2007'den Bugüne 82,017 Tavsiye, 26,002 Uzman ve 18,206 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Evlilikte Stresle ve Sorunlarla Başa Çıkma
MAKALE #20795 © Yazan Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ | Yayın Eylül 2019 | 178 Okuyucu
Evlilikte Stresle ve Sorunlarla Başa Çıkma
Pek çok çift, ilişkilerinin bazı dönemlerinde adaptasyon gerektiren durumlar ve stresli geçiş olayları yaşarlar. Böyle negatif ve stresli olaylar, sağlık, çocuklar, ev geçindirme veya iş ile ilgili olabilmektedir (Kluwer, 2000, s.s. 59-78).
Bununla birlikte, çiftler büyük problemlerle karşılaştıklarında, strese bağlı duygu ve davranışların ilişkilerini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği, onların başa çıkma becerilerine bağlıdır (Kluwer, 2000, s.s. 59-78; Patterson, 2002, s.s. 349-360).
Bowman(1990, s.s.463-474)’ın belirttiği gibi, yakın ilişkilerde, özellikle evlilikte, tekrar eden güçlükler, bireylerin diğer negatif olaylara verdikleri cevaplardan daha farklı bir yol ile başa çıkmalarını gerekli kılar. Bu nedenle, uzun süreli yakın ilişkilerle ilgilenirken, evli kişilerin evlilik sorunlarını çözebilmek adına kullandıkları belirli başa çıkma stratejilerini anlamanın önemli olduğunu ileri sürmüştür.
Görüldüğü gibi, evlilik, kişinin hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olmakla birlikte, baş edilmesi gereken, kişinin bireysel ve toplumsal ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, yeni sorumlulukları da beraberinde getiren bir unsurdur. Bu araştırmaya göre, böyle önemli bir dönemde yaşanan sorunlar karşısında kişinin sergileyeceği tavır ve davranışları, şimdiye kadar öğrendiği ve geçmişinden getirdiği öğretilerden beslenerek belirlediği düşünülmektedir. Ayrıca, evli kadınların algıladıkları anne baba tutumları ile evlilikte kullandıkları başa çıkma yöntemleri arasındaki ilişkiye dair araştırma yapılmamış olması, alanda bu konu ile ilgili boşluğun doldurulması gerektiği düşüncesini doğurmuş ve bu çalışma gerekli görülmüştür.

Stres
İlk kez 17. Yüzyılda kullanıldığı bilinen stres kelimesi, “esnek bir nesne ile bu nesneye uygulanan dış güç arasında oluşan ilişkiyi” ifade etmek için Robert Hook tarafından kullanılmıştır. Daha sonrası ise başka bir fizikçi olan Thomas Young, 18. yüzyılda “maddenin kendi içinde bulunan bir güç ya da direnç” anlamında kullanmıştır (Lazarus ve Folkman, 1984, s. 2).
Fizik kanunlarında, etki-tepki prensibi gereğince madde, kendisine uygulanan dış güce kendi gücü kadar tepki vermektedir. Böylece madde, stres yaratarak kendisine uygulanan güce bir tepki ile direnç göstermekte ve uyum sağlamaya çalışmaktadır. Eğer maddeye dışarıdan uygulanan güç, maddenin gücünden daha büyükse, madde eğilip bükülebilir veya kırılabilir (Akman, 2004, s.s. 40-41).
Bununla birlikte, stres kelimesi, fizik dünyasındaki kullanıma benzer bir şekilde sosyal bilimcilerin de 18. ve 19. yüzyıllarda baş etmesi güç durum, baskı anlamlarında kullandıkları bir kelime olmuştur. Bununla bağlantılı olarak stres, objenin ve/veya kişinin bu ve buna benzer güçlerin etkisi ile formunun değiştirilmesi, bozulması karşısında gösterdiği direnç anlamı ile de kullanılmıştır. Direnç anlamının yanı sıra stres kelimesi, “bütünlüğünü bozma” ve “esas durumuna dönmek için emek sarf etme” anlamlarına da gelmektedir (Baltaş ve Baltaş, 2000, s. 265)
Stres kelimesi ile ilgili literatürün önemli bir kısmını, Lazarus ve Folkman’ın stres ve stresle başa çıkmanın bilişsel modeli üzerine yaptıkları araştırmalar oluşturur (Lazarus ve Folkman, 1984, s.s.37-49). Lazarus ve Folkman’ın ortaya atıkları Psikolojik Stres Kuramı, takip eden dönemlerde yapılmış olan pek çok çalışmaya ışık tutmuştur (Jones ve Bright, 2001, s.140).
Folkman ve Lazarus’un çalışmasında stres, bireyin sahip olduğu kaynakları zorlayan ve bu kaynakları aşan uyarıcı olarak tanımlanmıştır (Lazarus ve Folkman, 1984, s.21). Ancak, Lazarus ve Folkman’ın Psikolojik Stres Teorisi’nden sonra ortaya atılan teoriler ile stresin tanımı değişime uğramıştır. Bu teorilerde stres, bir uyaran veya bu uyarana verilen tepki şeklinde tanımlanmak yerine, ilişkisel bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır (Krohne, 2002, s.3).
Görüldüğü gibi, stres geçmişten bugüne çeşitli şekillerde tanımlanmış ve son olarak kişinin çevresi ile etkileşimi sonucu meydana gelen başa çıkması zor durumlar şeklinde ifade edilmiştir. Strese sebep olan durumlar ise ani şok, üzüntü, heyecan, müzmin sıkıntılar, olarak sayılabilir. Ayrıca, geçmişte yapılmış olan hatalar, alınan eğitim ve maruz kalınan rahatsızlıkların da strese yol açtığı bilinmektedir (Saygılı, 2001, s.10)
Bir başka görüşe göre stres yaratan olaylar, üniversiteye başlama, evlilik ve ergenlik dönemi çeşitli gelişimsel krizler ve bunların yanı sıra, doğal afetler, tecavüz, ani kayıplar, gibi travmatik olaylar sonucu yaşanan duygusal durumlardır (Erdur-Baker, 2014. s.3).
Bunların yanı sıra, olumlu veya olumsuz herhangi bir değişim stres sebebi olabilir. Bazı insanlar için bir yaşam olayı stres yaratırken bazıları için stres sebebi değildir. Bu değerlendirmeler sonucunda stres vericiler dört ayrı başlık şeklinde tasnif edilmiştir. Bunlardan ilki akut stres vericilerdir. Örneğin paraşütle atlama, belirli bir süre için strese sebep olmasından dolayı akut stres verici bir eylemdir. İkinci olarak, stres vericiler dizisi olarak adlandırılan, stres yaratan durumların art arda gelmesi durumudur. Örneği bir kişinin işini kaybedip, eşinden ayrıldıktan sonra bir yakınının vefat etmesi stres vericiler dizisine bir örnektir. Üçüncüsü, devamlı olarak günde, haftada, ayda veya yılda bir gerçekleşen stres vericilerdir. Son maddede ise işte yaşanan olumsuz olaylar veya ailevi uyuşmazlık gibi sebepler yer alır. Bunlar, kalıcı kronik stres vericiler olarak adlandırılır (Lazarus ve Folkman, 1984, s.12-14)

Başa Çıkma
Başa çıkma, fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıkların azaltılması amacı ile nahoş çevresel koşulların edilmesinde kullanılan öğrenilmiş davranışlar olarak tanımlanır (Deniz Yöndem, 2006, s. 43).
Lazarus ve Folkman (1980, s. 118), “başa çıkma” terimini birey-çevre ilişkisinden bağlamında kişiye yük olan ve kaynaklarını aşan, içeriden ve/veya dışarıdan gelen belirli talepleri yönetmek (azaltmak, en aza indirgemek, üstesinden gelmek, tahammül etmek) için kişi tarafından sarf edilen bilişsel ve davranışsal çaba olarak tanımlamışlardır. Çalışmalarında, başa çıkma terimini, stres dolu insan-çevre ilişkilerinin kritik bir arabulucusu ve yine bu ilişkilerin kısa ve uzun vadedeki sonuçları şeklinde ele almışlardır.
Feldman (1997, s. 426) da benzer şekilde başa çıkma terimini, bireyin stresi kontrol etmek, azaltmak veya stresin etkisine tahammül edebilmeyi öğrenmek için olumsuz ve/veya strese sebep olan olaylara ve durumlara karşı göstermiş olduğu, bilişsel ve davranışsal çaba olarak tanımlamıştır.
Bunların yanı sıra, stresle başa çıkma, kişinin gelecekte karşılaşabileceği olası stresli yaşantılarla etkili bir şekilde başa çıkabilmek için, önceden hazırlıklı başa çıkma (proactive coping) şeklinde de kullanılmaktadır (Aydın, 2006, s. 7).
Ayrıca, başa çıkma süreci dinamik bir süreçtir; yani her olay veya durum için farklı bir strateji kullanılmaktadır. Bir örnek verilecek olursa, bazı durumlar ile başa çıkmak için savunma mekanizmaları kullanılırken, bazı durumlar için ise problem çözme yolları kullanılabilir Lazarus ve Folkman (1984, s. 142)
Bununla birlikte, kişinin başa çıkma tepkileri, onun kişisel özellikleri, geçmiş deneyimleri ve öz yeterliliğinden etkilenmektedir (Lazarus, 1993, s. 819).
Lazarus ve Folkman teorilerinde, stresle başa çıkma süreci içerisinde önemli olan iki kavramdan söz etmektedirler. Değerlendirme (appraisal) ve baş etme olarak belirttikleri bu iki kavramdan değerlendirme, bireyin karşılaştığı baş edilmesi güç olan durumun/olayın, onun iyi oluşu açısından önemini değerlendirmesi olarak açıklanmaktadır. Bir başka deyişle, bireyin baş etmesi güç bir durumla karşılaştığında bu duruma getirdiği yorum anlamında kullanılmaktadır (Lazarus ve Folkman, 1984, s. 25)
Folkman ve Lazarus’a (1980, s. 223) göre stresli bir durumla karşılaşan bireyler, üç aşamalı bir süreç içini girmektedirler. Birincil değerlendirme dedikleri ilk aşamada, birey stres kaynağının yani olay veya durumun farkına varır (Thoits, 1995, s. 59). Bu farkındalıkla beraber, karşılaşılan olay zararlı ise negatif; faydalı ise pozitif duygudurum ortaya çıkar (Türküm, 1999, s. 19). İkincil değerlendirmede ise birey, karşılaştığı olaya verebileceği tepkiler üzerinde düşünür. Hali hazırda sahip olduğu kaynakları kullanarak durum/olay ile baş edip edemeyeceğini değerlendirir (Rutter, 1981 s. 344). Lazarus (1991, s. 827)’un belirttiğine göre ise, ikinci değerlendirmede, kişi başkalarını suçlamak veya güven duyma, başa çıkma noktasındaki potansiyeli ve gelecek beklentileri ile ilgili bir değerlendirme yapar. Üçüncü değerlendirme aşaması ise, strese karşı verilen baş etme tepkisini ifade eder. Folkman ve Lazarus (1991, s. 828), değerlendirme sürecinin, düşünce, davranış ve duyguların, hangi başa çıkma yöntemlerinin kullanacağını etkileyen faktörler olduğunu belirtmişlerdir.

Başa Çıkma Stratejilerinin Sınıflandırılması
Literatürde, başa çıkma teriminin yanı sıra “başa çıkma stratejileri” de tanımlanmıştır. Bowman (1990, s.s. 463-474)’a göre başa çıkma stratejileri terimi, karşılaşılan belirli stres veya problem durumlarını aza indirgemek üzere gösterilen yöntemlerdir.
Araştırmacılar başa çıkma stratejilerini sınıflandırma konusunda farklı görüşlere sahip olmuşlardır. Örneğin, başlangıçta Lazarus ve Folkman (1984, s.319), başa çıkma stratejilerini “problem odaklı” ve “duygu odaklı” olmak üzere iki grupta kategorize etmişlerdir. Bu tasnif işlemine göre, problem odaklı başa çıkma stratejileri, dışarıdan gelen stresörlerin üstesinden gelebilmek için gösterilen çabadır. Buna karşılık, duygu odaklı başa çıkma stratejileri stresörlerle ilgili duygusal reaksiyonları yönetebilme çabasıdır.
Stresle başa çıkma noktasında, eğer bireyin kaynakları yeterli ise problem odaklı başa çıkma yolu, stres düzeyini önemli derecede azaltmaktadır. Böylece söz konusu durum, stres kaynağı olmaktan çıkmaktadır (Smith ve Carlson, 1997, s. 236). Problem odaklı başa çıkma, stresli durum ile başa çıkmak, stresin etkisini kaldırmak veya azaltmak için mücadeleye yönelik çeşitli yollar içermektedir. Bu yolu kullanan kişiler, stresle karşılaştıkları zaman bilişsel olarak hazırlık yapma, stresi kabul etme, problem çözme ve duygusal düzenleme gibi yöntemler kullanmaktadırlar. Bu strateji kullanan bireyler, stres kaynağı olan durumu/olayı, değiştirip dönüştürebilme gücüne sahip oldukları inancını taşırlar (Folkman ve Lazarus, 1980, s. 223).
Bununla birlikte duygu odaklı başa çıkma, faklı kaynaklarda pasif odaklı başa çıkma olarak da ifade edilmektedir (Smith ve Carlson, 1997, s. 237). Başa çıkma yolu olarak duygu odaklı yöntemleri kullanan bireyler, karşılaştıkları zorlukların üstesinde gelebilme noktasında yetersizlik duyguları ve isteksizlik durumu yaşamaktadırlar. Bunların yanı sıra, duygu odaklı başa çıkma yöntemi, kaçınma, yok sayma ve yoğun düşünceler içine girme gibi durumları da içermektedir. Duygu odaklı başa çıkmanın özellikleri arasında duyguları ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri de bulunmaktadır (Smith ve Carlson, 1997, s. 237). Son olarak, alkol almak, spor yapmak ve alışveriş yapmak gibi stresi zihinden uzaklaştırmaya yönelik davranışlar da duygu odaklı başa çıkmanın içinde değerlendirilmektedir (Jones ve Birght, 2001, s. 142).
Başa çıkma stratejilerini bir başka şekilde kategorize eden Roth ve Cohen (1986, s.s. 813-819), stresli durum ile karşılaşıldığı zaman kullanılan başa çıkma stratejilerini “yaklaşma” ya karşı “kaçma” şeklinde sınıflandırmıştır.
Duygu odaklı başa çıkma yollarından biri olan kaçma odaklı başa çıkma ile ilgili araştırmaların büyük bir kısmında kaçınma odaklı başa çıkmanın daha az işlevsel olduğu veya işlevsel olmadığı yönünde bilgiler içermektedir (Littleton, Horsley, John ve Nelson, 2007, s. 980).
Kaçma odaklı başa çıkma, özellikle stresli durum ile yüzleşmeye hazır olunmadığı zaman, kişiyi rahatlatması ve kişiye zaman kazandırması açısından önemlidir (Roth ve Cohen, 1986, s. 813). Dolayısıyla travma ile karşılaşılan ilk anda kaçmayı kullanma, travmaya karşı verilen işlevsel ve yaygın bir tepkidir (Kashdan ve Kane, 2011, s. 85).
Genelde çiftlerin problem odaklı başa çıkma tekniğini kullanmaları evliliğe olumlu yönde katkı sağlarken, kaçma yönelimli başa çıkma tekniği ise olumsuz bir etkiye sahiptir (Bauchard, Sabourin, Lussier, Wright & Richer, 1998, s.s. 112-131).
Duygu odaklı başa çıkma stratejisi üzerine yapılan araştırmalar tek bir sonucu göstermemektedir. Elde edilen sonuçlar, büyük oranda başa çıkma stilinin hangi dinamikler üzerinden incelendiğine bağlıdır. Bazı araştırmalar, duygu odaklı başa çıkma stratejilerinin sosyal destek talebi ve olumlu/pozitif tekrar anlamlandırma gibi yönlerini vurgulayarak, evliliğin kalitesine olumlu katkıda bulunduklarını belirtmişlerdir (Ptacek & Dodge, 1995, s.s. 76-84; Stanton, Tennen, Affleck & Mendola, 1992, s.s. 1-13; Unger, Jacobs & Canon, 1996, s.s. 123-142).
Duygu odaklı başa çıkma stratejileri ile ilgili diğer bazı araştırmalar ise, negatif yönlü stratejiler olan üzülme .ve kendini suçlama stillerine vurgu yaparak, bunların evlilik ilişkisine olumsuz etkide bulunduğunu belirtmişlerdir (Bowman, 1990, s.s.463-474; Cohan & Bradburt, s.s.191-200, 1994; Lussier et all. 1997, s.s.777-791).
Başka bir çalışmada, başa çıkma stratejileri “aktif olma/yaklaşma”ya karşı “kaçınma” olarak belirtilmiştir (Holahan & Moos, 1987, s.s.946-955).
Kaçınmalı başa çıkma, bir olay hakkındaki düşünce veya stresli bir durumdan uzaklaşma, böylelikle problemli durum ve ilgili stres reaksiyonlarının oluşması olasılığını düşürme çabasını ifade eder (Lazarus & Folkman, 1984, s. 27).
Problem çözmeye engel olarak, “kaçınmalı başa çıkma”, “yaklaşmalı başa çıkma” stratejisine göre daha az uyumludur. Olayın gerçekleştiğine dair inancı reddetmek ve duygularını kendisinden gizlemek, kaçınmalı başa çıkma stratejisine örnek olarak gösterilebilir. Buna karşılık, yaklaşmalı/aktif başa çıkma stratejisi için yaşanılan bir problem üzerine arkadaşla konuşmak veya bir işin planını yaparak onu uygulamak şeklinde örnekler verilebilir(Holahan & Moos, 1987, s.s. 946-955).
Bununla birlikte, Löbmann ve arkadaşları (2003, s.s. 309-331), başa çıkma davranışlarının iki ana başlık altında incelenebileceğini vurgulamışlardır. Bunlardan birincisi, yaşanan krizi daha elverişli şekilde atlatmak için “fiilen çaba sarf etme (aktif başa çıkma)”, ikincisi kaçınılamayacak olan istenmeyen durumları “kabul etme ve uyum sağlama” şeklinde açıklanmıştır. Dolayısıyla, aktif başa çıkma, strese sebep olan olayların çeşitli yönlerini göstererek istenmeyen durumu ortadan kaldırmak adına gösterilen, bilişsel ve davranışsal çabayı içerir. Örneğin, aile içi şiddette aktif başa çıkma, şiddet içeren bir olayın ardından madde bağımlısı eş ile böyle bir olayın ileride tekrar yaşanmaması adına konu ile ilgili konuşmayı içerir. Kabul ve uyum sağlama ise negatif olaylar karşısında bu tutumun tam zıddını göstermektir. Kabul, kişiye iyi oluş ve haline kanaat etme duygularını yeniden kazandırabilir. Ancak bununla birlikte, uyum sağlama, kişiyi kendi kendini suçlamaya sürükleyebilir. Başka bir deyişle, kadın kurban şiddetin kendi başarısızlıklarından ve kusurlarından kaynaklandığını düşünebilir.

Evlilikte Başa Çıkma Yolları ile İlgili Yapılmış Çalışmalar

Birçok araştırma (e.g., Folkman & Lazarus, 1984; 1988) ve bu araştırmaların ölçme araçları (e.g., Ways of Coping Questionnaire; Folkman & Lazarus, 1988), temelde kişilerin stresli yaşam olayları ile karşılaştıklarında kullandıkları genel başa çıkma stratejilerine odaklanmıştır. Bowman (1990, s. 463-474), daha spesifik bir konuya eğilerek çiftlerin evlilik sorunlarını çözmek için kullandıkları başlıca başa çıkma yöntemlerini belirlemek üzere bir ölçme aracı geliştirmiştir. Bowman’ın Evlilikle Başa Çıkma Envanteri, içeriğinde kendini suçlama, olumlu yaklaşım, çatışma, kendiyle ilgilenme ve kaçınma olmak üzere beş çeşit strateji bulundurur.
Bu stratejiler arasında sadece “pozitif yaklaşım” mutlu bir evlilik ile olumlu yönde ilişkilidir ve bu tarz yaklaşım, evliliklerde duygusal bağı geliştirmektedir. Bunun dışındaki başa çıkma stratejileri huzursuz evliliklerin sahip olduğu nitelikleri ifade eder.
Bir başka çalışmada, mükemmeliyetçilik ile evlilikle başa çıkma ve evlilik işlevselliği arasındaki ilişki araştırılmıştır (Haring, Hewitt, & Flett, 2003, s.s. 143-158). Diğerlerinin kendisi hakkında gerçekçi olmayan beklentiler taşıdığı inancını taşımayı içeren “önceden belirlenmiş mükemmeliyetçilik”, evlilikle uyumsuz başa çıkma ve zayıf bir evlilik uyumu ile ilişkili bulunmuştur.
Öte yandan Senlet (2012, s. 102), kadınların aile içinde maruz kaldıkları şiddetin değişik türlerinin (fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet) evlilik uyumları ve psikolojik durumlarıyla ilişkilerini incelemek üzere, bağlanma, evlilikte başa çıkma ve sosyal destek özelliklerini de ele alarak bir araştırma yapmıştır. Toplam 554 kadının katılımı ile yürüttüğü çalışma sonucunda eğitim ve gelir seviyesi düşük ailelerde kadınların daha yoğun şiddet gördüğü sonucuna varılmıştır.
Acicbe (2002, s. 67), evlilikte kullanılan başa çıkma yollarını ölçen “Evlilikle Başa Çıkma Ölçeği” nin Türk formunun geçerlik ve güvenirliğini araştıran bir çalışma yapmıştır. Ayrıca, bu çalışmada demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, evliliğin süresi, sahip olunan çocuk sayısı, eğitim düzeyi) evlilikte kullanılan farklı başa çıkma yollarını yordayıp yordamadıkları araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Evlilikte Başa Çıkma Yolları Ölçeği’nin Türk kültüründe evliliğe ilişkin başa çıkma yollarını ölçmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu kanıtlanmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilikte Stresle ve Sorunlarla Başa Çıkma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ
Yalova
Psikolog
Psikolog /Oyun Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ'ın Makaleleri
► Romantik İlişkilerdeki ve Evlilikteki Sorunlarla Başa Çıkma Yrd.Doç.Dr. Psk.Nilgün Öngider GREGORY
► Stresle Başa Çıkma Uzm.Psk.Fundem Ece KAYKAÇ
► Stresle Başa Çıkma Uzm.Psk.Şeyda KUTSAL
► Stres ve Stresle Başa Çıkma Uzm.Psk.Emine Lamiser ATİK
► Stresle Başa Çıkma Yolları Psk.Doğan KUŞ
► Stres ve Stresle Başa Çıkma Uzm.Psk.Uğur ŞENOL
► Stres ve Stresle Başa Çıkma Psk.Aykut ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,206 uzman makalesi arasında 'Evlilikte Stresle ve Sorunlarla Başa Çıkma' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Anne Baba Tutumları Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:37
Top