. Çocuğa ayrılan her ‘kaliteli zaman’ hem yakın hem de uzak geleceğe yatırımdır.


Sizin çocuğunuzda saçma ya da yetersiz gördüğünüz her şey, aslında onun en güçlü yönü olabilir demiştim ‘’ev ortamında korkuyu nasıl ortadan kaldırırız’’ başlıklı bir önceki yazımda. Biraz daha detaylandırmak, akla takılabilecek soruları da cevaplamak istedim. Diyelim ki sizin sıkıntı olarak kabul ettiğiniz belli başlı davranışları var çocuğunuzun;
Size kızdığında, kulağınızı sağır etmek istercesine avazı çıktığı kadar bağırması gibi,
Kakasını ve çişini hala bezine yapması gibi,
Isırması gibi,
Hala ulu orta pırtlayıp ortalığı fena kokutması gibi,
Tekme atması gibi,
Kızdığında ya da sinirlendiğinde gidip saklanması gibi,
Tükürmesi gibi…
Ve sizde, ilk yazımda olduğu gibi, bu olumsuz davranışları hikaye içinde korktuğu şeylere karşı koymak için çocuğun güçlü özellikleri şeklinde kullandınız. Peki bu problemli davranışları çocuğun güçlü yönü gibi görüp översek, aslında davranışı onaylamış olmuyor muyuz? Sorusu aklınıza gelmiş olabilir. Hayır olmuyoruz. Biz bu problemli davranışları günlük yaşamda güçlü göstermiyoruz hatta tam tersi gerçek olmayan şeylere karşı yaşanan korkular karşısında güçlü gösteriyoruz. Ve bu ‘gerçek olmayan’ şeylerin gerçek olmadığını zaten sözel olarak çocuklarımıza söylüyor ve elimizden geldiğince somutlaştırarak da gösteriyoruz.
Yani hayali bir dünyada gerçek ‘güçlerini’ kullandırtıyoruz onlara. Çünkü başta da söylediğim gibi sizin eksik ya da yetersiz ya da yanlış, zayıf vs. gördüğünüz özelliklerin hepsi, hayali dünyalarında onlara güç olabilir. Bakar; ‘ben bunu yapabilir miyim’ der, sonra da ‘ee zaten yapıyorum’ der. Bu da bir somutlaştırmadır aslında. Ve hayali hayatta çok işlerine yarar. Rüyalarında bile görerek geçirirler kendi korkularını. Hiçbiri; altına kaka yapmasını hikayede cadıyı yenmesini sağlayacak bir beceri gibi gösterdiniz diye, açıp yatağa kaka yapmaz merak etmeyin 😊
Sorgulamayı öğrettiğiniz, bolca kitap okuduğunuz, ekrandan uzak tuttuğunuz çocuğunuz zaten size soracaktır:
- Ama anne ısırmak çok yanlış bir davranış, cadıyı ısıramayız (çünkü ona siz öğrettiniz ısırmanın yanlış olduğunu, ama Allahtan cadının gerçekte olmadığını da siz öğrettiniz)
- Evet hayatım ısırmak çok yanlış bir davranış ve gerçekte kimseyi ısırıp canını yakamayız ama cadı gerçek değil, üstelik seni de korkutmaya çalışmış. Ama senin ne kadar güçlü olduğunu ve kendini nasıl koruyabileceğini hiç hesaba katmamış. Gerçekte olmayan bir şey seni korkutursa onu istediğin kadar ısırabilirsin.

Bir de tam tersi bir tablo düşünelim;
- Anne rüyamda cadı beni yiyecekti, çok korktum ve ağladım. Ben artık seninle yatmak istiyorum
- Korkmana gerek yok hayatım, cadılar gerçek değildir.
- Hayır gerçek, ben rüyamda gördüm, kocaman ve çirkindi.
- Ama o bir rüya, gerçek hayatta cadılar olmaz.
- Hayır vardı, gördüm işte.
- Peki, madem rüyanda cadı görüp korktun, o zaman onu bir polise şikayet edebilirsin.
- Ama o beni yakalayıp bağladı, polise gidemem ki, ben seninle yatıcam.
- Sen ip çözmeyi biliyorsun, ipi çözüp kaçar, sonra da polis çağırırsın, . Ya da beni, ben seni korurum.
- Hayır onun ipi çok güçlüydü, hem de kalın, hem de sihirli. Ayrıca o cadının sihirli güçleri var, kaçsam da beni yakalar ve hemen yer. Sen gelirsen seni de yer.
Bu diyalog böyle devam edecektir. Çünkü önerilerinizin hiçbiri, onun somut şekilde mantığına yatmayacak ve kendini cadı karşısında güçlü hissetmesini sağlamayacaktır.
*O fantastik dünyada çocuk; cadıdan hızlı koşamaz ama pırtlayarak cadıyı bayıltıp kaçabilir. *Cadıdan kurtulamaz ama o arkasını döndüğünde poposunu ısırarak onun tavana kadar sıçramasına ve kafasını tavana vurup sonra yere düşüp bayılmasına neden olabilir.
Tüm bu savunma davranışlarının şiddete sebebiyet vermesinden korkmayın. Ekrana hiç maruz kalmamış ya da çok seçilmiş programlarla sınırlı süre maruz kalmış bir çocuk şiddeti; bizim bildiğimiz şiddet şeklinde bilmez zaten. Hani Tom ve Jerry’de; Jerry Tom’un kafasına çekiçle vururdu da Tom’un kafasında yıldızlar dönerdi ve 2 dakika sonra kalkıp Jerry’yi kovalamaya devam ederdi ya. İşte çocuğunuzun şiddete bakışı da aynen bu şekilde olacaktır.
O; elindeki en güçlü silah olan pırtlamayı kullanarak cadıyı alt edecek ve cadı 2 dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi kalkıp hayatına devam edecektir. Ama kendi de kurtulmuş ve cadıyı alt ederek güçlenmiş olduğu için artık korkmayacaktır. Üstelik; pırtlamak, ısırmak, tükürmek gibi onu güçlü yapan ama bizim bakış açımızla kabul edilemez olan davranışlarını, fantastik hikayelerinde yapmasına ve hayalinde de yaptığını canlandırmasına izin verdiğimizde, gerçek hayatta daha az yapmaya başlıyorlar. Yaptıklarında ise; ama bunlar cadı yenme yöntemleri, gerçek hayatta yapamayız. Akşam cadı hikayesinde bol bol yapalım olur mu? deme şansınız oluyor ve inanın okul öncesi çocuklar bununla çok tatmin oluyorlar.
Aslında bu sayede; soyut döneme geçişin de temellerini atmış oluyorsunuz. Bir de şunu unutmamak gerek; çocuklar ne hayatı ne de başka herhangi bir şeyi bizim kadar ciddiye almıyorlar. Onlar; aslında tıpkı bizim de olmamız gerektiği gibi, an’ın tadını çıkarmayı, eğlenmeyi, hareket etmeyi, gözlem ve keşif yapmayı, öğrenmeyi çok daha öncelikli tutuyorlar. Bu sebeple de; yapabildiği ve yaptığında tepki aldığı için baya güçlü yaptığını düşündüğü şeyleri, mecbur kaldığında kullanabilecek olduğunu bilmek onları rahatlatıyor, güven veriyor. 1 taşla kaç kuş vurduk saçma sapan bir hikayeyle ben sayamadım. Soyut döneme geçiş hazırlığı, güçlendirme, (olumsuz) davranışı gerçek hayatta daha az yapmasını hatta hiç yapmamasını sağlama, korkuyu yenme, her yeni korku ile yeni mücadele yöntemleri geliştirmeye çalışması, yaratıcılık ve daha neler neler…
Çocuklarınızla saçmalamaktan korkmayın. Onların dünyasında, her şey zaten çok saçma. Kurallar var; saçma, acele etmek var; saçma, yiyemezsinler var; saçma, giyemezsinler var; saçma. Üstelik tüm bu saçmalıklar komik de değil. Ama kızdığınız bir şeyi, korkusuna karşı güç olarak kullanmak belki de onun dünyasındaki en mantıklı ve eğlenceli şey. 😊
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ev Ortamında Korkuyu Nasıl Ortadan Kaldırırız" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Tuğçe ŞAHİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Tuğçe ŞAHİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Tuğçe ŞAHİN Fotoğraf
Psk.Tuğçe ŞAHİN
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Tuğçe ŞAHİN'in Makaleleri
► Korkuyu Bekçi Tutmak Psk.Esra ERDOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,423 uzman makalesi arasında 'Ev Ortamında Korkuyu Nasıl Ortadan Kaldırırız' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kakaya Sorunsuz Elveda Mayıs 2021
► Aile Psikoloğumuz Nisan 2021
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:51
Top