Bilgiyi kullanmadan araştırın: beslenmeyle ilgili haberler
|
Konu beslenme olduğunda her bireyin mutlaka söyleyeceği birkaç söz vardır. Kimi zaman birinden duyduğumuz, bir gazete köşesinden okuduğumuz ya da televizyonda izlediğimiz bir haberi paylaşacağımız bir ortam mutlaka bulunur. Beslenme hayatımızın önemli bir parçası; güzel yemek yapanlardan tarifler, zayıf kişilerden tüyolar, annelerden nasihatler alınır. Bu durum çok doğal bir süreçtir. Tehlikeli olan yanlış veya eksik bilginin medya kanalı ile toplum içinde yayılması, böylece bireylerin yanlış alışkanlıklara sevk edilmesidir. Günümüzde gazete, dergi ve televizyonlarda beslenme üzerine haberler sıkça yer almakta. Her meslek grubundan, beslenme konusunda herhangi bir uzmanlığı bulunmayan kişiler aile içinde bilgi verir gibi topluma hitap etmekte. Bilgi kuşkusuz kimsenin tek elinde değildir fakat verilen bilginin bilimselliği, doğruluğu çok önemlidir. Bilgi çağını yaşadığımız dünyada, bilimsel bilgiye ulaşmanın kolay olduğu bir ortamda; bir kaynaktan duyduklarımızı, değil hayatımıza geçirmek, etrafımızdakilerle paylaşmadan önce doğruluğundan emin olmalıyız. Dereotu-süt –kalsiyum tartışması Son zamanlarda çıkan bir haberdi bu konu. Dereotunda daha çok kalsiyum varken, memelilerin sadece yavru dönemlerinde kendi annelerinden aldıkları sütü neden hayatımız boyunca içelim diye bir soru takıldı akıllara. Yiyeceklerin besin bileşenleri 100 gram ağırlıklarının içerdikleri bileşen ile ifade edilir. Kalsiyum dereotunda 208mg/100g iken sütte 120 mg/100g, yoğurtta 110mg/100g, beyaz peynirde 160mg/100g olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlara bakıldığında dereotu yüksek kalsiyum içeriği ile göze çarpar. Bu bize neyi ifade eder; günlük 500 mg dereotu tüketimi 1040mg kalsiyum sağlar, bu değer ise yetişkinlerin alması gereken günlük kalsiyum değerini karşılarken, çocukların alması gereken 1200-1300 mg kalsiyum/gün değerinin bir miktar altında kalmıştır. Süt veya yoğurt tüketimi ile ise bu değere yaklaşık 1 lt süt tüketimi ile ulaşılabilir olarak gözükmekte. Duruma kalsiyum açısından bakıldığında bu bilgi doğrudur.
Bir yiyeceği/içeceği değerlendirirken her yönüyle düşünmeliyiz. Süt ve süt ürünleri, yeteri kadar kaliteli protein ( hayvansal protein ) tüketmeyen ülkemizde, beslenmemizin en önemli protein kaynaklarındandır. Süt ve ürünleri yerine protein ihtiyacımızı et ürünleri ile karşıladığımızda yüksek doymuş( hayvansal) yağ alacağımız unutulmamalıdır. Süt ürünlerinin yağ içeriği de hayvansal kaynaklı olmasıyla beraber yağ örüntüsünde doymamış yağ asitleri de içermektedir. Yetişkinlerde süt ve ürünlerinin, light/ yarım yağlı çeşitlerinin tüketimi yağ alımı açısından daha sağlıklı olmasının yanında, kalsiyum açısından da düşünüldüğünde az yağlı ürünler, yağ içeriğinden endişe duymadan daha fazla miktarlarda tüketme şansı verir. Bu sayede günlük kalsiyum gereksinmemizi yakalamak kolaylaşacaktır. Süt ve süt ürünleri kalsiyum ve protein içeriği bakımından çocuk beslenmesinin de temel besinlerindendir. Süt ve yoğurt yağında bulunan A vitamini de vücudumuzda önemli işlevleri olan bir vitamindir. A vitaminin; hücrelerin yapılarını sürdürmesi, farklılaşması ve genel büyümede, bağışıklık sisteminde, görme işlevinin sürdürülmesi ve geliştirilmesinde, üreme sağlığında önemli rolü vardır. Özellikle çocukların süt ve yoğurdu light değil tam yağlı tüketmeleri A vitamini alımı açısından önemlidir. Dereotu veya diğer koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurutulmuş meyve ve sebzeler, süt tüketiminin kısıtladığı, yasaklandığı durumlarda kalsiyum açısından iyi bir alternatif olmakla beraber, süt ve ürünlerinin tüketimi desteklenmeli toplum sütten uzaklaştırılmamalıdır. Ekmek- yağ tüketimi karşılaştırması Son günlerde çevremden, medyada yer alan bu konunun sorgulandığını görüyorum. Zeytinyağının, fındık, ceviz gibi kuruyemişlerin ekmekten daha kalorili olduğu, ekmek tüketiminin sınırlandırılmaması durumunda dahi kiloya neden olmayacağı, kilo problemlerinin yağdan kaynaklandığına ilişkin haberler. İlk başta şunu belirtmek isterim, beslenmemiz kalori sayımına dayanmamalı. Yağ miktarının diyette artmasıyla alınan enerji miktarının artacağı doğrudur. Yağlar, karbonhidratlara göre gr başına 2 kattan fazla enerji sağlayabilirler. Fakat bu durum yağ tüketmeyeceğimiz anlamına mı gelmelidir. Tükettiğimiz yağın cinsi ve miktarı önemlidir. Bilinçsiz, tek yönlü beslenmenin temelini de böyle yanlış bilgiler oluşturur. Bir gruba yönelik olumsuz eleştiriler, özellikle kilo sorunu yaşayan insanların yanlış diyet uygulamaları ile sağlıklarını kaybetmelerine neden olabilmektedir. Zeytinyağı, balık yağı, ayçiçeği yağı ve mısır özü yağı, soya yağı, fındık yağı ve hatta hayvansal yağlar, her biri farklı yağ asidi içeriğine sahip ve metabolizmada işlevleri açısından çok değerli olan yağ çeşitleridir. Hayvansal yağları- Kolesterolü de bu gruba dahil etmek doğrudur çünkü kolesterolün de vücuttaki işlevleri önemlidir. Kolesterolü beslenmemizden tamamen uzaklaştırmak mümkün olmayacağı gibi (et ve süt gruplarını tüketmeyerek ancak mümkündür), sağlıklı da olmayacaktır. Vücudun işlevleri açısından kolesterole de ihtiyacı vardır; günlük ne kadar kolesterol aldığınız önemlidir bu noktada. Yağların bilindiği gibi vitaminlerin vücuttaki işlevlerinde de önemli rolü vardır. A,D,E,K vitaminleri yağda eriyen vitaminlerdir ve vücuttaki emilimleri ve metabolizmaya katılmaları, yağ asitlerinin varlığı ile mümkündür. Yağların vücut işlevleri açısından önemlidir fakat her durum için geçerliliğini koruyan da bir gerçek vardır ki; her şeyin fazlasının zarar olduğu. Ne kadar ve hangi yağları tüketmeliyiz sorusunu soralım o zaman
Bu bilgiyi karbonhidratlar tarafından da değerlendirmek gerekir. Ekmek yağ içeriği düşük, karbonhidrat içeriği yüksek bir yiyecektir. Fakat fazla enerjiyi hangi gruptan alırsak alalım, harcayamadığımızda vücutta yağ şeklinde depolanır. Ekmek grubunun yüksek miktarlarda tüketimi şeker hastaları açısından sakıncalıdır. Bildiğimiz gibi kan şekerini yükselten başlıca besin grubu karbonhidrat içeren yiyeceklerin oluşturduğu gruptur. Ekmek tüketimi, özellikle beyaz ekmek dışındaki çeşitler; kepekli, tam buğday, çavdar vb, öğünlerimizin önemli besinlerindendir. Yeterli miktarda tüketildiğinde kan şekeri kontrolüne yardımcı olur, vitamin, mineral ve posa içeriğiyle sağlığa olumlu etki sağlar. Aynı zamanda tokluğa yardımcı olur ve öğünlerde yiyeceklerin fazla miktarda tüketilmesini engeller. Özet olarak, yeterli ve dengeli beslenebilmek için hangi besinden ne kadar tüketilmesi gerektiği önemlidir. Vücudun işlevlerini sürdürebilmesi için karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve minerallerin yeterli miktarlarda besinler yolu ile sağlanması çok önemlidir. Bir grubun eksikliği veya fazlalığı söz konusu olduğunda metabolizmada denge bozulacak, yetersizliğe veya aşırı alıma bağlı sorunlar ortaya çıkacaktır.
|
|||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
|||||
|
|



