2007'den Bugüne 87,973 Tavsiye, 27,247 Uzman ve 19,427 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kekemelik Hakkında Bilmemiz Gerekenler ve Anne-Babalara Öneriler
MAKALE #2158 © Yazan Uzm.Veysel KIZILBOĞA | Yayın Ocak 2009 | 37,059 Okuyucu
KEKEMELİK HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER VE ANNE- BABALARA ÖNERİLER

Kekemelik insanoğlunun varoluşundan bu yana biliniyor. Mezopotamya’da bulunan kil tabletler ve Mısır’da gün yüzüne çıkan hiyoreglifler bunun açık bir göstergesi. İsa’dan önce 2000 li yıllarda Mısır’da kekemelik anlamında „Hîtît“ kelimesi kullanılmıştır. Bulunan beş hiyeroglifte kekemelik „çekingen şekilde davranmak“ olarak tabir edilmiş ve eliyle ağzını kapatan bir figür şeklinde resmedilmiştir (1,2).

Kekemelik çok yönlü bir fenomendir. Tarihin akışı içerisinde çözümü üzerinde en çok tartışılan ve 250 (3,,4) den fazla terapi konsepti geliştirilen belkide tek dil ve konuşma bozukluğudur. Bütün bu yoğun araştırmalara ve çalışmalara rağmen nedenleri konusunda henüz kesin bir sonuca varılamamıştır.

Kekemelik Nedir?
Kekemeliğin Tanımı:

Kekemeliğin tanımını yapmak aslında çok ta kolay değil. Ki bu konuda araştırma yapan birçok bilim adamı farklı tanımlar kullanıyor. Nedenlerinde bir fikir birliğine varılmadığı gibi tanımı da farklı şekililerde karşımıza çıkabiliyor. Bunu en önemli sebeplerinden bir tanesi kekemeliğin kendi içinde tutarlılık göstermeyen bir bozukluk olması. Çok karmaşık yapısını ve nedenlerinin çeşitlilik göstermesini buna örnek olarak verebilirz(5).

Kekemeliğin ne olduğunu anlayabilmek için önce akıcı konuşmanın tanımını yapmamız gerekir. Starkweather (1987) akıcı konuşmayı şöyle tanımlıyor.

Akıcı Konuşma: Konuşma hızının, sürekliliğinin ve konuşmak için harcanan çabanın normal bir ölçüde olmasıdır.

Görüldüğü gibi akıcı konuşmanın en önemli özelliği „normal“ilktir Normal olmayan şeyi ise konuşmak için gereğinden fazla çaba (zorlanma) harcanması, konuşmanın akıcılığında aksaklıkların görülmesi ve belirli bir hızın altında veya üzerinde olmasıdır. Buradan yola çıkarak konuşmanın normalliğini bozan etkenleri kekemelik olarak tanımlayabiliriz. Bloodstein“ nin (1995) yaptığı tanıma göre;

Kekemelik, istem dışı olarak kelimelerin içinde veya başında oluşan blok (tutukluk), ses ve hecelerin tekrarlanması ve seslerin uzatılmasıdır.
Bloodstein“in tanımı yaygın olarak kullanılsada kekemelik hakkında sınırlı bir şekilde bilgi verdiği için eksik kalıyor(6). Bu yüzden kekemeliğin standart tanımı olarak bilinen Wingate’ın tanımını alalım.

Kekemelik sözel ifade akışının kesilmesidir. Bu kesinti kısa dil elementlerinin ifade edilmesinde, özelliklede hecelerde ve tek heceli kelimelerde isteksizce meydana gelen duyulabilen veya duyulmayan tekrarlamalar ve uzatmalarla karakterize edilir. Normalde bu kesintiler sık sık olurlar ve açık bir şekilde baskındırlar ve kolaylıkla kontrol edilemezler.
(Wingate 1964, s.488, In: Sandrieser&Schneider 2008 s.1)


Kekemeliğin Karakteristik Özellikleri

Kekemeliğin özünde üç temel semptom vardır. Bunlar çekirdek semptom olarak tanımlanırlar. Kişinin çekirdek semptomlardan kurtulmak ve kekelememek için geliştirdiği stratejiler ise eşlik eden semptomlar olarak adlandırılır.

Çekirdek semptomlar

1.Tekrarlamalar: ses, hece ve kelime tekrarlamalarına denir.
B.... b... b.... b.... ben okula gidiyorum
Ben o...o...o... okula gidiyorum.
ben.... ben.... ben... okula gidiyorum

2.Uzatmalar: kelimenin başında veya ortasındaki bir sesin uzatılmasına denir.
Bbbbbbbbbbbben okul gidiyorum

3.Blok (tutukluk): Konuşurken herhangi bir kelimede birdenbire durma. Bu genellikle büyük bir baskı ile oluşur ve kişi sanki nefesini tutuyormuş gibi gözükür.
B_____ben okul gidiyorum.

Eşlik Eden Semptomlar

Çekirdek semptomlar haricinde görülen sözlü ve sözsüz bütün davranış biçimlerine denir. Bu davranış biçimleri tamamen bireyseldir. Çok çeşitlidirler ve bilinçsiz bir şekilde ortaya çıkarlar. İletişim açısından bakıldığında eşlik eden semptomlar olumsuz olarak görülür. Çekirdek semptomlara nazaran daha fazla stres yaparlar ve iletişimi ciddi bir bicimde aksatirlar (7). Bunlar aşağıdaki alanlarda kendini gösterirler;
Duygu ve tutumlar
o Psikolojik kasılmalar
o Konuşma korkusu
o Konuşma becerisinin değersizleştirilmesi
o Konuşmacı olarak kendisini başarısız görme
o Başarısızlık korkusu

Davranışlar/sosyal davranışlar
o Göz kontağı kurmaktan kaçınma
o Konuşulması gereken ortamlara girmeme (tartışma, tanışma, sohbet v.b.)

Konuşma davranışları
o Konuşmanın değiştirilmesi (bebek gibi yavaş, fısıldayarak konuşma)
o Susma, nefes alışverişinin değiştirilmesi

Dilsel alanda
o Kelimelerden kaçınma
o Cümleyi yarıda kesme
o Cümleyi farklı bir biçimde sonlandırma (kekelemekten korkulan kelimenin eşanlamlısını veya başka bir kelime alınarak.)

Devinişsel hareketler
o Fiziksel kasılmalar
o El- kol- yüz hareketleri, ayak sallama, saçla oynama, göz kırpma,
kafa sallama
Vegetativ tepkiler
o Terleme, yüz kızarması v.b.

Kekemeliğin Nedenleri?

„Kekemelik çok yönlü bir fenomendir“ bu yüzdende bir tek sebep ile açıklanamaz. Motch (1995) kekemeliğin çok yönlüğüne değinirken bunun mono faktöriyel ve multifaktöriyel olabileceğini belirtiyor. Motsch’a göre kekemelik psikolojik, fizyolojik veya nörolojiktir. Yani mono faktöriyeldir. Veya bunların hepsidir. Yani multifaktöriyel. Bilimsel anlamda şimdiye kadar yapılan bütün araştırmalar, birer teoriden oteriye geçememiştir. Çünkü hiç biri gerçek anlamda kanıtlanamiştir. Bu yüzden kekemeliğin nedenleri nedir sorusuna cevap vermek ispatlanamayan tezlerden ötürü zordur. Ama eğer soruyu farklı bir şekilde sorarsak, alacağımız cevaplar daha tatmin edici olabilir.

Kekemeliğin başlangıcını ve gelişimini etkileyen faktörler nelerdir?

Daha öncede dediğimiz gibi kekemeliğin başlangıcını ve gelişimini etkileyen çok sayıda faktör söz konusudur. Ama bu faktörlerin karşılıklı etkileşimi tam olarak araştırılmış değil. Bunlar kısaca 3 gruba ayrılır.
1. Dispozisyon (yatkın olma, genetik yatkınlık)
2. Tetikleyen faktörler
3. Dengede tutan faktörler

1. Dispozisyon (yatkın olma/genetik faktörler)

Genetik Faktörler

Gen teknolojisi şimdiye kadar kekemelikten sorumlu bir gen olduğunu henüz ispatlayamadı. Ama bazı ailelerde kekemeliğin çokça görülmesinden yola çıkarak kekemeliğin kalıtsal olduğu düşünülüyor. Buna göre kekeleyen bayanların erkek akrabaları kız akrabalara göre daha fazla bir risk altında8. Kekeleyen annelerin erkek çocuklarının kekeleme ihtimalinin % 36 olduğu düşünülüyor9. Kızlara göre kekeleyen yetişkin erkek sayısının fazla olması, kekemeliğin genetik etkisinin bir göstergesi. Kekemeliğin kızlarda erkeklere göre remisyon (ortadan kaybolma) şansının yüksek olmasının kız ve erkek çocuklarının yetiştirilme tarzlarının arasındaki farktan kaynaklandığını savunan teoriler ispatlanamamıştır. Bu daha çok genetik yatkınlıkla açıklanır. Genler zaman içinde kendilerini değiştirmezler, buda eğer kekemelik genlerle aktarılmışsa kendiliğinden ortadan kaybolmayacak demektir.

2. Kekemeliği Tetikleyen (meydana cikararan) Faktörler

Tetikleyen faktörler: Zaten var olan bir yatkınlığın herhangi bir olay ile açığa çıkmasına denir veya normal koşullar içinde ortaya çıkması kaçınılmaz olan bir rahatsızlığın herhangi bir olayla ilişkilendirilmesidir.

Aileler kekemeliğin başladığı dönem ile bunu tetikleyen faktörler arasında bir bağlantı kurarlar. Buda genellikle kekemeliğin nedeni olarak değerlendirilir (anne-babalar tarafından). Çoğunlukla çocuğun yaşamındaki değişiklikler, örneğin, yeni kardeş, anaokuluna başlama, yeni bir eve taşınma, aile içi problemler, hastalık gibi durumlar kekemeliği ortaya çıkaran durumlar olarak görülebilir. Bütün bu tetikleyen faktörler dışında genetik etkenlerin rolü unutulmamalıdır. Diğer yandan, yeni kardeşi doğan, okula başlayan veya bir hastalık yüzünden uzun süre hastanede yatan bir çocuk illaki kekelemeye başlamamaktadır. Çevremize bakarak bu örnekleri çoğaltabiliriz.

3. Kekemeliği dengende tutan faktörler

Bunlar çocuğun ve/veya çevresinin kekemeliğe karşı verdiği tepkilerden oluşurlar. Kişinin yetiştiği aile ortamı, iletişim koşulları, sosyo ekonomik yapısı v.b. bu faktörler arasındadır.
•Ailenin plansız günlük yaşantısı, örneğin, değişen yemek saatleri, aniden planlanan geziler
•Zaman baskısı, aceleci, stresli aile yapısı, sürekli akraba ziyaretleri, günlük misafir.
•Aile bireylerinin çok hızlı konuşması
•Konuşmaya müsait olmayan ortamlar, örn. gürültü, ayni anda birden fazla kişinin konuşması, çok yüksek sesle veya çok sessiz konuşulması
•Çocuğun diğer kardeşleriyle yarışmak zorunda kalması.( herkese belirli sure söz hakki verilmemesi nedeniyle
•Çocuğun sözünün kesilmesi, nasıl konuşacağı yönünde telkin verilmesi
•Çocuğun mükemmeliyetçi yapısı, sürekli daha güzel konuşma isteği ve buna yönelik bir caba göstermesi.

Çocuklarda Kekemelik

Karakteristik olarak kekemelik (çok az istisnalarla beraber) ilk çocukluk döneminde başlar. Andrew’e (1985) göre kekemeliklerin %50 si 4 yaşından önce ve %75 ise 6 yaşında önce meydana çıkar. Genel olarak 12 yaşından sonra bir çocukta kemelik gelişmez. Psikolojik ve nörolojik kekemelikler hariç. Yani ilk işaretler ilk çocukluk döneminde kendini gösterir. Çocuklar bu yaşlarda (genelde 2- 5 yaş arası) kelimelerde ve seslerde takılma, cümleye yeniden başlama, bazı seslerde tekrarlamalar ve uzatmalar birlikte gözle görülür bir zorlanma gösterirler. Bu genel anlamda dil gelişimine bağlı kekemelik olarak adlandırılır.

Dil Gelişimine Bağlı Akıcı Konuşma Bozuklukları

Çocuklar 2 ve 5 yaşları arasında bir dil gelişim evresine girerler. Bu evrede geçici olarak konuşma akıcılığında problemler ortaya çıkar. Cümleye başlarken veya cümle içerisinde yumuşak tekrarlamalar veya cümleyi söylerken uzun ara vermeler bu evrenin tipik özellikleridir. Bu bozukluk hemen her kelimede meydana gelebilir ve bir kaç haftalık bir zamana yayılabilir. Uzunca bir süre kaybolduktan sonra, tekrar aynı belirtiler yeniden ortaya çıkabilir. Bu illaki gerçek kekemeliğin başlangıcı olarak algılanmak zorunda değildir. Kronik kekemeliğin gelişmesi Fizyolojik, Psikososyal ve psikolingustik etkenlerin bileşimine bağlıdır. İlk çocukluk döneminde görülen kekemeliğin şiddeti kekemeliğin ileride kalıcı olup olmayacağı hakkında bir ipucu vermez.

Gelişime bağlı kekemeliğin bilinen tipik özellikleri:

1.Çocuğun kendini kasmaksızın (zorlanmadan) yaptığı tekrarlamalar (bütün kelimelerde tekrarlanabilir)
2.Konuşma esnasında sessiz ara vermeler, düşünme süresi
3.Cümlenin değiştirilmesi. (anlam bakımından yeni bir cümleye başlanması) ve yani bir cümleye başlama
4.Kelime tekrarlamalar
ben.... ben... Acıktım. Sen... Sen... Sende gel.
5.Cümlenin bir parçasının tekrarlanması
Bende dedim ki... Bende dedim ki sen gelme.
6.Nadiren hece tekrarlamaları
Ya ya yarın annemle parka gideceğiz
7.Kelimenin ilk harfinin yumuşak bir şekilde uzatma
Aaaaaaaa annem de gelsin
8.Cümle içerinde ara vermeler
Orda bir oyuncakçı ...(sekizlik/ara)...ben oraya gitmek istiyor

Anne-Babalar Kekeleyen Çocuklarına Nasıl Yardımcı Olabilirler?

Ailelere bu tür önerileri yapmadan önce önemli olan bir noktaya değinmek gerekiyor. Çocuğun kekemeliğinin sadece gelişime bağlı bir kekemelikmi, yoksa başlangıç aşamasında veya kronikleşmiş bir kekemelik olup olmadığını bu önerileri uygulamadan önce bilmek önemli. Çünkü kekemeliği kronikleşmiş bir çocuğa karsı aşağıda sıralayacağım önerileri, uygulamak yanlış olabilir.

Diğer bir önemli nokta ise, bu önerilerin kesin doğru olarak algılanmaması gerektiğidir. Kekemelik kendisini çok farklı şekillerde gösterir. Kişilik yapıları farklıdır ve herkes aynı tepkiyi göstermez. Aşağıdaki önerilerin genel geçerliliği olsada, ki bunlar uzun yılların deneyimleri sonucu ortaya çıkmışlardır, yine de kesin doğrudurlar ve gelişim bağlı her kekemelik vakasında kesin uygulanabilirlerde denemez.

Öneriler

1.Çocuğunuzla doğal bir şekilde göz kontağı kurun. Konuşma esnasında sürekli çocuğunuzun gözlerine bakmak onu şaşırtır. Kekelemeyen bir insanla konuşurken nasıl davranıyorsanız öyle yapmaya çalisin. Bu ilk baslarda size zor gelebilir. Göz kontağının doğal olması gerekir.

2.Çocuğunuza konuşması için zaman tanıyın ve sözünü kesmeyin. Ama bu aynı zamanda çocuğun her zaman ve her ortamda konuşmak için sınırsız zamanı ve hakkı olduğu anlamına gelmez. Kekeleyen bir çocuk diğer kardeşleri gibi, sizin her zaman onu dinleyemeceğinizi ve cümlesini bitirmesini bekleyemeyeceğinizi öğrenmesi gerekir. Çocuğunuza eğer zaman ayıracaksınız bunu gerçekten zamanınız varsa yapın. Ki çocuklar yarım gönülle yapılan şeyleri hissederler ve bu onları daha fazla strese sokar. Bu da daha fazla kekelemelerine neden olabilir.

3.Çocuğunuzla konuşurken, yavaş bir şekilde konuşmaya çalışın. Ki siz iyi bir konuşma modeli olmalısınız. Bu belki başlarda biraz zor olabilir ama çocuğunuza yardımcı olabilecek önemli noktalardan biridir. Çocuğunuza bir şeyler okurken yavaş konuşmanın alıştırmasını da yapabilirsiniz. Aranızda geçen bir konuşmayı ton banda kaydedip konuşma temponuzu kontrol edin. Çok mu hızlı konuşuyorsunuz?

Okuma örneği: her kelime arasında 1 saniye, her cümle sonunda 3 saniye ara verebilirsiniz.

Soğuk... ve... yağmurlu... bir...gün... yavru... tilkinin... karnı... acıkmış. ... ... ... Ama... küçük... tilki... yavrusu... tek... başına... dışarı... çıkmak... istemiyormuş. ... ... ... kardeşine seslenmis. ..........

4.Özellikle acelemiz olduğu zaman, çok hızlı bir şekilde konuşuruz. Bu yaşam tempomuzun konuşmamızın üzerindeki etkisini gösterir. Kendinizin veya ailenizin, yaşam temponuzu biraz düşürmeniz gerekiyor mu diye sorun kendinize.

5.Konuşurken uzun ve meşakatli cümleler kurmaktan kaçının. Telaffuzu zor kelimeler, uzun ve yan cümleciklerle dolu cümleler kurmayın. Bir önceki örnekte de belirttiğimiz gibi iyi ve ulaşılması kolay bir Konuşma Modeli olmaya çalışın.

6.Çocuğunuzun kendiliğinden konuşmasını destekleyin. Örneğin yemek masasında otururken kendiniz gününüzün nasıl geçtiğini anlatın (çocuğun ilgisini çekebilecek şeyler). Bu şekilde çocuğunuzda kendiliğinden anlatmaya başlayacaktır. Çocuğunuza soru sorarken soruş sekline dikkat edin. ‚sen bugün ne yaptın anlat bakalım’ ile ‚eğlenceli miydi?’ veya ‚günün nasıl geçti?’ Mümkün olduğunca az isteme davranışında bulunun.

7.İletişim sadece konuşmaktan ibaret değildir. Sesizlikte bir iletişim seklidir.Büyük ihtimalle günlük işleriniz arasında çocuğunuzla beraber olduğunuz, oyun oynadığınız zamanlar yaratıyorsunuzdur. Bu zamanlarda her zaman sözel iletişim ön planda
olmak zorunda değildir. Susmak ta bir ifade biçimidir. Bırakın çocuğunuz suskunluğu kendisi kırsın. Konuşmaya ilk başlayan o olsun. Sessizlği paylaşın. Kontrolün onda olduğunu hissettirin.

Pedagog Veysel Kızılboğa
Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı


Kaynaklar
1.Kolbrunner J. Psychodynamik des Stotterns; Stuttgart; Kohlhammer 2004
2.Natke U. Stottern: Erkentnisse, Theorien, Behandlungsmethoden.
Bern; Hans Huber; 2000
3.Richter E, Brügge W, Mohs K. Wenn ein Kind anfängt zu Stottern.
München, Basel ; Ernst Reinhardt; 1998
4.Sandrieser& Schneider. Stottern im Kindesalter (3. Aufl.;
Stuttgart; Thieme Verlag; 2008
5.Bloodstein O. Stuttering and normal nonfluency-a continuity
hypothesis. British J. Disord Commun. 1970

Dipnotlar
1 Brosch 2001, 97
2 Natke 2001a, 7
3 Braun 1999,9
4 Renner 1995, 17
5 Bloodstein 1993, 27
6 Ochsenkühn, Thiel , 2005, 3
7 Sanrdieser, Schneider, 2008b, 11
8 Kidd (1980)
9 Andrews et al (1983)

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kekemelik Hakkında Bilmemiz Gerekenler ve Anne-Babalara Öneriler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Veysel KIZILBOĞA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Veysel KIZILBOĞA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Veysel KIZILBOĞA Fotoğraf
Uzm.Veysel KIZILBOĞA
İçel (Mersin) (Online hizmet de veriyor)
Uzman Konuşma Terapisti
Pedagog, Uzman Dil Ve Konuşma Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi219 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Veysel KIZILBOĞA'nın Makaleleri
► Anne-Babalara Öneriler: Çocuğa Yaklaşım Biçimleri Psk.Suzan AKSÜT OSMANAĞAOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,427 uzman makalesi arasında 'Kekemelik Hakkında Bilmemiz Gerekenler ve Anne-Babalara Öneriler' başlığıyla benzeşen toplam 37 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Selektif Mutizm Nedir? Mart 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:19
Top