2007'den Bugüne 84,879 Tavsiye, 26,552 Uzman ve 18,906 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Panik Atak mıyım?...
MAKALE #1869 © Yazan Uzm.Psk.Füsun BUDAK | Yayın Kasım 2008 | 10,074 Okuyucu
‘Son dönemlerde çok mutsuzum. Babamın ölümünde güçlü olmaya çalıştım. Ancak ölümden çok korkuyorum. İnsanlarla birlikte olmayı ve onlara yardım etmeyi seviyorum. Ama her seferinde hayal kırıklığına uğruyorum. Bu nedenle yeni kararlar aldım. Eşimden ayrıldım. Yeni bir ilişkiye başladım. Fakat istediğim şeyleri bulamadım. Bazı zamanlar bayılacakmış gibi hissediyorum, terleme, titreme oluyor, uyuşma ve yutkunma güçlüğü yaşıyorum. İlaç kullandığım dönemlerde iyi oluyorum. Ancak ilacı bıraktığım tekrarlıyor. Artık ilaç kullanmak da istemiyorum’. Bu şikayetlerle başvuran danışanım çok mükemmeliyetçi, olumsuz tepkilerini göstermekten kaçınan, toplumun onayına önem veren, güven duymakta zorluk yaşayan biriydi. Görüşmeye başladıktan bir süre sonra yaşamında yeni düzenlemeler yaptı. Panik nöbetleri gittikçe azalmaya ve hatta panik nöbeti geldiğinde bile önemsememeye başladı. Danışanım yaşamında yapmak istediği şeyleri toplumsal baskıdan dolayı yapamıyordu. Bu ikisi arasında denge kurmayı öğrendi. Birlikte olduğu ilişkisini sonlandırdı. Görüşmelerimiz ayda bir olmaya ve sonra da benim ve danışanımın isteği ile sonlandırıldı.

Bir başka danışanımda ilk kez diş çekimi sırasında atak geçirmişti. Titreme, uyuşma, karnı çekiliyormuş gibi olma, çarpıntı, kötü bir şey olacakmış gibi hissediyordu. Aynı durumu birkaç kez de evde yaşamıştı. İlk terapi de yaşadıklarını ağlayarak anlattı. Birkaç görüşmeden sonra evli bir adamla ilişkisinden ve bu durumdan rahatsız olduğundan bahsetti. Hatta adamın nikahlı eşinin nörolojik bir rahatsızlığı olduğunu ve ondan boşanamayacağını da ifade etti. Yaşadığı ilişkinin toplum tarafından onaylanmayacağını bilmek ve o kişi ile ilişkisini sonlandıramamak kişinin panik nöbetleri yaşamasına sebep oluyordu.

Panik nöbet kişinin yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşamasına sebep olur ve her an kötü bir şey olacağı ya da sonunun geldiğini, hatta öleceğini hisseder. Bu korkunun yaşanması kişinin o ortamdan kaçma ve uzaklaşma davranışı göstererek yardım almak için bir sağlık kuruluşuna başvurmasına sebep olur. Bu kişiler hastaneye gittiğinde ve doktor ile karşılaştığında rahatlayabilir ya da herhangi bir sakinleştirici ilaç ile bu nöbetten kurtulur.

Tabii ki panik nöbetlerde sadece ilaç kullanmak yeterli olmayacaktır. Hatta her nöbet sırasında hastaneye gitmek de bu olayın yaşanmasını artırır. İlaç ile birlikte konuşma terapisi de kişinin yaşamındaki bazı sorunlarla yüzleşmesini sağlayacaktır.
Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir. Kimi panik nöbetler heyecanlanma, fiziksel egzersiz, cinsel etkinlik ya da duygusal bir travma sonrası ortaya çıkabildiği gibi ilk panik nöbet tamamen kendiliğinden ortaya çıkar.

Panik atak geç ergenlik ya da erken erişkinlikte (18-25 yaş arası) başlar. Panik atak nöbeti 5 ile 45 dakika kadar sürebilmekte ve şiddeti hastadan hastaya değişim göstermektedir. Bu hastalık kadınlarda daha çok ortaya çıkmaktadır.
Panik atak belirtileri şunlardır ve bunlardan en az yarısının olması gerekir.
- Çarpıntı, kalp atışlarının artması, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşma.
- Terleme (bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi)
- Titreme-sarsılma-itilme hissi
- Boğulma ve nefes alamama hali
- Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler)
- Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama
- Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti.
- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali
- Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur)
- Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu)
- Ölüm korkusu
- Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar karıncalanmalar
- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları.
Kişinin yaşamını olumsuz etkileyen bu hastalık özellikle mevsim değişikliklerinde daha da yoğunlaşmaktadır. Temelinde ölüm korkusu olan bu hastalık ile kişi evde tek başına kalamama, tek başına dışarı çıkamama gibi olumsuzlukları yaşayabilir. Başına kötü bir şey gelecek endişesi ile işlerini ve sosyal yaşamlarını bırakmak zorunda kalabilirler. Yoğun korku ve endişe yaşayan bu kişiler güven duymakta zorlanır ve arkadaş ilişkileri zarar görebilir.

Bu kişiler yaşadıklarının temelinde fiziksel sorunlar olduğuna kendini inandırır, psikolojik kaynaklı olduğunu kabul etmez ve doktorlarında kendisini anlamadığını ifade edebilir. Hasta yakınları da onun bu durumunu ya çok önemser ve olayın pekişmesine sebep olur. Ya da önemsemeyerek hastanın kendini yalnız ve çaresiz hissetmesine ve daha çok içe kapanmasına yol açar.

Ekonomik krizin yaşandığı şu dönemde de insanların gelecekle ilgili kaygıları artmış gözüküyor. Kendini güvende hissedemiyor. Sabah kalktığında ne ile karşılaşacağını bilemiyor. Belirsizlikler insanın yaşam kalitesini etkiliyor. Kendini garantide hissetmeyen insan aşırı kaygı, endişe ve korkular yaşıyor ve baş etmekte güçlük çekiyor. Bunun sonucunda insan vücudunda psikolojik kaynaklı fiziksel sorunlar ortaya çıkabiliyor.
İnsanın işinde yaşayacağı olumsuzluklar onun tüm yaşamını etkileyebilecektir. İşinden atılmak, kurduğu işin bozulması, istediği performansa ulaşamamak gelecek ile kaygıları artırıyor. Önünü göremeyen ve ne yapacağını bilemeyen insan telaşlanıyor.
Her yeni güne başladığında işinde ne ile karşılaşacağını bilememek insanın işine olan güvenini sarsıyor. Hatta karşılaşmayı beklediği durumdan kaçmaya çalışıyor ve işine gitmek istemiyor. Bu polemik onun kararsızlıklar yaşamasına ve geleceği ile ilgili kaygı ve endişelerinin artmasına sebep oluyor. Endişe ve kaygıların aşırı boyutlara ulaşması da panik nöbetleri yaşamasına sebep olabiliyor. Evine işsiz dönme endişesi, bakmakla yükümlü olduğu kişilere bakamayacağı endişesi, eski standartlarını kaybedebilme endişesi daha pek çok şey sayılabilir tabii…

Aynı zamanda iş sahibi olan kişilerde yaptığı üretimin tüketilemeyeceği endişesi ile ona güvenen personelini işten çıkarmak zorunda kalabilir. Hatta emek ile ortaya çıkardığı işi iş yapamaz hale gelebilir. Büyük ödemeler sonucu aldığı malı satamıyor. Ya da aldığı kredileri üretim yapamadığı ve ürettiğini satamadığı için bu kişilerde iş kaybı yaşıyor. Piyasalara ve kendine güvenemediği için çevresindeki kişilere de güven veremiyor. İşten çıkarmak zorunda kaldığı personel ve bir taraftan ayakta kalma çabası onun kararsızlıklar yaşamasına, endişelerinin artmasına sebep oluyor. Baş etmekte güçlük çektiği içinde panik ataklar yaşayabiliyor.

Panik atak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Hastaya öncelikle hastalığı nasıl kontrol edebileceği öğretilmektedir. Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı yaşamından çıkarabilmektedir.

Panik atakta ilaç ile birlikte konuşma terapisi de yer almalıdır. Tedavi aşamasında da kişinin doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Tedavi de gevşeme ve nefes egzersizleri önemli bir yer tutar. Korkuların üzerine gidilmesi ve nasıl baş edebileceğinin gösterilmesi gerekir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Panik Atak mıyım?..." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Füsun BUDAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Füsun BUDAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Füsun BUDAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Füsun BUDAK
Muğla (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildi
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Füsun BUDAK'ın Yazıları
► Panik Atak mıyım? Psk.Sabahat ERLER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,906 uzman makalesi arasında 'Panik Atak mıyım?...' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuk ve Şiddet Eylül 2011
► İlk Çocukluk Aşkları Ağustos 2011
► İç Motivasyon Ağustos 2011
◊ Gelinime Mektup... Kasım 2008
◊ Ben Çocuğum! Kasım 2008
◊ Kayınvalideme Mektup... Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:59
Top