TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Fenomenolojik Yaklaşım

Cafer ÇAY
İstanbul
Sosyal Hizmet Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 2 Makalesi varİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 9517,

* Yayın Tarihi : 16-08-2010 - 12:45 (1345 gün önce),

* Ortalama Günde 7.07 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 11994 , Kelime Sayısı : 1498 , Boyut : 11.71 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Cafer ÇAY hakkında söyledikleri:
Sayın Hocam Merhaba
Verdiğiniz eğitimden sonra kızım Ayşegül derslerine çok daha fazla çalıştı. Kafasındaki korkusu kayboldu. Biliyorsunuz sınavlarda titreme geliyordu. İlaç içince de devamlı uyuyordu. Sersemlemiş gibiydi. İlaçlarla bulamadığımız şifayı sizde bulduk. Şimdi Önce Allahımın sonra sizin sayenizde Tıpa girecek. Sınavı çok iyi geçti. Allah hepinizden razı olsun. İnşallah ablamın çocuklarını da size getireceğiz. Selamlar ve saygılar. Veli Öxx

(Veli Öxx, Danışan, 07-07-2011)

Cafer ÇAY Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Fenomenolojik Yaklaşım

GİRİŞ

Fenomen kendini ve dış dünyayı kendine özgü bir biçimde algılayan kişinin öznel yaşantısına verilen isimdir. Fenomenolojik yaklaşım, bireyin davranışlarını anlayabilmek için onun kendine özgü algılayışını ve yaşantısını bilmemiz gerektiğini savunur (Cüceloğlu, 1993,32). Bu yaklaşımı savunan kişiler durumun nesnel koşullarına bakmak ya da çocukluk güdülerine dalmak yerine, bireyin şu anda ne olduğu konusundaki öznel görüşüne bakarlar. Bize gözlemci olarak anlaşılmaz görünen hareketler, durumun birey için ne anlama geldiğini öğrendiğimizde anlaşılır hale gelir (Atkinson ve diğerleri 1995,543).

Bu çalışmada fenomenolojik yaklaşımın genel özellikleri ve bu yaklaşımın kurucusu olan Carl Rogers’in görüşleri ele alınacak, daha sonra bu kurama yöneltilen eleştirilerle birlikte bir değerlendirme (Sosyal hizmet bağlamında) yapılacaktır.

1.FENOMENOLOJİK YAKLAŞIMIN TEMEL ÖZELLİKLERİ

Bu kuramda kişiliğin temelini, kişinin doğuştan getirdiği özellikleri değil çeşitli olaylar sonucu ortaya çıkan deneyimleri oluşturmaktadır. Bu kuram kişinin yaşam deneyimlerine oldukça geniş bir şekilde yer vermektedir. Her kişinin eşsiz ve biricik olduğuna vurgu yapar. Her birey kişisel deneyimlerinin oluşturduğu benzersiz bir konfigürasyondur ve bu nedenle diğerlerinden tamamen farklıdır.
Bu yönleriyle bakıldığında bu teori diğerlerine göre büyümeye, gelişmeye ve self-actualizationa odaklandığı için daha pozitif olarak görülebilir.
Psikonalitik teoriye (yani Freud’un tersine) bu teoriye göre insan bir şeytan değildir. İnsanların hayvanlardan ayrılan en önemli özelliği kendini yönlendirme ve seçme özgürlüğüdür ve insan daima kindini en iyi şekilde gerçekleştirecek, en iyi duruma getirecek koşulları ister ve bunlara kavuşmak için çalışır. Bireyin temel doğasını Freud’un öne sürdüğü gibi biyolojik yapıyla toplum yapısının çatışması değil kişinin kendi tüm potansiyelini gerçekleştirmek, geliştirmek ve yaşamını anlamlandırmak çabası oluşturur. İnsanın kendi kendini geliştirmesine yaklaşım “İnsancıl Kuram” olarak da bilinmektedir.

Fenomenolojik Yaklaşım 1950’lerde ve 1960’larda Amerika Birleşik Devletlerinde özellikle orta tabaka halkın maddesel bolluğa karşılık içinde bulunduğu ruhsal boşluğu ve anlamsızlığı görmeye başlaması sonucu, güçlü bir akım olarak belirmiş ve daha önceleri bilimsel yönden üzerine pek az eğinilmiş olan sevgi, yaratıcılık, anlam, kişisel gelişme ve kendini gerçekleştirme gibi olguları incelemeye yönelmiştir.
Bireyin kendini yönlendirici kapasitesini temel alan bu yaklaşımda sosyal hizmet uzmanı ile müracaatçı arasında oluşması gereken ortam şu şekilde açıklanmıştır. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçıyı koşulsuz olarak kabul eden ve müracaatçıya kendisini yaşaması için ve gerekli özgür ortamı bulması için imkan veren bir rol üstlenir. Böylesi bir ilişki, müracaatçıya kendisini daha iyi anlama ve böylece daha olumlu adımlar atabilme olanağı verir. Böylece sosyal hizmet uzmanının tanı koymak ve yorum yapmak için çaba harcamasına gerek kalmaz.

Bu yaklaşım hümanistlik ve varoluşçu filozofik gelenekler temel alınarak her bireyin kendine özgü olduğu ve kişisel deneyimle saptanan anlamların gücünü vurgulamaktadır. Pozitif ve iyimser görünüşlü kişiler, sosyolojik taraftarı, bireysel gerçekcilik için çaba sarfeden ve hayatın anlamını araştıran temeller üzerine kurulmuştur (Horejsi, Sheafor 2003:100).

2. CARL ROGERS’IN KİŞİLİK (BENLİK) KURAMI :

Fenomenolojik Yaklaşım’ın kurucusu olan C. Rogers’ın bu yaklaşımdaki en temel kavramı kendini benlik (self) dir. Rogers bu kavramı “organize olmuş, tutarlı, ben/benim” kavramlarının karakteristik algılamalarından oluşmuş bütünsel bir yapı içinde olan ve bu sayede “beni” diğerlerinden ayıran, hayatın farklı yönlerini görerek diğerleri ile ilişki içinde yaşayabilen algılamalar” olarak tanımlamaktadır (Rogers 1959,200 Akt. Zastrow & Ashman 1990,79). Başka bir deyişle benlik “beni” karakterize eden düşüncelerin, algıların ve değerlerin tümüdür; benlik “neyim” ve “ne yapabilirim” farkındalığını da içerir. Algılanan bu benlik, kişinin hem dünyayı hem de kendi davranışını algılamasını etkiler. Güçlü ve olumlu bir benlik kavramı olan kişi, dünyayı zayıf bir benlik kavramı olan kişiden oldukça farklı görür. Benlik kavramının gerçeği yansıtması gerekmez; bir kişi çok başarılı ve saygın olabilir ancak kendini tamamıyla başarısız görebilir. Rogers’a göre, birey her yaşantıyı benlik kavramıyla ilişki içinde değerlendirir.
Rogers’ın üstünde durduğu diğer önemli kavramlar ise şöyle belirtilebilir.
*İdeal Benlik (İdeal Self) : Kişinin nasıl bir insan olmak istediği yolundaki düşüncelerini içerir. Bireyin ulaşmak istediği ve sahip olduğu takdirde kendisini çok değerli bulacağı benlik kavramını tanımlar.
*Benlik ve Deneyimler Arasındaki Uyuşmazlık : İnsanlar benlik imgeleriyle tutarlı şekilde davranmak isterler; tutarlı olmayan yaşantı ve hisler tehdit edicidir ve bilince kabul edilmeyebilir (Atkinson ve diğerleri 1995,544). Örneğin bir kişi kendini açık, çekici ve sosyal olarak algılamaktadır fakat başkaları ile birlikte olduğunda diğerlerinin onu görmezden geldiği hissine kapılmaktadır. Bu tür bir uyumsuzluk olduğunda kişi kendini gergin, karışıklık ve anksiyete içinde hissedecektir (Zastrow & Ashman 1990,79).
*Psikolojik Açıdan Uyumsuzluk : Bir kişinin benlik imgesiyle davranışları arasındaki uyumsuzluk ne kadar çok olursa kişinin o kadar çok yaşantı alanının inkar etmesi gerekecektir. Bu durumda da benlik ve gerçeklik arasındaki uçurum o kadar geniş, anksiyete potansiyeli o kadar büyük olur. İmgesi kişisel his ve yaşantılarıyla uyumsuz olan bir birey kendini gerçeğe karşı savunmalıdır çünkü gerçek anksiyete meydana getirecektir. Uyumsuzluk çok büyük olursa savunmalar yıkılabilir ve şiddetli anksiyete ya da diğer duygu heyecan bozuklukları ortaya çıkabilir.
*Benlik Algılamasıyla Deneyimler Arasındaki Uyum : Benlik algılamasıyla yaşantı arasında ne kadar uyum olursa düşünce ve davranışlar o kadar tutarlı olur. Bu durumda benlik katı değil esnektir ve yeni yaşantı ve fikirleri hazmettikçe değişebilir (Atkinson ve diğerleri 1995,544).
*Olumlu İlgiye Olan İhtiyaç : Her kişinin diğerleri tarafından saygı görmeye ve değerli bulunmaya ihtiyacı vardır.
*Kendilik Değeri İhtiyacı : Her bireyin kendini değerli hissetmeye ihtiyacı vardır.
*Değerin Şartları : Kişinin yaptığı davranışların bazıları olumlu sonuçlar vererek onda memnuniyet yaratırken bazı davranışları da olumsuz sonuçlar verir ve memnuniyetsizlik yaratır.

Carl Rogers’ın görüşlerini özetlemek gerekirsen; bireyin yaşantıları içindeki duygu ve düşünceleri ile kendine özgü bir dünyası vardır. Bu dünyanın merkezi “ben” ile anlatım bulan kendisidir. Yaşamı boyunca birey, benliğini sürdürebilme, ona yeni yönler katarak geliştirme ve kendini gerçekleştirme çabası içindedir. Bireyin içinde bulunduğu durumlara kindeni ve dünyasını algıladığı biçime göre tepki gösterir. Gerçek, bireyin algıladığı biçimde yorumlanır ve bu yorum kendi ben kavramına uygun olarak yapılır. Ben bir tehlike yaklaşımı sezerse savunmaya geçer, algılama daralır ve katılaşır, çabaya yönelik davranışlar ve savunucu mekanizmalar ortaya çıkar (Gençatan 1982;92). Örneğin yeterince çalışmadığımız bir sınavdan aldığımız kötü notu öğretmenin haksızlık ettiğine yormamız gibi.

Görüldüğü gibi Rogers kişinin kendini algılama şeklinin onun diğer insanlarla olan ilişkisini ve tüm yaşantısını etkileyeceğini belirtmiştir. Rogers duygu heyecan bozukluğu olan kişilerle çalışarak kuramını geliştirmiştir. Bu kişilerin sorunlarını çözmek için kişi merkezli yön vermeden hastaya kendini anlatma şansı tanınması temel alınır (Hançerlioğlu 1997,293). Rogers’ın düşünmesini sağlayan ve onu rahatlatan tehditkar olmayan bir ortam hazırlamalıdır. Bu terapide koşulsuz kabul ve içtenlik önemlidir. Bunun için sosyal hizmet uzmanı kendisini gerçek kişiliği ile ortaya koymalıdır. Rol oynamamalı ve kendi gibi olmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçının iç dünyasına girecek müracaatçının duygularını yaşamaya çalışır (empatik anlayış). Bu müracaatçıyı değerli bir insan olarak kabül etmesi ve sağduyusuna güvenmesidir. Müracaatçıya gösterdiği ilgi onu yönlendirici değil dolaylı yoldan verilmiş ben seni kabul ediyorum ve inanıyorum mesajıdır.

Rogers’a göre insan doğuştan iyi huyludur ve çevresiyle etkin bir iletişim kurabilir. Ancak karşılaştığı olumsuz koşullar sonucu diğer insanalar kızgın, bencil ve etkisiz tutumlar geliştirir ve bu öğrenme yoluyla olur. Engellenmediği zaman bireyin vereceği tepki biçimi insanın kendisinde doğuştan var olan gerçekleştirme eğilimleri doğrultusundadır. Organizmanın benlik yapısına uygun düşmeyen saptırıldığı durumlarda ise psikolojik uyumsuzluk meydana gelir (Duyan 1997:15).

3. FENOMENOLOJİK YAKLAŞIMA YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER

Fenomenolojik Yaklaşım, bireyin olayları benzersiz algılaması ve yorumlaması üzerinde durarak, kişilik konusunda özel yaşantının rolünün dikkate alınmasını ortaya çıkarmıştır. Kişilik ile ilgili diğer tüm kurumlardan daha çok sağlıklı kişi üzerinde yoğunlaşır ve olumlu, iyimser bir insan doğası görüşünü vurgular.

Bu yaklaşıma getirilen en büyük eleştiri kavramlarını doğrulamanın zor olmasıdır. Örneğin kendini gerçekleştirme açıkca tanımlanmamıştyır. Benzer şekilde benlik kavramının davranışı etkilemesi durumuna ilişkin bir açıklık yoktur. Örneğin kişi namuslu ve güvenilir olduğuna inanabilir, ancak farklı durumlarda çeşitli namus derecelerinde davranışta bulunabilir. Ayrıca kişisel inanç ve tutumlarda değişiklikler her zaman davranışta değişiklik meydana getirmez. Genelde tersi doğrudur. İnsanlar inançlarını davranışları ile tutarlı olmak için değirşitiriler (Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!) (Atkinson ve diğerleri 1995,547).

Bireyin olayları nasıl algıladığı önemlidir ancak kişinin benlik kavramını etkileyen diğer etkenlerde bulunmaktadır.

SONUÇ

Fenomenolojik yaklaşımda insana verilen değer ve önem sosyal hizmet anlayışıyla paralellik göstermektedir. Sosyal hizmet müdahalesinde kişinin kendi hayatı ile ilgili kararları verme, sorun çözme kabiliyeti kazanmasında kendi potansiyelini harekete geçirme müdahaleci olmaktan kaçınma önemli olan yaklaşımlardır. Bunları fenomen yaklaşımda da görmek mümkündür.

Sosyal hizmet uzmanı yardım ilişkisinde müracaatçıyı olumlu sonuca götürecek seçenekleri oluşturur ve uygun olanını oluşturulmuş elverişli ortamda seçmesine yardım eder. Kendin kararını verme ilkesine bağlı olarak müracaatçı tercihini yapar. Bu süreçte müracaatçı olduğu gibi kabul edilir, ayrıca sosyal hizmet uzmanının içtenlik, empati, değer verme gibi tutumları Fenomenolojik kuramla benzerlikler göstermektedir.
Sosyal hizmet değerleri temelde hümanisttir. Bu nedenle, insanlara bütün olarak ve çevreleriyle etkileşim halinde olarak muamele etme onların anlayışına ve yaşantılarını yorumlamalarına saygı gösterme ve müracaatçıları sosyal hizmet uzmanlarının yaptığı işin merkezi olarak görme fikirlerinin tümü sosyal hizmetin temel ilkelerine çok iyi uymaktadır.

KAYNAKLAR
Atkinson, Rita. Richard Atkinson, Ernest Hilgard. Psikolojiye Giriş II. Çev : K.Atakay, M. Atakay, A. Yavuz. Sosyal Yayınlar. İstanbul : 1995.
Cüceloğlu, Doğan. İnsan ve Davranışı. Psikolojinin Temel Kavramları. Remzi Kitabevi. İstanbul : 1993.
Duyan, Veli. Sosyal Grup Çalışması Uygulamasının Ortopedi Hastalarının Kişisel ve Sosyal Uyum Düzeylerine Etkisi. Ankara : 1997.
Gençtan, Engin. Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar. 2. Baskı. Ankara : 1982
Gençtan,Engin. Psikanaliz ve Sonrası.İstanbul:Hürriyet Yayınları,1981.
Hançerlioğlu, Orhan. Ruhbilim Sözlüğü. Remzi Kitabevi. İstanbul : 1997.
Horejsi, Charles R., Sheafor B.W. Techniquies and Guidelines for Social Work Practice. Sixth Edition. United States. 2003.
Rogers,CR .Encounter Groups.(Çev:Erbil Hamdullah).Ankara:Ekin Yayınları,1994.
Zastrow. Charles. Karen Kist. Ashman. Understanding Human Behavior and the Social Environment. Second Edition. Nelson. Hall Publishers. Chicago : 1990.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Fenomenolojik Yaklaşım" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Cafer ÇAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Vajinismus Tedavisi , Güldane KAVGACI
  • Seks Bağımlılığı(Hiper Seksüalite) , Güldane KAVGACI
  • Çocuk İhmal Ve İstismarı Nedir? , Vesile DÖNMEZ
  • Ergenlik Dönemi Nedir? Ergenlik Dönemi Değişiklikleri Nelerdir? , Vesile DÖNMEZ
  • Türkiye’de Psikiyatrik Sosyal Hizmetler , Tülin KUŞGÖZOĞLU
  • Vajinismus Evlilik İlişkisini Nasıl Etkiler , Güldane KAVGACI
  • Boşanma Ve Çocuk , Güldane KAVGACI
  • Aile İçi Şiddet: Çağın Çağdışı Sorunu , Güldane KAVGACI
  • Kanada'da Psikoterapist Olmak , Gulin AYDİN
  • Olumlu Evlilik İlişkileri Depresyonu Önlüyor , Güldane KAVGACI
  • Erkekte Geç Boşalma : Nedenler Ve Tedavi , Güldane KAVGACI
  • Vajinismus Belirtileri , Güldane KAVGACI
  • Vajinismus Nedenleri , Güldane KAVGACI
  • Vajinismus Nedir? , Güldane KAVGACI
  • Kadınlarda Cinsel Uyarılma Bozukluğu Ve Tedavisi , Güldane KAVGACI
  • Gerçek Dışı Evlilik Hayalleri Evlilikleri Zehirliyor , Güldane KAVGACI
  • Kadınlarda Orgazm Bozukluğu(Anorgazmi): Nedenler Ve Tedavi , Güldane KAVGACI
  • Aile Ve Evlilik Terapisi Size Neler Kazandırır? , Güldane KAVGACI
  • Eş Seçiminde Yapılan Yanlışlıklar , Güldane KAVGACI
  • Evlilikte Kıskançlık , Güldane KAVGACI
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    11:19
    Top