2007'den Bugüne 89,667 Tavsiye, 27,642 Uzman ve 19,668 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Türkiye'de Boşanma ile İlgili Yapılmış Araştırmalar
MAKALE #10107 © Yazan Psk.Burçak DEMİRKAN | Yayın Aralık 2012 | 14,171 Okuyucu
Türkiye’de boşanma olgusunun nedenlerine dair ülke genelinde kapsayıcı araştırmalar bulunmamaktadır. Boşanmaya ilişkin veriler, istatistikler ile araştırmacılar tarafından yapılan bazı yerel çalışmaların bulgularına dayanmaktadır.

Literatüre bakıldığında, boşanma konusundaki çalışmaların dört ana başlıkta toplandığı görülmektedir.

1. Boşanmaların çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar. Bu çalışmalarda özellikle gencin ve çocuğun okul başarısına, kişiliğine ve sosyal hayata uyumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı görülmektedir.

2. Boşanmanın kadın statüsüne ve cinsiyetine etkisini inceleyen çalışmalar. Bu konu ile ilgili araştırmalarda kadının rol ve statüsündeki, konumundaki değişimler, boşanan kadının bireysel özelliği, boşanmasının neden ve sonuçları, karşılaştığı zorluklar, çevrenin kadına yaklaşımı incelenmiştir.

3. Boşanmanın hukuki yönünü inceleyen çalışmalar. Bu grupta İslam hukukunda, İslam öncesi dönemler, medeni hukukta ve çeşitli dinlerde boşanmanın ele alınış biçimleri araştırılmıştır.

4. Genel olarak boşanmanın neden ve sonuçlarını ortaya koymak amacıyla yapılan çalışmalar. Bu çalışmalarda Türkiye İstatistik Kurumu’nun boşanma istatistiklerinde yer alan boşanma literatürüne ilişkin yapılan değerlendirmeler, mahkeme kayıtları üzerinden yapılan değerlendirmeler ve bilimsel amaçlı yapılan yüksek lisans, doktora tezleri aracılığıyla yapılan saha çalışmaları yoluyla boşanmaların sosyal, kültürel, dini, ekonomik ve psikolojik nedenleri ortaya konmaya çalışılmıştır.


Boşanmaya yönelik olarak yapılan detaylı araştırmalardan biri, Arıkan tarafından 1992 yılında gerçekleştirilen Yoksulluk, Evlilikte Geçimsizlik ve Boşanma konulu araştırmadır. Araştırma kapsamında alt sosyo-ekonomik düzeydeki 161 boşanmış kadının psiko-sosyal nitelikli sorunları araştırmanın odağını oluşturmaktadır. Bu araştırmada evlilik yaşamları boyunca kadınların çoğunluğu (%70) eşlerine karşı yalnızca olumsuz duygular beslemiştir. Bu durumun evlilik ilişkilerine olumsuz olarak yansıdığı saptanmıştır. Eşler arası etkileşim açısından bakıldığında, eşlerin %36’sının birlikte gezmediği, %45’inin hiç sohbet etmediği, %49’unun aileyi ilgilendiren önemli konularda ve %42’sinin cinsel konularda hiçbir zaman anlaşamadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamında kadınların çoğunluğu hastalık gibi zor dönemlerinde eşlerinden hiç destek görmemiştir.


Çalışmanın diğer bulgularına göre, erkeklerin %80’inin sık sık veya ara sıra eşine sözel şiddet uyguladığı, %43’ünün eşini sık sık dövdüğü, %84’ünün tokat, %70’inin yumruk attığı dolayısıyla kadınların evlilik süresince fiziksel ve sözel şiddete uğradığı görülmüştür (Arıkan, 1992). Yine, şiddetle ilgili olarak Türkiye’de boşanmayla ilgili yapılan araştırmaların en kapsamlılarından biri Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından yayınlanmıştır. Bu araştırmaya göre Türk ailesinde en yaygın olarak uygulanan şiddet türünün %84 ile dayak, %78.9 oranında hakaret olduğu ortaya konuşmuştur (Doğan, 2004).


Araştırma kapsamındaki kadınların %61’inin evliliğindeki geçimsizliğin genel olarak evliliğin başlangıcından kısa bir süre sonra ortaya çıktığı saptanmıştır. Evlilikte geçimsizliğe neden olan konular şu şekilde sıralanmıştır: kocasının karısını dövmesi %53, kocanın içki ve kumar alışkanlığı %48, kocanın evlilik dışı ilişkileri ve akraba ilişkileri %44, maddi sıkıntı %45, kocanın çocukları dövmesi %31, kocanın kıskançlığı %29, cinsel sorunlar %27, çocuk bakım ve yetiştirilmesi konusundaki farklılıklar %20’dir. Geçimsizlik konusunda kadınların daha çok akrabalara danıştığı görülmektedir. Akraba ve arkadaşlara danışan kadınların oranı %26’dır (Arıkan, 1992).


Boşanma çok boyutlu ve karmaşık bir olgudur. Boşanmış kişiler ve mahkeme kayıtları baz alınarak elde edilen verilerde boşanmanın nedenleri ortaya konmaktadır. Sosyal bilimciler boşanmış kişilerle araştırma yapmanın zorluğu karşısında tutum ölçen araştırmalara yönelme eğilimi göstermektedirler. Toplumun boşanmaya ilişkin beklenti, algı ve tutumlarına yönelik çalışmalar da toplumsal yapı hakkında önemli ipuçları vermektedir. Literatürde boşanma konusunda yapılan çalışmalarda, sosyal yapıda ortaya çıkan ve patolojik olarak algılanan boşanma konusundaki tutumların zaman içinde zihinsel bir dönüşüm geçirerek meşruiyet kazanması sosyolojik bir gerçekliktir.


Arıkan tarafından 1996’da Ankara’da orta ve üst sosyo-ekonomik düzeylerdeki kadın ve erkeklerin boşanmaya ve boşanmış bireylere yönelik tutum, değerlendirme, öneri ve beklentilerini ortaya koyan Halkın Boşanmaya Karşı Tutumları Araştırması’na göre araştırmaya katılanlar ‘’zina’’ ve ‘’şiddetli geçimsizlik’’ durumlarında boşanmanın olağan olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmada, sosyo-ekonomik düzey, yaş, eğitim durumu, medeni durum, yaşamın büyük kısmının geçtiği yer gibi değişkenlerle boşanmaya ilişkin tutumlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kentsel yerlerde yaşayanların, kırsal kesimde yaşayanlarla karşılaştırıldığında boşanmayı daha kabul edilebilir olarak algıladıkları görülmüştür.


Aynı araştırmada bireylerin ‘’boşanma ve boşanmış bireylere ilişkin değerlendirmelerine’’ bakıldığında; evlilikleri boşanma tehlikesi ile karşı karşıya bırakan en önemli faktör %74 ile eşlerin yetişme tarzlarının birbirinden farklı olmasıdır. Bunu %64 ile eşlerin çocuk denecek yaşta evlenmesi ve eşlerin dini inançlarının birbirinden farklı olması (%63) izlemektedir. Araştırmaya katılanların ‘’Sizce bir kadın aşağıda sayılan durumlardan hangisinde kocasından boşanabilir?’’ sorusuna verdikleri cevaplar değerlendirildiğinde çoğunluğun ‘’Kocası ile fikren ve ruhen anlaşamıyorsa’’ seçeneğini belirttikleri görülmektedir(%89). Erkeğin boşanabileceği durumlarda ise ‘’Karısı kendisini bir başka erkekle aldatırsa’’ seçeneği yer almaktadır(%99). Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğu da (%83) tüm çözüm yollarına rağmen evlilik birlikteliği yürütülemiyorsa (çok mutsuz olunması durumunda) boşanmayı kabul edilebilir bulmuştur.


Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 1989 yılında gerçekleştirilen Türk Aile Yapısı Araştırması’nın bulgularına bakıldığında Arıkan’ın bulguları ile paralellik görülmektedir. Türk Aile Yapısı Araştırması’na katılanların genelde boşanmak için önemli gördüğü nedenlerin başında zina (%75) ve geçimsizlik (%66) gelmektedir. Zina kırsal kesimde, geçimsizlik ise hem kırsal hem de kentsel kesimde aynı derece önemli bulunmuştur (Türkarslan, 2009).


Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün 1993 yılında gerçekleştirdiği, Gecekondu ve Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü araştırmasında ‘’çok mutsuz olma’’ durumunda boşanmanın genel kabul gördüğü saptanmıştır. Bu durumda boşanmayı onaylama büyük kentlerde yüksek oranlara ulaşmaktadır (Türkarslan, 2009).


Ersöz tarafından yapılan araştırmaya göre, kamuda yönetici olarak çalışan kadınlar ve eşleri ile yapılan bir çalışmada, çoğunluk, kadın ve erkeklerin boşanmasına olumlu bakmıştır. Sadece yönetici konumundaki kadınların %2’si kadınların, %1’i erkeklerin boşanmasına direnç göstermiştir. Erkeklerin %6’sı kadınların, %5’i ise erkeklerin boşanmaması gerektiğini belirtmiştir. ‘’Peki siz herhangi bir problem yaşadığınızda eşinizden boşanmayı düşünür müsünüz?’’ sorusuna kadınların %37’si evet, %61’i hayır cevabını verirken, erkeklerin %76’sı hayır, %21’i evet cevabını vermiştir. Kadınların genel olarak boşanma konusunda olumlu tutum geliştirirken, kendilerinin boşanmayı düşünmeleri ile ilgili olarak da erkeklere kıyasla daha fazla oranda boşanmayı benimsemeleri ekonomik olarak kendilerini daha özgür hissetmeleri ile boşanma nedenine göre değişebileceği düşünülmektedir (Türkarslan, 2009).


Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından 2004 yılında gerçekleştirilen araştırmaya göre, Üniversite Son Sınıf Öğrencilerinin Evliliğin Kuruluşuna İlişkin Görüş ve Düşünceleri araştırmasında gençlerin %86’sı anlaşamayan eşlerin boşanmasını olumlu karşılamaktadır (kızların %90’ı, erkeklerin %83’ü). Çocuklu ailelerin boşanması konusunda ise gençlerin yarıdan çoğunun (kızların %70’i, erkeklerin %52’si) bu durumu onayladığı görülmektedir (Türkarslan-Demirkan, 2008).


Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından 2006 yılında yapılan Türk Aile Yapısı araştırması bulgularına göre, Türk toplumunda boşanmaların kabul edilebilir nedenleri cinsiyet bazında değerlendirildiğinde; erkeklerin en fazla dile getirdiği nedenler; aldatma (%29), eşin sorumsuz ve ilgisiz davranması (%18), eşinin ailesine karşı saygısız davranması (%16)’dır. Kadınlar için ise ilk sıralarda eşin sorumsuz ve ilgisiz davranması (%21), aldatma (%21), dayak/kötü muamele (%17) ve içki/kumar (%12) boşanma nedenleri arasında sayılmaktadır (Türkarslan, 2009).


Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından 2007 yılında gerçekleştirilen Medya Profesyonellerinin ve Medyanın Aile Algısı araştırmasının temel varsayımlarından birisi eğitim ve ekonomik seviye yükseldikçe boşanma oranı ve hızının arttığı şeklindedir. Araştırma bulgularında bu varsayımın doğrulandığı görülmektedir (Türkarslan, 2009).


Yine Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından 1998 yılında gerçekleştirilen Boşanma Sebepleri Araştırması’nda boşanma davası açmış ya da bu dava ile muhatap olmuş 700 kişi ile görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sağlıksız bir evliliğin altı nedeni bulunmaktadır. Bunlar eşlerin doğrudan diğerine yönelmeyen ve toplumsal tepki de doğurmayan genel nitelikli yanlış davranışları, eşlerin diğer eşe ya da çocuklara yönelen ve fakat yoğun toplumsal tepki doğurmayan yanlış davranışları, eşlerin birbirini yeterince tanımadan evlenmesinin sonucu olarak ortaya çıkan uyumsuzluk halleri, eşlerin kusurundan kaynaklanmayan, ancak evliliğin yürümesini zor hatta imkansız hale getiren durumlar, eşlerin önemli toplumsal tepki doğuran ve ahlaksızca sayılan halleri, eşler arasında temelde geleneksel rol dağılımının reddinden kaynaklanan ve çeşitli konularda kendini gösteren otorite tartışmasıdır. Söz konusu araştırmada boşanmalarım önlenmesinde öncelikle sağlam ve sağlıklı bir aile yapısı oluşturabilmek gerektiği hususundan hareketle bir takım faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler sırasıyla, evliliğin kuruluşunda doğru eş seçimi, anlayış ve fedakarlıkla yürüyen aile hayatı, evlilikte karşılaşılan sorunların çözümü için doğru yöntemlerin kullanılması ile devletten beklenen bazı hizmetlerdir (Türkarslan-Demirkan, 2008).


Uçan tarafından yapılan araştırmaya göre, yapılan araştırmalar bulgularında, cinsiyet açısından yapılan değerlendirmelerde, kadınların erkeklere göre, ilişkilerini yakından incelemeye daha yatkın oldukları, ilişkilerindeki sorunları daha erken fark ettikleri ve sorunları eşleriyle tartışmak istedikleri, buna karşılık erkeklerin, ilişkilerindeki sorunları tartışmaktan kaçındıkları belirtilmektedir. Boşanma konusunda yapılan bir çok çalışmaya göre, boşanmaya sebep olarak, kadınlar, erkeklere göre çok daha uzun ve karmaşık nedenler göstermektedir. Bu bulgular dikkate alındığında boşanmanın erkek ve kadınların gözünde faklılıklar gösterdiği söylenebilir. Boşanma ile ilgili çalışmalar göstermektedir ki, bireylerin boşanmaya gösterdiği nedenlerle sosyo-ekonomik düzey bağlantılıdır. Yapılan araştırmalara göre, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bireyler boşanma nedeni olarak; iletişim eksikliğini, ilgi alanlarındaki uyuşmazlıkları, anlaşmazlığı, buna karşılık sosyo- ekonomik düzeyi düşük bireyler; daha çok fiziksel veya duygusal istismar, evle ilgili sorumluluk paylaşımında sorunlar, ekonomik sorunlar, eşin alkol ve kumar alışkanlığı gibi durumları boşanma nedeni olarak belirtmişlerdir. Evlilik yaşı açısından yapılan değerlendirmelere göre, erken yaşta evlenenlerin boşanma olasılıkları, daha ileri yaşta evlenenlerden daha yüksektir. Evlilik süresine bağlı olarak, boşanmanın genellikle evliliğin ilk yıllarında olduğu bildirilmektedir (Uçan, 2007).


Kaya tarafından 2009 yılında İstanbul’da yaşayan boşanmış 64 kişiyle birebir mülakat tekniğiyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre boşanma nedenleri şiddetli geçimsizlik, ekonomik sorunlar, sorumsuzluk, cinsel sorunlar, aldatma ve aldatılma, kıskançlık, hayatın ve kişiliğin değiştirilmeye çalışılmasına tepki, çocuk sahibi olma/olmama, fiziksel şiddet ve hastalıktır. Araştırmanın sonuçlarına göre, istekleriyle evlenenlerde yoğunluklu olarak boşanma gözlenmiştir. Özellikle erkeklerde görülen ekonomik sorunların olmasıyla erkeklerin kendilerini aşağılanmış hissetmesi kadınların bu süreçte yaşadıkları duygusal yıpranmalar bireyleri boşanmaya itmektedir. Evlilik süresince, kadınlar erkeklerin hem maddi hem manevi yönden sorumsuzca davrandıklarını ve bu durumun evliliklerinin boşanmaya sürüklediğini belirtmişlerdir. Hem kadınlar hem de erkekler açısından bakıldığında, evlilikleri süresince cinselliğin ilişkilerde önemli olduğu halde doyumlu olarak yaşanmadığını boşanmış kişiler araştırmada belirtmişlerdir. Araştırma bulgularına göre aldatılma durumlarında, erkekler hemen boşanmayı tercih etmekte, kadınlar ise üçüncü kişiyle eşlerinin duygusal bağ kurmadıkları takdirde boşanmayı gerçekleştirmemektedir. Kıskançlığın daha fazla erkekler açısından boşanmaya iten sebep olduğu çünkü hayatın müdahalesi anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Araştırma sonuçlarında, çocuk sahibi olunan evliliklerde, erkeklerin boşanmaya hemen yaklaşmadığı, ancak kadınların kesin kararı üzerine boşanmanın gerçekleştiği belirtilmektedir. Kadınların, çocuk sahibi olmakla boşanmak arasında bağlantı kurmadıkları gözlenmektedir. Araştırma sonuçları, fiziksel şiddetin kadınları boşanmaya sürükleyen önemli bir neden olduğunu, erkeklerin ise bu durumu yaşamadığını bildirmektedir. Yapılan araştırma sonuçlarına göre evliliğin sonlandırılmasındaki bir diğer etken ise hastalıktır. Yaygın olarak yaşanmamakla beraber, özellikle görücü usulü ile yapılan evliliklerde, eşin hastalığı boşanmaya sürükleyen nedenler arasında görülmektedir (Kaya, 2009).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Türkiye'de Boşanma ile İlgili Yapılmış Araştırmalar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Burçak DEMİRKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Burçak DEMİRKAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Burçak DEMİRKAN'ın Makaleleri
► Evlilik ile İlgili Yapılan Araştırmalar Psk.Esra TAŞDEMİR SEYİTOĞLU
► Türkiye'de Boşanma Durumu Psk.Burçak DEMİRKAN
► Boşanma ile İlgili Temel Görüşler Psk.Burçak DEMİRKAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,668 uzman makalesi arasında 'Türkiye'de Boşanma ile İlgili Yapılmış Araştırmalar' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Türkiye'de Boşanma Durumu Aralık 2012
► Çocuk ve Televizyon Ekim 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:51
Top