2007'den Bugüne 87,983 Tavsiye, 27,251 Uzman ve 19,427 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İlköğretim Çocuklarında Sorun Çözme Becerisi ve Depresyon İlişkisi
MAKALE #13548 © Yazan Psk.E.Elif ULUTAŞ | Yayın Kasım 2014 | 2,841 Okuyucu
GİRİŞ

Türkiye’de uygulanan ilköğretim sistemi bireyin ruhsal ve toplumsal bakımdan gelişmesini, toplumun yararına beceriler kazanmasını, bu dengeyi sağlamasını amaçlamaktadır. Okulun amacı bireyin toplumla uyum sağlaması, mutlu olabilmesi duygusal ve bilişsel gereksinimlerini karşılayabilmesidir. Okullar çocukların sosyal ve bilişsel ihtiyaçlarını mutlaka önemsemelidir. Çocukluk döneminde öğrenilen ve gelişen davranışlar yetişkinlik döneminin temelini oluşturur. Okullar öğrencileri bütün yönleriyle yeterli hale getirmeye ilköğretim yıllarında başlamalıdır (Dref, 2002).

Öğrencilerin daha iyi sosyal ilişkiler kurması, bişilsel yeteneklerini geliştirmeleri karşılaştıkları problemlerde etkili çözümler üretebilmelerinin temeli ilkokul yıllarında atılır (Tuncel ve Demirel, 2010).

Ülkemizde ilköğretim yaşına denk gelen aralık 6-15 yaş aralığıdır. Bir çok kuramcı bu yaş dönemi özelliklerini incelemiştir. Freud psiko-seksüel gelişim kuramında bu yaş aralıklarını gizil (latent) dönem ve genital dönem olarak incelerken, Erikson psiko-sosyal gelişim kuramında Başarılı Olmaya Karşı Aşağılık Duygusu (6-12 Yaş), Kimlik Kazanımına Karşı Kimlik Krizi (12-18 yaş) olarak incelemiş. Jean Piaget’in ise Bilişsel Gelişim Kuramında Somut İşlemsel Dönem (7-11 Yaş), Soyut İşlemsel Dönem (11 +) olaral ele almıştır.

Problem, bir kişinin istediği hedefe ulaşmak için gösterdiği çabanın karşısına çıkan engel iken; problem çözme kişinin hedefine ulaşmak için karşılaşılan güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik bir dizi çabayı ifade eder. Bu açıdan değerlendirildiğinde problem çözme becerisi, kişilerin sahip oldukları düşünceleri, ihtiyaçları, geçmiş yaşantıları ve değerleri arasındaki farklılıktan doğan problemlerini çözümleyerek duygusal ve sosyal uyum sağlamalarına denir (Arslan ,2001).

Bireysel farklılıklara dayanarak her bireyinde problem çözme biçimi değişiklik gösterir. İnsanın sahip olduğu bilişsel özellikler, kendisini, çevreyi, olayları ve diğer insanları algılamasını ve davranışlarını etkilemektedir.

Her birey karşılaştığı durumlara ve insanlara farklı tepkiler gösterir. Özellikle de bir çatışma ve problemin çözülebilmesi için kişinin sahip olduğu problem çözme yaklaşımlarının bilinmesi gerekmektedir.

Bazı insanlar problem çözmek yerine çatışmadan kaçarlar ve onunla yüzleşmekten çekinirler, saldırganlık ve öfke içeren tutumlar sergilerler, bazılarıysa problemi çözmeye yönelik iletişim kurarlar. Bu durum problem çözmede bireyin sahip olduğu problem çözme yaklaşımının onun çatışmayı sağlıklı çözüp çözemeyeceği ile ilgili olduğunu göstermektedir. Her bireyin farklı problem çözüm yolları üretmesi birçok araştırmacıyı bireysel farklılıklar üzerinde çalışmaya itmiştir. Bireysel farklılıklara dayanarak bireylerin güçlü ve zayıf yanları bu becerilerini etkileyecektir. Geçmiş yaşantıların önemi, model alma, sosyal öğrenme ve bireylerin zekâları da sorun çözme becerilerinde de çok etkilidir (Arslan, 2004).

Problem çözme, problemlerin üstesinden gelmek için sıklıkla kullanılan bir beceridir (Merzan, 1989). Yaşamımız boyunca ihtiyaç duyulan en gerekli yetenektir (Arslan, 2001). Kimileri karşılaştıkları sorunlarla başa çıkacağına inanırken kimileri de sorunlarıyla baş edemeyeceklerini düşünmektedirler. Bu durum kişinin problem çözme çabasını da etkilemektedir. Problem çözme, karşılaşılan probleme yönelik yeni fikirler, düşünceler, (Erdoğan ve ark, 2002)

Çocuk ve ergenlerin duygu durum bozuklukları sınıflandırması, DSM IV ve ICD 10 da gelişimsel bir takım farklılıklar ile birlikte erişkinlerdeki gibi kabul edilmiştir. DSM IV, majör depresif bozukluk (MDB) tanı ölçülerinde çökkün duygu durum yoksa kolay kızmayı (irritabilite), kilo kaybı yoksa beklenen kilo artışının olmamasını tanı olarak saymıştır. Distimi tanısı için en az iki yıl sürmesi gereken belirtilerin, çocukta bir yıl olarak belirlendiği görülmektedir (APA, 1994).

1.SORUN ÇÖZME BECERİLERİ

Yaşam becerilerinin en önemlilerinden biri olan sorun çözme becerileri çocukların topluma uyumu için kritik öneme sahiptir. Sosyal problem çözme “bir kişinin günlük yaşamında karşılaşılan problemleri tanımlaması ya da etkili çözüm yollarını bulması veya uyum sağlamasında, kendi kendini yöneten bilişsel ve davranışsal süreçler “ olarak tanımlanır. D Zurilla ve Nezu (2001) Sosyal Sorum Çözmeyi ardışık ve birbiriyle etkileşimli beş basamaktan oluşan bir işlem olarak kavramsallaştırmaktadır: (Akt. Duyan ve Gelbal, 2008).

1.1.Zeka

Zekâ bireyin hem çevresel hem de genetik faktörlerden etkilenmesi sonucu ortaya çıkan bir sonuçtur. Zekâyı etkileyen faktörler üzerinde çalışan araştırmacılar kalıtımın etkili olduğunu savunurlar. Yapılan ikiz çalışmalarında da bu bulguyu destekler niteliktedir (Erden, Akman, 2004). Bununla birlikte çocuğa zenginleştirilmiş, onu geliştirici bir çevre sunulduğunda var olan potansiyelin geliştiği de görülmektedir.

Eğitimin otoritelerinden öğretmenler sınıftaki öğrencilerin farklılıklarını zekâ düzeyleri ile açıklama eğilimindedirler. Bir öğrenci akademik olarak başarısız ise akla gelen ilk şey zekâ faktörü olur. Oysa zekâ eski çağlardan bu yana insanoğlunun düşündüğü ve tartıştığı, önemli ancak genellikle yanlış anlaşılan bir kavramdır. Zekâ çeşitli psikolog ve kuramcılar tarafından tarih boyunca farklı şekillerde açıklanmaya, tanımlanmaya çalışılmıştır. Üretilen kuramları destekleyen kanıtlar olmakla birlikte tek bir kuramda görüş birliğine varılamamıştır.

Zekâ ile ilgili çalışmaların yapıldığı ilk dönemlerde psikologlar, zekânın tüm bilişsel beceri gerektiren işlerin performansını etkileyen temel bir beceri olduğuna inanmaktaydılar. Bu inanç temelinde oluşan kuram tek boyutlu zekâ kuramıdır. Tek boyutlu zekâ kuramına göre, zeki insan matematik çözümü, şiirlerin analizi, coğrafya bilgisi gibi çeşitli alanlarda başarılı olabilir. Bu düşüncenin çıkış noktası zeka testleri üzerinde yapılan korelasyon analizleridir. Zekâ testleri üzerinde yapılan araştırmalar, bireylerin farklı bilişsel yetenekleri ( bilgi, kavrama, aritmetik, sözcük bilgisi vb.) ölçen zekâ testlerinden aldıkları puanlar arasında yüksek ilişki olduğunu göstermiştir. Bu bulguları yorumlayan Spearman bireyin çeşitli etkilerini etkileyen, genel zeka denilen “g” ile gösterilen bir faktör, zihinsel özellik olduğunu savunmuştur. Spearman’ a göre bir kişinin genel zekâsı yüksekse her hangi bir zihinsel etkinlikte başarılı olur (Erden, Akman, 2004).

Spearman ayrıca bireyin hem özel hem de genel yeteneklerinin birbirinden farklı olduğunu bu bu faktörlerin birlikte değerlendirilerek bireyin zihinsel performansının değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur (Erden, Akman, 2004).
Guilford ise Zihnin Yapısı Modelinde zekâyı üç temel boyutta incelemiştir. Bunlar: Zihinsel İşlemler(düşünme süreci), ne hakkında düşündüğümüz (içerik), düşünme sürecinin sonucudur (ürün).

Bu modelde zihinsel işlemler kendi içinde altı alt kategoriye ayrılır.
• Biliş (eski bilgileri hatırlama ve yeni bilgiler öğrenme)
• Hatırlama (bilgilerin üzerinden zaman geçse de hatırlanması)
• Belleğe Kayıt Etme (Bilgilerin anında hatırlanması)
• Bütünleştirici Düşünme (bir probleme tek bir çözüm bulma)
• Ayrıştırıcı Düşünme (bir probleme uygun pek çok yanıt ve çözüm bulma)
• Değerlendirme (bir şeyin ne kadar uygun, doğru olduğuna karar verme)

İçerik Boyutu da kendi içinde 5 alt kategoriye ayrılır. Bunlar; görsel, işitsel, sembolik, anlamlı, davranışsal içeriklerdir. Ürünler ise birim, sınıflar, ilişkiler, sistemler, dönüşümler ve doğurgular olarak sınıflanır. Guilford’ un tüm kapsam, içerik ve ürünle ilgili kategorileri göz önünde bulundurulursa 120 olası zihinsel faktör ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir denklemin çözümünde hangi kategorilerin kullanıldığını analiz edersek, içerik boyutunun sembolik, zihinsel işlem olarak bütünleştirici düşünme, oluşan ürünün ise dönüştürme boyutunda olduğunu görürüz. Bu yaklaşım çok karmaşık ve kapsamlı olduğu için diğer araştırmacılar tarafından çok fazla desteklenmemiştir. Ancak çok boyutlu zekâ anlayışının da yeni çalışmalar yapılmasına rehberlik edilmiştir.

Sternberg Üç Bölümlü Zekâ Kuramını bilgiyi işleme süreçlerine dayandırarak açıklamıştır. Bunlardan birincisi Birleştirilen parçalardır. Bu parça obje ya da sembollerin zihinde temsil edilmesini sağlayan temel bilgiyi işleme sürecini kapsar. Birleştirilen parçaların temel işlevleri: üst düzeyde planlama yapma, strateji seçip izleme; seçilen stratejiyi yürüterek yeni bilgi depolamave bilgiyi kazanmadır (Erden, Akman 2004). Bir anlamda bu parça Spearman’ın “g” faktörünün çağdaş bir yorumudur (Woolfork, 1995).
Stenberg’in Zeka Kuramının ikinci kısmı yeni yaşam deneyimlerini içerir. Zeki davranışın sezme ve otomatikleşme olmak üzere iki özelliği vardır. Bu nedenle zeka yeni problemin çözümünde yaratıcı düşünme ve otomatikleşme gerektirir. Bu parça yaşantılarla gelişir.
Kuramın son kısmı ise bağlamsal zekâdır. Bireyin yaşadığı kültürle de yakından ilişkili olan bu bölüm, bireyin çevreyle uyumu ve gerekirse yeniden biçimlendirmesini gerektirir. Steanbergin kuramında yer alan bağlamsal zekâ açıklamaları psikologların akademik zekânın yanı ıra başka tür zekâların arayışına girmesine sebep olmuştur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İlköğretim Çocuklarında Sorun Çözme Becerisi ve Depresyon İlişkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.E.Elif ULUTAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.E.Elif ULUTAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.E.Elif ULUTAŞ'ın Yazıları
► Sorun Çözme Becerisi ve Terapisi Psk.İlknur BOZKURT
► Problem Çözme Becerisi Psk.Hilal KÜÇÜK
► Sorun Çözme Becerileri Psk.Kamil ERTEKİN
► Nlp ile Sorun Çözme Teknikleri Psk.Dnş.Abdullah TOPAL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,427 uzman makalesi arasında 'İlköğretim Çocuklarında Sorun Çözme Becerisi ve Depresyon İlişkisi' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Okula Merhaba ! Kasım 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:42
Top