2007'den Bugüne 84,890 Tavsiye, 26,552 Uzman ve 18,911 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarımızın Sıkıntıları Bizi Anne Baba Yapar
MAKALE #8962 © Yazan Psk.Vildan ÇELİK | Yayın Mayıs 2012 | 3,255 Okuyucu
ÇOCUKLARIMIZIN SIKINTILARI BİZİ ANNE BABA YAPAR

“Çocuk” kelimesini nasıl tanımlarsınız?

“Oğlum/kızım… canım… birtanem… masumiyet sembolü… neşe kaynağı… yaramaz… baş belası…” Bu tanımlama bakış açısına göre değişebiliyor tabi... Çocuk, çoğunlukla annesine göre şefkate, babasına göre korunmaya muhtaçtır. Engelli olan bir çocuk, annesine göre çoğu zaman hayatına anlam kazandıran varlıktır. Dedesine göre her isteği yerine getirilebilecek kadar sevilen torun, öğretmenine göre yetiştirilmesi gereken bir yetişkin adayıdır. Özetle çocuklar, taptaze zihinleriyle öğrenmeye can atan, hayat denen yolda keşfetmeye hazır bireylerdir. Peki çocuğumuzun, çevresindekilere karşı nasıl davranması gerektiğini, arkadaşları arasında hangi davranışlara sahip olması gerektiğini biliyor muyuz? Bunları çocuklarımıza nasıl öğretiyoruz? “Benim istediğim gibi ol!” diyerek mi yoksa davranışlarımızla onlara rol model olarak mı ? Birkaç başlık altında bu konuyu ele alalım.

Çocuk daima çevresindekileri model alır.


Çocuk yetiştirmede bu unutulmaması gereken ilk kuraldır. Evet, çocuk çevresindekileri izler, hafızaya alır, başka bir ifadeyle repertuara eklenecek materyaller buralardan toplanır. Çocuğun kazandığı sorumluluklar, davranış ve tutumlar ona olan bakış açımıza göre değişebilir. Dolayısıyla anne babalar çocuklarına ne öğrettiklerinin farkında olmak durumundadırlar. Çocuk sahibi olmak isteyen her ebeveyn adayı, öncelikle anne babalık hakkında bilgi birikimi edinmelidir. Bu konuda yazılan kitapları okumalı, gerekiyorsa uzmanlardan yardım almalılar. Çünkü çoğu kez bu harika varlıklara farkında olmadan, anne babanın repertuarı yüklenir. Repertuar dediğimiz şey, ebeveynin psikolojik dinamikleridir. Çocuğumuzu yetiştirirken bir de bakmışız ki o da bizim kadar titiz, bizim kadar başarı odaklı, bizim kadar korumacı ve kaygılı olmuştur. Bu gibi tutumlar, en genel anlamda çocukta “esneklik” kavramı oluşumunu sekteye uğratır. Kişiliğin esnekliğini kazanamaması, hayata ve insanlara dar açıdan bakmaya neden olabilir. Anne baba çocuğuna çoğu kez iyi niyetle yaklaşır fakat çocuğun hayatı öğrenebilmesi için belli ölçülerde sıkıntılarla baş etmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Örneğin her düştüğünde kaldırılan, her hatası örtbas edilen çocuk problemlerle yüzleşemeyeceğinden, çocuğun iç görü kazanımını sekteye uğrayabilir.

Dikkat çekici bir nokta da şudur. Pek çok anne baba şikayetçi oldukları davranışı çocuklarının yanında kendileri sergiler. Örneğin çevredeki insanların rahatsız olacağı endişesiyle çocuğu susturmak için ona yalan söylemek, bu davranışı çocuk için de meşru hale getirir. Benzer şekilde, ebeveynin bir gün “olur” dediği konuya ertesi gün “olmaz” demesi çocukta tutarsız davranışları başlatabilir.

Anne babaların çoğu çocuklarının ders çalışmamasından, kitap okumamasından yakınır. Fakat çoğunlukla bu anne babalar ailece kitap okumak yerine, onların yanında renkli, ışıklı ve içinde dünyaları barındıran bilgisayarın başında sürekli meşgul olurlar. Ya da mutlu olsun diye çocuğa sınırsız bilgisayar hizmeti sunarlar. Tv izlemeyi kitap okumaya tercih eden babalar da bu örnekler arasında sıralanabilir. (Biz olumsuz davranış sergilemesek de tv de kontrolsüz izledikleri benzer sahneler onlara bu repertuarı kazandırabilir.)

Başkasının arkasından olumsuz hitaplarda bulunmak, daha derine de inebiliriz, örneğin her şeyden şikayetçi olmak, sürekli eleştirici bir tutum sergilemek, hiç gülümsememek, devamlı sorumluluklardan söz etmek, yaptığımız hatalar üzerinde konuşmamak ve tabi ki çocuktan gerektiğinde özür dilememek adeta bir tiyatro sahnesindeki gibi onlara gösterilir. Biz yetişkinler, çocukların hataları için özür dilemesini, yaramazlık yapmamasını ve her sözü dinlemesini isteriz, fakat çoğu kez biz sesimizi yükselttiğimizde onlardan özür dilemeyiz, hata yaptığımızda bunu telafi edecek bir açıklama yapmayız.

Eyvah çocuğumu tanıyamıyorum!


Anne babalar çoğu kez meselenin yalnızca ‘belirti’ yüzeyine odaklanırlar. “Çocuğum bambaşka biri oldu” diye panikleyebilirler. Öfke patlaması geçiren çocuğa öfkeli cevaplarla karşılık verilir. Fakat bu öfke sırasında kullandığı kelimeleri (küfür, hakaret vb.) nereden ve kimden öğrendiği üzerinde çok durulmaz. Bu kelimeleri kendi üzerine alan anne baba, daha büyük bir öfke ile çocuğa yaklaşırsa öfke patlamaları bir kısır döngü haline gelir. Ebeveyn daha çok öfkelenir, çocuk daha da sert cümleler kurar…

Bu örnekler çoğaltılabilir. Pek çok anne baba çocuğunun yalan söylemesinden, çevresindekilere el kaldırmasından, ders çalışmamasından, hiç söz dinlememesinden ve bilgisayar\tv başından ayrılmamasından yakınır. Böyle bir durumda anne baba kendisine şu soruları sorabilir:
  • “Ders çalışması için onu nasıl teşvik ettim? Onu odasına dersin başına yollarken ben tv mi izledim. Yoksa kardeşini severken ona dersini tamamlamasını mı emrettim? Notları düştüğünde ona ve kendime onun bir sıkıntısının olup olmadığını sordum mu? Yoksa ders çalışırken hangi görevine sadık kalmadığı konusunda ondan hesap vermesini mi istedim?”

Evet, görüldüğü gibi onlara olan yaklaşımımız farkında olmadan durumu daha vahim hale getirebilmektedir.

Yaşadığımız sıkıntıları fark ederler.


Ebeveynin çocuğunda gözlemlediği davranış değişiklikleri çevredeki olumsuzluklardan da kaynaklanıyor olabilir. Anne babanın özel hayatı, geniş aile ile ilgili meseleler de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çocuklar direkt olarak olay sahneye bakmasalar bile çevresinde dönüp duran her şeyin farkında olurlar. Fakat çevresinde değişkenlik gösteren her türlü davranıştan (yetişkinlerin yüz ifadelerinden, ses tonundan) ters giden bir şey olduğunu anlarlar. Bunu bizim gibi tanımlayamazlar ve bizim kullandığımız dilde değil, farklı şekillerde ifade ederler. Örneğin aile içinde sert tartışma, hakaret ve hatta şiddet gibi sahnelere şahit olan çocuklarda alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kardeşine/arkadaşına vurma, anne babaya karşı asileşme veya bağırıp çağırma gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Çocukların yaşına göre bu davranışlar değişiklik göstermektedir. Okul çağı çocuklarında derslere ilgisizlik, arkadaşlarına zarar verme, öğretmenine yalan söyleme ve yine öfke patlamaları verilebilecek diğer örnekler arasındadır.

Onları ne kadar dinliyoruz?


Çocuk yetiştirmede en temel nokta anne babaların onlarla yaşadıkları sıkıntılarda onlara olan yaklaşımlarıdır. Bir anne veya babanın çocuğunu sabırla dinlemeyi bilmesi önemlidir. Onu dinlerken, bir konuyu konuşurken çocuğun seviyesine inmek, göz teması kurmak gerekir. Önerdiğimiz teklif hoşuna gitmediğinde sert tepki gösterebilir, hoşumuza gitmeyen davranışlar sergileyebilir. Sabırla ifadelerimizi tekrarlamak gerekebilir. Onlara verdiğimiz tepkiler kontrollü olmalı, çocuğumuz bizim yaşıtımız veya rakibimizmiş gibi olmamalıdır. “Kardeşine vurma” dediğimizde bizde bir şamar yiyebiliriz. Bu durumda bizde onun gibi karşılık verecek olursak çocuğa sadece ‘karşılıklı vuruşmayı’ öğretmiş oluruz. Çocuk sadece o an ile kalmaz, başta aile üyeleri olmak üzere hayatının her alanına öğrendiği bu davranışı uygulamaya başlar.

Peki anne babalar bu sıkıntıları yaşadıklarında ne yapmalılar?


Günümüz toplumunda çocuklar dört duvar arasında yetişmek zorunda kalıyorlar ve muhatap alacakları kişiler çoğunlukla sadece aile üyeleri oluyor. Anne babaların onlara “çocuk gözlüğü” ile bakmaları ve karşılaştıkları her sıkıntıda yukarıda da bahsettiğimiz gibi “bu davranışı benden görmüş olabilir mi?” sorusunu akıllarına getirmeleri gerekmektedir. Bu sorular çoğaltılabilir:
  • “Onun yanında hiç dedikodu yaptım mı? Oyununa dalmış bizi duymaz deyip başkasına hakaret ettim mi?”
  • “Onun yanında iken yorgunum deyip televizyon mu izledim? Hiç dinlenmek için ailece kitap okuma saati yaptık mı?”
  • “Eşimle olan tartışmalarımıza hiç şahit oldu mu? Onunla konuşurken nasıl bir tutum sergiledim?”
  • “Kardeşinin veya başkalarının yanında onu azarladım mı? Yaptığı hoş olmayan davranışla ilgili onu ne kadar dinledim?”
  • “Ben arkadaşımla sohbet ederken bana birşeyler sorduğunda onu duymamazlıktan gelmiştim. Şimdi aynı şeyi o bana yapıyor olabilir mi?”

Bu sorulara yanıt evet ise, ebeveyn kendi davranışlarına bakmalı ve ardından sebebiyet verdiği davranışları düzeltmekle işe devam etmelidir. Başka bir deyişle çocukları için kaygılanan anne babaların kendileriyle ilgili iç görü kazanmaları ve onlara olan yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmeleri gerekir ve çözüm adına uzman desteği almaları önerilebilir. Çocuk geleceğin yetişkin adayı olduğuna göre, her ebeveyn ona adaylık süresince en sağlıklı bilgiyi sunmalıdır.

Çocuğu okyanusta ilerleyen bir gemi gibi düşünebiliriz. Geminin dümeni geçici olarak biz yetişkinlerin elinde. Fakat kontrolü zaman zaman onlara bırakmazsak çocuklar bu gemiyi kullanmayı öğrenemezler. Sürekli eleştirirsek gemilerini sevmezler. Onunla ilgili sorumluluk almak istemezler. Tek başına kaldıklarında gemi (benlik) kaptansız, tayfa (kişilik) lidersiz kalır. Yönetim (ruh) yara alabilir. Yaralı bir ruhun, ileride de yaralı bir çocuk yetiştirme ihtimali yüksektir. Ebeveyn, tek başına altından kalkamadığını düşündüğü sıkıntılarda mutlaka bir uzmandan yardım istemelidir. Yaşanan probleme ne kadar erken müdahale edilirse çözüme de o kadar erken kavuşulur. Çözüm ne kadar ertelenirse sıkıntı da o kadar kalıcı ve ileriye dönük olur. Şunu unutmayalım ki anne baba kimliğini bize çocuklarımız öğretir, onlar hata yapmazlarsa biz bu kimliğe sahip çıkamayız. Hadi, var mısınız bir iç sorgulamaya ve onları tekrar kucaklamaya…

Uzm. Psk. Vildan Çelik
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarımızın Sıkıntıları Bizi Anne Baba Yapar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Vildan ÇELİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Vildan ÇELİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Vildan ÇELİK'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,911 uzman makalesi arasında 'Çocuklarımızın Sıkıntıları Bizi Anne Baba Yapar' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:23
Top