2007'den Bugüne 80,330 Tavsiye, 25,616 Uzman ve 17,929 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yetiştirilme Tarzımız Bizi Nasıl Koşullandırır?
MAKALE #17226 © Yazan Psk.Derya ÇİÇEK | Yayın Eylül 2016 | 1,303 Okuyucu
Hepimiz belli özelliklerle dünyaya geliriz. Annemizin,babamızın ve onların soylarının genetik özellikleri ile belli bir kişiliğe eğilimli olarak doğarız. Ailemiz ve çevremiz tarafından bize uygulanan ve sunulan öğretim,disiplin ve örneklendirme (model olma) yöntemleri de bizim şu andaki kişi olmamıza katkıda bulunmuştur ve bulunmaya da devam etmektedir.
Özdeş ikizlerin bile kendilerine ait farklı özellikleri vardır ve hayatla mücadele etme yöntemleri, kişilikleri farklı olabilir. Biri macerayı seven, girişken, kararlı iken; diğeri kararsız, utangaç ve çekingen olabilir.
Hepimizin kişilik özellikleri farklılıklar gösterir. Bu temel özelliklerimiz çoğunlukla bizi büyüten ve bizim gelişimimizle ilgilenen kişiler tarafından desteklenmiş, telkin edilmiş, kuvvetlendirilmiş, sömürülmüş ya da bastırılmıştır. Örneğin birileri tarafından bize sakar, aptal, yaramaz, lüzumsuz, utangaç olduğumuz yeterli sıklıkta söylenirse, biz de bir süre sonra buna inanmaya başlarız. Oluşan bu inancımızla birlikte bir davranış örüntüsü oluştururuz ve bu davranışın kendi davranışımız olduğuna inanırız.
Küçük çocuklar öğrenebilmek için doğal olarak etrafı ve dünyayı keşfetmek, denemek ve herşeyi yaşamak isterler. Genellikle aileleriyle ilk çatışmaları da bununla başlar. Anne ve babalar bebeklerinin tehlikeli olduğunu düşündükleri birşey yaptıklarını görürlerse, onları korumak için hemen müdahale ederler. Çoğunlukla da kontrolü elde tutma çabasıyla kızarlar, bağırırlar gereğinden fazla tepki gösterir; hatta ceza verirler. Bu, çevresindeki dünyayı keşfetmeye çalışan çocuğunun doğal güdülerini engellemeye çalışan kötü anne baba örneği de değildir bir suç da değildir. Bu çocuğuna karşı sevgi veya korku duyguları tarafından yönlendirilen disiplin ve kontroldür.
Hemen hemen hiçkimse iyi anne baba olma konusunda bir eğitim almaz ve bu hayatın belki de en ilginç taraflarından biridir. Ana babalığın ardındaki psikoloji bu kadar önemliyken pek azımız bu konuyu önemseriz ve kendimizi tam da bu işin ortasında bulmadan öğrenmeye çalışırız.
Eski büyük aile düzeninde görülen kuşaktan kuşağa doğal öğrenme süreci bu günlerdeki yaşam tarzımız sebebiyle yok olmaya başladı. Bugün değerlerinin ya da deneyimlerinin kötü veya yanlış algılanmasından ya da çağdışı kalmaktan korkan dedeler, babaanne veya anneanneler torunlarına birşeyler öğretme konusunda tereddüt ediyorlar, çekiniyorlar.
Anne babalar olarak elimizden geleni yapıyoruz ama bize göre en iyi olan şeyin çocuğumuz açısından da öyle olması gerekmiyor. Anne babasının kurmaya çalıştığı disipline tepki gösteren çocuk kendisini engellenmiş, öfkeli, kaygılı ve umutsuz hissetmeye başlar. Onaylanmama, engellenme ya da anne babasının kendisine kızacağı kaygısıyla bazı çocuklar yeni birşeyi denemeye korkarlar, çekinirler. Bir çocuğun gelişimi için övülme ve onaylanma olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır.Çocuklar, kendilerini iyi hissettikleri ve çabalarının desteklenip, onaylandığını ortamlarda gelişip serpilirler.
Şimdi gelin biraz gerilere gidelim...Çocukken bazı çatışmalar yaşadığınız bir zamanı anımsayın, düşünün. Belki de sizin yapmayı çok istediğiniz bir şey vardı ve anne babanız ya da o zamanlar sizinle ilgilenen, sizden sorumlu olan başka birisi sizi bu isteğinizden vazgeçirmeye çalıştı. Belki de kesin ve etkin bir şekilde size engel oldular ve o işi yapmanızı yasakladılar. Hatta belki de sizi korkutup cezalandırdılar ya da sizi tehdit ettiler. Onaylanmak ve herkesi memnun etmek için isteğinizden vaz mı geçtiniz? Yoksa sonuçları göze alarak o işi yapmaya devam mı ettiniz? Anne babanız ya da öğretmeniniz yeterince güçlü bir tepki gösterdiyse eğer büyük bir olasılıkla vazgeçtiniz. Belki sizin için kolay oldu; belki kendinizi engellenmiş, hayal kırıklığına uğramış ya da rahatlamış hissettiniz. Belki de en çok önem verdiğiniz şey anne ve babanızı memnun etmekti.
Çocukken hissedilen en büyük korku, anne ve babamızın sevgisini kaybetme ve bu sevgiyi hissedememe olasılığıdır;
'Eğer.... yaparsan artık seni sevmeyeceğim. Eğer yaparsan annen artık seni sevmeyecek. Eğer yaparsan babanı küstürürsün.' gibi çocuğa karşı kullanılan cümleler, pekçok çocuğu karşılaştıkları baskıyla mücadeleye devam etmekten caydırmaya yeter. Belki bu şekilde çocuğu eğitmek ve disiplin etmek görünürde işe yarar, yaşamlarını güvenli bir şekilde sürdürürler.Anne ve babalarına ya da birlikte yaşadıkları yetişkinlere sorun yaşatmadan çocukluklarını geçirirler. Ancak çocuklar büyüdükçe ve herbiri artık bir birey olmaya başladıkça, ailelerinin onlara sağladığı güvenli ortamdan uzaklaşmaya başlarlar. Bu da çocuğun daha önce öğrenemediği, bilinç düzeyinde vaolmayan yeni korkuların gelişmeye başlaması anlamına gelir.
Macera dolu olanlar dışındaki değişikliklerin hemen hepsi az ya da çok kaygı oluşturur, acı verir. İlk kez okula başlamak, ilk kez sınıfın önünde yüksek sesle birşeyler okumak ya da öğretmenin sorduğu soruya cevap vermek durumunda olmak, ilk kez diş doktoruna gitmek, ilkokuldan ortaokula geçmek...vb. bu gibi durumların hepsi bir çocuk için değişikliktir ve çocuk açısından bakıldığında ürkütücü olabilir.
Başarısız olmak veya alay edilmek hemen hepimizin en büyük korkuları arasında yer alır. Bulunduğumuz ortamdaki insanlardan en azından birinin bizi onayladığını, desteklediğini, kabullendiğini duymak ve hissetmek isteriz.Çünkü böyle hissetmek bizim kendimizi güvende hissetmemizi sağlar. Tam tersi durumda da varlığımızın tehdit edildiği hissine kapılırız; başkalarının bizimle alay etmesi, bulunduğumuz ortamdaki diğer kişilerden farklı olduğumuzun hissettirilmesi, dahil olmak istediğimiz grubun bizi dışlaması gibi durumlar yaşamak bu nedenle tahammül edilemezdir.
Çocukluktan çıkıp bağımsızlığa doğru ilerleyen gençler için başedilmesi gereken sıradaki bir diğer sorun, anne babalarının kendilerini rahat bırakmasını sağlamak olarak karşılarına çıkar. Gencin yetişkin olabilmesi için anne baba bağımlılığından kurtulması gerekmektedir; diğer yandan bir anne ya da baba için kendi yaşamını sürdürebilmesinin ana nedeni çocuğunun kendisine ihtiyaç duyması olabilir. Böylesi patolojik bir durumda anne ya da baba çocuğunu elinde tutabilmek ya da onu kaybetmemek adına elinden geleni yapar.Bu durum çocuğu psikolojik olarak anneye ya da babaya o kadar bağımlı yapar ki, annesi ya da babası öldüğünde çocuk bir yetişkin bile olmuş olsa bu kayıp durumunu kaldıramaz; ruhsal bir çöküntü, psikolojik bir hastalık yaşar ya da hayatının geri kalanını sürekli endişe yaşayarak geçirir.
Annenin ya da babanın korkusu bazen çok daha uç noktalara gidebilir:
Bunu yapmamalısın, sana zarar verebilir.Burada annenin yanında otur.Eğer oraya çıkarsan düşersin, kolun kırılabilir. gibi telkinler çocuğun annesinin yanında 'güven' içinde oturmasını sağlarken, çocuk parkta kaydırağa tırmanan çocukları izler. Diğer çocuklar gibi denemeye, oynamaya cesaret edemez, çünkü zihninin bir tarafında güvende olmak demek diğer çocuklar gibi tehlikeye atılmayıp annenin yanında oturmak demektir. Annesi tarafından yapılan olumsuz telkin ve uyarılarla bu düşünce şekillenmeye başlar bilinçaltında ve diğer ortamlarda da bilinç bunu genellemeye başlar:
'Çocuğum beni gözünün önünden ayırmaya korkuyor' bu sözleri söyleyen anneler, muhtemelen daha önce korkmayan çocuklarına, korkması gerektiği yönünde telkinlerde bulunmuş ve artık çocuğun da içine şüphe ve endişe tohumları ekilmiştir.
'Bunu bensiz yapamazsın' , 'Bunu yapmak için bana ihtiyacın var.' sözleri de çok sık söylendiği zaman çocukta çok derin bir etki oluşturan bir diğer masum telkindir. Çocuk bu sözleri anne ve babasından ya da başka birinden o kadar çok duyar ki artık buna inanmaya başlar. Kendi başına tuvalete gitmek, kendi başına giyinmek, kendi yatağını yapmak, kendi yemeğini pişirmek, kendi başına yıkanmak çocuk için yapılması nerdeyse mümkün olmayan oldukça güç bir iş haline dönüşür. Çocuk gitgide kendini hemen her konuda yetersiz ve beceriksiz hissetmeye başlar.
Onlara uygulanan davranış biçimlerinden dolayı hayatlarının mahvolduğunu farkeden, özgüvenleri düşük olduğu için ya da kendilerini yetersiz veya beceriksiz hissettikleri için yaşamları boyunca istediklerini yapamayan, karşısına çıkan çoğu fırsatı değerlendirmeye dahi cesaret edemeyen pek çok yetişkin ya da ergen insan psikolojik destek almak zorunda kalıyor:
Uzak ülkelere tatile gitmek istiyorum ama bu uçmaya korkuyorum.
İşimde terfi aldım ama bu işi becerebileceğimi pek sanmıyorum.
Yeni bir işe başvurmak istiyorum ama bu topluluk önünde konuşmamı gerektiriyor ve ben bunu asla yapamam.
O kadar sıkılganım ki sürekli gergin ve endişeli bir halim var, hayatım mahvoluyor.
Kimsenin bunları hissetmesi gerekmiyor ama insan bir kere onu sınırlayan düşüncelerinin girdabına kapıldığı mı bunu nasıl değiştireceğini bilemiyor.
Disiplin bir çocuk için mutlaka gereklidir. Çocukların dengeli olması ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Çünkü çocuk nereye kadar gidebileceğini ya da gitmemesi gerektiği yeri anlar. Disiplin aynı zamanda bir çocuğa 'Sana değer veriyorum, benim için önemlisin bu nedenle her istediğini yapmana izin veremem' mesajı verir.Çocuğun kendisinin bir şeyler yapması çok önemlidir. Disiplin adil olduğu sürece, çocuklar onu kabul ederler.Bazen yüksek sesle itiraz edip aşırı tepki gösterseler de içgüdüsel olarak anne ve babalarının bunu onların iyilikleri için yaptığını bilirler.
Ayrıca çocuk kendi başına bir şeyler yaptıkça ve anne babasından ona güvendikleri hissini aldıkça kendine güvenme duygusunu arttırır.Öğrenme hevesi ve motivasyonu artar.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yetiştirilme Tarzımız Bizi Nasıl Koşullandırır?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Derya ÇİÇEK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Derya ÇİÇEK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Derya ÇİÇEK'in Makaleleri
► Ey Aşk Bizi Kucağında Büyüt Psk.Ayşegül DENİZCİ
► Aile Terapisi Kurtar Bizi! Psk.Hicran DEMİRHAN
► Bizi Etkiliyorsa Hastalık Mıdır Psk.İzzet GÜLLÜ
► Beden Dili Bizi Ele Veriyor ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Abdullah TOPAL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,929 uzman makalesi arasında 'Yetiştirilme Tarzımız Bizi Nasıl Koşullandırır?' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:35
Top