TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



ÇOCUKLARDA CİNSELLİK

Sinem ÇELENK Fotoğraf
Psk.Sinem ÇELENK
Antalya
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 5 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 4612,

* Yayın Tarihi : 18-10-2010 - 21:33 (1496 gün önce),

* Ortalama Günde 3.08 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 30118 , Kelime Sayısı : 3490 , Boyut : 29.41 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Sinem ÇELENK hakkında söyledikleri:
Sinem hocamla, hastanemize vermiş olduğu bir seminer sırasında tanıştım. İletişim bilgileri güçlü, insanların samimi olamadığı bu dönemde sıcak kanlı, güler yüzlü ve samimi bir yaklaşımı vardı. Hani eğitimler genellikle sıkıcı olur ya biz, onu hiç yaşamadık. Seminer boyunca anlattıkları o kadar hayatımızdandı ki pür dikkat kendisini dinledik.

Bazı insanlar birilerine yardım etmek için gelirler ya dünyaya, sinem hanım da öyle biri bence...

Katıldığım bu seminerden sonra kendisinden de birebir destek almayı düşünüyorum.

(sanem yxx, Arkadaş/Tanıdık, 13-06-2014)

Sinem hanımla geçen yıl eşimle olan sorunlarım nedeniyle tanışmıştık. Gerek yaklaşımı, gerek mesleki bilgi ve deneyimi, gerekse terapi sürecindeki davranışlarıyla kendisinin harika bir psikolog olduğunu söyleyebilirim. Sadece eşimle olan problemlerime yardımcı olmakla kalmayıp bana hayata karşı yeni bir bakış açısı kazanmama yardımcı oldu. pek çok konuda onun deyimiyle farkındalığımın arttığını söyleyebilirim. Kendisine ve ekibine çok teşekkür ederim.
(Aysel Koxx, Danışan, 10-06-2014)

Sinem abla hem iyi bir psikolog hem de çok iyi bir arkadaş.Kendisiyle tanışmadan önce pek çok konuda sorun yaşıyordum. İlk görüştüğümüz andan itibaren ona güvenebileceğimi hissettim. Ailemle olan anlaşmazlıklarımız çözüldü. yaşadığım bir çok soruna değil sorunlarla nasıl baş edebileceğime dair bana yardımcı oldu. Artık herşey sorun olmuyor. Kendisine çok teşekkür ediyorum. O benim doktorum olduğu için çok şanslıyım. O artık bizim ailemizden birisi oldu.
(Aybilge Axx, Danışan, 09-06-2014)

merhaba sinem hanımla tanışmam kızımın psikolojik gelişimi hakkında bilgi almak vesilesiyle oldu daha önce başka bir psikologla tatsız bir deneyimimiz olmuştu açıkcası giderken tedirgindim hatta çokta gergindim ilk görüşmemizde hatta ilk dakikalarda çok rahatladım bikere çok pozitif bir insan bu bize hemen yansıdı güleryüzlü ve sanki çok eskiden tanışıyormuşuz gibi samimi olumlu sonuçlar aldık ben yapı olarak öyle herkese kolay kolay açılamam ama nasıl olduysa susmak bilmedim kendimede şaşırdım doğrusu sanırım işindeki başarısıda bu samimi bir ortam oraya gittiğimizde kendimizi bi arkadaşa çay... [DEVAMI..]
(emel, Danışan, 06-05-2009)

Psk.Sinem ÇELENK Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
ÇOCUKLARDA CİNSELLİK

16. yüzyıl öncesinde Britinya ve Batı Avrupa’da Çocukların aile ekonomisine katkıda bulunmaları beklenir ve yaptıkları hareketlerden hukuki olarak sorumlu tutulurlardı. Çocuklar yetişkinlerin seksüel davranışlarını serbestçe seyreder ve tartışmaları açıkça dinlerlerdi. Cinsel gelişim bir problem olarak görülmezdi.

16 yy.-19 yy. arasında Cinsel ilişkiler kapalı kapılar arkasında olmaya başladı. Ebeveynler çocuklarını sade, yalın ve cinsellikten uzak yetiştiriyorlardı. Çocuklara vücutlarını örtmeleri ve cinsel objelere bakmamaları ve dokunmamaları anlatırdı (Elias 1978).

19. yüzyılda ebeveynler, mastürbasyon yapan çocuklarını korkutmuşlar.
1930-1950’lerde çocukları cinsel aktivite veya ilgilerinden dolayı cezalandırma veya azarlama yerine uyarma, vazgeçirme ve dikkatini başka alana çekme uygulanmaya başlanmıştır (Finkelhorn 1980). 1950’lerde yeni bir tema ortaya çıktı: ebeveynlerin çocuklarının cinsel ilgileri konusunda endişelenmemeleri gerektiği anlatıldı. Her çocuğun vücudunu araştırması, vücudu hakkında bir şey öğrenmesi tamamen normaldir, bu meraktan öte bir şey değildir.

1970’lerden 1990’lara kadar, çocuk cinselliği; çocuk cinsel kötüye kullanımı, tecavüz, istenmeyen ergen gebelikleri, homoseksüalite ve AIDS hakkında politik ve sosyal sorunlar nedeniyle artan bir problem olarak görüldü. Bu sorunlar masum çocukları tehlikelerden koruma yönündeydi. Çocuklar , hastalıklar, “yabancı tehlikesi” ve “kötü eller” konusunda uyarıldı. Şimdi, seksüel ilgi gösteren çocuklar sapkın veya anormal olarak görülmeye devam edilmektedir. Seksin çocuklara tehlikeli olduğu anlatılmaktadır, Buna karşın aynı zamanda çocuklar artan tarzda cinsel içerikli karmaşık, iştahlı T.V. programlarına maruz kalmaktadır. Ayrıca cinsel istismar ve tecavüz sahneleri gösterilmektedir. Kablolu ve uydu televizyonları ile bir çok porno filmleri evlerde seyredilir olmaya başlanmış ve günün her anında bu filmlere ulaşılabilir olunmuştur. Verilen bu mesajlar ile ebeveynin verdiği mesajlar arasında doğan bu çelişki çocukların kafalarını karıştırmaktadır.Araştırma çalışmaları büyük ölçüde “ebeveynlerin çocuklarının cinsel davranışlarını gözlemleri” ve “erken cinsel deneyimleri olan erişkinlerin anıları” ile sınırlıdır.Çocukların cinsel gelişimi, gelişimin diğer yönleri gibi değerlendirilmeli ve izlenmelidir. Maalesef, bugünkü atmosferde bu mümkün olmamaktadır. Çoğu anne baba çocuklarının cinsellik hakkında soru sormalarını istememektedir. Ebeveynlerin tepkileri nedeniyle, okullar bu konuda araştırmalara izin vermemektedir (Yates 1993).

KÜLTÜREL BAKIŞLAR

Medeniyet çocuk ve ergenlerin cinsel ilgi ve aktivitelerini engelleme ve yeniden yönlendirme konusunda büyük zaman ve efor göstermiştir. Seksüel aktivitelere karşı yasaklar daha çok kızlara getirilmiştir. (Elwin 1968).

Seksüel gelişim üzerine bakış, büyük ölçüde toplumlarda kullanılan görgü ve metodlara dayanmaktadır. (Ford ve Beach 1951). Marshall ve Suggs (1971), Currier (1981) çeşitli kültürlerde cinselliğe yönelik 4 genel yaklaşım tarif etmektedir:
a. Baskıcı (repressive)
b. Kısıtlayıcı (restrictive)
c. Müsade edici (permissive)
d. Destekleyici (supportive)

Cinselliği baskıcı kültürler: Türkiye vs. Bu tür kültürlerde cinsel aktivitenin tehlikeli olduğuna inanılır. Bekarlık idealdir. Cinsel ifadeler oldukça kısıtlanmıştır. Çocukların cinsel ilgi ve aktiviteleri yasaklanmıştır, formal seks eğitimi yoktur. Cinsel konuların tehlikeli ve kirli olduğu görüşü vardır. Erkek çocuklar erken dönemde kız çocuklarından ayrı tutulur, erotik ilgi ve aktiviteler şiddetle cezalandırılır.

Cinselliği kısıtlayıcı kültürler: Sıklıkla gelişmiş ülkelerde gözlenir. Örnek ABD. Bu kültürlerde seks önemlidir fakat seksüel aktivitenin çıkaracağı sorunlar sebebiyle korkular vardır. Çocukların cinsel ilgileri için cezalandırılmamalarına rağmen, başka yollarla inhibe edilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tecavüz, ve istenmeyen gebelikler için seks eğitimi vurgulanır.

Cinselliğe müsade edici kültürler: Çoğu cinsel ifade ve davranışlara hoşgörü ve göz yumucu olurlar. Bu tip kültürler Afrika ve okyanus ülkelerinde vardır. Cinsellik; normal, doğal, ve insan varlığının değerli yönü olarak görülür. Buna karşın cinsel aktiviteler için teşvik yoktur. Evlilik öncesi seks yaygındır.

Cinselliği destekleyici kültürler: Erken cinsel deneyimi gelişimin gerekli bir parçası olarak görürler. Bu tür kültür Ekvator Afrika’sında, Güney Asya ve güney Pasifik’te gözlenir. Burada çocukların seksüel duyguları hissetmesi ve aktiviteleri öğrenmesi için ortam sunulur.

Cinselliği müsaade edici ve destekleyici kültürlerde, bebek cinsel organları genellikle açıktadır (çıplaktır), yetişkinlerle cilt-cilt teması sıktır. Bebeklerin bacaklarının iki yana açık olarak taşınması veya tutulması ile çocuklarda direkt olarak genital stimulasyon olur. Bebekler huzursuz olduklarında, yetişkinler, genellikle kadın, onu yatıştırmak için cinsel organlarını uyarabilmektedirler. Bu elle veya oral yolla olmaktadır.

CİNSEL GELİŞİM
BEBEKLİK
Bebeğin meme emişini gözleyen herhangi bir kimse, bebeğin ilk cinsel deneyiminin birincil bakım vericinin meme ve meme çevresiyle olduğunun farkında olur. Beslendiği zamanlarda memeye veya şişeye yaklaşır, organize olur, amaca yönelik aktiviteye başlar: o an bebek ağlamayı keser, avuçlarını kapatır, ağzını açar, memeyi arar ve kendini ona doğra ittirir, yakalar ve güçlü bir tarzda emer. Süt azalmaya başladığı zaman, avuçlarında gevşeme olur, gözler açılır kapanır ve rahatlar.Annenin kokusu, sıcaklığı, ve yakınlığı bu ilk ve güzel erotik deneyimin parçalarıdır.
Bebek büyürken memeden başka, annenin kendisine karşı cinsel ilgiler gelişir. Bu ilgiler, ayrılma bireyselleşme süreci başlangıcında belirginleşir. Yaşamın 12. Haftasından sonra bebeğin otoerotik objesi olarak başparmak iş görebilir. Geçmişte parmak emme psikopatoloji ile ilişkili görülürken, şimdi bu durum bir problem ile ilişkilendirilmemektedir.
Yaşamın ilk 4 ayı ile birlikte, her iki cinsiyetteki bebekler, altını bağlama ve cinsel organlarının temizlenmesi sırasında duyumlar ile cinsel organlarını fark ederler. Bakım vericinin dokunuşlarından büyük zevk alırlar.
Erkek ve kız cinsel organları arasındaki anotomik farklılıklar, çocukların psikoseksüel gelişiminde çok önemli yere sahiptir (Gadpaille 1976, Kestenberg 1968). Erkek çocuklar ele geldiğinden dolayı, erekte penisten zevk alabileceklerini fark edebilir. Penis görülebilir, sıklıkla bir isme sahiptir. Bu nedenle, küçük erkek çocuklar kolaylıkla penisi vücudunun diğer parçalarıyla bütünleştirmeye meyillidir.
Kızlar klitorisi, dışkı ve kokunun olduğu bitişik “kirli” bölgelerinden ayırmakta güçlükleri olabilir (Yates 1978). Kızların cinsel organları gizli olduğundan dolayı, cinsel deneyimler içe almaya yönelik olduğundan, daha çok içe yönelik duyumları içermektedir. Bunun tersine erkekler, seksüel yaşantıları dışa yönelimli ve fallik duyumlar üzerine odaklaşmıştır (Galenson 1974, Kestenberg 1968).
Cinsel organlara erken ilgi, emosyonel sağlık ve olumlu bakımverici-çocuk ilişkisi ile ilişkilidir. Spitz 248 bebekle yaptığı orijinal çalışmasında, ciddi yoksunluk yaşamış bebeklerin bulunduğu kimsesizler evlerindeki bebeklerde cinsel oyunların tamamen kaybolduğunu belirlemiştir, ayrıca sorunlu bakımın olduğu hapishane bakımevlerinde cinsel organlarla oynamanın nadir olduğu fakat ebeveynlik yönünden avantajlı bebeklerde cinsel organlarla oyunların genellikle var olduğunu belirlemiştir (Spitz and Wolf, 1949). Galenson (1974) aynı ilişkiye uzunlamasına bir çalışmasında işaret etmektedir. 70 anne-bebek çiftinin 7’sinde sorunlu ilişki göstermiş. Sorunlu ilişkinin olduğu bebeklerin iyi beslenmelerine karşın kendi kendilerini uyarmadıkları gözlenmiştir.

TODDLER(YENİ YÜRÜYEN BEBEKLER)

Bebek gözlem çalışmaları (Galenson 1993, Galenson and Roiphe 1976, Kleeman 1975) ; ikinci yılın başlangıcına doğru bebekler tuvaletlerine ve kendi barsak hareketlerini hissetmeye ilgi oluşur. Bu durum “anal erotizm” olarak adlandırılır. Aynı zamanda bu dönemde bebekler dik kafalı, inatçı ve negativist olurlar. Eğer dışarıdan müdahale artarsa bu özellikler daha yoğunlaşır. Üriner erotizm 12 –14 aylar arasında yüzeyleşir. Kızlar, penisi olmadığı gerçeğini hissedebilirler. 15. aya kadar, çoğu çocuk cinsiyetler arasındaki farklılıkları bilirler. Bu süreç, eğer çocuğa karşı cinsin cinsel organlarını görme fırsatı olmuşsa çabuklaşır. Cinsel organıyla övünme ve teşhir etme bu dönemde sıklıkla dikkati çeker (Glenson 1974, Kleeman 1976). Yaklaşık 18 ay civarında kızlar babalarına karşı erotik olarak davranmaya başlarlar. Bu annenin cinsiyet rolü ile ilk özdeşime işaret edebilir. Yetişkinin övücü ve hoşlanıcı tavırları küçük kıza güven verir ve dişiliğiyle övünür.
Cinsel oyunlardan mastürbasyona değişim 2 yaşına doğru olur. 15 ve 24 aylar arasında bebeklerin cinsel organlarını farkındalığında artış olur, özellikle banyo ve bez bağlama sırasında (Galenson 1974, 1993).

Yaşamın ikinci yılında oluşan masturbatuvar aktivite paterni erkekler arasında sebat etmeye meyillidir, kızlar arasında ileri bir evrimleşme geçirir (Galenson 1973, Galenson and Roiphe 1976). Kızlar kendilerini uyarmak için daha çok indirekt (dolaylı) teknikleri (bacakları, uylukları, ayak parmaklarını vs.) kullanmayı öğrenirler. Kızlar mastürbasyonu tamamen bırakabilir veya zevk almaksızın mastürbasyona devam edebilirler. Hayal kırıklığı (frustration reactions) tepkileri sıklıkla yaygındır ve bazen 2. yılın ikinci yarısında kızlar arasında bu tepkiler şiddetli olmaktadır. Bir kısım erkek çocuklarda benzer patern göstermektedir. Psikoanalistler bunu preödipal kastrasyon tepkisi olarak adlandırılar (Roiphe and Galenson 1973). Bu tepkiler şunlar olabilmektedir: regresyon, korkaklık, şevk ve heyecanın kaybı, üzüntü ve mastürbasyon ilgisinin vücudun başka bölgelerine veya cansız nesnelere (oyuncaklar gibi) kayması yani yer değiştirmesidir.
Bir kısım 2-3 yaşlarındaki kızlar imrenme bulguları gösterir. Penise sahipmiş gibi ayakta işemekte ısrar ederler, cinsel bölgelerinde çubuk veya oyuncak tutarlar. (Galenson and Roiphe 1976). Erkek çocuklar memelerinin büyümesi veya bebeklerinin olması tarzında arzular ifade edebilir (Edgcumbe 1976).

OKUL ÖNCESİ ÇOCUK

Çocuklar büyürken erotik ilgileri kardeş ve arkadaşlarına kayar. Çoğu 4 yaşındaki çocuklar “anne” veya”baba” gibi evcilik oyunları veya “doktorculuk” gibi oyunlar oynar. Bütün okul öncesi çocukların yarısı cinsel oyunlar veya mastürbasyonla iştigal eder (Clower 1976, Newson and Newson 1962). 4-6 yaşlarında yaygın olarak gözlenen cinsel aktiviteler: teşhircilik, apışı kurcalama, cinsel organlara dokunma ve onları başkalarına gösterme, kadınların memelerine dokunma (Friedrich ve ark. 1991), çıplak olmaktan hoşlanma veya çıplak kişileri gözetleme, vajina veya rektuma obje yerleştirmeyi denemedir (Johnson 1993). Bu davranışlar evde çıplaklık var olduğunda daha yaygındır. 4 yaşından sonra, kızlarda erkek çocuklardan daha azdır (Sears ve ark, 1957). Bu dönemde çocukların cinsellik kavramı primitiftir. Çoğu çocuk, bebeğin annenin midesini kesilerek çıktığına veya annenin anüsünden doğduğuna inanır (Goldman and Goldman 1981).

Ödipal yıllarda erotik ilgilerde artış olur, bu ilgi karşı cins ebeveyne odaklaşır. Okul öncesi çocuklar, anatomik farklılıklar, cinsel ilişki ve üreme hakkında sık soru sorarlar (Robinson ve ark. 1991). Erkek çocuklar anneleriyle evlenmeyi ve birlikte uyumayı arzulayabilirler. Kendilerini hoşnut hissettiklerinden dolayı annelerinin penisleriyle oynamalarını isteyebilirler. 3-5 yaşındaki kızlar babayla ilişkilerinde son derece erotik olurlar. Bununla birlikte çok az olasılıkla genital temas denerler, daha çok ilişkilerinde özellik isterler (Roiphe ve Galenson 1973).

OKUL YAŞI ÇOCUKLARI

Okula başlamakla çocukların cinsel aktivitelerinde göreceli bir azalma vardır (Kinsey ve ark. 1948, Ramsey 1943). Bu dönem latens dönemi olarak adlandırılır, 6 yaş ile ergenlik arası dönemi kapsar ki bu dönemde çocuklar daha az olarak açık cinsel aktivite gösterirler.

Okul yaşı çocukları memelere dokunmazlar veya cinsel organlarını göstermezler fakat buna karşın resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinsel organ çizme gibi, kendi cinsel organlarına dokunma ve cinsel organlarını arkadaşlarıyla kıyas etme, cinsel fıkralar anlatma, ve hayvanların yavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler (Johnson 1993).

Okul dönemine kadar cinsel oyunların çok kötü bir şey yapmak olduğunu bilirler. Bu dönemde cinsellik onları utandırır. Buna rağmen, çoğu çocuk cinsel oyunlara devam eder. Bu oyunlar ileride grup oyunlarına dönebilir (daha büyük okul çocukları arasında strip poker gibi). Yenilen veya yanlış yapan elbisesinin çıkarır (soyunma oyunu). Bu oyunlar genellikle erkek çocuklar arasında olur.

Kızların 4-6 yaş, erkeklerin 5-8 yaşlarında bazen çıplak oluşlarına ılımlı bakılır. Okula başlamayla, çocuklar kız erkek tuvaletleri ayrı olduğunu ve karşı cinsten birinin yanında çıplak görünülmemesini öğrenirler. 4.-5. Sınıfa kadar, alt giysilerinin (külot) görünmesinden aşırı utanırlar.

Ebeveynler çocukları büyüdükçe daha makul olurlar. 8 yaşından büyük çocuklarıyla banyo yapan anneler, 9 yaşından büyük kızları ile banyo yada duş alan babalar nadirdir (Rosenfeld ve ark. 1987). Çocuklar anne babalarının bu tutumlarını, kendi vücutlarında kötü bir şey veya kirli olduğu tarzında yorumlayabilir (Rosenfeld ve ark. 1984).

CİNSELLİĞİN GELİŞİMİ ÜZERİNE 4 TEORİ VARDIR;

1. Kognitif-Gelişimsel Teori
2. Sosyal Öğrenme Teorisi
3. Analitik Teorisi
4. Biyolojik Teori

Analitik teori davranışları iç güçler yönünden açıklarken, bilişsel-gelişimsel teoriler davranışları kişinin bilişsel dünyası ile dış dünyadaki realitenin etkileşimi olarak açıklamakta, öğrenme teorileri uyaran-tepki ilişkisi ile açıklamakta, biyolojik teoriler genetik ve çevresel etkiler üzerinde durmaktadır. Bireyleri seksüel olarak birbirinden farklı kılan şeyleri anlamada bu 4 teoride gereklidir.

Kognitif-Gelişimsel Teori: Piaget (1950) egosentrik düşünceden sosyalize olmuş düşünceye doğru öğrenme sürecini izlemiştir. Tekrarlayan davranış serileri öğrenmeye yol açar ve sonrasında iç değişikliğe yol açar. Gelişim içsel olarak motive olur ve etkileşim içindedir.

Kognitif-gelişimsel teoriye göre (Kohlberg 1966, Piaget ve Inhelder 1958), çocuk, seksüel şemaların oluşmasıyla ilk önce erkek-kadın ayırımını öğrenir. Bu, 5 yaş civarında erkek veya kadın bilişsel kendini kategorizasyona yol açar. Daha sonra çocuk tanımladığı cinsel rolün belli stereotipi hareketlerini ayırt eder. Bu cinsiyet tipine bağlı ilgiler, tutumlar, ve değerler aynı cinsiyetteki ebeveyn dahil kendi benzeri kişilere spontan olarak yönelmeye başlar. 8 yaş civarında çocuk seçici olarak ebeveynin özelliklerini içselleştirir.

Sosyal Öğrenme Teorisi: Sears (Sears ve ark. 1957) ve Mischel (1966) sosyal öğrenme teorisi: çocukların sürekli sosyal ortamla ilişki içinde olduğunu, gittikçe başkalarıyla iletişimi arttığı ve sosyalize davranışlardan doyum sağladığı görüşü vardır. Yeni şeyler bir önceki üzerine kurulur. Bu sürekli ilave olan şeyler çocuğun geleceğini şekillendirir. Gelişim çocuk ve ebeveynin ilişkisinin niteliğiyle ilişkilidir. Ebeveyn cinsiyet tipine bağlı davranışları pekiştirmek amacıyla erkek ve kız bebeklere farklı tepkiler verirler. Daha sonraları erkek ve kız olduklarını ve kendi cinsiyetleri gösteren farklı karakterleri öğrenirler. Okul önceki yıllarda aynı cinsiyetteki ebeveynle özdeşim başlar. Özdeşim süreci cinsiyet rolü stereotipilerini benimsemeye dayalıdır. Öğrenilen rol stereotipileri sonraları güçlü ve saygın yetişkinlerin uygun davranışları ile pekiştirilir.
Analitik Teori: Oral Faz, Anal faz, fallik faz, latenci diye psikoseksüel gelişim dönemlerine ayırmıştır. Odipus kompleksi üzerinde ayrıntılı durulmuştur.
Biyolojik Teori: Cinsel Kimlik bir cinsiyeti oluşturan bir bireyin birincil tanımıdır. Cinsel rol erkeği kadından ayıran kültürden etkilenen yönü vardır. Cinsel Oryantasyon (Yönelim) özellikle cinsiyet yönünden bireysel erotik tercihini tanımlar. Bu üç boyutun birbiriyle uyum içinde olması gerekmez.

CİNSEL KİMLİK

İnsanlarda cinsel kimliğin gelişimi çevreden birincil olarak etkilenir. Ana cinsel kimlik 2 yaş sonlanmadan oturur, 3 yaş sonrasından sonra cinsiyetin yeniden düzenlenmesi ciddi psikolojik bozukluklara yol açar. Cinsiyet rol, cinsel kimlikle karşılaştırıldığında tipik olarak 4-5 yaşta kristalleşir.

CİNSEL ROL

Cinsiyete özgün özelliklerin varlığı ve devamında biyolojik faktörler rol oynar (Gadpaille, 1983). Bu özellikler, tipik veya atipik cinsiyet rol davranışlarına katkıda bulunur. Hemen hemen bütün kültürlerdir, erkekler kadınlara oranla daha agresif ve büyük olasılıkla birisiyle kavga eder (Piacente, 1986). Erkekler hemen hemen her zaman dominanttır. Erkek büyük olasılıkla daha büyük olasılıkla kıskanç ve sahiplenicidir. Kadınların cinsiyete ait özelliklerinde kadınlar çocukların bakım ve eğitimini isterler.
Erkek ve kadınlar çevreyi farklı tarzda algılar ve farklı modlarda bilgileri işlerler. Kadınların modu ifade edici veya emosyonel iken, erkekler yardımcı ve amaca yöneliktir. Kadınlarda sözel ve duygusal iletişim yoğunluğu daha fazla iken, erkekler mantık, analitik ve mekansal kavramlar daha gelişmiş olabilir. Bu erkeğin fötal gelişimi ile ilgili olabilir. Erkek fetustaki daha yüksek testesteron seviyeleri daha büyük sol hemisferik spesifikasyonlu sağ hemisfer gelişiminde gecikmeye yol açar (Geschwind 1983).

CİNSEL EĞİTİM

Kişiliğin temellerinin atıldığı sıfır-altı yaş dönemindeki yaşantı ve deneyimler kişinin, ileri yıllardaki toplumsal ilişkileri, cinsel tutum ve davranışları ve başarılı bir yaşam sürdürüp sürdürmeyeceği gibi özelliklerini belirleyecektir. Bu nedenle bu dönemde, çocukların her konuda olduğu gibi cinsellikle ilgili konularda da aile ve toplum tarafından bilinçli bir şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Çocukların cinselliğe karşı olan ilgileri, deneyimleri ve ifadeleri yetişkin cinselliği ile uzaktan ilişkilidir. Bununla birlikte, cinselliğin ilerideki kullanımı ve ifadesi doğrudan doğruya çocukluk dönemi cinselliğinin doyurucu deneyimlerine bağlıdır (Webb, 1991). Çocukluk çağlarında cinsel yaşam konusunda eksik, hatalı bilgiler alan bireylerin ise yetişkinlik döneminde cinsel uyumu olmayan, doyum sağlayamayan, sinirli, öfkeli, uyumsuz bireyler oldukları görülmektedir (Mangır ve Çalış, 1994). Bu nedenle erken yıllarda cinsel eğitim büyük önem kazanmaktadır.

Çocuğun cinsel eğitiminin önemli bir bölümü aile içinde gelişirken önemli bir bölümü de aile dışında gelişir. İlk altı yaş içinde aile içi eğitim daha önemlidir (Uçar, 1991). Ancak bunu son derece olağan olarak ele almak en doğru iştir. Çocuk yağmurun nasıl yağdığını sorarken duyduğu doğal merak içinde, cinsellikle ilgili soruları da sormakta ve bunlar üzerinde ötekilerden değişik biçimde durmamaktadır. Fakat anne babanın bu sorular karşısındaki tepkileri yüzünden, çocuklar cinselliğin tabu olduğunu, kötü, pis ve bütün bunlara rağmen bıyık altından gülümsemeyi gerektirecek çekicilikte bir şey olduğunu algılamaktadırlar (Dodson, 1993).

Çocuğun cinsellikle ilgili soruları karşısında ailelerin sıkılması ve kendini rahatsız hissetmesi çok normal bir durumdur. Ancak çocuğun yanlış kanılara saplanmaması ve gittikçe daha karanlık, bulanık genellemeler yapmaması açısından mutlaka sorduğu sorular cevaplanmalıdır. Çocukların öğrenmek istediği konu anne-babanın tartışması için zor bir konu ise çocuğa “Bu konuyu düşünmek için biraz zamana gereksinimim var!” demekten korkulmamalıdır. Çocuklara doğru anatomik kelimeler kullanılarak açıklama yapılmalıdır. Çocuğun sorduğu sorular geçiştirilmemeli mutlaka dinlenmeli, doğru, basit ve kolayca kavrayabileceği bir şekilde cevaplanmalıdır. Eğer çocuğun sorusu kompleks bir soru ise ona sorusuyla beraber soru sorulmalıdır “Sen ne düşünüyorsun?” gibi. Bu soru çocuğun gerçekten neyi sorduğunu saptamaya yardımcı olacaktır. Bununla beraber konu hakkında çocuğun neyi ne kadar bildiğini ortaya çıkaracak ve böylece çocuğun gereksinimi olan cevap verilecektir (Koblinsky ve diğ., 1993; Joslin, 1994).
Cinsel eğitim çocuğun konu ile ilgili sorularını sormasıyla başlamalıdır. Çocuklar, genellikle iki buçuk üç yaş civarında ilk sorularını sormaya başlarlar. Dolayısıyla bu sorularla muhatap olan kişi anne ve babalardır. İlk bilgileri vererek çocuğu konuya yaklaştırmak, sonraları okulu da kapsamak üzere öteki bilgi kaynaklarından öğrendiklerini kontrol altında tutmak anne-babaların sorumluluğundadır (Salk, 1993). Anne ve babalar çocukları okul çağına gelene kadar onların ilgilerine uygun olarak cinsellikle ilgili aşağıdaki tutumları çocuklarına kazandırmalıdır;
1. Bedeniyle ilgili olumlu imaj: Çocuğa bedeninin güzel olduğu ve ona değer vermesi, onunla övünmesi gerektiği öğretilmelidir. Eğer çocuk bedeninin cinsellikle ilgili bölgelerinin utanç verici olduğunu düşünür ve onlardan utanırsa, evlilik hayatındaki cinsel ilişkisini mutsuzlaştıracak, bazı engellemeler ve yanlış kanılar geliştirecektir.
2. Açık bir tutum: Çocuğa cinsellik konusunda açık, kabul edici ve dürüst bir tutum sergilenmelidir. Cinselliğin konuşulmasından utanan anne-babaların çocuklarının bu konuda açık ve utanmayan bir tutum içinde olması beklenmemelidir.
3. Doğru bilgi: Cinsel konuları tartışmak için yeterli kelime bilgisine sahip olunmalıdır. Bedenimizin değişik bölümlerinin isimleri ve işlevleri bilinmelidir.
4. Mahremiyete saygı: Çocuğa yalnız kendi bedenine saygı, sevgi ve değer vermesi öğretilmemeli, başkalarının mahremiyetine de saygı göstermesi sağlanmalıdır.
5. Kendine saygı: Çocuğa bedeninin sadece ona ait olduğu ve onun izni olmadan kimsenin ona dokunmaya hakkı olmadığı açıklanmalıdır. Cinsel taciz ile sevgiyle dokunma arasındaki fark mutlaka belirtilmelidir (Ketterman, 1998).
Okulöncesi çocukları için düşünülen cinsel eğitimin içeriği ise sordukları soruları ve ilgileri dikkate alınarak üç noktada toplanabilir. Üreme, hamilelik ve doğum. Çocuklar tarafından yaygın olarak bu konularda sorulan sorulardan bazıları ise şunlardır: Kız ve erkekler arasındaki cinsiyet farklılıkları nelerdir? Bebek nasıl oluşur? Bu oluşum sırasında babanın rolü nedir? Bebek annenin neresinde durur? Nasıl gelişir? Nereden doğar? vb. gibi (Somers ve Somers, 1991; Uçar, 1991; Cholette, 1988; Yavuzer, 1992).
Yaş gruplarına göre sorular ve cevapları
7 Yaş öncesi:
-Neden annemin memeleri var, babamın yok?
Annen bir kadın, baban bir erkek. Erkeklerin memeleri yoktur. Kadınlar ise çocuk sahibi olabildikleri için memeleri vardır. Çocuk doğduktan sonra annelerin memelerinden gelen sütle bebekler beslenir.
-Bebekler annelerin karnına nasıl giriyor?
Anne ve babaların vücutları birbirine çok uygundur ve birbirleri ile çok yakınlaştıklarında bir bebek oluşabilir. Bu bebek annelerin karnında büyür.
7 Yaş sonrası:
-O küçük delikten bebekler nasıl çıkıyor?
Bebeğin çıktığı delik çok esnek bir şeydir ve doğum olacağı zaman bebeğin içinden çıkabileceği kadar büyüyebilir.
-Eğer bebek yapmak istemiyorsanız neden beraber yatıyorsunuz?
Çünkü büyükler birbirlerini çok sevdiklerinde bazen sadece birbirini sevmek yada öpmek yeterli olmaz. O zaman birbirine gerçekten çok yakın olmak isterler.
Ergenlik öncesi:
-Orgazm ne demektir?
Yetişkin bir kadın ve erkeğin ancak cinsel ilişkide bulunduğunda yaşayabileceği çok özel bir duygudur.
-Regl ne demektir?
Yetişkin kadınlar ayda bir kez vajinalarından kanarlar. Buna Regl yada aybaşı denir. Bunun sebebi kadınların yumurtalıklarından her ay 1 yumurtanın döllenmek üzere hazırlanmasıdır. Eğer döllenme yani bebeğin oluşumu gerçekleşmezse bu yumurta bir miktar kan ile vücuttan atılır ve ertesi ay yeni bir yumurta oluşur. Her genç kız 12-15 yaşları arasında ilk kez regl olur.

KAYNAKLAR
-Ersoy, Ö. (1999). 6 Yaş Grubunda Kız Ve Erkek Çocuğu Olan Anne Babaların “Cinsel Eğitim”
Hakkındaki Görüş Ve Tutumları, Mesleki Eğitim Dergisi 1(1):19-29, (1999)

- GATA (http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh)
-Eyre, R. ve Eyre, L. 1999 Çocuğuma Cinselliği Nasıl Anlatırım. İstanbul: Beyaz Yayınları
-Salk, L. 1993 Çocuğun Duygusal Sorunları. İstanbul: Remzi Kitapevi
-Yavuzer, H. 1985 Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Altın Kitaplar Matbaası.

6 YAŞ GRUBUNDA KIZ VE ERKEK ÇOCUĞU OLAN ANNE BABALARIN “CİNSEL EĞİTİM” HAKKINDAKİ GÖRÜŞ VE TUTUMLARI
Özlem ERSOY
Anne Babaların “Cinsel Eğitim” Hakkındaki Görüş ve Tutumlarına İlişkin Bilgiler
Tablo 1. Anne Babaların Çocuklara Cinsel Eğitimin Verilmesi Konusundaki Görüşlerinin Dağılımı.
CİNSEL EĞİTİM
ERKEK
KIZ
TOPLAM
S
%
S
%
S
%
Verilmeli
43
71.66
41
68.33
84
70.00
Verilmemeli
17
28.44
19
31.77
36
30.00
TOPLAM
60
100.00
60
100.00
120
100.00
(x2= 0.04, p>0.05)
Anne babaların % 70.00’i çocuklara cinsel eğitimin verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bu durum, ailelerin cinsel eğitimin öneminin farkında olmalarından kaynaklanabilir. Nitekim Türk toplumunun cinsel konularda tutucu olması nedeniyle anne babalar kendi yaşantılarında konu ile ilgili duymuş oldukları eksikliklerden dolayı bu eğitimin verilmesi gerekliliğine inanmış olabilirler. Bu nedenle, çocuklarda cinsiyet ayrımı gözetmeksizin eğitimin verilmesi taraftarı oldukları düşünülebilir.
Tablo 2. Anne Babaların Çocuklarına Cinsel Eğitim Verme Durumlarının Dağılımı.
CİNSEL EĞİTİM
ERKEK
KIZ
TOPLAM
S
%
S
%
S
%
Veriyoruz
39
63.33
35
58.33
74
61.67
Vermiyoruz
21
36.77
25
41.77
46
38.33
TOPLAM
60
100.00
60
100.00
120
100.00
(x2= 0.32, p>0.05)
Anne babaların % 61.67’si çocuklarına cinsel eğitim verdiklerini belirtmişlerdir. Bu durum, Tablo 1 ile bağlantılı olarak açıklandığında, anne babaların %70.00’nin çocuğa cinsel eğitim verilmesinin gerekliliğine inandığı ancak %61.67’sinin çocuğuna bu konuda eğitim verdiği görülmektedir. Bu sonuç, toplumumuzda cinsel konuların tabu olması nedeniyle, anne babaların bir kısmının eğitimin öneminin farkında olmasına karşın bunu davranışa dönüştürmede kendilerini rahat hissetmemelerinden ve bu konuda nasıl davranması gerektiğini bilememelerinden kaynaklanabilir.
Tablo 3. Çocuklarına Cinsel Eğitim Vermeyen Anne Babaların Vermeme Nedenlerinin Dağılımı.
NEDENLER
ERKEK
KIZ
TOPLAM
S
%
S
%
S
%
Çocuğa Nasıl Açıklama Yapacağını Bilememe
3
14.29
5
20.00
8
17.39
Erken Bilgilendirmenin Yanlış Davranışlar Geliştireceğini Düşünme
7
33.33
12
48.00
19
41.30
Açıklamaların Ardından Çocuğun Daha Detaylı Sorular Soracağından Korkma
9
42.86
7
28.00
16
34.79
Bu Konuların Çocuklarla Konuşulmaması Gerektiğine İnanma
2
9.52
1
4.00
3
6.52
TOPLAM
21
100.00
25
100.00
46
100.00
Çocuklarına cinsel eğitim vermeyen anne babaların eğitim vermeme nedenleri incelendiğinde, erkek çocuğu olan ailelerin % 42.86’sında açıklamaların ardından çocuklarının daha detaylı soru soracağı, kız çocuğu olan ailelerin ise % 48.00’inde erken bilgilendirmenin yanlış davranış geliştireceği fikrine sahip oldukları görülmüştür. Bu durumun, anne-babaların cinsel eğitim konusunda yeterli bilgiye sahip olmamalarından ve yine buna bağlı olarak çocuklarına bu bilgilerin aktarılması durumunda çocuklarının kontrollerinden çıkacağı fikrinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Tablo 4. Anne Babaların Cinsel Eğitimi Çocuğa Kimin Vermesi Gerektiği Konusundaki Görüşlerinin Dağılımı.
CİNSEL EĞİTİMİ KİM VERMELİ
ERKEK
KIZ
TOPLAM
S
%
S
%
S
%
Anne-Baba
38
63.33
26
43.34
64
53.33
Öğretmen
16
26.67
11
18.33
27
22.50
Uzman
6
10.00
23
38.33
29
24.17
TOPLAM
60
100.00
60
100.00
120
100.00
(x2= 13.14, p<0.05
Kız çocuğu olan ailelerin % 38.33’ü eğitimin uzman tarafından verilmesi gerektiğini belirtirken erkek çocuğu olan ailelerin ise ancak % 10.00’u bu konuda aynı görüşü paylaşmışlardır. Bu noktada, anne babaların kız çocuğu ile cinsel konular hakkında konuşmada daha fazla zorlandıkları söylenebilir. Erkek çocukların bu konuda eğitilmesinin toplum olarak kabul görmesi nedeniyle, erkek çocukların eğitimi konusunda anne-babaların biraz daha rahat oldukları düşünülmektedir.
Tablo 5. Anne Babaların Çocuklarının Cinsel Konularla İlgili Soruları Karsısında Gösterdikleri Tutumların Dağılımı.
TUTUMLAR
ERKEK
KIZ
TOPLAM
S
%
S
%
S
%
Kulaktan Dolma Bilinenler ile Açıklama Yapma
25
41.67
17
28.33
42
35.00
Soruyu Geçiştirme
7
11.67
9
15.00
16
13.33
Büyüdüğün Zaman Öğrenirsin Diyerek Konuyu Kapatma
9
15.00
6
10.00
15
12.50
Bu Tip Soruların Ayıp Olduğunu ve Konuşulmaması Gerektiğini Açıklama Yapma
5
8.33
10
16.67
15
12.50
Konu İle İlgili Kitapların Önerilerine Uygun Olarak Açıklama Yapma
14
23.33
18
30.00
32
26.67
TOPLAM
60
100.00
60
100.00
120
100.00
(x2= 4.54, p>0.05)
Bu tip soruları, anne babaların % 35.00’i kulaktan dolma bilgilerle, % 26.67’si ise konu ile ilgili kitapların önerilerine uygun olarak cevaplamaktadırlar. % 38.33’ü ise konuyu geçiştirdiklerini yada kapattıklarını belirtmektedirler. Anne babaların % 61.67’sinin bir şekilde çocuğun sorusunu cevaplandırmaya çalışması dikkate değer bir bulgudur. Nitekim bu sonuç eğitim veren anne babaların oranıdır. Dolayısıyla bu anne babaların bilgi ve tutumlarının tutarlı olduğu düşünülebilir.




Tablo 6. Anne Babaların Çocuklarının Cinsel Konularla İlgili Sorularını Nasıl Cevaplandırdıklarının Dağılımı.
CEVAPLAR
ERKEK
KIZ
TOPLAM
S
%
S
%
S
%
Bitkilerden ve Hayvanlardan Örnekler Verme
10
16.67
8
13.33
18
15.00
İnsanlardan Örnekler Verme
15
25.00
10
16.67
25
20.83
Anne Baba Arasındaki Sevgi Bağından Söz Etme
14
23.33
17
28.33
31
25.84
Cevaplandırmama
21
35.00
25
41.67
46
38.33
TOPLAM
60
100.00
60
100.00
120
100.00
(x2= 1.86, p>0.05)
Anne babaların % 15.00’i bitkiler ve hayvanlardan, % 20.83’ü insanlardan örnekler vererek, % 25.84’ü ise anne baba arasındaki sevgi bağından söz ederek soruları cevaplandırmaktadır.

KAYNAKLAR
- GATA (http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh)
-Ersoy, Ö. (1999). 6 YAŞ GRUBUNDA KIZ VE ERKEK ÇOCUĞU OLAN ANNE BABALARIN “CİNSEL EĞİTİM” HAKKINDAKİ GÖRÜŞ VE TUTUMLARI, Mesleki Eğitim Dergisi 1(1):19-29, (1999)
-

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"ÇOCUKLARDA CİNSELLİK" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Sinem ÇELENK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Öfke Yönetimi (Anger Management) , Hasan Turgut ERDOĞAN
  • Yetersizlik Hissi , Nihan DİKME
  • Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transeksüel, İnterseks (Lgbti) , Nihan DİKME
  • Kayıp Ve Yas , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Özgül Öğrenme Bozukluğu , Sevda ACAR
  • Evlilik Öncesi Terapi Neden Gereklidir ? , Hülya ARSLAN KABA
  • Asertif Olmak , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • The Effects Of Happıness Level On Task Persıstence , Derya SOY
  • Corporal Punıshment , Derya SOY
  • The Effect Of Marrıage On Emotıon , Derya SOY
  • Bilişsel Süreçler Ve Psikopatoloji Arasında İncelenen İlişkiler , Derya SOY
  • Uygulamalı Psikoloji & Bireysel Alan İle İlişkisi Ve Alan İçinde Kullanımı , Derya SOY
  • Toplumsal Psikoloji , Derya SOY
  • Kadın Ve Şiddet , Derya SOY
  • Ekolojik Yaklaşım Kuramı , Derya SOY
  • Relıgıon , Derya SOY
  • Obesıty , Derya SOY
  • Depressıon , Derya SOY
  • Crıme And Devıance , Derya SOY
  • Psikolojik Testler , Ulviye AKYOL
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    02:49
    Top