2007'den Bugüne 89,437 Tavsiye, 27,596 Uzman ve 19,641 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Depresyon: Kaybedenler Kulübü
MAKALE #883 © Yazan Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN | Yayın Mart 2008 | 6,073 Okuyucu
DEPRESYON: KAYBEDENLER KULÜBÜ



Depresyon, psikolojik problemler literatüründe üzerinde çok konuşulan, hakkında çok şey söylenen/yazılan konuların başında gelmektedir. Depresyon aynı zamanda, dünyadaki sağlık harcamalarında ilk sıralarda yer almasıyla da dikkat çekici bir özelliğe sahiptir. Depresyonun bir tanı olarak ele alınabilmesi için(DSM-IV’e göre) şu kriterlerin gerçekleşmiş olması gerekmektedir: iki haftalık bir dönem sırasında, daha önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olması ile birlikte aşağıdaki semptomlardan/belirtilerden beşinin(ya da daha fazlasının) bulunmuş olması; semptomlardan en az birinin ya depresif duygu durum ya da ilgi kaybı ya da zevk alamama olması gerekir:

a- Hemen her gün gün boyunca süren çökkün duygu durum
b- Hemen her aktivitede memnuniyetsizlik ya da ilgide belirgin azalma
c- Belirgin bir kilo kaybı/alımı ya da iştahta azalma/artma
d- Uykusuzluk ya da uykuda artma
e- Psikomotor hızlanma/yavaşlama
f- Halsizlik ya da enerji kaybı
g- Değersizlik duyguları ya da artmış uygunsuz suçluluk duyguları
h- Dikkat azalması ya da kararsızlık
i- Tekrarlayıcı ölüm düşünceleri, öz kıyım/intihar tasarıları –planlı ya da plansız- ya da öz kıyım girişimi

İnsanın hayatında var olan, yaşantıladığı duygular kategorize edilmeye çalışıldığında, diğer duyguların bir şekilde kendileriyle ilintili olduğu dört temel duygudan bahsedilebilir. Bu temel duygular: “üzüntü”, “öfori ve eksitasyon/mutluluk”, “öfke” ve “anksiyete/bunaltı”dır. Depresyon kendini daha çok üzüntü duygusuyla belli eden bir durumdur.

Bilişsel terapi “Yaşadığımız duyguyu belirleyen şey sahip olduğumuz düşünce/inançtır.” temel savıyla kendini inşa etmiştir. Buna göre bir insanın sahip olduğu duyguyu anlama çabasında ilk yapılacak şey, aklından geçen düşüncelere odaklanmak ve onları tespit etmektir. Mesela ben bu yazıyı yazarken, “daha iyisini yapabilmeliydim” diye düşündüğümde “yetersizlik”, “iyi olmayacak” dediğimde “üzüntü/endişe/ümitsizlik”, “harika oldu” dediğimde “mutluluk”, “bir sonraki yazı daha iyi olacak” dediğimde “ ümit” vb. hissederim. Fark edileceği üzere yaşadığım her duygu, altında belli bir düşünce/anlam barındırmaktadır.

Düşünceler fark edilebilmeleri ve birbirine etkimeleri açısından üçlü bir yapı arzederler. Bu yapının en üstünde “otomatik düşünceler”, otomatik düşüncelerin altında “ara inançlar”, ara inançların altında ise en temelde “temel inançlar/şemalar” yer almaktadır. “Otomatik düşünceler” her hangi bir anda aklımızdan geçen, çok hızlı seyreden, kontrol dahilinde olmayan, örtük anlamlar içerebilen düşüncelerdir. Otomatik düşünceler sözel bir yapılanma sergileyebileceği gibi imajinatif/ hayali/resimsel bir yapı da arzedebilirler. Mesela ben, bir sevdiğimin ölümünü hayal ettiğimde üzülebilir, takdir edildiğimi düşlediğimde mutlu olabilirim. “Ara inançlar”, temel inançlardan hareketle oluşturduğumuz hayatımıza dair tutum, kural ve varsayımlardan oluşur. “Temel inançlar” ise bilişsel/düşünsel yapımızın en altında yer alan, kendimize, diğer insanlara, dünyaya/hayata dair temel bakışımızı ifade eden zihinsel yapı taşlarıdır. Temel inançlar katı, toptancı ve aşırı genelleyicidirler. Son paragrafta yazdıklarımızı özetlersek, zihinsel yapımızın en altında temel inançlar/şemalar(hayata açılan kapılar)ımız, onun üstünde temel inançlardan hareketle oluşan ara inançlarımız ve en üstte de ara inançlara göre belirlenen otomatik düşüncelerimiz yer alır. Sahip olduğumuz bu otomatik düşünceler de duygu, davranış ve fizyolojimize etki eder.

Bizim zihinsel yapımızın en altında yer alan temel inançlar/şemalar, hayatımıza yön veren , duygu, dünce, davranış ve fizyolojimizi etkileyen en önemli mekanizmalardır. Bu noktada sorulan temel soru şudur: “İnsanın şemaları nasıl oluşur?” Bu sorunun en kestirme, kısa ve de doğru cevabı “temel yaşantılar sayesinde” olacaktır.
İnsan doğduğunda, boş fakat potansiyel/etkilenmeye açık bir düşünce yapısıyla doğar. Zamanla karşılaştığı durumlar, yaşantılar onun kendine, diğer insanlara ve dünyaya dair temel bakış açılarını oluşturur. Annesi tarafından ilgi görmeyen bir çocuğun “ben sevilmezim”, etrafındaki insanlardan iyilik ve yardım gören bir çocuğun “insanlar güvenilir varlıklardır” vb. temel inancı oluşturması pek muhtemeldir. Bu süreçte ilk yıllar son derece önemli bir yere sahiptir; çünkü zihinsel yapının bir özelliği olarak bir bilgi sonraki bilginin oluşumunu etkilemektedir. Kişinin sahip olduğu temel inançlar, onu bazı tutumlara, davranışlara sürükler. Bu tutumlar zamanla onun bir “yaşam tarzı” oluşturmasına yol açar. Bu “yaşam tarzı” gittikçe katılaşır; katılaşan bu tarz herkes için olmasa da bazı insanlar için olumsuz sonuçlar doğurur, ve kişiyi/veya başkalarını da huzursuz eder .

Yukarıda anlatılanlar, depresyonun belirtileriyle birlikte, depresyon(ve diğer psikolojik problemler)un oluşumuna etki eden bilişsel/düşünsel mekanizmanın temel özellikleriydi. Depresif bir insanın düşünce yapısı dikkatle incelendiğinde fark edilebilecek en önemli nokta, kişinin kendini, olayları, durumları, geleceği “kaybeden” penceresinden görmesidir. Ona göre, o bir “kaybeden”dir. Bu durum bilişsel terapide “bilişsel üçlü” kavramı(kendini, dünyayı, geleceği olumsuz algılama)yla ifadelendirilir. Depresif kişi, “olumsuz bir dünya/hayat algısı”na, “olumsuz bir kendilik algısı”na ve “olumsuz bir gelecek algısın”a sahiptir.

Her insanı diri tutan, insana enerji kaynağı teşkil eden, yaptığının yaşadığının anlamlı/olumlu olmasıdır. Ancak depresif kişide bu yapı bozulmuştur; ve “artık hiçbir şeyin anlamı yok”tur. Hayat boş ve saçmadır. Hiç bir eylem işe yaramaz, hiç bir etkinlik zevk vermez hale gelmiştir. Hayata böyle bakan bir insanın yapacağı en doğal şey “hiçbir şey yapmamak”; hiçbir şey yapmayarak da sahip olduğu olumsuz düşünce ateşine yakıt temin etmek olacaktır.

Depresif kişi kendini bir “kaybeden” olarak algılar. Bu kaybediş, yetersizlik, güçsüzlük, değersizlik, suçluluk, millete yük olma, işe yaramama düşünceleriyle kendini gösterir. Ona göre onun var olmasının da bir anlamı yoktur. Onun var olmasıyla insanlık bir şey kazanmadığı gibi, yok olmasıyla da bir şey kaybetmeyecektir.

İnsan depresyondayken geleceğe de “kaybetme” penceresinden bakar. Bu pencerenin gösterdiği ise ümitsizlik, çaresizlik vb.dir. Depresif kişiye göre hiçbir şey eskisi gibi olamayacak, kaybedilenler asla telafi edilemeyecektir. Gelecekte sadece “daha fazla kaybetme” ihtimali vardır. Madem benim ve hayatın bir anlamı yok; gelecekte de bu durum düzelmeyecek o halde yapılacak en iyi şey……………………………………………………….!

Depresyondaki insanın düşüncelerinde bir miktar doğruluk payının olması muhtemeldir; ancak problem olan nokta depresif kişinin, pek çok insan tarafından olumlu ve iyi kabul edilebilecek şeyleri bile olumsuz olarak algılamasıdır. Bu algı sürecinde yapılan hataları “bilişsel çarpıtma “ olarak ifade ediyoruz. Bilişsel çarpıtma, düşünce üretme sürecinde yapılan sistematik/olumsuz /yanlış değerlendirmelerdir. Bilişsel çarpıtma ile insan, değerlendirmelerini tamamen öznel ve olumsuzluk penceresinden yapar. Bu çarpıtmalar içinde, felaketleştirme, seçici odaklanma, olumluyu yok sayma, etiketleme, aşırı küçümseme/yüceltme, abartma, tünel bakış vb. yer alır.(Bilişsel çarpıtmalar ayrı bir yazıya konu olacaktır)

Depresyonun bilişsel terapisinde danışan ilk önce, bilişsel yapısı/hayata bakışı konusunda farkındalık sağlar. Daha sonra da otomatik düşüncelerini, ara inançlarını ve en sonunda da temel inançlarını daha olumlu ve faydalı olanlarıyla değiştirmeyi öğrenir. Bu da danışana “hayatını yeniden inşa etme” şansını sunar!

*Psikoterapist/Psikolojik Danışman
Yazan
Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN
 
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyon: Kaybedenler Kulübü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN
Psikolojik Danışman
 
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,641 uzman makalesi arasında 'Depresyon: Kaybedenler Kulübü' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kuşkucu Musunuz? Nisan 2011
► Şema Terapi Nedir? Temmuz 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:30
Top