2007'den Bugüne 92,543 Tavsiye, 28,255 Uzman ve 20,012 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Depresyon ve Depresyonun Nedenleri ve Tedavisi
MAKALE #23062 © Yazan Uzm.Psk.Yasemin BAĞRIAÇIK | Yayın Kasım 2023 | 763 Okuyucu
DEPRESYON VE HAYATA DAKİK OLMAK….
Machiavelli der ki; herkes senin nasıl göründüğünü bilir; çok az insan nasıl olduğunu hisseder…
Bir çoğumuz hayatımızın belli dönemlerinde sanki yavaş yavaş her şeyden ve herkesten vazgeçiyormuş gibi, yalnızlıkla gelen unutulmuşluk hissini, acının ve umutsuzluğun bizi çaresiz bıraktığı dönemleri, kendimizi değersiz hissetmenin verdiği çökkünlük durumunu ve artık sonunda bir imdat çağrısı gibi “depresyona giriyorum ben var mı gelmek isteyen” diyerek latifeyle dibe vurduğumuz olmuştur.
Peki nedir bu depresyon? Yaşıyoruz dile getiriyoruz ama biraz da tanımlayalım; kişinin kendini çökkün hissetmesi, daha önce yaptığı ve zevk aldığı etkinliklerden artık zevk almaması, kendi çabası olmadan kilo alma ya da verme, uyku problemleri, hareketlerde yavaşlama, değersizlik ya da suçluluk duygusu, odaklanmakta güçlük ve intihar düşünceleri eşlik edebilir. bunların en az iki hafta boyunca yaşanıyor olması da yine belirleyici bir özelliktir.
Depresyonun kalıtsal geçişi etkin olmakla birlikte, bunun yanında hayatta yaşanan olumsuzluklara, bireyin işsizlik problemi ve bununla gelen düşük sosyo ekonomik düzeyi, eğitim durumu, yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, aile içi problemler vs. depresyonu tetiklemektedir. Hayattaki bu olaylara karşı bireyin direnç ve başa çıkma imkanlarının yetersiz olması ya da bunları kullanma becerimizin eksik olması da depresyonun etkilerindendir. Her bireyin olaylara bakış açısı ve algısı farklıdır. Yapılan bir araştırmaya göre çocukluk çağında yaşanan travmalarla depresyon arasında bir ilişki bulunamamıştır. Yani aynı travmaları yaşayan benzer insanlar aynı tepkileri vermemektedir. Bunu yaşanmış bir hikaye ile daha detaylı anlatırsak; uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı, gasp, adam yaralama, öldürme vs. birçok farklı suçtan ceza evinde olan bir baba ve iki oğlu vardır. Baba ile bir röportaj yapılır ve baba mevcut durumunu ve buraya nasıl düştüğünü anlatır. Daha sonra röportajı yapan muhabir oğulları ile görüşür. Babanın bir oğlu yine baba ile aynı suçlardan aynı ceza evindedir ve röportajda söylediği “ babamla görüşmüşsünüz öyle bir babanın oğluyum ne yapabilirdim? Babamdan onu gördüm onu yaptım” der. Muhabir diğer kardeşle görüşmek ister diğer kardeş büyük bir holdingde genel müdürdür. Röportaj esnasında babası ve diğer kardeşiyle görüşüldüğü bilgisi verildikten sonra cevap olarak “ babamla görüşmüşsünüz, öyle bir babanın oğluyum ne yapabilirdim?” der. Dikkat çeken aynı kelimelerle kurulan aynı cümlede iki kardeşin algısının farklı oluşudur. Kişisel olarak olaylara bakışımız, sorun çözme yöntemlerimizdir bizi biz yapan ve hayatımıza yön veren….
Depresyon kaygı bozuklukları altında tanımlanan ve yardım alınması gereken ve alınmadığı zamanlarda ciddi problemlere yol açabilen bir rahatsızlıktır. Depresyonda korunmanın ya da önlemenin belli başlı bir yolu olmamakla birlikte uzun boylu birinin alçak bir kapıdan geçmek için başını eğmesini öğrenmesi gibidir. Hayatla ve kendiyle uyumlu başa çıkma yöntemlerini bulabilmelidir.

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş. Hep şikayetçi hep bıkkınmış. Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş. Çünkü kimisi:
‘Everest’in tepesine saklayalım‘ demiş, kimisi: ‘Atlas Okyanusu’nun dibine” demiş. Tac Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası. Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı. Sigara paketi, lale bahçesin vs.
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş. Derken meleklerden biri:
‘İçlerine saklayalım‘ demiş, ‘kimsenin aklına gelmez içine bakmak!’
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış.
Depresyon bir mutsuzluk, umutsuzluk, çökkünlük, zevk alamama, uykusuzluk, iştah azalması, değersizlik vs. gibi duyguların yaşandığı bir depresif bozukluk idi.
Depresyonu tamamen önlemek gibi bir durum sadece hayal olur sanırım. Yoğun iş temposu, ölüm ve yaşam, mevsim geçişleri, hayatın getirdiği diğer olumsuzluklardan kaçınmak hayatın gerçeklerini reddetmek gibi bir şey olurdu. Olumlu olaylarla birlikte olumsuz olaylarda hayatın yadsınamaz bir gerçeğidir. Olumsuzlukların olması demek depresyondan korunmak için yapılacak hiçbir şey yok anlamına da gelmez. Neden benzer sorunları yaşayan insanların hepsi aynı şiddette depresyona girmiyor diye bakacak olursak bazı önleme yöntemleri bulabiliriz.
Öncelikle sağlam bir vücuttan başlayalım. Sağlıklı bir vücut depresyonu önlemek için bir adımdır. Sağlıklı beslenmeyle vücudun ihtiyacı olan vitaminler, mineralleri vs. dengede tutarak depresyonun oluşumuna neden olacak vücut kimyasallarının oluşmasını engelleyebiliriz. Bunun yanında çeşitli aktiviteler ve sporda vücutta doğal olarak seretonin adlı mutluluk hormonunun artması da kişinin depresyondan korunmasının bir diğer vücut sağlığı ayağını oluşturabilir. Tüm bunların yanında herhangi bir fiziksel rahatsızlıkta otomatik olarak kişiyi yoğun bir üzüntüye sokacağından vücut sağlığının korunması genel anlamda da depresyonun önleyicilerinden biridir.
Depresyona neden olan bir diğer etkende eksik sosyal becerilerdir. Örneğin arkadaşlarıyla yeterince iletişim kuramayan biri arkadaşlarıyla iletişim kurabilecek farklı kanallar bulabilir. Arkadaşlık kurmaktaki eksik yanlarımızı fark ederek bunlar üzerine değişiklikler yapabiliriz. Ya da bir işte başarısızlık yaşayan birinin kendini başarısız biri olarak genellemesi de kişide depresyona yol açabilir. Kişinin kendi benliğini korumak amacıyla başarılı olduğu konuları bulup fark etmelidir. Yardım etmenin ve nazik davranmanın sosyalleşme ile bir bağlantısı olduğundan depresyonu önlemede bir etkisi vardır. En azından sabahları gördüğümüz komşumuza günaydın demek bile bir sosyalleşmedir ve olumlu etkileri vardır.
Depresyona neden olan en önemli etkenlerden biri de olumlu düşünce eksikliğidir. Olumlu düşünmek Pollyanna oyunu oynamak gibi değil daha gerçekçi bir tutumdur. Örneğin sürekli kendi sorunlarına odaklanmak yerine başkalarının sorunuyla da ilgilenerek kendi sorunundan uzaklaşırken belki daha büyük sorunları görerek bulunduğu durumu daha kabul edilebilir görmektir. Aslında “benim sorunum ya da ben hiç fena değil” diyebilmektir.
Önemli noktalardan biri ise baştaki hikayeden de anlaşılacağı üzere içimizde saklı olan mutluluğu bulmaya çalışmalıyız. Uzakta değil kişinin kendi içinde...
Tüm bunlara rağmen bazen elimizde olmayan sebeplerle depresyona girebiliriz. Depresyonun en umut verici yanı tedavi edilebilir olmasıdır.

Depresyondayken gülelim ve depresyonumuz bozulsun….
Çok basit gibi görünen bu cümle aslında depresyondan çıkmak için anahtar cümle gibidir. “Bu kadar basit mi” diyoruz değil mi? Evet tabi ki de bu kadar basit değil bu cümle bizim sadece anahtar kelimemizdir. Bu anahtar kelimeden yola çıkarak her yaş grubunda, farklı şiddetlerde ve tüm önleme çabalarına karşı ortaya çıkabilen depresyonun umut verici tarafı tedavi edilebilir olmasıdır. O halde bu tedavi yöntemleri nelerdir, nasıl bir tedavidir ve kişiye hangisi uygundur bakalım.
Hafif depresyonlarda kişi doğru başa çıkma yöntemlerine sahipse ve bunları kullanmayı biliyorsa kendi kendine bir iki yıla kadar uzayan bir süreçte başa çıkabileceği gibi uygun tedavi yöntemiyle bu süreyi birkaç haftaya düşürebilmektedir. Depresyonun tedavisi bu kadar basit olabileceği gibi ağır depresyonlarda, intihar düşünceleri, kendine zarar verme girişimleri, gıda reddi ve psikotik özellik gösterenlerde hastaneye yatışa kadar ilerleyen geniş bir yelpazede olabilmektedir.
Sadece psikoterapi hafif ve orta şiddetli depresyonun tedavisinde ilaç tedavisiyle aynı sürede beyinde aynı etkiyi yarattığı gözlemlenmiştir. Daha şiddetli depresyonlarda ilaç artı psikoterapi en etkili tedavi yöntemi olmaktadır.
Depresyonun en umut verici tarafının tedavi edilebilir olmasıdır demiştik. Tedavi sürecinde en önemli etken ise hastanın işbirlikçi olması ve tedaviyi istemesidir. Bir pasta yapmak gibi malzeme hastadan bunları bir araya getirecek tarif ise terapisttedir. Hasta malzemeyi nasıl getirirse tedavi süreci de o şekilde ilerlemektedir.
Her birey özel ve farklıdır bunun için yaşadığı depresyon ve bunun sebepleri de farklılık göstermektedir. O anki yaşadığı olumsuz durumlar neden olacağı gibi çocukluk döneminde öğrendiği yanlış bilgilerden, daha erken çocukluk dönemindeki su yüzüne çıkmamış sorunlardan ya da yaşadığı bir travmadan dolayı depresyon durumunda olabilmektedir. Bir defa depresyon tedavisi olmak ömür boyu bir daha depresyona girilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Tekrar edebilen ve hatta hayat boyu ataklar şeklinde devam edebilen depresyon durumları yaşanabilmektedir.
Bilişsel davranışçı terapiler depresyon tedavisinde en çok kullanılan ve etkili bir yöntemdir. Çocukluk döneminde öğrenilen, artık geçerliliği kalmamış ya da yanlış başa çıkma yöntemlerinin çeşitli tekniklerle, etkili ve düzgü başa çıkma yöntemleriyle değiştirilmesiyle uygulanmaktadır. Bunun yanında daha erken çocuklu döneminde oluşan, su yüzüne çıkmamış sebepleri ve kronikleşmiş depresyonların tedavisinde psikodinamik terapiler daha uygun olmaktadır. Travmaların neden olduğu depresyonlarda ise EMDR ya da daha farklı travma terapi teknikleriyle tedavi sağlanabilmektedir.
Tüm bu tedavilerin yapılabilmesi için en önemli faktör kişinin bu durumu kabul edip tedaviyi istemesi ve yardım talebinde bulunmasıdır. Yardım almaya karar vermek tedavinin başlangıcıdır ve Uygun tedavi yöntemine bu konuda eğitim almış uzman kişilerle birlikte karar vermeli ve tedavi aşamasına geçilmelidir.
İster kendi kendine ister yardım alarak olsun en iyi iyileştirici kişinin kendisi olduğunun unutulmaması dileğiyle gülümsemeyle başlayan mutlu haftalar…

Ve hayatın tam içinde olabilmek, ne geç kalmalı ne de ileri gitmeli…
Hayata dakik olmak ve hissedilmek dileğiyle…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyon ve Depresyonun Nedenleri ve Tedavisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Yasemin BAĞRIAÇIK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Yasemin BAĞRIAÇIK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Yasemin BAĞRIAÇIK Fotoğraf
Uzm.Psk.Yasemin BAĞRIAÇIK
Konya (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Yasemin BAĞRIAÇIK'ın Yazıları
► Depresyonun Tedavisi Psk.Beril PAPUÇÇUER CEYLAN
► Depresyon, Maskeli Depresyon ve Tedavisi Psk.Dnş.Funda GÜL YILMAZ
► Ergenlikte Depresyon Nedenleri Psk.Dnş.Yasemin ŞAHİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,012 uzman makalesi arasında 'Depresyon ve Depresyonun Nedenleri ve Tedavisi' başlığıyla benzeşen toplam 40 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Bireysel Terapi Nedir ÇOK OKUNUYOR Kasım 2023
► Vajinusmus Kasım 2023
► Aldatma ve Nedenleri Kasım 2023
► Acı Hatıra Travma Ocak 2017
► Psikoterapi Nedir? Ocak 2017
◊ Fly Yoga Nedir Kimler Yapabilir ? ÇOK OKUNUYOR Kasım 2023
◊ Evlilik Öncesi Danışmanlık Nedir ? ÇOK OKUNUYOR Kasım 2023
◊ Emdr Terapisi Kasım 2023
◊ Çift Terapisi ve Faydaları ÇOK OKUNUYOR Kasım 2023
◊ Cinsel Terapi ÇOK OKUNUYOR Kasım 2023
◊ Yüzyüze mi Online mı ? Kasım 2023
◊ Yalnızlık Kasım 2023
◊ Kaliteli Uyu, Mutlu Yaşa Kasım 2023
◊ Terapi Nedir ve Nasıl İlerler ÇOK OKUNUYOR Kasım 2023
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:58
Top