2007'den Bugüne 75,942 Tavsiye, 24,845 Uzman ve 17,062 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Uyku ve Evreleri
MAKALE #19324 © Yazan Psk.Filiz ÖMEROĞLU | Yayın Şubat 2018 | 502 Okuyucu
Uyku Nedir?

Uyku ,içsel ve dışsal uyaranlar ile tekrar bilinçli döneme dönülebilen,uyanılabilen bir bilinçsizlik dönemi olarak tanımlanır.Uykuyu komadan ayıran temel unsur bu tür uyaranlar ile tekrar bilinçlilik dönemine geri dönebilmektir.

Uykunun Fizyolojisi

Uykunun fonksiyonları genel olarak şöyle özetlenebilir:
Uykunun fizyolojisinde temel mekanizma Retiküler Aktivasyon Sistemi ve nöromodülator sistemler üzerinden açıklanmaktadır.
Uyku bilincin kaybı değil bir çeşit shifti(Yer değiştirmesidir)Duyusal uyaranlarla bu bilinçsizlik durumu modifiye edilebilir .Örneğin uyanık olduğumuz zaman homeostasis zedelenir.Uyku enerjimizi muhafaza etmemizi sağlar .Sirkadyan ritmin korunması için gereklidir.Hormonların sirkadyan sentezine yarar.Öğrenmenin pekişmesini sağlar.Nöronal sinaptik fonksiyonların yeniden modellenmesini sağlar.Rüyalar için gereklidir.

2 adet uyku teorisi vardır:
eski teori
Uyku pasif bir süreçtir. Retiküler formasyon (Retiküler aktivasyon sistemi RAS)…Nöronal yorgunluğun giderilmesi için gereklidir.
yeni teori
Aktif uyku; inhibitör süreçlerin uyarılmasıdır.
Bu yeni teoride serotonin salgılayan Rafhe lifleri ve pineal bezinden salgılanan melatonin RAS üzerinden baskılayıcıdır.
Beyin dalgalarının frekansı 0,5-500 hz arasındadır.
Klinik olarak önemli dalgalar:
1) alpha dalgaları :8-13hz
2) beta dalgaları :13 hz üstü 818-30)
3) teta dalgaları : 3,5-7,5 hz
4) delta dalgaları: 3hz ve altı

Uykunun Evreleri

Uyku tek düze giden bir süreç değildir. Bir kaç evreden geçerek gelişir, Uykuya dalış dönemi bir tarafa konulduğunda, uyku başlıca iki ana bölüme ayrılır :
● REM dışı dönem (non REM ya da NREM period)
● REM dönemi (Rapid Eye Movement = Hızlı Göz Küresi Devinimi)
REM dışı dönem (NREM)
Evre 1 EEG de teta dalgaları izlenir
Evre 2 EEG de K kompleksi görülür
Evre 3 EEG de delta dalgaları izlenir
Evre 4 EEG de yavaş dalgalar vardır

REM Dışı Dönem De Dört Evreye Ayrılır.(NREM)
1 inci evre.Bu evre (1-15dk surer. Bu dönem bilinçlilikle uyku arası durumdur.Gözler kapalı ve vücut relaksedir.Hafif uyku ve halüsinasyon benzeri görüntüler olur.Alfa dalgaları zayıflar ,delta dalgaları ortaya çıkar. Bu sure içinde EEG de teta dalgaları gözlemlenir. Göz hareketleri yavaşlar, kaslar gevşer, kan basıncı düşer, kişi uykuya dalar.
2 inci evre .Uykunun ilk 5-15 dk sonra 2.NReme geçer.Gerçek uykunun ilk dönemidir ve yaklaşık 20 dk sürer.Kalp hızı yavaşlar.Beyin daha az komplike işlevlerle uğraşır.Bu evrede EEG de teta dalgalarına gore daha geniş, daha yavaş, geniş dalgalar görülmektedir. Bunlara K kompleksleri denir.. Artık alfa aktivitesi sona ermiştir.2. Evrenin içinde ayrıca 12-14hz arası 1-2sn süren dalgalar gözükür.Yavaş göz hareketleri mevcuttur.Uyanmak güçtür.Uyku fragmanlarının oluştuğu ihtimali söz konusudur.
3 üncü evre .2.evre başlangıcından 15dk sonra 3. Evre başlar .Bu evrede EEG de yavaş, geniş, ritmik teta dalgaları yazdırılmaktadır.Vücut sıcaklığı ve kan basıncı düşer.Yavaş göz hareketleri yoktur.Vücut onarıma başlar.
4 üncü evre . Derin uyku.Yaklaşık 30-40 dk sürer.Teta dalgaları belirginleşir..Çoğu refleks korunmakla birlikte kas tonusu azalmaya başlar.Kişi artık yavaş dalgalarla kendini belli eden bu evreye girmiştir. Uykuda yürüme ,konuşma ,horlama ve altını ıslatma bu evrede olur.Solunum yavaşlar, vücut ısısı düşer.
Bu dönemde pek seyrek, özel koşullarda düş görülebilirse de düşlerin yeri burası değildir.NRem deki rüyalar hatırlanamayabilir. Yaşla birlikte süresi ve frekansı azalır.

REM DÖNEMİ(Rapid Eye Movement)Hızlı Göz Hareketi dönemi)

İlk uykuya dalış anından 90 dk sonra Rem uykusuna geçilir.Hızlı göz küresi devinimleriyle ayırt edilen bu dönemde kişinin gözleri, göz kapaklarının altında yatay doğrultuda sürekli olarak hızla titreşir. Beyin nöronlarının etkinlikleri aynı uyanıklıktaki gibidir. Bu dönemde EEG de alfa dalgalarının yazdırılıyor olması da bunu doğrular. Bu nedenle olaya sıklıkla paradoks uyku = aykırı uyku da denmektedir. Düşler bu dönemin sürekli konuklarıdır. REM döneminde uyku hafiftir. Bu sırada uyanan bir kişi genellikle kendini tetikte, yenilenmiş hisseder. REM uykusu fizyolojik yönden uykunun öteki evrelerinden çok farklıdır.
Bir gece uykusu sırasında kişi ortalama 4 – 5 REM uykusu döneminden geçer. Bunun anlamı, kişi bir gece uykusu boyunca 4 – 5 düş görüyor demektir. REM uykusu gecenin başlangıcında oldukça kısa süreli olup sonradan süresi uzar. Toplam REM süresi erginde bir gecede 90 – 120 dakikadır. Bununla birlikte REM uykusu süresi yaşa bağlı olarak değişir. Yeni doğmuş bebek uykusunun % 80 lik bölümünü REM uykusunda geçirir. Kişi 70 yaşın üzerine gelince, bu sure genelde bütün uykunun % 10 undan azdır, ama ortalama olarak % 20 olduğu söylenir.

Bu hesaplamalar göz önüne alındığında, yetmiş yaşın üzerindeki bir kişi, günde 5 saat uyduğu varsayıldığında yaklaşık 1 saat REM uykusunda kalır. Bebeklerde bu süre yaklaşık 12 saat kadardır.

Genç bir erişkinde ortalama uyku evresi yüzdeleri (o evrede geçirilen sürenin toplam uyku uyku süresine oranı) aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir.
1 inci evre…………………… % 5 – 10
2 inci evre ……………………% 45 – 50
3 – 4 üncü evre…………… ….% 20 – 25
REM dönemi………………….. % 20 – 30

Fizyolojik olarak, beyinde pons tavanındaki bir çok nöron REM uykusu sırasında özellikle etkin olup belki de bu dönemin oluşumundan sorumludurlar. Bazı sinirsel-aktarıcılar, monoaminler (norepinefrin, serotonin, histamin) REM sırasında bütünüyle çalişmalarını durdurmuşlardır. Bu REM atonisi’ ne neden olur. Demek ki motor nöronlar uyarılamazlar, vücut kasları hareket edemez.

Kalp atım sayısı ile solunum sayısı, REM uykusu sırasında düzenlerini korumaz, uyanıklık sırasındakine benzer durumlar sergiler. Vücut ısısı düzenlemesi, uykuda metabolizma hızının düşmesi nedeniyle, iyi yapılamadığından kişinin vücut ısısı bulunduğu ortamın ısısına yaklaşır. REM sırasında penis ile klitoris sertleşmesi de sıklıkla gerçekleşir.
Bilimsel yayında REM uykusunun işlev ya da işlevlerinin ne olduğunun tam olarak aydınlığa kavuşamadığı söylenmekle birlikte, bu dönemde düşlerin oluşuyor olması başlıca işlev ya da amaç gibi görünmektedir bize.

Düşlerin oluşması bir yana konularak, bilimsel yayında konu etrafında bazı kuramların ileri sürüldüğü görülmektedir:

Bir kurama gore, bazı bellek türleri REM uykusu sırasında bir araya getirilmektedir (consolidation). Yapılan bir çok araştırma REM uykusunun uzun süreli belleğin iki alt dalı olan yöntem ile bulunulan yere (mekana) ait belleklerin bir araya getirilmesinde önemi olduğu söylenmektedir. Yoğun bir öğrenme döneminden sonra, toplam REM uykusu tutarının bu öğrenmeyi arttırdığı saptanmıştır.

Bir başka kuram, beyindeki monoamin reseptörlerinin yenilenmesi için monoamin duraklamasının gerekli olduğunu anlatmaktadır. Gerçekten de REM uykusu ard arda kesilirse, kişi bunu yerine koyabilmek için sonraki ilk uygun zamanda daha uzun REM uykusuna gereksinim (REM rebound’ u). Akut REM uykusu yoksunluğu bir tür “ depresyon “ a yol açar. Depresyon da sinirsel-aktarıcıların dengesizliğine bağlıdır. Bir çok antidepresan ilaç seçkin olarak monoaminler üzerine yaptıkları etkiyle REM uykusunu yok ederler. Ne var ki bu etki uzun sure kullanımda azalır.

Üçüncü bir kurama gore, ki buna REM uykusunun Ontogenetik Hipotezi de denir, bu uyku dönemi özellikle gelişmekte olan beyinler için önemlidir. Öyle ki, bu uyku dönemi yeni doğmuşun gereksinimi olan sinirsel uyarmayı, olgun sinirsel bağlantıları meydana getirmek için sağlar. Böylelikle uygun sinir sistemi gelişimi elde edilmiş olur. Etkin uyku yoksunluğu etkilerini araştırmak için yapılan incelemeler, yaşamın erken çağında karşılaşılan yoksunlukların davranış problemlerinin ortaya çıkmasıyla sonlanabileceğini göstermiştir. Bunlar kalıcı uyku bölünmeleri, beyin kitlesinde azalma ile anormal nicelikte sinir hücresi ölümü gibi durumlardır. REM uykusu merkezi sinir sisteminin uygun gelişimi için gereklidir. Bu kuramı destekleyebilecek bir başka olgu da yaşın ilerlemesiyle REM uykusunda süre azalmasının görülmesi olabilir. Bu durum insandan başka, öteki türler için de geçerlidir.

Deneysel olarak REM uykusu önlenen gönüllü deneklerde, bir hafta sonunda delirium [titreme, halüsinasyonlar (sanrı) ile saldırganlıkla birlikte bilincin bulanıklaşması] ayrıcalıksız olarak gözlemlenmiştir. Delirium bir tür hastalık olmayıp, bir sendromdur. Bazı nörolojik ya da psikiatrik bozukluklarda da görülür.

Uykuyla ilgili başlıca psikiyatrik bozukluk ise depresyondur. REM sapmalarının, araştırmalar sonucu bulunması (kısa REM gecikme süresi, artmış REM yoğunluğu) REM uykusunun depresyon için bir biyolojik gösterge olarak belirlenmesine neden olmuştur. Bundan başka süreklilik gösteren uyku bozuklukları, ilerde anksiete (kaygı) ile davranış bozukluklarına yol açar. Hangi nedenle olursa olsun, uyku kaybı mani nöbetlerinin yeğinleşmesine neden ulur.

Öte yandan, uyku bozukluklarının psikiyatrik sorunlarla sonuçlanması gibi, psikiatrik sorunlar da uyku bozukluklarıyla sonlanır. Örnekse, major depresyon, anksiete, panik ataklar, travma sonrası stress bozukluklar ile toplumsal fobiler (korkular) uyku bozukluklarına yol açar.

Algılama, bellek, bilgi işlem, öğrenme süreçleri bir bütün olarak ele alındığında, REM – düşler – bilişsel işlev ilişkisi anlaşılabilecektir. Anılarla yakından ilişkili olan bu işleyiş, uyanıklıktaki düşünme işleviyle benzerlik gösterir.

Uyanıklıkta olduğu gibi REM’ de de beynin etkin olduğunu gösteren çalışmalar vardır.
Organizmaya gelen bir uyaranın duyum sürecinden geçmesinden sonra, o uyarana ilşkin bilişsel düzeydeki değerlendirmeler genel olarak bilgi işlem süreçleri adı altında toplanmaktadır. Bilgi işlem süreçlerini, her bir sistemin kendi içindeki aşamaları ile işleyişleri farklılıklar göstermekle birlikte, dikkat ile bellek sistemleri oluşturmaktadır.
İnsan ile memeli hayvanlarda, uyanıklığı izleyen REM dönemleri öncesi ile sonrasında sunulan öğrenme görevlerinin gerçekleşmesi bakımından çok az bir fark olduğu görülmüştür. Bu tür deneylerde ilk göze çarpan sonuçlar, uyanıklık ile REM arasında, bilgi işlem süreçleri açısından benzerlik bulunmasıdır. REM ile öğrenme arasında kurulmaya çalışılan ilk bağlantılardan biri, her iki durumda da “ hücre düzeyinde “ protein sentezlenmesindeki artıştır. Uyanıklıkta bir görevin öğrenilmesi sırasında (örnekse problem çözme) ile REM uykusu sırasında protein sentezi engellendiğinde bu işleyişler bozulmaktadır. Demek ki, uyku bölünmekte, buna karşın uyanıklıkta ise öğrenme yavaşlamakta ya da gerçekleşememektedir.

Uykuda bilgi işleme, çoğunlukla REM döneminde gerçekleşir. Bu sırada beyin yaygın biçimde etkin olur. Uyanıklıktan farklı olarak, dışarıdan uyarı alınmadan işlemler gerçekleştirilir. Ancak bunlar bazı bozuklukları dışında motor söylemlere dönüşemez. Yapılan işlemlerin eyleme dönüştürülememesi nedeniyle sempatik sinir sistemi geribildirim alamamaktadır. Gerçek anlamda da yer – zaman bağlamında denetim ortadan kalkar. Uykuda, önceden algılanmış olan yaşantılar ya da olaylar arasındaki ilişkiler değerlendirilir. Nesne ya da olaylar anlamlandırılmakta, yanıtların bilişsel motor ön hazırlığı yapılmaktadır. Bu sırada kişiler, yaşadıklarının içindeki ayrıntıları keşfederek bunlar arasında yeni, olanaksıza yakın bileşenlere ulaşmaktadırlar.
REM uykusu duygu ile düşünce alanlarındaki düzenlemelerle ilişkilidir. Bu ilişki de genel söylemiyle düş’ü oluşturur. Düşlerin büyük bölümünün yer aldığı REM’ in işlevinin bazı anı ile yaşantıları unutmak, bazılarını da daha iyi anımsamayı sağlamak olduğu söylenebilir. Bu anlamda REM sırasında bellek yeniden işleniyor gibidir. Asetilkolinin uyanıklıkta uyaran – bellek ilişkisini hızlandırması, bu maddenin REM’ in ortaya çıkışını sağlaması, Asetilkolin – REM – bellek arasında bir ilişkinin varlığına işaret etmektedir. Ancak REM’ de norepinefrin gibi kimyasalların farklı işleyişi, düşteki olayların zaman, yer, kişiler ile bunlar arasındaki bağlantıların “ tuhaf, garip, anlaşılmaz “ bir hal almasına yol açıyor gibi görünmektedir. Bu da uyku ile uyanıklıktaki bilgi işlemenin nitelik yönünden farkını açıklamada bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Uykuda bilgi işleme araştırmalarının ulaştığı temel sonuç, uykunun özellikle bellek işleyişiyle ilişkili olduğu, dahası bellek işleyişine olumlu etkilerinin olduğudur. Ancak araştırmalar sonucu değişik bazı uyku evrelerinin (NREM, REM gibi) değişik bellek türleri (anlamsal bellek, olay belleği vb) üzerine özelleşmiş olduğu tam olarak söylemek olanağı yok ise de, böylesi ilişkilere değinen araştırma sonuçları da vardır.
Sonuçta uyku sırasında bilgi işleme süreçlerinin var olduğu söylenebilir. Ancak uykudaki bilgi işleme süreçlerini inceleyen araştırma yaklaşımlarının da sınırlı olduğunu onaylamak gerekir. Çünkü uyanıklıktaki bilgi işleme süreçleri çalışmalarının zorluğu dikkate alındığında, aynı tür bir çalışmanın uykuda yapılıyor olması, uygulama açısından birçok zorluğu da beraberinde getirdiğini kabule bizi zorlar.

Bu bilgiler ışığında REM uykusu yoksunluğu ile ilgili dört nokta üstünde yoğunlaşma olanağı vardır:
● REM uykusu canlı için yaşamsal bir değer taşır.
● REM uykusu eksikliği bazı nöro-psikiatrik bozuklukların kaynağı olabilir.
● REM uykusu sırasında bellekle ilgili bazı işlemler yürütülür.
● REM uykusunun öğrenmeyle ilgisi vardır.

NREM ile REM uykusu dönemlerinde fizyoloji etkinliklerin neler olduğu aşağıdaki çizelgede özetlenmiştir :
Fizyolojik Süreçler……………..NREM döneminde………………………REMdöneminde
Beyin Etkinliği……………….….Uyanıklığa göre yavaş……..Motor ile hissi alanlarda artma
Kalb Hızı……………………………….Yavaşlamış…………………....Artmış
Kan Basıncı……………………………..Azalmış…………………...…..Artmış (% 30)
Beyin Kan Akımı………………………Değişmemiş…………………....Artmış (% 50-200)
Kas Tonusu……………………….….Uyanıklık gibidir………………….Yoktur
Sempatik Sinir Aktivitesi…………Uyanıklıktan düşüktür…………Uyanıklıktan yüksekti
Solunum……………………………..…Azalmış……………………..Artmış(kısa kesintiler)
Hava Yolu Direnci…………………..….Artmış………………………….Artmış
Vücut Isısı…………………….. .Aşağı dercelerde ayarlanır………….Ayarlama yok
Cinsel Uyarım……………………….Sık olmayarak var………………..Artmış
Bu çizelgenin incelenmesi sonucu anlaşılabileceği gibi asıl uyku dönemi NREM de yaşanır. Buna karşın REM dönemi neredeyse, fizyolojik göstergeler açısından uyanıklık dönemine çok yakındır.
Ayrıca her iki uyku döneminde de, ayarlama (regulation) özelliği nedeniyle uykuda olan kişinin vücut ısısının düşük olduğu görülmekte. Bu uyku sırasında metabolizmanın yavaşladığının, düşük düzeyde olmasının bir kanıtı olmalıdır .Uykunun Oluşumu İle ilgili Yeni Görüşler, Guran Yalçın. http://www.yalcinguran.com/page/680/

İLGİLİ MAKALELER :
Doç.Dr.Sinan Canan (Sunum)Uyku Fizyolojisi
Datta S. : PGO wave generation: Mechanism and functional significance, in Rapid Eye Movement Sleep (B.N. Mallick and S. Inoue, eds.), Narosa Publishing House, 91-106 pg (1999).
Datta S and Siwek DF. : Excitation of the brainstem pedunculopontine tegmentum choli-nergic cells induces wakefulness and REM sleep. J. Neurophysiol. 1997; 77:2975-2988.
Datta S and Hobson JA. : Neuronal activity in the caudo-lateral peribrachial pons: relationship to PGO waves and rapid eye movements. J. Neurophysiol. 1994; 71:95-109.
Datta S. : Cellular basis of pontine ponto-geniculo-occipital
wave generation and modulation. Cellular and Molecular
Neurobiology 1997; 17: 341-65.
Uykunun Oluşumu İle ilgili Yeni Görüşler, Guran Yalçın. http://www.yalcinguran.com/page/680/
Subimal Datta, Vijayakumar Mavanji, Jagadish Ulloor, and Elissa H. Patterson Activation of Phasic Pontine-Wave Generator Prevents Rapid Eye Movement Sleep Deprivation-Induced Learning Impairment in the Rat: A Mechanism for Sleep-Dependent Plasticity. The Journal of Neuroscience, February 11, 2004, 24(6):1416-1427; doi:10.1523/JNEUROSCI.4111-03.2004
Subimal Datta,* Subhash Saha, Sarah L. Prutzman, Olivia J. Mullins, and Vijayakumar Mavanji : Pontine-Wave Generator Activation-Dependent Memory Processing of Avoidance Learning Involves the Dorsal Hippocampus in the Rat. J Neurosci Res. 2005 June 1; 80(5): 727–737
Subimal Datta, Elissa H. Patterson and Donald F. Siwek : Brainstem Afferents of the Cholinoceptive Pontine Wave Generation Sites in the Rat Sleep. Research Online 2(3): 79-82, 1999.
Subimal Datta *, Subhash Saha, Sarah L. Prutzman, Olivia J. Mullins, Vijayakumar Mavanji : Pontine-wave generator activation-dependent memory processing of avoidance learning involves the dorsal hippocampus in the rat. Journal of Neuroscience Research Volume 80, Issue 5 , Pages 727 – 737.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Uyku ve Evreleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Filiz ÖMEROĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Filiz ÖMEROĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Filiz ÖMEROĞLU'nun Makaleleri
► İlişkinin Evreleri Uzm.Psk.Halil GÜNGÖR
► Çocuk Gelişim Evreleri Psk.Elif ATABAY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,062 uzman makalesi arasında 'Uyku ve Evreleri' başlığıyla benzeşen toplam 57 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:01
Top