2007'den Bugüne 88,732 Tavsiye, 27,441 Uzman ve 19,542 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Depresyon Nedenleri (Etiyolojisi)
MAKALE #22390 © Yazan Güldane KAVGACI | Yayın Haziran 2021 | 379 Okuyucu
DEPRESYON NEDENLERİ (ETİYOLOJİSİ)
İnsan biyopsikosoyal bir varlıktır. Bu nedenle duygu durum bozuklukları tek bir nedenle açıklanamamaktadır. Depresyon en iyi şekilde biyolojik ve psikososyal nedenlere göre açıklamaktadır. Depresyon etiyolojisinde biyolojik nedenlerin etkili
olduğu bilinmekle beraber bazı psikososyal faktörlerin depresyona neden olabileceği
ya da kişiyi depresyona yatkın hale getirebileceği kabul edilmektedir.
Biyolojik Kurama Göre Depresyon Nedenleri
Biyolojik kuram depresyonun nöratransmitterlerin dengesindeki bozulmadan kaynaklanabileceğini öne sürmektedir. Sözü edilen nöratransmitterler monomin sınıfından olan norepinerfin ve serotonindir. Depresyonun bunlardan ikisinin yokluğundan kaynaklandığı ileri sürülmektedir.
Biyolojik kurama göre bu nöratransmitterler davranışsal etkinliği, stresi, duygusal ifadeyi uyku ve iştah gibi işlevleri düzenler.
Kalıtım ve aile ile yapılan araştırmalarda duygu durum bozukluklarının kalıtımsal yatkınlığı kabul edilmektedir. Evlat edinilmiş çocuklar çalışma, ikizler ve aile araştırmaları depresyonun genetik geçişle bir ilgisinin olduğunu göstermektedir.
Tekrarlayıcı özelliğe sahip depresyonun kalıtsal olduğuna dair bulgular vardır. Aile
geçmişi çalışmaları depresyona sahip kişilerin birinci dereceden akrabalarının depresyon oranlarının iki ile dört kat fazla olduğu bulunmuştur. (Smith, Hoeksema, Fredricson ve Lotus (2017))
Troid hormonu, büyüme hormonları melatonin azalması, prolaktin hormonu düşüklüğü, tetesteron hormonu düşüklüğü depresyon etiyolojisindeki biyokimyasal nedenler olarak gösterilmektedir

Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıkları ağır ameliyatlar, troid hastalıkları, kanser gibi kronik hastalıklar da depresyona neden olabilen tıbbi durumlardır. Aynı şekilde menepoz lahusalık ta depresyona neden olabilmeltedir.
Psikanalitik Kurama Göre Deperesyon Nedenleri
Freud, ilk defa depresyon ve sevilen birisinin kaybından sonra tutulan yas belirtileri arasındaki benzerliği vurguladı. Ve bu iki durumu inceledi. Daha sonraki araştırmacılar bunun üzerine araştırmalarını devam ettirerek kuramı geliştirdiler.
Psikanalitik depresyon kuramları daha çok kayıp nesneye karşı aşırı bağımlılık ve öfkenin içselleştirmesi üzerinde durur.
Psikanalitik kuramlar depresyonu kayba karşı bir tepki olarak yorumlar. Kaybın niteliği ne olursa olsun sevilen biri tarafından reddedilme, işten atılma kişi buna şiddetli tepki gösterir. Çünkü o anki durum daha önce çocuklukta gerçekleşen bir kaybın (ana baba kaybı, babanın sevgisinin kayıbı ( hayali bir kayıpta olabilir.) bütün korkularını geri getirerek yeniden yaşatır.
Kayba gösterilen tepki terk eden kişiye yönelik öfke duygusuyla karışır. Psikanalitik kuramların altındaki temel varsayım şudur: Depresyona giren kişiler düşmanca duygularını bastırmayı öğrenememişlerdir. Çünkü destek için bağımlı oldukları kişileri kendilerinden uzaklaştırmaktan korkarlar. Durum kötüleşince öfkelerini içe yöneltir ve kendilerini suçlar. (Smith ud.(2017))
Psikanalitik kuramlar depresyondaki kişinin düşük öz saygısının ana babadan onay almak için duyulan çocukça bir gereksinimden kaynaklandığını öne sürer. Küçük bir çocuğun özsaygısı ana ve babasının onay ve sevgisine bağlıdır. Ancak kişi olgunlaştıkça değer duygularının kişinin kendi başarı ve etkinlik duygusundan kaynaklanması gerekir.(Smith vd.(2017))
Dolayısıyla depresyona giren kişinin özsaygısı başkalarının onay ve desteğine gereksinim duyar. Bu onay gerçekleşmedikçe kişi depresyona yatkın hale gelir.
Freud'a göre yaşamın ilk yıllarındaki ilişkilerde yaşanan düş kırıklıkları erişkin yaşamdaki ilişkileri etkileyerek kişiyi depresyona yatkın hale getirir. Erişkin yaşamda bir kayıp tehdidi ya da gerçek bir kayıpla karşılaşma depresyonu tetikleyebilir.
Depresyona yatkın kişiler oral bağımlı kişilerdir ve sürekli bir narsistik doyum arayışı içindedirler sevgisiz kalma ilgiden yoksun kalmaları onları depresyona sokar. Gerçek bir kayıp yaşadıklarında öfkelerini içselleştirirler ve öfkelerini içselleştirdikleri nesneye dolayısıyla kendilerine yöneltirler.(Köroğlu (2004))
Psikanalitik kurama göre yaşamın ilk yıllarında yaşanan gerçek ya da hayali kayıp tehdidi depresyonun en dipte olan kök nedenidir. Daha sonra kişide bu kök nedene bağlı olarak değersizlik duygusu onay almaya duyulan muhtaçlık ve terk edilme korkusu gelişir. Bu hisleri yaşayan kişide öfkenin içe atılması, başkalarına muhtaçlık ve bağımlılık gelişir. Yaşamın daha sonraki herhangi bir döneminde benzer yeni bir kayıp yaşandığında (ki yaşantımız kayıplarla doludur) tekrar çocukluğundaki terk edilme, çaresizlik, sahipsizlik ve savunmasızlık hislerini yeniden yaşamaya başlar ve bu hisler depresyonu tetikler.
Nesne İlişkileri Kuramına Göre Depresyon Nedenleri
Depresyon etiyolojisinde nesne ilişkileri kuramı üzerinde duran ilk kişi Melonie Klein'dir. Bu kurama göre bebek ihtiyaçlarını karşılamayan, engelleyen ve duyarsız olan anneyi kötü nesne olarak içselleştirir.Bebek zamanla bakım veren ödüllendirici anne ile sevmediği engelleyen annenin bir ve aynı nesne olduğunu öğrenir ve bunları bütünleştirir. Eğer bebek bu bütürleştirmeyi sağlayabilirse ileride benlik algısının temeli olacak olan iyi nesne algısını geliştirir.Bu bebek ileride erişkinlik yaşamında depresyona girme eğilimi göstermez.
Bebek annesinde tutarlı bir bakım görmediğinde ya da başka bir nedenle iyi ve kötü iki ayrı nesneyi birleştirmese yaşamında daha sonraki herhangi bir evresinde depresyon geliştirmeye yatkın bir hale gelir.
Normal olarak bebek zaman zaman nefret ettiği annenin(engelleyen “kötü”nesne) ve sevdiği annesinin (ödüllendiren “iyi” nesne) bir ve aynı kişi ( “bütün” nesne) olduğunu
öğrenir. Böylece bu normal çocuk tutarlı bir benlik algısının temeli olan içsel iyi bir nesne algısını geliştirir. Böylece bir çocuk erişkin olunca depresyona girme eğilimi göstermez.
(Köroğlu (2004))
Öte yandan Bibring depresyonun içe yöneltilen öfkeyle ilgili olduğuna karşı çıkmıştır.
Bibring'e göre depresyonun kendine yöneltilmiş öfke ile bir ilgisi yoktur. Bibring depresyonu ego idealleri ve gerçekler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklandığını
belirtmiştir. Ona göre benlik saygısını düşüren herhangi bir narsistik kırılma ya da engellenme depresyonu tetikler.
Bibring depresyonun ülküler ve gerçeklik arasındaki gerginlikten kaynaklandığını öne
sürmüştür. Ona göre narsistik beklentilerin olduğu üç alan davranışlar için standart kabul
edilmektedir. Değerli ve sevilen biri olmak, güçlü ve üstün biri olmak, iyi ve seven biri olmak. Egonun bu standartları tutturmasıyla ilgili gerçek ve imgesel yetersizliğinin farkında olması depresyona yol açmaktadır. (Köroğlu (2004))
Bilişsel Kurama Göre Depresyon Nedenleri
Bu kuramda kişinin yaşamının erken evrelerinde oluşan ve farkındalık sınırlarının dışında işleyen olumsuz şemaların olumsuz otomatik düşüncelere yol açarak kişinin
olumsuz bir duygu durum yaşantılamasına yol açtığı üzerinde durulur.
Aeron Beck tarafından oluşturulan ve üzerinde hala çok durulan bilişsel kuram olumsuz inançlar ve olumsuz otomatik düşünceler üzerinde kurulmuştur.
Beck'in kuramına göre merkezde olumsuz bilişler (şemalar) vardır. Bu şemalar genellikle katıdır ve işlevsel değildir. Kişinin farkındalık sınırlarının dışında işler. Örneğin “herkes beni beğenmezse ben sevilmeye layık biri değilim”. Böyle katı bilişlere
sahip olan kişiler reddedilmeye karşı kırılgan hale gelir.
Aeron Beck depresyondaki kişilerin olumsuz düşüncelerini üç kategoriye ayırdı ve buna bilişsel üçlü dedi: Kişinin kendi benliğiyle o anki deneyimleriyle ve gelecekle ilgili olumsuz düşünceleri. Benlikle ilgili olumsuz düşünceler depresyondaki kişinin değersiz ve yetersiz olduğuna ilişkin inancından ibarettir.
Bu şemalar kişinin kendi hakkındaki istenmeme, sevilmeme utanç, beğenilmeme, çaresizlik terk edilme korkusu, yetersizlik ve iticilik gibi temel inançlarıdır. Kişi yaşamında herhangi bir kayıp yaşadığında yaşamın erken dönemlerindeki uyumsuz şemalar aktif hale gelir.
Bu şemalar olumlu olduğunda bireyin zamana mekana uyum sağlaması ve deneyimlerini olumsuz olarak anlamlandırmamasına hizmet eder. Bilişsel şemalar uyumsuz olduğunda uyumsuzluğa ve yaşam deneyimlerini olumsuz olarak yorumlamasına hizmet eder.
Kişi orijinal şema formuna benzeyen bir şema ile ne zaman karşılaşsa olumsuz şema
etkin olur. Bu olumsuz şemalar kişinin her günkü yaşamındaki kayıpları karşısında
aktif hale gelerek kişinin düşüncelerini ve hislerini yönetmeye başlar. (Krıng,Johnso,Davinson ve Neale (2017))
Ayrıca bu kişiler düşüncelerinde olumsuz benlik şemalarına katkıda bulunacak bir tarzda gerçekliğin yanlış anlaşılmasına yol açan bazı sistematik hatalar yaparlar
(Smith vd.(2017)) Beck'in kuramına göre bu düşünce hataları aşırı genelleme, kişiselleştirme ve keyfi sonuç çıkarma olarak bilinir.
Bilişsel kurama göre bu bozuk işlevli inançlar stres yaratıcı yaşam olayları ile etkinleşir. Daha sonra da olumsuz otomatik düşünceler örüntüsünü başlatır. Ardından
kişide duygusal,,güdüsel ve bilişsel yönlerden depresyon belirtileri baş göstermeye başlar.
Öte yandan bu depresif belirtilerin kişinin başına bela olduğu yetmiyormuş gibi olumsuz
otomatik düşünceleri tekrar tetikleyip pekiştirerek kişiyi tam bir kısır döngünün içine sokar.
Bu kurama göre kişiler çocukluklarında yaşadıkları örseleyici yaşam deneyimleri sonucu yaşamları boyunca olumsuz şema edinir. Bu şemalar kişilerin hislerini deneyimlerini şekillendirir. Beck bu şemaları organizmayı etkileyen uyarıcıyı perdelemek
kodlamak ve değerlendirmek gayesini taşıyan şemalar olarak tanımlar.(Le Ohy (2004))
Bilişsel kurama göre depresyon kişinin yaşam olaylarını yanlış yorumlaması sonucu
ortaya çıkar. Olumsuz otomatik düşüncelerin etkisi altında olan kişi olumluları göremez.
Olumsuzları büyütür, felaketleştirir. Olayları durumları kişileştirir. Sonuçta kendini suçlu
ve mutsuz hisseder.
Bilişsel kuram depresyonun kişinin yaşamın erken evrelerinden itibaren geleceğe kendine ve dünyaya karşı olumsuz bilişlerden kaynaklandığını öne sürer.
Çaresizlik Kuramına Göre Depresyon Nedenleri
Seligman hayvan modellerinde öğrenilmiş çaresizlik olgusunun insanlardaki klinik
depresyonla anlamlı bir şekilde benzer olabileceğini öne sürdü. Hayvanların ya da insanların olumsuz olayları kontrol altına alamadıkları zaman çaresiz olduklarını öğrendiklerini bu durumun gelecektede tepki vermeye çalışmadan güdülenmelerine
neden olabileceğini işleri sürdü. Bunun sonucunda da kişi umutsuzluk belirtileri sergilemeye başlar.
Depresyonu tetikleyen en önemli şey umutsuzluktur ve umutsuzluk bir beklenti olarak
tanımlanmıştır, arzulanan sonuçları gerçekleşmeyecektir. Kişinin bu durumu değiştirmek
için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Bu modelde umutsuzluğun yalnız bir tür depresyona
katkıda bulunduğu varsayılmaktadır.(Krıng,Johnson,Davinson ve Neale (2017))
Umutsuzluk kuramına göre umutsuzluk beklentisi kişinin olacaklar üzerinde denetimi
olmadığı ve kötü bir sonucun olacağı ya da çok istenen birşeyin olmayacağı algısı vardır.
Ayrıca Peter Levinsoohn depresyonun yetersiz ve uygunsuz destekler sonucu ortaya
çıktığını gösterdi. Ona göre çevrede pozitif destekler yetersizdir (Örn:,işsizlik,,yalnızlık,,kronik hastalık) ya da kişi bazı kısıtlamalar nedeniyle bu desteklerden yararlanamıyordur. (örneğin: özgüven eksikliği, herhangi bir psikolojik bozukluğun getirdiği kısıtlamalar ve sinirlilik, sosyal izolasyon).
Kişi yeterli pozitif destek alamadığında olumsuz duygular daimi hale gelir. Kişinin
benlik saygısında düşme, umutsuzluk ve içe kapanma da artış olur. Böylece kişi bir kısır döngünün içine girer.
Shu.Güldane Kavgacı
Aile Ve Evlilik Terapisti& Cinsel Terapist
Kaynakça
1.Ebert,M.H., Loosen, P.T.,Nurcombe,B. (2003) Current Psikiyatri tanı ve tedavi (S.Birsöz
T.Karaman çev.) Ankara: Guneş
2.Leahy,R.L., (2004) Bilişsel terapi ve uygulamaları. İstanbul: Litera
3.Köroğlu, E. (2004) Psikonozoloji tanımlayıcı klinik psikiyatri Ankara: HYB
4.Smith, E.E., Hooksema, S.N., Fredricson, B.Loftus,G(2017) psikolojiye giriş (Ö.Öncül
D. ferhatlıoğlu çev.) Ankara: Arkadaş
5.Krıng, A.M., Johnson, S.L., Davinson, G., Neale, J. (2017) Anormal psikoloji. (M. Sahin, çev.)Ankara: Nobel
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyon Nedenleri (Etiyolojisi)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Güldane KAVGACI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Güldane KAVGACI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Güldane KAVGACI Fotoğraf
Güldane KAVGACI
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikoloji Uzmanı
Psikoterapist, Aile ve Evlilik Terapisti,cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi205 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Güldane KAVGACI'nın Makaleleri
► Ergenlikte Depresyon Nedenleri Psk.Dnş.Yasemin ŞAHİN
► Fobilerin Etiyolojisi ve Uçuş Fobisi Dr.Psk.Melis DEMİRCİOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,542 uzman makalesi arasında 'Depresyon Nedenleri (Etiyolojisi)' başlığıyla benzeşen toplam 44 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Cinsel Terapist Ne Yapar? Kasım 2019
► Vajinismus Tedavisi Kasım 2013
► Vajinismus Belirtileri Nisan 2012
► Vajinismus Nedenleri Mart 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:34
Top