2007'den Bugüne 83,135 Tavsiye, 26,208 Uzman ve 18,438 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Depresyonu Tanıyın
MAKALE #12082 © Yazan Psk.Gizem PEKCAN | Yayın Ocak 2014 | 2,414 Okuyucu
Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz depresyon halk arasında aşırı mutsuzluk hali olarak bilinir. Ancak her mutsuzluk depresyon değildir. İnsanların ayrılık, yakın birinin kaybı gibi durumlarda yaşadığı üzüntü ve yas tutma ile depresyonu ayırmak gerekir. Yas döneminde kişi üzgün olabilir ve bu normal yaşanması geren bir süreçtir. Depresyon bazen böyle bir kayıptan sonra da ortaya çıkabilir ancak depresyon tanısı alabilmesi için yas sürecinin atlatılamıyor, şiddetli ve unuz süreli olması gerekir. Kendini hiç mutsuz hissetmediğini söyleyen kişi sıra dışıdır. Çünkü duygularda değişimler ve iniş çıkışlar yaşanabilir. Hatta bu sağlıklıdır. Bu nedenle kişilerin depresyon hakkında daha fazla bilgiye sahip olması gerekmektedir. Öncelikle depresyon tanısı aşağıdaki belirtilerden 5 ve daha fazlasının, en az 2 hafta boyunca devam ettiği durumlarda konulur. 1- İntihar düşüncesi 2- Suçluluk ve/veya değersizlik duygusu 3-İlgide ve zevkte azalma 4-Uyku bozukluğu (aşırı uyuma ya da uykusuzluk) 5- İştahta artma/azalma 6- Hareketlerde yavaşlama 7- Yorgunluk ve enrji kaybı 8- Konsantre olamama 9- Kararsızlık Depresyon hafif-orta-ağır şiddetlerde olabiliir. Bunu psikolog hasta hakkındaki gözlemleri ve aldığı bilgilerle öngörebilse de, birtakım depresyon ölçekleri de kullanılabilir. Bu ölçekler anket şeklinde olup hastanın doldurabileceği türdedir. Depresyondaki kişiler deli, anormal ve zeka açısından zayıf kişiler değildir. Ruhumuzun soğuk algınlı olarak düşünülebilir. Depresyon yaşam boyu kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. Kadınlarda %25, erkeklerde ise %12 kadardır. Depresyon riski 18-44 yaşlarında daha fazla 65 ve üzerinde ise daha azdır. İntihar girişimi kadınlarda daha çok görülür ancak erkeklerde tamamlanmış intihar oranı daha yüksektir. Boşanmış, eşini kaybetmiş kişilerde intihar riski yine fazla iken, bekar(hiç evlenmemiş) ve evli kişilerde risk daha düşüktür. Depresyonda genetik faktörlerin de rol oynadığı, yapılan araştırmalarda sıklıkla göze çarpmaktadır. Özellikle tek yumurta ve çift yumurta ikizleri ile yapılan çalışmalar, genetik özelliklerin depresyon açısında bir yatkınlık oluşturabileceğini düşündürmektedir (Kaeler, Moul & Farmer, 1995). Ancak çevresel faktörler, yetiştirilme tarzı ve gelişimsel öykü de yatkınlık üzerinde etkilidir. Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Pek çok etken depresyona neden olabilir.Ailenin depresyona yatkınlığı ve beyin kimyasının özellikleri, yaşanılan deneyimler, olumsuz düşünce ve yorumlama biçimleri ve de davranışsal bir takım değişiklikler depresyonun sebepleri olabilir. Son zamanlarda hayatta önem verilen bir şeyin (iş,arkadaş, eş, aile vs) kaybı, önemli yaşamsal zorlanmalar depresif eğilime neden olabilir. Hayattan zevk alınan aktivitelerin olmayışı ya da azalması, kendine duyulan beğeninin azalması, bir takım konularda yaşanılan başarısızlıklar, çaresizlik ve umutsuzluk inançları da kişiyi depresyona eğilimli hale getirir. Ancak bunlar kişiyi yatkın hale getirse de mutlaka depresyonla sonuçlanmayabilir.Özetle depresyonu ortaya çıkaran birinci etken beyin yani sinir sistemi, beyindeki yapısal ve/veya kimyasal bazı değişiklikler, ikinci etken kişilik yapısı yani insanın genel olarak dünyayı ve kendisini değerlendiriş şekli, üçüncü etken ise çevre yani yaşadığınız olaylar çevresel etkenler, deneyimlerdir. Depresyon tedavisi mümkün olan bir psikolojik bozukluktur. İsabetli terapi teknikleri seçilir, detaylı bir hasta değerlendirmesi yapılır ve hasta terapilerde psikolog ile işbirliği yaparsa tedavi sonuç verecektir. Çok çeşitli terapi ve tedavi şekilleri vardır. Bunlardan ilki ilaç tedavisidir. SSRI dediğimiz gruba dahil olan bir takım ilaçlar desteği ile depresif sepmtomlar hafifleyebilir. Ancak ilaç kullanımı için mutkala psikiyatr kontrolü gerekmektedir. İlaçlar ile depresyonun beyin kimyasından kaynaklanan nedenleri ortadan kaldırılmaya çalışılır. Ancak ilaç tedavisi olsun ya da olması depresyon tedavisine psikoterapi eşlik etmelidir. Depresyon hastası ile yürütülecek terapiye psikolog karar verir. Hastalığın ve hastanın özelliklerine göre seçim yapılır. Tabi bu noktada terapistin uzmanlık alanları da önem taşır. Depresyon tedavisinde çalışılan başlıca terapiler; Bilişsel Terapi, Davranışçı Terapi, EMDR Terapi, Şema Terapi, Psikanalitik terapi vb.dir. Depresyona Bilişsel Bakış Danışan terapi odasına girer ve terapist, hastayı hergün içten içe kemiren, bitmek tükenmek bilmeyen dertler ve problemler ağına yakalanmış halde bulur. Hasta depresyon diye adlandırılan, duygudurum bozuklukları sınıfına giren problemin pençesine düşmüştür ve biz bilişsel terapistlere göre kendi kişilik özelliklerinin tuzağına yakalanmıştır (Robert Leahy, s.45).Duygu ve düşünceleri üzerindeki kontrolünü tamamiyle kaybetmiş, kişilik özelliklerinin, biyolojik yatkınlıklarının, çevresel etkenlerin ve de geçmiş deneyimlerin girdabına tutulmuştur. Son bir umut ve başka alternatif olmaması duygusu ve düşüncesi ile terapistin kapısını çalmıştır.Bilişsel terapist ile düşünmeye başlamıştır bile. Hastalığın tedavi sonrasında da tekrarlamasını önleyecek ve hastaya yaşam boyu faydalı olacak bir tedavi meydana getirmeyi ummakta ve hastanın kendisini bu karmaşık, yıpratıcı durumdan kurtarabilmesi için bazı teknikler ve çalışmalar planlamaktadır. İzlenecek yolun adı “Bilişsel Terapidir”. Bilişsel Terapi depresyonun kısa süreli ve yapısal tedavi yöntemi olarak tanımlanmıştır (Beck,1970). Duygu, düşünce, motivasyon, ilgi ve fiziksel durum ile ilgili semptomlar içermektedir. Depresyonun merkezinde düşünceler vardır. Depresyondaki hastanın düşünce yapısı “bilişsel üçlü” tarafından yönlendirilir; 1- Kendine yönelik olumsuz düşünceler, 2- Dünya ile ilgili olumsuz düşünceler, 3- Geleceğe dair olumsuz inanışlar bilişsel üçlüyü oluşturur. Hasta kendisine oldukça gerçekçi görünen “Olumsuz Otomatik Düşünceler” yığını içine sıkışmıştır. Bu düşünceler her gün kişinin ryh halini ve davranışlarını olumsuz yönde etkiler ve birşeylerle uğraşma motivasyonunu azaltır. Örneğin; kişi, çaba ve uğraşlarının asla sonuç vermeyeceği, her hamlesinin başarısız olacağı, yeteneksiz bir insan olduğuna dair olumsuz otomatik düşüncelere sahipse, kendisi için yararlı olabilecek birşeyler yapmak için harekete geçme motivasyonu ve isteği düşük olacaktır. Bu olumsuz otomatik düşüncelerin kaynağı kişinin erken dönemde oluşan bilinç dışı şemalarıdır. Depresyonda bu şemalar aktif hale gelir ve bu süreçte hastanın düşünme ve yırumlama biçimlerini yönetir. Şemayı kişilik özellikleri olarak da düşünebiliriz. Bilişsel terapi, hastanın kendisi, dünya ve gelecek hakkındaki, çarpıtılmış inançları ve olumsuz otomatik düşüncelerini değiştirmek için planlanmış teknikler bütünüdür. Depresyonda en sık görülen çarpıtılmış düşünceler, çaresizlik ve umutsuzluk inançları taşır. Kişi yaşanılan olumsuzlukları, başaçıkılamaz, çözümsüz, tamamiyle negatif ve zarar verici, kalıcı ve uzun süreli olarak yorumlar. Bilişsel terapideki amaç da bu Olay – Düşünce – Depresyon döngüsünü kırmaktır. Aşağıda bilişsel terapinin kavramı olan ve depresyonun kaynaklarından en önemlisi olduğu tanımlanan bilişsel çarpıtma biçimlerinden birkaçına yer verilmiştir. Bunlar: 1- Beyin Okuma: Kişilerin sizin hakkınızdaki düşüncelerini yeterli kanıtlar olmadığı halde olumsuz değerlendirilmesi. (Benim aciz olduğumu düşünüyorlar) 2- Falcılık: Gelecekle ilgili olumsuz tahminlerde bulunmaktır. (Bu işte başarılı olamayacağım) 3- Felaketleştirme: Olmuş veya olacak olan şeylerin başaçıkılamaz, dayanılamaz sonuçlar doğuracağını varsaymaktır (Beni terk ederse yaşayamam). 4- Etiketleme: Bazı olumsuz özellikleri kendinize ya da bir başkasına yüklemek, yakıştırmaktır (ben aptalım, ben çirkinim, o yalancıdır). 5- Olumlu şeyleri önemsizleştirme: Kendi ya da başkasının olumlu yanlarını önemsiz görme sıradanlaştırmaktır (bu zaten bir eşin yapması gereken birşeydir. Bu sınavı zaten herkes geçebilir). 6- Olumsuz filtre: Olumsuz şeylere odaklanmak ve olumluları gözden kaçırmak (hayatımda düzgün giden hiçbirşey yok). 7- Aşırı genelleme: Sınırlı olaylar neticesinde bir durumu herzamana ve herkese genellemek tir (her zaman başarısız seçimler yapıyorum). 8- İki uçtan birinde düşünme: Olaylar ya da insanlarla ilgili ya hep ya hiç biçiminde düşünmektir (hiç kimse onun gibi olamaz. Herkes benden nefret ediyor. ) 9- Kişiselleştirme: Olumsuz durumları büyük olasılıkla kendine atfetmektir ( Boşanmak benim suçum ve başarısızlığımdı.) 10- Pişmanlık yöneltme: Şuan daha iyi neler yapılabilir buna odaklanmak yerine geçmişte neyin daha iyi yapılmış olması gerektiğine odaklanmaktır (Asla evlenmemeliydim. Ona inanmamalıydım).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyonu Tanıyın" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Gizem PEKCAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Gizem PEKCAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Gizem PEKCAN Fotoğraf
Psk.Gizem PEKCAN
İstanbul
Psikolog
Psikolog, Cinsel Terapist, EMDR Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi172 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gizem PEKCAN'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,438 uzman makalesi arasında 'Depresyonu Tanıyın' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Vajinismus ile Yaşamak Aralık 2014
► Neden Vajinismusum? Aralık 2014
► Vajinismus Muyum? Aralık 2014
► Psikolog Kimdir? Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:28
Top