TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kayıplarımız ve Ölümle Yüzleşme

Füsun BUDAK Fotoğraf
Psk.Füsun BUDAK
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi17 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 36 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 3074,

* Yayın Tarihi : 06-10-2007 - 11:29 (1694 gün önce),

* Ortalama Günde 1.81 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7051 , Kelime Sayısı : 971 , Boyut : 6.89 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Füsun BUDAK hakkında söyledikleri:
Fisun Hanımı ile en bunalımlı zamanımda kardeşimin tavsiyesiyle tanıştım. Daha önce tanımadığım için çok üzüldüm çünkü Fisun Hanım gibi psikoloğa, arkadaşa ,dosta çok ihtiyacım vardı. Fisun Hanıma ilk seansata tüm iç sıkıntımı anlattım, o kadar samimi ve candan paylaştı ki sıkıntımı oh kurtuldum dedim ve bana tavsiylerde bulundu, ben de tüm dediklerini yaptım ve yapmaya devam ediyorum .Adeta hayata yeniden başladım bir anda kendime geldim her şey bir mucize gibi gerçekleşti .O gülen yüzüyle sıcacık gülümsemesiyle gözlerindeki ışIkla bana çok güven verdi. Kendisini telefonla her zaman aramamı ... [DEVAMI..]
(buket, Danışan, 31-05-2010)

Sayın Füsun BUDAK'ı;Eşi Bülent BUDAK Bey gibi kendisininde yöneticisi olduğu "B&B psikolojik danışmanlık" sitesinden tanıyorum...O'nun danışanı olmadım ama O'nunla sitedeki forumlar sayesinde tanışma imkanım oldu...Kendisi ile msn de yazışarakta tanıştık...Bu olay,Füsun Hanım'ın insanlara verdiği değeri ve önemi gösterirken;O'nun ne kadar alçak gönüllü,mütevazii,duyarlı ve naif bir hanımefendi olduğunu da hissettiriyordu...Her insanın sahip olamayacağı bu özelliğinden dolayı, Yaratıcının torpilli kullarından olduğunu düşünüyorum...O' insan ilişkilerinde başarılı ve çözüme odaklı ... [DEVAMI..]
(Mine YİRMİLİ, Arkadaş/Tanıdık, 19-05-2009)

Fusun hanim ile tanismadan once baska uzmanlara da basvurmustum. Ondan cocuklarim icin yardim almaya gitmistim. O kadar guleryuzlu, canayakin ve rahatlatici bir insan ki kizlarim kisa zamanda onun bagimlisi oldular. Cocuklarimin kendilerini rahat hissedecekleri bir psikolog bulmak beni cok sevindirdi. Cok kisa sure icinde cok olumlu sonuclar almaya basladim. Cocuklarim onu bir terapistten cok bir abla gibi goruyor ve cok sicak buluyorlar. Hickimseye guvenmedikleri kadar guveniyorlar ona. Bir anne olarak cok rahatladim. Cocuklarimin yanisira benim problemlerimle de oldukca yakindan ilgileniyor.... [DEVAMI..]
(Buket O., Danışan, 20-02-2009)

Psk.Füsun BUDAK Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Kayıplarımız ve Ölümle Yüzleşme

Atasözü müdür, yoksa halkımızın kendi arasında kullandığı bir cümle midir, bilemiyorum ama oldukça doğru bir söz. ‘Ölümün girmediği ev yoktur’. Yaşlısı, genci, zengini, fakiri herkesin yaşadığı bir olay ölüm. Aynı zamanda zor ve kabullenilmesi zor bir olay ölüm.Yaşarken en yakınının başına geldiğinde kendinin de yaşayamayacağını, bu olaya katlanamayacağını düşündüğün fakat yakınını kaybettiğinde de yaşamaya devam ettiğin bir olay.

Doğum kadar ölümde hayatımızın her alanında önümüze çıkan bir gerçekliktir. Doğum olayını kabulleniş o kadar kolay olmasına rağmen ölüm olayını kabulleniş bir o kadar zordur. Bu gerçekliğin varlığını kabullenmekte zorlanır, yüzleşmekten kaçınırız. Ne zaman ki çok yakınımızdaki bir insanı kaybettiğimizde ölüm gerçeğini tekrar fark eder ve yüzleşiriz. Bu yüzleşme bizi korkutur, kaygılandırır. Bu yüzden yakınımızdaki bir insanın kaybı ile ilgili endişeler yaşarız. Aslında onunla ilgili endişenin yanı sıra kendimizin de böyle bir olayı yaşayacağımız gerçekliğidir. Ölümden korkmadığını sadece yakınlarının ölümünden endişe duyduğunu söyleyen çoğu insan gerçekte ‘ölüm korkusu’ yaşıyor, fakat bunu açık olarak ifade edemiyor.

Beklenen ve beklenmeyen her türlü ölüm insanı şaşırtır. Ölüme hazırlık diye bir şey söylemek yanlış olur. Hiç kimse ölümcül bir hastalığa yakalanmış bile olsa bunu kabul etmek istemez. Ya da bir yakınımız ölümcül bir hastalığa yakalanmış olsa da onu kaybetme fikrini kabullenmek istemeyiz. Ölümün ardından kendimizde bir takım farklılıklar hissederiz. Önem verdiğimiz ayrıntılardan uzaklaşıp yaşamın anlamı üzerinde düşünmeye başlarız. Geleceğe yönelik planlar ya da geçmişe takılıp kalmaktansa anın yani şimdi’nin önemini anlamaya başlarız. Zaman zaman şöyle söylemlere tanık olmuşuzdur. ‘Her şey boş, zamanını iyi değerlendireceksin’ şeklinde cümleler duyarız. Ölümle yüzleşmek insanın hayata bakış açısını değiştirebilir.

Ölüm konusunda bir şeyler yazmanın güçlüğü de ayrı bir şey tabii…Bir süredir bu konuda bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Oldukça zorlandığımı hissetim.Ölümden korkmadığımı düşünürdüm. Demek ki bende bu olayı düşünmekten kaçıyormuşum. Farkına varmak rahatsız etti. Bunu da sizlerle paylaşmak isterim.

Bu ölüm ile ilgili yazıya nasıl başladım ve nerden aklıma geldi? Diye düşünürken bunun benim sevgili yeğenimin doğumunun etkisi olduğu fikrine kapıldım. Onun büyüyünce okuyabileceği ve onun doğumu ile yaşadığım sevinci anlatan bir yazı yazmaya başladığım ana denk gelmesi beni bu düşünceye yönlendirdi. Onun doğumu ve ondan 4 yıl önce ölen annemin ölümü aynı aya geldi. Yeğenim annemin ilk kanser olduğunu öğrendiğimiz hastanede gerçekleşti. Tüm bunlar bir tesadüf mü, yoksa başka şeyler mi oluyor bunu bilemem ama ilginç bir durum.

Aslında ölüm olayı ile gerçek anlamda yüzleşmem sanırım annemin ölümü, onun cansız vücudunu görmem ve o vücuda dokunmamla oldu. Herkesin yaşamında böyle bir olay mutlaka yaşanmıştır. O zamana kadar tüm ölümlerin ardından yazık oldu der, belki biraz üzülür sonra unuturuz. Ama annemin ölümü o kadar kolay unutulmuyor. Onu son haliyle hatırlamaktan adeta kaçtığımı düşünüyorum. İlk zamanlarda yaşadığım duygular ve düşünceler çok daha farklı. Bunu bana babasının ölümünden sonra görüşmeye gelen kişinin yaşadıkları ile tekrar yaşar gibi oldum. Günlerce mide ve baş ağrıları çektim. Her sabah uyandığımda onu göreceğimi, onun bana sesleneceğini düşündüm. Onunla beraber olduğumuz, oturduğumuz, konuştuğumuz, yürüdüğümüz yerlerde olduğumda buna tahammül edemeyeceğimi düşündüm. Sanki bize şaka yapıyor ve tekrar gelecek diye bekledim. Yaşadığım her güzel ve kötü olayda ona haber vermek istedim. Hatta bazen de bizi bu kadar çabuk bırakıp gittiği için ona kızgınlık duydum. Çevremdeki insanların annesinin olmasını adeta kıskandım. Varlığımın sebebi olan bir insanın yok olması…İnsan bunu çok kolay kabul edemiyor sanırım. Bu düşünce insanın kendisinin ölümle yüzleşmesine sebep oluyor. Varlığına sebep olan ya da var olmanda etkisi olan bir insan yok oluyorsa demek ki sende bir gün yok olacaksın.

Ölüm düşüncesi insanlarda farklı şeyler çağrıştırıyor. Kimi insan ölümden sonra yok olunacağını, kimi insan ölümden sonra tekrar dünyaya geleceğini, kimi insan ölümden sonra cennet ve cehennemin var olduğuna inanıyor. Peki ölüm olayında biz insanları korkutan şeyler nelerdir? Bunları maddeleştirmeye çalışalım…
  • Toprağın altına girdiğinde çeşitli hayvanlar tarafından vücudunun parçalanacak olması.
  • Bu dünyadan sonra bir dünya varsa orada cennete mi yoksa cehenneme mi gideceği korkusu
  • Ölümün kendi belirsizliği
  • Yaşamda yapacak işlerinin olduğu ve bunların yarım kalacağı düşüncesi
  • Kendinden sonra geride kalanların neler yaşayacağı
  • Yokoluş
İnsanların çoğu korkularının temelinde de aslında ölüm korkusu vardır. Yükseklik , yalnızlık , kalabalık , hastalık , karanlık, hayvan korkusu gibi. Kimi insanda ölümü beklemek ve o belirsizliği yaşamak yerine bir an önce onunla yüzleşmeyi tercih ediyor. Ama sonuç ne olursa olsun ölüm kabullenilmesi ve kontrol edilmesi zor bir olay. Bir o kadar da belirsiz bir olay. Şunu kabul etmek gerekiyor ki doğuş gibi yokoluş ta yaşanan bir olay. Tıpkı yaşamda bulunan diğer zıtlıklar gibi.

İnsanoğlu zaman zaman ölümsüzlüğü bulmak için pek çok şey yapıyor. Uzaya çıkıyor, ilaçlar bulmaya çalışıyor, bedenini bir süre dondurma ve mumyalama işlemleri yapıyor. Hayvanlar üzerinde denemeler yaparak kendini yeniden üretmeye çalışıyor.
Çoğu insan ölüm karşısında ne yapacağını bilemiyor. Ama şu bir gerçek ki ölüm insanın hayata bakış açısını değiştiriyor. Ölümle yüzleştiğinde, hayatı ertelemek yerine o anı yaşamayı istiyor. Yapmak istediği şeyleri yapmaya çalışıyor. Önceliklerini gözden geçiriyor. Sosyal ilişkilerinde önem verdiği kişilerle daha fazla vakit geçirmeye başlıyor.
Yaş ilerledikçe ölüme daha çok yaklaşıldığı tarzında bir düşünce oluşur. Bir danışanım ‘artık 45 yaşlarına geldim henüz yapabileceğim ya da yapmak istediğim şeylerin yarısını bile yapamadım. Geç kalıyorum’, diyerek kaygılarını dile getirmişti. Bir başkası yaşlı insanlarla birlikte olmak istemediğini, onların çaresizliklerinden rahatsız olduğunu dile getirmişti. Babası ölen bir danışanım şunları dile getirdi. ‘Babamın mezarına gidiyorum her gün. Dualar okuyorum ama hala ona ne oldu bilemiyorum, dilimin ucu ile o artık yok diyorum ama gelin bir de kalbime sorun inanmıyorum. İnanmak istemiyorum. Bazen düşünmekten bile kaçıyorum hala...

Ama şunu çok iyi biliyorum ki ölümle burun buruna geldikten sonra ben de çok şey değişti, sanırım hem hayata daha dikkatli bakmaya başladım, hem de ölüme, insana ait her şeyi daha yakından izlerken buluyorum kendimi’…

İnsan olarak çoğu şeyi kontrol etmek istiyoruz. Belki yaşamımızda pek çok şey için bunu yapabiliyoruz. Ama kontrol edemediğimiz tek şey ölüm. Ne zaman ve nerede öleceğini bilememek. Her an yakınında hissetmek ve bir o kadar da senden uzakta olduğunu düşünmek. O kadar belirsiz ki insan nasıl kontrol edeceğini ve ne yapacağını bilemiyor.

Şunu kabul etmeliyiz. Her canlı doğduğu andan itibaren ölüm de var.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Kayıplarımız ve Ölümle Yüzleşme ile İlgili Kavramlar :
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Kayıplarımız ve Ölümle Yüzleşme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Füsun BUDAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Psk.Füsun BUDAK Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Çocuk Ve Şiddet
  • İlk Çocukluk Aşkları
  • İç Motivasyon
  • Çocuklarda Zeka Gelişimi Ve Zekanın Türleri
  • Mevsim Değişikliğinin İnsan Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri
  • Kendine Güven (Özgüven) İle İlgili Sorular Ve Cevapları
  • Bilgisayar Ve İnternet Bağımlılığı İle İlgili Sorular Ve Cevapları
  • Babanın Çocuk Gelişimindeki Rolü…
  • Evlilik Terapisine Ne Zaman Gidilmeli?
  • Panik Atak Mıyım?...
  • Boşanmada Çocuk Psikolojisi: Anne Babanın Ayrıldığını Durumlarda Çocukların Ruhsal Durumu
  • Çocuklarınızı Televizyon İle Avutmayın…
  • Sınav Kaygısı Ve Kaygıyla Baş Etme
  • İmaj Koçluğu (İçindeki Devi Yarat)
  • Çocuk İstismarı Ve Tacizleri
  • Küresel Ekonomik Krizin Psikolojik Etkileri
  • Kanser Psikolojisi: Kanserin Varoluşu Tehditi
  • Sevgiyi Anlamak
  • Çocuğum Çok Öfkeli,neden Acaba?
  • Her Yönüyle Öfke Duygusu : Öfke Baldan Tatlı Mı?
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Psikoloji Ve Meslek Sorunları: Yüzde Yüz Bilimsellik Var Ancak Galiba Göklerde , İzzet GÜLLÜ
  • Sınav Stresinde Anne - Baba Rolleri , Mehmet DUMAN
  • Eğitimin Kör Ettiği Gözler: Ebeveyn Tutumlarının Çocukların Algıları Üzerindeki Etkileri , İzzet Zülküf ÇELİK
  • Psikoloji Sohbetleri: Mutluluk Kaf Dağının Ötesinde Değil, Evlerimizde , İzzet GÜLLÜ
  • Sağlık Politikaları: Psikologlara Kibirli Köstek, İmam Efendilere Manevi Destek , İzzet GÜLLÜ
  • Popüler Psikoloji: Ya Can Sıkıntısı Ya Geçim Sıkıntısı! Seç Birini! , İzzet GÜLLÜ
  • Kıyaslanmak , Metin KILIÇ
  • Malumat Mı, Bilgi Mi? , Metin KILIÇ
  • Işık Göründü… , Metin KILIÇ
  • Kardeşimi Kıskanıyorum , Erdim Hasip HAKVERİR
  • Ebeveyn Ölümü Ve Etkileri , Hatice ÇETİNKAYA ŞAHİN
  • Psikolojim Nasıl Düzelecek? , Halil İbrahim ÇABUK
  • Depresyon Nedir: Depresyon Nedenleri,belirtileri Ve Tedavisi , Seval HACIM
  • Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu (Dehb) , Fatma GÜLLÜOĞLU
  • Takıntı, Temizlik, Simetri, Düzen " Farkına Varılmayan Hastalık Okb " , Uğur DEMİRBAŞ
  • Kaçıngan Kişilik-Kaçıngan Kişilik Bozukluğu , Şölen ÇAMLI İNCE
  • Mesleki Sorunlar: Ruhsal Hastalık Meselesine Farklı Bir Bakış , İzzet GÜLLÜ
  • Stres Kanser Ve Hipnoz , Adem OCAK
  • Algılar , İlkten ÇETİN
  • Kabus , İlkten ÇETİN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    16:55
    Top