2007'den Bugüne 92,487 Tavsiye, 28,241 Uzman ve 20,001 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Davranış Değişikliği Gerçekleştirmek
MAKALE #7841 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Aralık 2011 | 14,336 Okuyucu
Davranış Değişikliği Gerçekleştirmek

Kızmak, sevmek, ders çalışmak, şarkı söylemek, yürümek, biriyle tartışmak, yemek yemek… Her gün çeşitli eylemlerde bulunuyoruz. Bu bizim hayatta var olmamızın bir gerekliliği aslında. Normal ya da anormal bir şekilde davranmadan edemiyoruz. Davranışlarımız yaşamlarımızı kolaylaştırabilirken, iyi bir hayat sürmemizi sağlayabilirken, bazen de pek çok soruna yol açıp, kendimizden ve hayattan memnuniyetsizliğimize sebep olabilmektedir. Pekçok birey de bir takım sorunlu davranışlarından dolayı terapiye başvurarak davranışlarını değiştirmek istemektedir. Fakat bu oldukça güç olabilmektedir. Pek çok seans yapılabilir, sorunlu davranış hakkında çokça konuşulabilir, üstelik bireyin kendisi de değişmeyi çok isteyebilir, ama bir türlü davranış değişimi gerçekleşmeyebilir. Peki davranış değişimi neden bu kadar güçtür?

Bu yazıda davranış değişikliğini yaratmak neden zordur sorusu incelenecektir. Öncelikle davranışın nasıl kazanıldığı ve sürdürüldüğü açıklanacak, sonra değişimin neden güç olduğu ele alınacak, ardından bununla ilgili psikoterapideki görünümleri ve yöntemler ele alınacaktır.

Davranışın Kazanımı

Davranışın değiştirilmesi ve değiştirilmesinin niçin zor olduğunu incelemeye başlamak için öncelikle davranışın nasıl kazanıldığını bilmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bir şey bize nasıl katılmış ki onu değiştirmek bu kadar güç. Buna ek olarak davranışları nasıl kazandığımızı bilmek, değiştirmek istediğimiz davranışın yerine yenisini koyabilmek açısından da önemlidir. Bu amaçla davranışın öğrenilmesi ile ilgili çeşitli modeller kısaca incelenecektir:

Klasik koşullama : Bir uyarıcı tarafından doğal olarak uyandırılan bir tepkinin, farklı ve nötr olan bir diğer uyarıcı tarafından da uyandırılabilir hale gelmesidir. Özellikle fobilerin gelişiminde açıklayıcı bir modeldir. Sönme, uyarıcı genellemesi, ayırt etme gibi kavramları sorunlu davranışların edinilmesi açısından önemlidir. Örneğin köpekten korkmayı öğrenmiş bir bireye, sönme tekniği uygulanarak bu sorun davranış değiştirilebilir (Morris, 2007).

Edimsel Koşullama: Belirli uyarıcıların var olduğu bir ortamda, davranışların ödül kazanmak ya da cezadan kaçınmak için ortaya konulduğu öğrenme türüdür. Pekiştireç , ceza, kaçınma, batıl davranış, şekillendirme gibi kavramları sorunlu davranışlar ve davranışların kazanılması açısından önemlidir. Ayrıca yeni davranışların kazanılmasında eğer pekiştireç kullanılacak ise, bu modelin önerdiği pekiştirme tarifelerini bilmek gerekebilir. Bu tarifelere göre, Sabit aralıklı tarifede sabit bir zaman diliminden arkasından yapılan ilk davranış pekiştirilir. Değişken aralıklı tarifede her defasında değişen bir zaman aralığında davranış pekiştirilir, böylece ne zaman pekiştirecin geleceği tahmin edilemez. Sabit oranlı tarifede her defasında sabit sayıda davranış gerçekleştirilirse pekiştirme olur. Değişken oranlı tarifede ise değişen sayıdaki doğru davranış yapıldıktan sonra pekiştireç verilir. Bu tarifelerden de en etkili olanı değişken oranlı tarifeyi kullanmaktır. Örneğin odasını toplamayan bir çocuktan ,bu davranışını değiştirmesi ve eşyalarını toplaması isteniyorsa ve edimsel koşullama kullanılacaksa; çocuk sabit oranlı tarifeye göre her 3 kez eşyasını topladığında bir sticker ile ödüllendirilebilir. Bu durumda çocuk 3 defa bunu yapana kadar davranışı gösterir ama ödülü aldıktan sonra davranışında azalma görülebilir. Değişken oranlı tarife kullanılacaksa, sabit bir davranış sayısı yoktur ve çocuğun kaç kez eşyalarını topladığında ödülün geleceği belirsizdir. Bu durumda ödülü kazanmak için daha çok eşya toplama görülür (Morris, 2007).

Model Alma: Başkalarını izleyerek ve taklit ederek öğrenme sürecidir. Biz insanlar sosyal varlıklarız. Ve pek çok davranışımızı önceleri aile ortamımızda anne ve babalarımızı, sonra arkadaşlarımızı ve çeşitli sosyal çevremizdeki bireyleri gözleyip onların davranışlarını gözleyip model alarak kazanmışızdır. Bu sağlıklı beslenme gibi olumlu bir davranış da olabilir, sigara içmek veya saldırganlık gibi olumsuz bir davranış da olabilmektedir(Morris, 2007).

Davranışların Sürdürülmesi

Bir davranış kazanıldıktan sonra neden devam ettirilir? Aslında bu sorunun da cevabını yukarıdaki modeller açıklayabilir. Örneğin klasik koşullamada koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının birlikte sunulmaması sonucu davranışta görülen sönme davranışın unutulduğu anlamına gelmemektedir. Kendiliğinden geri gelme ile herhangi bir eşleşme olmaksızın davranış yeniden ortaya çıkabilir. Ya da klasik koşullamada yüksek dereceden koşullamanın yani önceden öğrenilen bir koşullu uyarıcı sonraki davranışları öğrenme için bir koşulsuz uyarıcı olabilmektedir.Bu bilgi sorunlu bir davranışın ortadan kaybolmasından çok giderek yayılabileceğini de göstermektedir. Edimsel koşullama için de davranış pekiştirilerek davranışın sürdürülmesi sağlanabilir. Burada pekiştirme türleri ve yukarıda değinilen tarifelerin rolü de önemlidir. Örneğin pekiştirme türlerinden ödül, cezadan daha etkili bir yöntemdir. Davranış daha çok sürdürülür, ceza sorunlu davranışların bastırılmasını sağlar, istenmeyen davranış tamamen ortadan kalkmaz başka ortamlarda bu davranışı hala gösterebilir, yerine yeni bir şey konulmadığı içinde davranış devam edebilir, ayrıca cezaya duyarlılık da kazanabilir. Bunlara ek olarak kaçınma davranışları da ortada koşulu uyarıcı ya da bir ceza olmadan çeşitli davranışların nasıl sürdürüldüğünü açıklamaktadır. Model alma yaklaşımı da sosyal varlıklar olarak etrafımızdaki bireyleri gözleme ve taklit etmemiz hiç sona ermeyecek bir süreçtir. Ayrıca etrafımızdaki bireylere olan pekiştirmeleri de izleyip, bu yolla ( ikincil pekiştirme) da davranışlar sürdürülmektedir(Morris, 2007; Davison ve Neale, 2004).

Davranışın değiştirilmesi: Neden zordur ?

Bahsedilen modellere bakıldığında bir bireyde istenilen bir davranışı yaratmak veya istenilmeyen bir davranışı değiştirmek çok kolay gözükmektedir. Ama bu uygulamada böyle olmamaktadır. Eğer bu denli basit olsaydı her birimizin hiçbir sorunlu davranışı kalmaz, ideal davranışlarla hayatlarımızı sürdürürdük. Herkes davranışsal probleminin üstesinden kendisi gelebilir ya da terapistler tüm danışanlarının her türlü uygunsuz davranışlarını rahatlıkla çözebilirlerdi. Ama bu böyle olmamaktadır. Davranışlar değiştirilse bile bu hemen eski davranışa dönmeyle sonuçlanabilir ya da sadece bir ortamla sınırlı kalabilir, genelleştirilemeyebilir. Bazıları bunu davranışın yeterince içselleştirilmediği ile açıklarken bazıları da bundan başka da nedenleri olduğunu savunmaktadır. Örneğin; Murray ve Jacobson (1970 ‘)a göre davranışın kazanılmasını sağlayan pekiştireçlerin ne denli geniş bir alanda olduğunun bilinmesi çok zordur. Bireylerin tutumları ve kendileri ile ilgili algıları ve kişilerarası alanları, pekiştirmelerde oldukça önemli olabilmektedir. (akt, Patterson, 2003). Gerçekten de davranış değiştirilmesi için bir pekiştireç kullanılsa ve bu şekilde davranış değiştirilmesi o terapi odasında başarılı olsa bile bireyin çevresindeki pekiştireç kaynaklarının hepsi kontrol edilemediğinden bu davranış değişikliği o oda ile sınırlı kalabilir, genellenemeyebilir.
Bir başka nokta ise, yeni davranışın kazanılmasında etkili olan pekiştireçlerin niteliğidir. Pek çok farklı iç ve dış uyaran bulunmaktadır çevremizde.Nelerin bizim için gerçekten pekiştireç olduğunu bilmek gerekmektedir. Bu, kişiden kişiye farklılık gösterir(Egan,1975). Bunu terapide danışanlarımız için belirlemek çok önemli ve zor olabilir. Bu süreç kendimiz için de güç olabilir, yani farkında olmadan da kendimiz için pekiştireç sandığımız şeyler, toplumun geneli tarafından öyle olması gerektiğine inanılan şeyler olabilmektedir. Bu da davranışı değiştirmekte motivasyon kaybına neden olabilir.
Kaçınma davranışları da uygunsuz olmayan davranışlar olabilmektedir. Ve bu davranışlar zor belirlenebilmektedir ve belirlense bile söndürülmesi güç davranışlardır.Bu da davranış değişikliğini zorlayabilmektedir(Egan,1975).

Davranışlarımızı değiştirirken karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi de ( model alma öğrenmesine atıf yaparak) etrafımızdaki modellerdir. Biz davranışlarımızı değiştirmeye çalıştıkça, etrafımızdaki bu modeller karşı davranışı gösterirse dolaylı olarak bizim davranışlarımızı olumsuz şekilde etkileyebilirler. Yaşamdaki rollerimiz de bu davranış değişikliği sürecini etkileyebilir. Örneğin bir anne çocuğuna çok müdahaleci davranmasından şikayet edip bu davranışını değiştirmek isteyebilir; fakat annelik rolüne olan algısı bunu engelleyebilir. Çeşitli inançlarımız da davranış değişikliği önünde engel teşkil edebilmektedir. Örneğin bireyin” –meli, - malı” cinsinden inançları başkalarının her dediğine evet deme davranışını tetikleyebilir. Ayrıca çocukluktan gelen sorunlu davranışlarla ilgili bir davranış değiştirme deneyimi repertuvarımız olabilir. Bu kendimizle ilgili algıları değiştirip, tekrarlayan bir örüntü gösterebilir. Bu yüzden de eski davranış değiştirme deneyimlerini çözümlemek önemli olabilmektedir. Bu inançlar ile çalışılması kısmı ile de bilişsel davranışçı terapilere atıfta bulunulmaktadır. ( Uhler,2005):
Bunlara ek olarak terapi sürecinde eyleme geçmek demek, değişmek ve değişime hazır olmak değildir. Yani bireyler davranışlarıyla ilgili çeşitli eylemelerde bulunabilirler; ama bu o davranışlarının değiştiğini göstermez. Bireyler istedikleri kadar davranışlarını değiştirmeye istekli olsunlar bundan bağımsız olarak eğer yeterince öz yeterliliğe sahip değillerse uzun vadede başarı göstermeyebilirler. Davranış değişikliğinden sonra bu davranışı sürdürmeyi devam ettirme en az 6 ayla yaşam boyu bir süreçte gerçekleşir. Fakat bu sürdürme evresi çok güçtür ; çünkü pek çok çevre odaklı davranışı değiştirebilecek hatırlatıcılar vardır( Miller ve Rollnick, 2009). Örneğin alkolü bırakan bir birey sıklıkla iş yemeklerine gitmek zorunda ve müşterilerine içki içme konusunda eşlik etme durumundaysa ya da böyle bir zorunluluk durumu olmasa da sadece öyle bir ortamda bulunması bile alkol alımını tetiklemektedir. Bu çevre etkileri olmadan da bireyler sorunlu davranışlarına geri dönmek için güçlü, beklenmeyen bir istek duyabilir ve bununla da baş edemeyip eski davranışlarına dönebilirler. Bu onlarda zayıf öz yeterliliğe ve sorunlu davranışlarının kendisinde daha güçlü oldukları algısına neden olabilir.Bu yüzden de terapide buna kesin bir başarısızlıktan çok bir geri adım olarak bakılabilir( Miller ve Rollnick, 2009)..

2.5. Terapideki görünümleri

Davranışçı kuramların terapilerdeki yöntemleri oldukça çeşitlidir. Bunlardan en bilinenleri sistematik duyarsızlaştırma, itici uyarıcılarla terapi, ödül biriktirme tekniği, model alma olarak sayılabilir. Bu yöntemler çoğu danışan içi ilgi çekici olmaktadır, çünkü direk rahatsız oldukları sorunlu davranışlarına vurgu yapmaktadır fakat daha sonra sabit ve oturmuş davranış örüntülerini değiştirmek o kadar da etkileyici görünmez. Etkili olabilmesi için danışanın ev ödevleri, günlük tutmalar, kayıt tutma, rol oynama gibi yöntemler açısından zaman ve emek yatırımı yapmalarını gerektirir. Olumlu bir iletişim ve bağlılık ile danışan sürece katılmalıdır. Uyumu arttırmak için de olumlu bir beklenti yaratılmalı, bu değişikliğin kullanımı ve yararları konusunda ayrıntılı açıklamalar yapılmalı, davranış değişikliği prova edilmelidir( Hackney ve Cormier, 2008).
Davranış değişikliğinin sürdürülmesi için de bir takım öneriler vardır. Örneğin daha önce bahsedildiği gibi aralıklı pekiştirme kullanılmalı ve bireyin hayatına yapay pekiştireçler katmak yerine sosyal çevresinin doğal olarak ortaya çıkarttığı pekiştireçlere yönlendirilmelidir. Bundan başka çevresel değişim de yapılmalı, örneğin çocukta saldırgan davranış değişikliği sağlanmaya çalışıyorsa anne ve babalar da bu konuda eğitilmelidir. Bazen de bir sorunlu davranışın gösterilmesinin de gizil ikincil kazançlar olabilir. Bu yüzden de davranış değişikliğinde dirence gidilebilir. Bu ikincil kazançlar ortaya çıkarılmalı ve elenmelidir. Son olarak davranış değişikliğini kendine yüklenmesi de önemlidir. Yani davranışlarındaki değişmeyi bir dış etkene bağlamak yerine, kendi becerilerine bağlamalıdır yoksa bu davranış tekrar nüks edebilir ayrıca ileride başka davranış değişikliği durumlarında kendisi ile ilgili olumlu algılamaları olabilir. ( Davison ve Neale, 2004).

Bu yazı,Psikolog Büşra Güneş ve Psikolog İlkten Çetin tarafından hazırlanmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Davranış Değişikliği Gerçekleştirmek" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     10 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İlkten ÇETİN Fotoğraf
Psk.İlkten ÇETİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi259 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Kendini Gerçekleştirmek Psk.Ayşe Esma VATANSEVER
► Kendini Gerçekleştirmek Psk.Nihal ARAPTARLI
► Örgütsel Davranış Psk.Dnş.Ercan TEKİN
► Davranış Tabloları Psk.Bilge AYGÜN
► Davranış Bozuklukları Psk.Neşe GÜNEY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,001 uzman makalesi arasında 'Davranış Değişikliği Gerçekleştirmek' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kendine Sevgili Misin? Şubat 2022
► Bilişsel Çarpıtmalar (Düşünce Hataları) ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:32
Top