2007'den Bugüne 84,156 Tavsiye, 26,365 Uzman ve 18,810 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Erken Okula Başlayan Çocuklar
MAKALE #9520 © Yazan Psk.Yeşim CANLI | Yayın Eylül 2012 | 4,068 Okuyucu
ERKEN OKULA BAŞLAYAN ÇOCUKLAR

21012-2013 öğretim yılının başlamasına az kaldı. Bütün öğrencilerimiz için heyecanlı olmasıyla birlikte bu sene birinci sınıfa başlayanlar ve aileleri için çok daha heyecan verici günlerdeyiz.

11 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni eğitim yasası ile okula başlama yaşı bir yaş erkene alınmış ve 60 ayını dolduran çocukların okula başlaması kararlaştırılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Mayıs ayında yayınladığı genelgede 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle 66 ayını doldurmuş olan çocukların okula kaydının zorunlu olarak yapılacağını, bu tarihte 60-66 ay arasında olan çocukların ise anne-babaların tercihine göre okula kaydedileceklerini belirtmiştir. Pek çok gelişmiş ülkede de okula başlama yaşı erken dönemdedir.
60-66 ay arasındaki çocukların ilkokul eğitimine başlaması konusunda çok titiz davranmak gereklidir. Çünkü eğitimdeki sistem değişikliği bu sene yapılmış ve hemen uygulamaya geçilmiştir. Bu da aynı sınıfta hem 60 aylık hem de 80 aylık çocukların bir arada bulunması sonucunu doğurmuştur. Eski sistemin birinci sınıfları ile yeni sistemin birinci sınıfları aynı sınıfta eğitim görecektir. 20 aylık bir fark çocukluk döneminde büyük bir farktır.
60-66 aylık çocuklar bilişsel (zihin) gelişimi, psikomotor (kas) gelişimi, sosyal gelişim ve duygusal gelişim açıdan okula başlamaya hazır olmayabilir. Bu durum, 60- 66 aylık çocukların, 80 aylık çocukların yanında kendini geride kalmış hissetmelerine neden olacaktır.
Aşağıdaki durumlardan beşi birden bir çocukta mevcutsa aileler bir uzmana danışarak çocuğunu okula başlatabilirler.
1. Çocuğunuz anaokulu eğitimi aldıysa;
2. Anaokulu öğretmenleri veya okul psikologları çocuğunuzun fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimini okula başlamaya yeterli görüyorsa;
3. Çocuğunuz ileri gelişim özellikleri gösteriyorsa (harfleri kendiliğinden öğrendiyse, adını yardımsız yazabiliyorsa, basit toplama ve çıkarma işlemlerini yapmaya başladıysa, uzay, doğa gibi sıra dışı konulara ilgisi varsa)
4. Çocuğunuz uygulanan gelişim ölçeklerinde yaşının üstünde gelişimsel özellikler gösterdiyse (merkezimizde çocuk gelişim ölçekleri uygulanmaktadır)
5. Metropolitan Okul Olgunluğu Testi’nde okula başlamaya uygun tanısı aldıysa (Merkezimizde Okul Olgunluğu testi yapılmaktadır)

60-66 aylık olan anne-babalar çocuklarını okula başlatırken kimi yanlış düşüncelere sahip olabilmektedir. Bu düşüncelerden birkaçı şöyledir:


· Çocuğum bir an önce okula başlasın. Erken başlasın, erken bitirsin.

· Abisi/ablası da başlayacak, onunla birlikte başlasın. Beraber gidip gelsinler.
· Bir sene daha anaokuluna ücret ödemeyelim.
· Filancanın çocuğu erken başladı da ne oldu? Zamanla alışır.
· Evde canı sıkılıyor. Bari okula gitsin.

Okula başlamada en önemli kriter çocuğun gelişim özelliklerinin okula başlamayı desteklemesidir. Erken okula başlama, çocukta okula karşı soğumaya neden olabilir ve uzun vadede çocuğun eğitimden uzaklaşmasını netice verebilir.


66 ayını doldurmuş olan çocuklar otomatik olarak ilkokul birinci sınıfa kaydedilecektir. Bu çocuklar için de titiz incelemeler yapmak yerinde olacaktır. Çünkü bu çocuklardan bazıları gelişim özellikleri (fiziksel, duygusal, zihinsel, psikomotor, sosyal) nedeni ile okula hazır olmayabilir. Öncelikle yapmanız gereken çocuğunuzun gelişim özelliklerini ve okula uygunluğunu çeşitli testler ve gözlemler ile kontrol etmektir. Eğer anne-baba olarak gözlemlerinize ya da anaokulu öğretmenlerinin ve psikologların gözlemlerine dayanarak çocuğunuzun okula hazır olmadığı kanaatine vardıysanız, bu süreçte çocuğunuz için mutlaka yardım almalısınız.


On aylık bir yaş farkı görünüşte önemli gibi görünmeyebilir. Bunun ne kadar önemli olduğunu gösterebilmek için örnekleme yapalım: deniz, altı yaş iki aylıktır. Bu demektir ki, yetmiş dört aylık bir çocuktur. Yani dünya üzerindeki varlığı ve gelişimi ancak bu süre kadardır. Şimdi on aylık sürenin yetmiş dört aylık bir çocuğun gelişim süreci içindeki oranına bakalım: %13,5’dur. Acaba bu on aylık süre içinde Deniz neleri yapabilir hale gelebilir? Kendi çocukluğunuzu bir düşünün. Sizden bir yaş büyük bir arkadaşınız olmuştur. Onunla birlikte oynadığınız oyunları düşünün. Kim daha çok yenerdi, kim daha çok zorlanırdı...


İlkokula başlama deneyimi her çocuk için, eğitim hayatına başlama dönemidir. Çocuk eğitim ve okumak hakkındaki ilk duygularını birinci sınıfta oluşturacaktır. Bu sınıfta atılacak olumlu ve pozitif ilk adımlar çocukların tüm eğitim hayatını olumlu etkiler. Bu dönemde atılacak yanlış adımlar ise çocuğun eğitimden soğumasına neden olabilir. Ailelere düşen görev, çocukları için doğru kararı uzmanlar eşliğinde, çocuğun gelişimini göz önüne alarak vermektir.


Deniz, okumayı zor ve daha çok zamanda öğrenmiş olsun. Erken okula başlayan Deniz’in, bir de öğrenme problemi olduğunu düşünelim. Bu yaşına kadar gözden kaçmış ya da görmezlikten gelinmiş olsun (sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur). Deniz, annesiyle ödevini yaparken, annesi ondan bir hikâyeyi okumasını istemiştir. Deniz, okuma sırasında hecelerden bazılarını atlamıştır. Belki de, bir satırı okumayıp bir alt satırdan devam etmiştir. Bu tür hataları sıklıkla yaptığını da düşünelim. Bu durumda Deniz, okumadaki zorluklarını halledebilmesi için çalışması gereklidir. Anne (ya da Deniz’i çalıştıran kimse), Deniz böyle okudukça “ne biçim okuyorsun, görmüyor musun?” türünde karşılık vermektedir. Deniz için her okuma ödevi bir işkenceye dönüşmemiş midir?


Okuma yazma öğrenimi, önemli bir dönemeçtir. Aynı zamanda da göz önünde olan bir süreçtir. Bütün yakınlar ve tanıdıklar “okumayı söktü mü?” diye sorarlar. Okumakta sınıftan biraz geri kalmaya başladı mı, panik baş göstermesi çoğu zaman kaçınılmazdır.
Okullarda kaynaştırma uygulanması zorunluluğu vardır. Her sınıfta disleksi başta olmak üzere öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu vb gelişim problemi yaşamakta olan çocuklar diğer çocuklarla birlikte eğitim görmektedirler. Böylece diğerlerine yetişmesi amaçlanmaktadır. Ancak çocuğunuz bunlara ek olarak yaş açısından da bir problem yaşayacak olursa, büyüyen sorunu çözmek çok daha güçleşecektir. Çocuğunuzu gelişimsel açıdan bir uzmana kontrol ettirmeniz son derece önemlidir.

Belirtilmesi gereken önemli bir nokta; okumada ve yazmada zorluklar diğer çocuklar ile kıyaslandığında fazla ise, aritmetik, sıralama, organizasyon gibi becerilerde gerilikler varsa, çalışma esnasında çatışmalar yaşanıyorsa, ödevler saatlerce sürüyorsa… bir uzmana başvurmak gereklidir.


Çocuğunuz öğrenmek için denemeler yapmalıdır. Bunu sağlayabilmenin önemli bir adımı da, yanlışlar ve doğrular karşısında verdiğimiz tepkilerden geçer. Hangi tepkileri göstermemiz gerektiğini, nasıl davranmamız gerektiğini nasıl bileceğiz? Kısa ve net bir şekilde yanıt verelim: Çocuğunuz doğru yaptığında ödüllendirin (aferin gibi…), hata yaptığında ise ona doğruyu hemen söyleyin. Cevap veremiyor ve bekliyorsa doğru cevabı yine siz verin (yeteri kadar süre tanıdıktan sonra). Yanlışa odaklanmayın. Hatta yanlışın üzerinde hiç durmayın, doğru cevabı söyleyerek geçin. Sizin beklemenizi istiyor ve düşünüyorsa siz de onu bekleyin.


Annelerin ve babaların anlamaları ve içselleştirmeleri gereken diğer bir konu da; öğretimin zamana yayılarak yapılmasıdır. Çocuğunuza, yeni öğrenme yaşantıları karşısında zaman tanımalı, öğrenmeye yeteri kadar zaman ayrılmalıdır. Bir seferde konunun hepsini çalışmak yerine, çalışma süresini çocuğunuzun dikkat süresine göre parçalara ayırın. Bir saat yerine iki yarım saat çalışın. Arada ise oyun oynamak gibi etkinliklerde bulunun. Öğrenme sadece masa başında olmaz ve olmamalıdır. Örneğin; tek basamaklı sayılarla toplama öğretmek, çarpım tablosunu ezberletmek mi istiyorsunuz? Arabada giderken, yolda yürürken çocuğunuza bunları öğretmek daha yerinde olacaktır. Nasıl yapacağınızı öğrenmelisiniz.


Çocuğunuzun çalışma yeri de son derece dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Çocuğunuzun odası var sa odasında; yoksa evin uygun bir yerinde ders çalışma köşesinin iyi hazırlanmış olması gereklidir. Çalışma masası salon masasında olmamalı, çalışılan masada yemek yenilmemeli, masanın etrafında uyaran fazlalılığı olmamalıdır gibi birkaç kuralı unutmamak gerekir.


İlk deneyimlerin başarılı geçmesi, çocuğun psikolojisi, gelişimi ve gelecek yaşantıları açısından oldukça önemlidir.


Keyifle, eğlenerek yapılan her şey kişide daha çok istek uyandırır. Özellikle söz edilen bir çocuksa başarı daha hızlı gelecektir.
Güzel bir başlangıç ve başarılı bir eğitim öğretim dönemi dilerim.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Erken Okula Başlayan Çocuklar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Yeşim CANLI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Yeşim CANLI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Yeşim CANLI Fotoğraf
Psk.Yeşim CANLI
Bursa
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi19 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Yeşim CANLI'nın Makaleleri
► Okula İlk Defa Başlayan Ebeveynler Psk.Mahmut PAKDEMİR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,810 uzman makalesi arasında 'Erken Okula Başlayan Çocuklar' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Ben? Kasım 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:46
Top