2007'den Bugüne 75,942 Tavsiye, 24,845 Uzman ve 17,062 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çağın Hastalığı Depresyon ve Tanı Kriterleri, Tedavisi
MAKALE #18625 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Temmuz 2017 | 562 Okuyucu
DEPRESYON
Depresif bozukluklar, yetişkinlikte görülen psikiyatrik bozukluklar arasında en yaygın görülen bozukluktur. En tipik belirtisi, günlük etkinlikleri ilgi ve istekle yapma ve yaşamdan zevk almanın yerini üzüntü, keder, mutsuzluk, isteksizlik, karamsarlık, umutsuzluk ve suçluluk gibi duyguların almasıdır.
Çoğu kez bir yitime tepki olarak ortaya çıkar. Bir yakını, işi yitirme ya da umut edilen bir şeyin elde edilemediği durumlarda ortaya çıkar.
Kalp hastalıklarından sonra yaşam kalitesi ve yeti yitimini etkileyen bozukluk olarak görülmektedir.

Başvuru Nedeni
Üzüntü, mutsuzluk, isteksizlik, çaresizlik, cesaretsizlik, elem, keder, umutsuzluk, kendini değersiz görme, kendi değerini küçümseme, suçluluk, kötümserlik ve karamsarlık bulunmaktadır.
Halsizlik/bitkinlik, iştahsızlık, zayıflama, çarpıntı, nefes darlığı gibi somatik yakınmalar ile terapiye başvururlar.
Hatta danışanların bu duygularından pek söz etmedikleri ve bazen de yadsıdıkları seyrek görülen bir durum değildir.

Belirtiler
Klinik açıdan bakıldığında depresif hastalığın en tipik özellikleri ; depresif duygudurum, suçluluk duygusu ve intihar düşünceleridir.
Danışanların tümünde depresif duygudurum az ya da çok mutlaka rastlanır, bununla birlikte bazı danışanlar görüşme sırasında bunu ifade etmeyebilirler.
Danışanın hasta olarak damgalanmaktan korkmasından kaynaklanabilmektedir.
İleri yaş grubunda daha çok bedensel yakınmalarla kendini gösterebilir.

Depresif Duygudurum
Kişinin kendisini boşlukta hissetmesi, ağlamaklı olması, duygulanımda sığlaşma, her şeyin kötü tarafını görme, değersizlik, anlamsızlık, çaba harcamanın anlamsız gelmesi.

Suçluluk Duyguları
Suçluluk duygusu, danışanın gerçek ya da hayali konularda kendisini aşırı ya da uygunsuz şekilde eleştirmesi, kınaması ya da suçlamasıdır. Danışanlar şimdiki durumlarının kendi hataları olduğunu düşünüp, çoğu kez geçmişlerinde kendilerini suçlayacak ve eleştirecek bir konu bulurlar. Kişiler çoğu kez bugüne kadar yaşadıklarına dönüp bakarlar ve geçmişlerinde de kendilerini suçlayabilecekleri bir şeyleri kolayca bulurlar. Öğrenci tembel olmakla, iş adamı önüne çıkan şanslarını iyi kullanmamakla, anne çocuklarını ihmal ettiğini düşünerek kendini suçlayabilir.
Depresyonun ciddiyeti arttıkça suçluluk düşünceleri sanrısal niteliğe ulaşabilirler, fakat günümüzde hastalar çoğu kez bu aşamaya ulaşmadan sağaltım görürler.

İntihar
İntihar düşünceleri, genellikle depresyon şiddeti arttıkça ortaya çıkar. Major depresyonlu danışanların yaklaşık altıda birinde intihar girişimine rastlanmaktadır. İntihar düşüncesi olmayan ya da çok az intihar düşüncesi olan danışanlarda da intihar girişimine rastlanabilir. Bu nedenle depresyon tanısı konan danışanda (özellikle daha önce bir intihar girişimi öyküsü varsa) intihar riski mutlaka düşünülmelidir. Bu girişim bazen dikkat çekme, çevreyi etkileme ya da yardım arayışı amaçlı olabilir. İntihar girişimlerinin çoğunda her ikisi de vardır. Fakat bu durum her zaman ciddiye alınmalıdır.

İlgi Yitimi Ve Zevk Alamama/ Anhedoni
Danışanın daha önceleri ilgi duyduğu ve hoşlandığı konu ve uğraşlara karşı eskisi gibi istek ve heves duymaması, bazı şeyleri yapsa bile bunlardan zevk alamaması halidir. Yaptığı işe kendini verememe ve olağan etkinliklere ilgi yitimi şeklinde ortaya çıkar. Etkinlikler yürütülürken danışanın kısa sürede canı sıkılır.

Anksiyete
Anksiyete tanı koydurucu bir depresyon belirtisi olmamakla birlikte, depresyonlu danışanlarda sık görülen bir belirtidir. Anksiyete subjektif olarak sürekli bir endişe, korku, gerginlik ya da gevşeyememe şeklinde yaşanır. Danışanların engellenmeye dayanma gücü çoğu zaman azalmıştır; danışanlar huzursuz olurlar ve ‘’kolay parlar’’lar. Diğer yandan anksiyete danışanda konsantrasyon güçlüğü de oluşturabilmektedir.
Anksiyetenin yukarıda sayılan psikolojik bileşenlerine genellikle somatik belirtiler eklenir. Bu belirtilerin çoğu sempatik sinir sistemi etkinliğinin artmasından kaynaklanan belirtilerdir. Danışanlarda egzersizle ilişkili olmayan çarpıntı atakları ve göğüs ağrısı, ağız kuruluğu, hazımsızlık (epigastrik rahatsızlık ya da ağrı), şişkinlik (hava yutma, geğirme), terleme (özellikle ellerde ve ayaklarda), baş ağrısı, baş dönmesi ve daha az olmak üzere kolik ağrı ve diyare görülebilir.

Uyku Bozuklukları
Hem uykusuzluk (insonmi) hem de aşırı uyuma (hipersomni) şeklinde uyku bozukluğu görülebilmekle birlikte, uykusuzluk daha fazla görülmektedir.
Depresyonda uykuya dalamama, uykuyu sürdürmede güçlük ve erken uyanma şeklinde olan üç uykusuzluk tipi de görülebilir. En sık görülen uykuya dalamama olmamakla birlikte geceleri uykudan uyanma ve sabah erkenden uyanma ve bir daha uykuya dalamama da sık görülmektedir. Uykusuzluk hangi tip şeklinde başlarsa başlasın, hastalık ciddileştikçe uykusuzluğun diğer tipleri de klinik tabloya eklenir. Belirti hafif iken, uyku yitimi bir saatten azdır; fakat belirti ağırlaştıkça bu süre uzar. Erken uyanmanın şiddetli depresyonlarda ortaya çıkan bir belirti olduğu düşünülmektedir. Uyku sorunları ılımlı düzeyde olsa bile, danışanlar sabahları dinlenmiş, olarak kalkamamaktan yakınırlar. Danışanlar depresif içerikli rahatsızlık verici rüyalar görürler, bu rüyalar hastaların ağlayarak uyanmalarına neden olabilirler.

Unutkanlık/Konsantrasyon Güçlüğü
Unutkanlık depresif danışanların çok sık getirdikleri yakınmalardan birisidir. Bu yakınma dikkatini ve düşüncelerini toparlama ve yoğunlaştırma güçlüğünden kaynaklanmaktadır. Danışanlar kendilerini yapmaya kalkıştıkları işe veremediklerinden, işi yapmak için gereken konsantrasyonu sağlayamamaktan söz ederler. Konsantrasyon güçlüğü danışanların yaşantısına ‘’bir filmi baştan sona dikkatlice izleyememe’’, ‘’gazete okuyamama’’, ‘’okuduğunu tam olarak anlayamama’’, ‘’konuşulanları izleyememe’’, ‘’el işlerini yapamama’’ şeklinde yansır.

Somatik Belirtiler
1.Enerji Yitimi
Dan ışanlar halsizlikten, yorgunluktan, takatsizlikten, bitkinlikten, güçsüzlükten ya da kolay ya da çabuk yorulmadan yakınırlar. Enerji yitimi danışanın her hangi bir işe başlamasını güçleştirir; başlasa bile danışan çabuk yorulur ve bitmeden işi bırakmasına yol açar. Belirtinin şiddeti arttıkça yorgunluk süreklilik kazanır ve en ufak etkinlik bile ancak büyük bir çaba harcanarak yapılabilmeye başlanır. Bazı danışanlar kendilerini bütünüyle tükenmiş gibi hissedebilirler; bazen bu durum klinik tabloya bütünüyle hakim olabilir.

2. Ağrılar
Ağrı depresyonda en çok görülen somatik belirtilerden birisidir, diğer yandan kronik ağrısı olan hastalarda da depresyona oldukça sık rastlanmaktadır.

3.Gastrointestinal Belirtiler
a.İştahsızlık: b.Ağız kuruluğu: c.Kabızlık

4.Anksiyetenin Otonom Belirtileri
Depresif bozukluklu danışanlarda çarpıntı, ağız kuruluğu ve terleme gibi anksiyetenin somatik belirtilerine sık rastlanmaktadır.

5.Zayıflama- Kilo Artışı

Psikomotor Etkinlikte Değişmeler (Azalma ya da Artma şeklinde karşımıza çıkmaktadır.)
Mimiklerde azalma, alçak bir sesle tekdüze konuşma, toplumdan geri çekilme ve fiziksel etkinliklerde azalma vardır. Danışanın düşünce akışında yavaşlama görülür, buna düşünce içeriğinde yoksullaşma eklenir. Düşünmede ortaya çıkan güçlük, konsantrasyon bozuklukları ve kararsızlığa neden olabilir. Ajitasyon anksiyetenin motor görünümüdür. Huzursuzluk hakimdir.

Libido Yitimi
Depresif bozukluklar ile anksiyete bozuklukları arasındaki en önemli farklılıklardan biri de ağır anksiyete durumlarında bile hasta normal ya da normale yakın cinsel etkinlik sürdürebilmekteyken, depresyonlu danışanda hastalığın başlangıç dönemlerinde bile cinsel istek yitiminin bulunmasıdır.
Libido yitimi depresif bozukluklarda erken ortaya çıkan belirtilerden birisi olması yanında tedavi sürecinde en geç ortadan kalkan belirtilerden birisi olma özelliği de taşır. Erkeklerde libido yitiminin yanı sıra ereksiyonla ilgili çeşitli sorunlar da görülebilmektedir; kadınlarda da cinsel istekte azalma görülebilmekle birlikte daha az oranda bir yakınma olarak getirilmektedir (Hamilton 1989)

Değersizlik Düşünceleri
Suçluluk duygularının yanı sıra depresif danışanların kendilerine olan güvenleri ve kendilerine biçtikleri değer azalmıştır. Depresif danışanlar bir işe yaramadıkları, değersiz oldukları, kendileri için uğraşılmaya değmeyeceği gibi düşüncelere sahip olabilirler. Bazen bu düşünceler sanrısal nitelik (küçüklük sanrıları) kazanabilir.

Belirtilerde Gün İçinde Değişmeler
Danışanın belirtilerinde gün içinde değişmeler olması eskiden beri depresif hastalığın tipik bir belirtisi olarak düşünülmekle birlikte klinik uygulamalarda danışanların yarısında görülür; bunların önemli bir kısmı sabahları,
kalanların çoğu akşam üstü, çok azı da gün ortasında kendilerini daha kötü hissettiklerini belirtirler. Danışanın belirtilerinde gün içi değişmelerin olması tanıyı destekler, fakat kendi başına çok anlamlı bir belirti değildir (Hamilton 1989)

Tanı
Major Depresif Bozukluk (MDB)
Hem depresif duygudurum hem de ilgi istek kaybına diğer en az 4 belirtinin eşlik ettiği durumun en az 2 hafta ve neredeyse her gün sürmesidir. Depresif bozuklukların en önemli ve en çok çalışılan tipidir.

Depresyon belirtileri olan bir danışan ile karşılaşan terapistin ilk değerlendirmesi gereken durumlardan birisi altta yatan ya da eşlik eden organik bir hastalığın olup olmadığıdır. Gerekli durumlarda diğer uzmanlık dallarına da danışılmalı ve altta yatan ya da eşlik eden organik bozukluğun tedavisinde gereken işbirliği kurulmalıdır.

Diğer yandan organik bozukluk olsun ya da olmasın depresif belirtileri olan bir danışanı değerlendirirken klinik tablonun süresi, belirtilerin süreklilik ya da gün içinde değişim gösterip göstermediği, kişinin yaşantısını etkileyip etkilemediği incelenmelidir.

Eğer danışanda bir depresif bozukluk düşünülüyorsa, daha önce benzeri yakınmalarının olup olmadığı ya da taşkın bir duygudurum (bipolar?) yaşayıp yaşamadığı, madde ya da alkol kullanım öyküsü olup olmadığı ve yakın geçmişte yaşanan bir psikososyal olayın bulunup bulunmadığı sorulmalıdır.

Depresif Bozukluk Düşünülen Hastada Tanı Koyma Şeması
Aşama: Belirtileri açıklayabilecek organik bir etmen var mı?
Varsa: ya (Tıbbi durum)a Bağlı Duygudurum Bozukluğu düşününüz,
Ya da (Madde) Kullanımının Yol Açtığı Duygudurum Bozukluğu düşününüz.
Yoksa 2.aşamaya geçiniz.
Aşama: Öykü manik ya da hipomanik epizod var mı?
Varsa: Bipolar Bozuklukları düşününüz.
Yoksa 3.aşamaya geçiniz.
Aşama: Major Depresif Epizod tanı ölçütlerini karşılıyor mu?
Karşılıyorsa: Major Depresif Bozukluk düşününüz.
Karşılamıyorsa: 4.Aşamaya geçiniz.
Aşama: Distimik Bozukluk tanı ölçütlerini karşılıyor mu?
Karşılıyorsa: Distimik Bozukluk düşününüz.
Karşılamıyorsa: 5.Aşamaya geçiniz.
Aşama: Belirtiler başlamadan önceki üç ayda bir stres etkeni var mı?
Varsa: Duygu Durumu Düzenleme Bozukluğu düşününüz.
Yoksa: 6.Aşamaya geçiniz.
Aşama: Özgül bir depresif bozukluk ve uyum bozukluğu tanı ölçütlerini karşılamıyorsa
Ayrıntılı tıbbi öykü alarak, tam fizik ve nörolojik muayene yapılarak, rutin kan ve idrar tetkikleri yapılarak depresif bozukluğa neden olabilen organik nedenlerin çoğunu ayırt etmek olasıdır. İnceleme sırasında tiroid ve adrenal bezlerin işlevlerini değerlendiren testler de yapılmalıdır. Bir kural olarak depresyonlu hastanın kullanmakta olduğu ilaçların depresyonun ortaya çıkmasında olası bir faktör olabileceği düşünülmelidir. Kardiyak ilaçlar, antihipertansifler, sedatifler, hipnotikler, antipsikotikler, antiepileptikler, antiparkinsoniyen ilaçlar, analjezikler, antibakteriyeller ve antineoplastikler sıklıkla depresif belirtiler oluşturan ilaçlardır( Kaplan ve ark 1994).

Ayırıcı tanıda en çok güçlük çekilen durumlardan birisi de depresyon belirtilerinin eşlik ettiği anksiyete bozukluğu ile anksiyetenin eşlik ettiği depresif bozukluğu birbirinden ayırmaktır (Kaplan ve ark 1994).
Şizofreninin varsanı ve sanrılar gibi aktif psikotik belirtilerin olmadığı prodromal ve rezidüel evrelerinde ortaya çıkan belirtilerin hangi yönde yorumlanacağı (şizofreni mi? depresyon mu?) güçlükler çekilebilir.

Danışanın öz- ve soy geçmişinde elde edilen bilgilerin ayırıcı tanıda yararı olabilmektedir. Öz- ve soy geçmişinde duygudurum bozukluğu bulunan bir danışanda duygudurum bozukluğunu daha öncelikli düşünmek gereklidir.
Antipsikotik kullanan danışanlarda, bu ilaçların ekstrapiramidal yan etkileri depresyon ile karışabilir. Psikotik bozukluk ya da her hangi bir nedenle antipsikotik ilaç kullananlarda bu durum göz önüne alınmalı; şizofrenili bir danışanda depresyon varlığı düşünülüyorsa ya da tanı yönünden kuşkular varsa danışan ya psikiyatriste gönderilmeli ya da danışılmalıdır.

Tanı güçlüğü çekilebilen diğer özgül durumlardan birisi de yastır. Bir yakını ölen kişilerin bazılarında major depresif epizoda özgü belirtilere (üzüntü, uykusuzluk, iştahsızlık, zayıflama gibi) rastlanabilir.
Yas tutan kişi depresif duygudurumu ‘’olağan’’ kabul ederken uykusuzluk ya da iştahsizlık gibi belirtilerden kurtulmak için hekime başvurabilir.

‘’Olağan’’ yasın süresi ve dışavurumu değişik kültürel gruplar arasında büyük farklılıklar gösterebilir. Yas iki aydan uzun sürmediyse genellikle major depresif bozukluk tanısı konmaz. Ancak aşırı ve yersiz suçluluk duyguları, intihar düşünceleri, değersizlik düşünceleri, belirgin psikomotor retardasyon, sosyal ve mesleksel işlevgörmede uzun süreli ve belirgin belirgin ve psikotik belirtiler ortaya çıktıysa major depresif bozukluk tanısı konmalıdır (Amerikan Psikiyatri Birliği 1994).

Şiddeti
Eğer kişi gündelik aktivitelerine devam edebiliyorsa hafif , Zorlanıyorsa orta şiddette, Ölüm düşünceleri, yataktan kalkmakta zorluk, öz bakım güçlükleri gibi ağır şeklinde derecelendirilebilir.

Süregenliği
Arka arkaya 2 ay içinde 1 epizoddan fazlası olduysa tekrarlayıcı tip, eğer epizodlar tekrarlanmıyorsa remisyonda diye düşünülür.

Danışanın tıbbi durumu ve tedavileri konusunda yersiz korku ve endişeleri olup olmadığı sorulmalı; endişeleri ve korkuları empatik bir şekilde danışanın anlayacağı ifadelerle anlatılmalıdır. Depresyon tedavisinde farmakoterapi ve psikoterapi birbirinin seçenekleri gibi düşünülmemelidir; en iyi sonuçlar her ikisinin bir arada uygulanması ile elde edilmektedir. Antidepresanlar uykusuzluk, iştahsızlık ve diğer vejetatif belirtileri iyileştirmede daha etkili iken, psikoterapi ise intihar düşüncelerini ve kişilerarası ilişkileri düzeltmede daha etkilidir.

Danışanın Ele Alınması
Bir depresif bozukluk tanısı konan danışanın tedavisinin düzenlenmesinde göz önüne alınması gereken etmenler arasında (1) danışana doğru tanı konması, (2) allta yatan organik bir neden bulunup bulunmaması, (3) eşlik eden başka bir psikiyatrik hastalığın varlığı, (4) eşlik eden bedensel bir hastalığın varlığı, (5) yineleyen bir epizod olup olmadığı, (6) bipolar bozukluğun depresif epizod olup olmadığı, (7) kendisinde ya da ailesinde antidepresan ilaç kullanım öyküsü, (8) intihar riski, (9) hastalığın ortaya çıkmasında ya da sürmesinde rolü olan bir psikososyal stresin varlığı, (10) hastanın destek sistemi, (11) Depresyonlu hastalarda en önemli konulardan birisi de bu hastaların intihar riskinin değerlendirilmesidir.

Depresyonun akut döneminde daha çok destekleyici psikoterapötik girişimlerde bulunurken depresyon ilerledikçe depresyonun ortaya çıkmasında rolü olduğu düşünülen kişilik özellikleri ve psikososyal etmenler üzerinde durulmalıdır.

Süregiden Depresyon Bozukluğu (Distimi)
Bu bozukluk, DSM-IV’te tanımlanmış olan süreğen (kronik) yeğin depresyon bozukluğu ile distimi bozukluğunun birleşimidir.MDB’dan daha hafif belirtilerin 2 yıl süreyle görülmesiyle karakterizedir. 21 yaştan önce başladı ise, erken başlangıçlı, aksi ise geç başlangıçlı sayılır. 2 yıl boyunca MDB ölçütlerini karşılaması, saf distimik bozukluk olarak tanımlanır.

Aybaşı Öncesi (Premenstrüel) Disfori Bozukluğu
Aybaşı (menstrüasyon, adet) döngülerinin büyük bir çoğunluğunda, aybaşlarının başlamasından önceki son hafta, en az beş ya da daha fazla belirti (depresif duygu durum, duygusal değişiklikler, huzursuzluk, anksiyete, ilgi ve aktivitelerde azalma vb) bulunmalıdır, bu belirtiler aybaşlarının başlamasından sonraki birkaç gün içinde iyileşmeye başlar ve aybaşlarından sonraki hafta çok azalır ya da yok olur.

Maddenin/ İlacın Yol Açtığı Depresyon Bozukluğu
Tanı ölçütündeki belirtiler, madde esrikliği (entoksinasyonu) ya da yoksunluğu sırasında ya da az bir zaman sonrasında ya da bir ilaç aldıktan sonra gelişmiştir. Söz konusu madde/ilaç, tanı ölçütündeki belirtileri ortaya çıkarabilir.

Başka Bir Sağlık Durumuna Bağlı Depresyon Bozukluğu
Öykü, fizik muayene ya da laboratuvar bulgularında, bu bozukluğun, başka bir sağlık durumunun doğrudan patofizyoloji ile ilgili bir sonucu olduğuna ilişkin kanıtları vardır.

Tanımlanmış Diğer Bir Depresyon Bozukluğu
Klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olan, depresyon bozukluğunun belirti özelliklerinin baskın olduğu, ancak bunların depresyon bozuklukları tanı kümesindeki herhangi birinin tanısı için tanı ölçütlerini tam karşılamadığı durumlarda bu kategori kullanılır.
Bunaltılı Sıkıntı Karma özellikler gösteren, Melankoli özellikleri gösteren, Değişik tür(atipik) özellikler gösteren, Doğum zamanı (peripartum) başlayan durumlar gibi.

Epidemiyoloji
Depresif bozuklukların yaşam boyu yaygınlığı en son yapılan araştırmalarda %20 lerde olduğu yönünde.
Distimik bozukluklar MDB’dan daha az görülüyor. Yaşam boyu yaygınlığı %2.5-6 arasında değişiyor.
Kadınlarda 1.5 kat daha fazla görülüyor.
18-29 yaş grubunda en fazla görülüyor
İleri yaş grubunda en önemli ruhsal bozukluktur.

Sosyal Destek
Sosyal desteği olamayan kişilerin MDB yaşaması daha olası. Destek sistemleri baş etme gücünü artırıyor. Kişi olumsuz olay yaşasa bile baş etme becerileri sayesinde daha az etkileniyor.

Gidişat
Distimik bozukluklar hem psikoterapi hem de ilaç tedavisine yanıt veriyor. Ama distimi olan insanların çok azı yardım alıyor. Bu kişiler MDB geçirmedikçe profesyonel yardıma pek gelmiyorlar.

Tedavi
Depresif bir danışan ile karşılaşan bir terapistin ilk yapması gereken depresyonun ağırlığını ve danışanda intihar riskinin bulunup bulunmadığını değerlendirmektir. Şiddetli depresyon, danışanların temel gereksinimlerini karşılamada yetersiz kalmasına yol açabilir. Bu durumda danışana gerekli fiziksel ve psikolojik destekler sağlanmalıdır. İntihar riski olan danışan için gerekli önlemler alınmalı (hastanede yatan danışanın uygun bir odaya alınması, başına refakatçi alınması gibi) ya da psikiyatri konsültasyonu istenmesi düşünülmelidir.

Danışnın fiziksel durumu ile depresyonun ortaya çıkışı, gidişi ve tedavi süreçleri arasında olası etkileşimleri araştırılmalıdır. Fiziksel hastalığın kendisi ya da tedavisinde kullanılan ilaçların depresyonun gelişiminde rolü olabileceği düşünülüyorsa uygun önlemler alınmalıdır. Ayrıca depresyonun tedavisinde kullanılacak ilacın seçiminde danışanın fiziksel durumu göz önüne alınmalıdır.
Danışanın tıbbi bakım süreçlerini etkileyen ajitasyon, yemek yememe gibi belirtileri varsa öncelikle bunlara yönelik girişimler yapılmalıdır. Yemeyen içmeyen hastalara damar ya da burun yoluyla gerekli besin ve sıvı verilmelidir. Ağır ajitasyonu yatıştırmak için antipsikotik ilaç kullanılabilmektedir.

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çağın Hastalığı Depresyon ve Tanı Kriterleri, Tedavisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     8 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
UZMAN KLİNİK PSİKOLOG/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Evlilik, Çift, ilişki Terapisti/Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi31 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Çağın Hastalığı Depresyon Psk.Aysel ÜLGÜNER
► Penis Eğriliği (Peyroni Hastalığı) : Tanı, Teşhis, Tedavi ÇOK OKUNUYOR Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,062 uzman makalesi arasında 'Çağın Hastalığı Depresyon ve Tanı Kriterleri, Tedavisi' başlığıyla benzeşen toplam 64 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Klinik Görüşme Tüyoları ÇOK OKUNUYOR Kasım 2017
► Tik Bozukluğu Mart 2016
► Terk Depresyonu Nisan 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:01
Top