Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Çocuğun Yaratıcılığını Geliştirmede Oyunun İşlevi
MAKALE #10283 © Yazan Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ | Yayın Ocak 2013 | 4,550 Okuyucu
Çocuğun Yaratıcılığını Geliştirmede Oyunun İşlevi

Günümüzde, yaratıcılığın oldukça önemli bir unsur olarak karşımıza çıktığı görülmektedir. Sürekli değişimin ve rekabetin egemen olduğu günümüz dünyasında bireylerin, karşılaştığı sorunlara yaratıcı çözüm yolları bulabilmeleri için yaratıcı düşünmeleri gerekmektedir.

“Başarıyı getiren faktörün neyi daha iyi yapabildiğimizden çok, neyi daha farklı yapabildiğimizden geçtiğini” savunan bilim insanlarına göre, içinde bulunduğumuz bu çağ yaratıcılık çağıdır.

Yaratıcılık


Torrance'in yaratıcı düşünceyi, "Sorunlara, yetersizliklere, bilgideki boşluklara, eksik elemanlara, uyumsuzluklara, düzensizliklere v.b. duyarlı olma; güçlükleri belirleme, çözümler arama, yetersizliklere ilişkin tahminlerde bulunma veya hipotezler oluşturma, bu hipotezleri sınama, , revizyondan geçirerek yeniden sınama ve en sonunda sonuçları iletme süreci" olarak tanımlamaktadır.

Yaratıcılık, eleştirel bakmak ve daha önce ilişki kurulmamış nesneler ya da düşünceler arasında ilişkiler kurmaktır. (Ayan ve Dündar, 2009)

Çellek’in tanımına göre alışılmışlığın, bilinenin dışında farklı, yeni, özgün olmak, problemi görmek, farklı çözüm yollarından giderek yeni sonuçlar çıkarmaktır. (akt.; Ayan ve Dündar, 2009)

Yaratıcılık aslında bireylerin, öğrenme yaşantısı sonucunda öğrendiklerini, yeni öğrendiği bir konuyla yeni ve değişik biçimde ilişkilendirerek karşılaştığı bir sorunu çözebilmesi, ortaya yeni, özgün bir düşünce ya da ürün koyabilmesi etkinliği olarak açıklanabilir. (Ayan ve Dündar, 2009)

Iwo üniversitesi Psikiyatri bölümünde çalışmalarını sürdüren, Andreasen yaratıcılıkla ilgili bazı bileşenlerden söz eder. Bunlardan ilki özgünlüktür. Yaratıcılığın yeni ilişkiler, bakış açıları, betimleme yolları içermesine dayanır. Diğeri fayda ve işe yararlılıktır. Son olarak da bir çeşit ürün ortaya koyması gerektiğidir.

Yaratıcılığı engelleyen etmenler

Uzmanlar yaratıcılığı engelleyen bir takım faktörlerden bahsederler;
• İnsanların kendilerine getirdikleri sınırlamalar, kendileri için koydukları engeller. “yapamam, ben yaratıcı biri değilim, yetenekli değilim” gibi kendimize koyduğumuz betimlemeler,
• Hayal etmeyi boşa geçen zaman olarak gören kültürler, toplumlar.
• Kalıplaşmış, tabulaşmış öğrenilen engeller. Örneğin; eşyaların belirli kalıplar dışında kullanılamaması,
• Tek bir sonuç bulma gerekliliği,
• Kalıpların dışına çıkamamak,
• Muhafazakârlık,
• Sorgulamama,
• Hızlı değerlendirme,
• Korkular,
• Merak etmeme, araştırmama,
• Öğrenmeye karşı isteksizlik.
Yaratıcı toplumlar, sorunlara ve dolayısıyla geleceğe karşı daha güçlüdürler. Yaratıcı bireyler, toplumların ilerlemesine katkı da bulunurlar. Çoğu gelişmiş toplumlar, yaratıcılığı destekleyici eğitim programları kullanırlar.
Yaratıcılık üzerine çalışmalarını yürüten Andreasen, çocukların yaratıcı düşünceyi geliştirmeleri için ailelere şunları önermiştir;
• Televizyonun kapanması gerekliliği: Televizyon karşısında oturmak edilgen bir eylemdir. Aslında televizyon, çocuğun beynini uyaranları almak için eğititr; ama karşılıklı etkilişime olanak sağlamaz. Ayrıca bedeni uzun süreler boyunca hareketsiz oturma konusunda eğiterek; kasları çalıştırma, el-göz ve büyük kas hareketlerini koordine etmeyi öğrenme için harcanacak zamanı azaltır. Diğer yandan çocuk, televizyon karşısında uygun olmayan cinste ve miktarda yiyecek ve içecekleri tüketmekte bu da çocuğun bedensel gelişimini olumsuz etkilemektedir. Hatta obeziteye kadar süre giden bir tablo oluşturur. Doğumdan beş yaşına kadar çocuğun televizyonla geçireceği süreler kısıtlanmalı. Mümkünse hiç seyrettirilmemelidir. Egemen, Yılmaz ve Akil (2004)’ a göre büyük çocukla riçin hazır dünyayı onlara sunan ve onları toplumdan utaklaştıran, günümüzde her evde olan televizyon, bazen çocuğun gelişimine katkıda bulunan bazen de çocuklar için zararlar geliştiren en mükemmel ve en korkunç oyuncaklardır. Çok televizyon izleyen çocuk, gelişmek için gereksinim duyduğu kendi dünyasından kopar. Ancak kısa süreli televizyon izlemek eğitici olabilir.

• Karşılıklı etkileşim içinde, birlikte okumak. Çocuğunuza mümkün olduğunca erken okumaya başlayın. Daha 5-6 aylıkken bile olabilir. Çocuğunuz her gün ideal olarak günde iki-üç kez okumalısınız. Hiç olmazsa, okumayı “yatağa girme alışkanlığının” bir parçası haline getirin ki, gün her zaman için bir kaç kitabı bitirmekle son bulsun. Çocuğunuza kitap okurken bunun edilgen bir deneyim olmamasına özen gösterin. Tek düze bir şekilde okumak yerine; hikayenin içine girerek okuyun. İçerik ve resimlere ilişkin sorular sorun ve çocuğunuzda aynı şeyi yapmasını isteyin. Ya da içerik ve resimleri göstererek canlandırarak hikayenizi okuyun. İlerleyen yaşlarda okuma etkinliğine, çocuğunuzla hikayeye yeni bir son yazmak belli noktaları değiştirme etkinlikleri özellikle yaratıcılığını güçlendirecektir.


• İlginç sorular sorun. Çocuklar zaten doğuştan meraklıdır. Bu yüzden onlara soru sormayı öğreterek,bu özelliği kolayca geliştirebilir ve daha yaratıcı olmayı sağlayabilirsiniz. Çocuğunuzla, birlikte yürürken, yemek yerken, ne yapıyor olursanız olun, çevrelerini incelemeye, çevrelerine bakmaya ve neyin neden öyle olduğu hakkında sorular sormaya teşvik edin. Örneğin; elektirik ampülü olan bir lambaya bakıp sorun, “ışığı yakıp parlak olmasını sağlayan düğmeye bastığımız zaman neler olur?” ya da “bu kadar ağır bir uçak havada nasıl gidiyor?”, “çimler neden yeşildir?”, “güneş nedir?”, “hırsızlık neden kötüdür?” gibi sorularla çocuklarınızı düşünmeye teşvik edin.


• Tamamlanmış oyuncaklar ve oyunlardan uzak durulması. Oyunun yaratıcılığı nasıl etkilediği ilerleyen kısımlarda tartışılacaktır; ancak Andreasen özelllikle yaratcılığı geliştirmede tamamlanmamış oyuncakların önemli olduğunu söyler. Çocuk oyuncağa kendinden birşeyler katmalıdır. Tamamlanmış oyuncaklara çocuk bir şey ekleyemez, oysa yarım oyuncaklara birşey ekler. Hatta mümkünse oyuncağı çocuğun yapması daha da etkili olabilir. Özellikle günümüzde çocukların bilgisayar ve benzeri teknolojik ürünlerle erken tanışması çocuğun yaratıcılığını olumsuz etkiler. Bilgisayar oyunları hazırdır ve çocuk ona kendineden bir şey katmaz. Senaryosunu bile değiştiremez. Dolayısıyla belli kalıpların dışına çıkamaz. Oysa ki senaryosunu kendi kurguladığı oyunlar her zaman için daha iyidir.


Oyun ve Çocuk İlişkisi

Oyun, çocuğun hiçbir dış baskı etksinde kalmadan kendi isteği ile giriştiği tüm etkinliklerdir. Oyun, çocuğa kendini anlatma, yeteneklerini anlama ve dil, akıl, sosyal, duygusal ve motor becerilerini geliştirmede, önemli bir olay olarak tanımlanır. Montaigne’e göre oyun, çocukların en gerçek uğraşıdır ve bizim işe gitmemiz gibi onlar oyuna gider. (Egemen, Yılmaz ve Akil, 2004).
Oyun, kendine özgü kuralları olan, sosyal uyumu geliştiren, yetenek, dikkat, beceri ve raslantıya dayanan, zevk veren etkinliklerdir. Çocuğa, oyun esnasında karar verme, sorumluluk, sıralama, düzenleme, sayma, paylaşma, saygı gösterme gibi bir çok kural, kavram ve olgu rahatlıkla öğretilebilinir. Oyunun çocuğun doğal bir öğrenme aracı olduğu söyelenebilir.
Oyunun en önemli özelliği, gönüllü ve özgürce yapılmasıdır. Çocukların karakterlerini güçlendirmesine yardımcı olan oyun faaliyeti, çocuklara neşe ve haz verir. Bedensel güç gerektiren oyunlar, çocuğun vücut gelişiminde önemli rol oynar.
Piaget’nin sınıflaması da göz önüne alındığında görülmektedir ki oyun, çocuğun zihinsel gelişiminin bir aynasıdır. Ancak oyun, yalnızca bir ayna olarak kalmamakta, çocuğun gerek zihinsel ve bedensel, gerekse dugusal gelişiminde aktif rol oynamaktadır. (Egemen, Yılmaz ve Akil, 2004). Piaget’e göre, zihinsel gelişimin duyusal motor döneminde oynanan oyunlar, düşünceden çok fiziksel hareketleri kapsar. Bir sonraki aşamada ise, sembolik düşünme faaliyetinin bir göstergesi olan sembolik oyun dönemi başlar. Sembolik oyun, bir nesnenin başka bir nesnenin yerine konduğu, o nesneyi temsil ettiği oyun etkinliğidir. Üçüncü aşamada ise oyun, özünde sosyal olan, kuralları olan yarışma gib faaliyetleri içerir.
Yeni doğan bebek kendi ekstremiteleri ile oynayarak, onları kullanmayı öğrenir. Çevresindeki nesnelerle oynamaya başlayan çocuk, onların işlevini öğrenir ve alıştırmalar sonucunda o işlevleri yerine getirebilme yetisini arttırır. Ardından yaşamsal olayları taklit eden çocuk, o olaylarda deneyim kazanır ve onları daha iyi anlar. En sonunda ise oyununa kurallar koymayı ve onlara uymayı öğrenen çocuk, sosyal bir birey olarak, kendi başına toplumda yer almaya hazırdır. (Egemen, Yılmaz ve Akil, 2004).
Oyun, çocuğu tanıma ve anlamada önemli bir araçtır. Çocuğun içinde bulunduğu ruhsal durumu, anlama yeteneğini, zekasını, değerlendirme biçimleri hakkında fikir veren bir araçtır, oyun. Çocuk, yaşamında öğrendiği ve gördüklerini, oyun esnasında dener ve pekiştirir. Duygularını daha rahat ifade etme olanağı bulur. Araştırmacılara göre, oyun çocuğun kendini ifade edebildiği en dolaysız ve en kolay yoldur.

Yaratıclığı Geliştirmede Oyunun Önemi
Yaratıcılık, doğuştan getirdiğimiz bir beceri olmakla birlikte, her bireyde bulunmaktadır ancak yaratıclığın sürekliliği, gelişimi ve derecesi bireyden bireye farklılık gösterebilir. Bununla birlikte yaratıcılığı güçlendirmek ve geliştirmekte bireylerin elindedir. Oyun ortamında, bireyler ve çocuklar özgürdür ve hiç bir kısıtlama olmaz, bu doğal ve serbest ortam bireylerin ve çocuğun yaratıcılık becerisini geliştirmesine ve sonuna kadar kullanmasına fırsat tanır.
Oyun kurgusu hazırlamak, üretmeyi vehayal gücünü kullanmayı gerektirmektedir. Çocuklar kurguladıkları oyunlarda oynarlarken bir çok düşünsel unsuru da devreye sokmaktadırlar. Daha öncede bahsedildiği gibi, bitmemiş yarım oyuncaklar, ya da çocuğun tasarlayacağı oyuncaklar da yaratcılığı geliştirmede önemlidir. Bilgisayar oyunları gibi oyunlara çocuklar kendilerinden birşey katamaz. Ancak kendi kurguladığı oyunlar, ya da eskiden oynadığımız oyunlar (isim-şehir- hayvan, 5 taş, kelime türetmece gibi) çocukları düşünmeye ve üretmeye sevk eder. Çocukların yaratıcılığını geliştirmede en çok üretmesine imkan tanıyan oyuncaklar ve oyun türleri kullanılmalıdır.
Uzmanlar, yaratıcılığı geliştirmede oyunlardan da faydalanılabileceğini vurgular. Yaratcılığın bireyin dünyaya gelmesi ile başladığı ve ilk yıllarda daha yoğun bir şekilde ortaya çıktığı bilinen bir gerçektir. Özellikle oyun çağında ve somut işlem döneminde olan çocuklar için yaratıcılığı geliştirme oyunlarla daha üst seviyelere çıkarılabilinir. Yaratcılığı geliştirmek için eğitsel oyunlar, hedeflenen kazanımlara ve kişinin hazır bulunuşluk düzeyine göre sınıf ortamında kullanılabilir. Bunun için okul bahçeleri, sınıflar, parkler, ve boş alanlar yeniden düzenlenebilinir. Ayrıca beyin fırtınası, nitelik sırlama, metafor kullanma, yaratıcı drama ve sinetik gibi tekniklerde yaratıcılığı geliştirmektedir. (Ayan ve Dündar, 2009)
Çocuğun oyunlar sırasında gerçek yaşama benzer ya da hayali oyunlar yaratması, farklı bir çok olay ve sorunu ortaya koyması, oyun içinde karar vermesini sağlar. Bu durum çocuğun sorulara yanıt bulma için bilişsel yeteneklerini kullanmasını ve yeni durum ve sorular için bilişsel gelişim düzeyini artırmasını sağlar. Ayrıca oyunların bir çoğu hayal ürünü olduğu için, yaratıcı düşünme becerisini zorlar ve çocuğun yaratıcılık yeteneğinin gelişmesine katkı da bulunur. Bu nokta da planlı olmasa da bireylerin yaratıclık becerisi de gelişim gösterecektir. Çünkü yaratıcılık eski olandan hareketle yeniye ulaşmak, yeni çözüm yolları bulmak ve olaylara yeni bir gözle bakabilmektir. Ayrıca Oyunların amaçlı bir bir şekilde tasarlanmasında bireylerde var olan yaratıcılık becerilerinin daha kolay ortaya çıkacağı da açıktır. (Ayan ve Dündar, 2009)
Son olarak, gerek okul öncesi dönemde de gerekse okul döneminde oyun yaratıclığı geliştiren en önemli etkinliktir. Ve oyun ile yaratcılığın bu dönemde iç içe geçtiği görülmektedir. Hayal gücü oyunun olmazsa olmazı ve yaratıclığın ise temel bileşenidir. Bu nedenle çocukların yaratıclıklarını geliştirmede hayal güçlerini kullanmaları önemlidir. Ailelerin oyuncak seçiminde daha çok çocuğun hayal gücünü ve düşünme becerilerini kullanabileceği (lego, maket, kelime oyunu gibi) ürünleri ve oyuncakları tercih etmeleri ve beyin fırtınası, nitelik sırlama, drama gibi yaratcılık tekniklerini kullanmaya teşvik etmeleri önemlidir.
Uzm. Psk. Azade ALTINTAŞ DURMUŞ

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuğun Yaratıcılığını Geliştirmede Oyunun İşlevi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ'un Makaleleri
► Oyunun Sihiri Psk.Neşe ŞAHİN
► Terapötik Süreçte Oyunun Önemi Psk.Eyüp TUNAHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,480 uzman makalesi arasında 'Çocuğun Yaratıcılığını Geliştirmede Oyunun İşlevi' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Panik Bozukluk Nedir? Ocak 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:29
Top