2007'den Bugüne 83,912 Tavsiye, 26,333 Uzman ve 18,777 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Cinsel Mitlerin Etkileri
MAKALE #21181 © Yazan Uzm.Psk.Çiçek TARLA | Yayın Mart 2020 | 196 Okuyucu
Cinsellik temel bir içgüdüdür.Yaşamı sürdürmek ve üremek için gerekli dir.. Cinsellik denildiğinde , kadın ve erkeğin toplum içindeki kimliği, benliği ,cinsel seçimleri , fiziksel yapısı ve kendisiyle ilgili yargılarının , İçinde yaşadiğı toplumda ne anlama geldiğini kapsar.. Cinsel davranış ise, bireysel , sosyal ve kültürel etkileşim sonucu toplumda şekil bulan kabul gören davranış biçimleridir.


Dünya Sağlık Örgütü cinselliği, fiziksel, duygusal ve ilişkilere yönelik bir kavram olarak ele alır. Cinsel sağlık ise “cinsellik ile ilgili olarak fiziksel, mental ve sosyal yönden iyi olma hali” olarak tanımlamıştır.Cinsel sağlık , sadece cinsel sorunların ya da cinsel yolla bulaşan hastalıkların olmaması değildir. Aynı zamanda cinselliğe olumlu yaklaşımı, doğru ve güvenli seksi, cinsel ayrımcılığın ve şiddetin olmama halini de içerir.
Toplumda kadınlığa ve erkekliğe nasıl bakıldığı, onlara verdiği cinsel roller, aile kurumuna yaklaşımı, cinsel eğitim yolları, hatta bu konudaki filmler, müzikler ve diziler, cinselliğin sosyal ve manevi yönünü oluşturur. İnançlar ise cinsellik üzerinde olumlu ve olumsuz etkilere sahiptir. Bireyleri güçlendirir yada bazı alanlarda güçsüzleştirerek sorunlar yaşamasında oldukça etkilidir.


Freud’a göre, cinsel ilgi çok küçük yaşlarda başlamaktadır.Üç yaşında çocuklar da cinsel merak başlar ve cinsel kimliklerini fark ederler,kız ve erkek ayrımının farkına varırlar. Ancak cinsel konularda bilgi edinme daha çok ergenlik yaşlarına doğru gerçekleşmektedir. Çocukluk ve ergenlik dönemine ait psikoseksüel gelişim döneminde eksik ya da yanlış öğrenilmiş cinsel bilgi, cinsellikle ilgili yanlış ve abartılı beklentiler bireyin yetişkinlik dönemindeki cinsel inanışlarına ve davranışlarına yansımakta ve cinsel yaşantısında sorunlar yaşamasına zemin hazırlamaktadır


Bireyin içinde yetiştiği kültürel yapının ve toplumun cinselliğe bakış açısı, cinsel davranışının gelişimini de çok fazla etkilidir.


Toplumumuz, cinsellik konusunda baskılayıcı bir yapıya sahip olduğundan cinsel konular tabu olarak görülmekte ve açık olarak konuşulmamaktadır. Ayrıca, ülkemizde ki eğitim süreci de bireyin cinsellik konusundaki öğrenme ihtiyacının karşılanması konusunda yetersiz kalmaktadır.



Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) 2006 yılında yapmış olduğu bir çalışmada, cinsel konularda bilgilenmenin en yaygın halinin arkadaş, çevre, gazete-dergi gibi medya araçları, filmler ve pornografik materyallerin oluşturduğu belirtilmektedir. Eksik , yanlış inançlar ve ön yargı ile bilgi aktaran arkadaş çevresi, büyük kardeşler ve basın yayın organlarındaki sorumsuz bazı haberler, fıkralar, şakalar, pornografik yayınların yanlış bilgilendirmeleri sonucunda, bireylerde cinsellikle ilgili pek çok olumsuz önyargı oluşmaktadır. Yanlış bilgilenmenin en sık karşılaşılan sonuçlarından biri ise cinsel mitlerdir. Mit, veya sözlük karşılığı olarak efsane, ağızdan ağza, kulaktan kulağa dolaşarak yayılan, çoğu zaman kaynağı gerçek olmayan olağanüstü özellikler içeren bir kavramı aklımıza getirir.



Cinsel mitler denildiğinde de kastedilen, kişilerin cinsel konularda doğru olduğunu düşündükleri, çoğu zaman abartılı, yanlış, bilimsel değeri bulunmayan inanışlardır.Mitlerin en tehlikeli olduğu anlar, onların fiziksel ve duygusal ilişkilerimizin üzerindeki etkilerinin farkında olmadığımız zamanlardır.



Zilbergeld(1999) Erkek cinsiyeti ile ilgili olarak dokuz tane incelenip tedavi edilmesi gereken cinsel mit belirlemiştir.



1-Her dokunuş cinsel anlam taşır ve cinsellikle sonuçlanmalıdır Her dokunuş cinsel anlam taşımak zorunda değildir.Bu tarz düşünce kişilerin sarılıp uyumalarını duygusal olarak yakın ve güvende hissetme duygularını engellemektedir.Kadın da erkek de kendini dokunma duygusundan kısıtlama gereği hisseder dokunmak sevmektir.dokunmak sırf cinsellik değildir. konuşmayan , dokunmayan ve duygularını bu nedenle paylaşamayan çiftlerin iletişim sorunu yaşaması kaçınılmazdır.Her dokunmanın cinsellik anlamına gelmesi her iki partner de de baskı yaratacaktır.konuşmak ve duygularını dile getirmek cinsellik de pozitif yaklaşımdır.


2-Bir erkek cinselliğe her zaman ilgi duyar ve hazırdır. Erkek her zaman seks ister ve her zaman sekse hazırdır. Toplumda erkeğin sürekli olarak zaman, yer gözetmeksizin her zaman cinsel ilişkiye hazır ve istekli olması gibi bir inanış mevcuttur. Bu en yaygın olan ve erkekte sertleşme bozukluklarına sebep olan cinsel mitlerden biridir. Erkek bu öğreti ile büyüdüğünden kadını reddedememektedir ve başarılı olmakla ilgili büyük bir kaygı yaşayabilmektedir.


3-Erkekler seks konusunda çok rahat ve serbest dir. Cinselliği her zaman erkek başlatmalıdır... Erkeğin seks konusunda çok rahat olduğu ve cinsel ilişkiyi daima erkek başlatır düşüncesi erkekte yine bazı kaygıların oluşmasına neden olacaktır. Erkek de utangaç yada cinsellik konusunda çok bilgili olmayabilir.


Cinsel aktiviteyi başlatma ve yönlendirme yükümlülüğünün erkeğe ait olduğunu ifade eden, cinsel kimlik ve toplumsal rollerle ilişkili olan bu mitte; erkek ve kadın kendine biçilen rolün dışına çıkamaz ve cinsellik konusunda kendilerini geliştirme imkanından mahrum kalırlar ve böylece kadınların geleneksel edilgen rolünün devamına yol açar. Ayrıca bu cinsel mite göre, cinsel ilişki isteğinin bir kadın tarafından dile getirilmesi kadın için ahlaksızlık veya hafifliktir. Oysa yapılan son araştırmalar kadının başlattığı bir cinsel eylemin her iki cinsiyet için de daha uyarıcı olduğunu göstermektedir


Kadının seksi başlatması ahlaksızlıktır. Kadının cinsel ilişkideki edilgen konumuna vurgu yapmaktadır. Toplumda, kadının cinsel istek ve canlılığını belli etmesi birçok çevrede hoş karşılanmaz. Sanki önemli olan, erkeğin başarılı olması ve doyum sağlamasıdır –


4-Gerçek erkek iletişim , duygular gibi kızların ilgilendiği konularla ilgilenmez.Bir çok toplumlarda erkeklerin saldırganlık, öfke , kızgınlık gibi duyguları belli etmesi kabul edilebilir bir durumken üzüntü, sevgi, fiziksel yakınlık, yumuşaklık gibi duyguları ifade etmesi kabul edilebilir bir durum değildir ‘’Erkekler ağlamaz ‘’cümlesi toplumumuzda çok kullanılan hatta şarkılara dahi girmiş bir sözdür.Erkeğin duygularını belli etmesi yada duygusal konulardan bahsetmesi zayıflık olarak görülmektedir.Çünkü ağlamak, duygulardan ve iletişimden bahsetmek bir çok ortamda çok kıza ait bir davranış gibi ifade edilmektedir. Halbuki,. Bedensel, zihinsel ya da ruhsal bitkinlik gibi nedenlerden dolayı isteksiz olan bir erkek bu duyguları partneriyle paylaşamaz ise başarısızlıkla sonuçlanacak cinsel birleşmeler sonunda kendini her geçen gün daha da kötü hissetmeye başlayabilir. Bu nedenle erkekler de her türlü duyguyu yaşayabilir ve paylaşabilir. Bu durum oldulça doğaldır


5-Gerçek bir erkek cinselliği her zaman başarır. Erkeklerin doğarken cinsel yetenekleriyle doğduğu ve bir sex gurusu olarak dünyaya geldikleri varsayılıyor. Halbuki iyi bir cinsellik öğrenilen bir eylemdir. Erkekler cinselliği , partnerine nasıl zevk verileceğini doğuştan bilmek zorunda değillerdir. Bu tecrübe ve deneyimle öğrenilir. Partnerinin istek ve arzularını ifade etmesine dikkat ederek ilişkilerini uyumlu duruma getirirr. Kısaca cinsellik bir cinsin tekelinde değildir, her iki cins için eşit sorumluluk ve görevler vardır.Bir sevişmede erkek, sorumluluğu üstlenmek ve yönetmek zorunda değildir. Cinsellikte bir paylaşımdır.


6-Cinsellik sertleşmiş bir penis ve onunla ne yapılması gerektiği konusuna odaklıdır. Cinsellik yalnızca sertleşmiş bir penis ile sınırlandırılamaz. Konuşmak , dokunmak, sevgi ve paylaşım hepsi içindedir.Sertleşme cinsel arzu ile uyarılma işaretidir. Erkeğin cinsel organında sertleşme olunca en yakın zamanda boşalmalıdır ,hemen cinsel ilişkiye girilmelidir düşüncesi ,sertleşmenin kaybolup bir görevin yerine getirilmemesi endişesinini de çok fazla körükler. Bu durumda erkek sertleşme olunca ilişkiye girilmesini hızlandırır ve bu hız boşalmayı da hızlandırır. Erken boşalmanın nedenlerinden olan bu cinsel mit pek çok erkeğin endişe ve suçluluk duymasına yol açmaktadır.
Erkeğin sertleşme problemi yaşaması, bazı toplumlarda eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.. Bu durumu partnerin çekici bulunmamasına bağlamak var olan sertleşme sorunlarını arttırabilir, çözümünü zorlaştırabililir.


7-Cinsellik eşittir cinsel birleşme.. İyi sekste amaç cinsel birleşmedir düşüncesiyle hareket eden ve cinselliğin amacını sadece penisin vajinaya girmesi ile sınırlayan bu cinsel mit sayesinde çiftler dokunmanın verdiği hazzı yaşamada eksiklik yaşarlar ..Ayrıca bu mit cinselliğin yalnızca neslin devamına yönelik olması gerektiğine ilişkin bazı tutucu dinsel görüşlerle de paralellik gösterir. Ön sevişme olmaksızın yapılan cinsel birleşme ile sınırlı kalan cinsel eylemler kadınlarda uyarılma yetersizlikleri ve orgazm olamama sorunlarına da zemin hazırlar. Erkeklerde ise sadece sertleşmeye odaklanmış bir cinsel ilişki , kaygıya neden olur. Bu da ereksiyon bozukluklarına zemin hazırlayabilir. ..


8-Erkek partnerinin ayağını yerden kesmelidir.Onun için dünyayı yerinden oynatmalıdır Cinsellik konusundaki bütün beceri yetenek ve bilginin erkek tarafından bilinmesi gerekliliği , erkeği çok fazla baskı altında bırakır.Cinsellik, içgüdüsel ve biyolojik temeli olmakla birlikte cinsel tutum ve davranışların önemli kısmı öğrenme ile gelişir Çiftler sevişme sırasında ya da daha sonra cinsellikleri hakkında konuşarak birbirlerine geri bildirim vererek, nerelerden haz duyduklarını ya da rahatsız olduklarını söyleyerek cinselliği birlikte öğrenebilirler . . Bu nedenle yeterli bilgi ve beceri düzeyine sahip olabilmek için, cinsellik hakkında keşfedilecek yeni şeylerin sınırı yoktur.



9-Sertleşmiş büyük bir penis iyi sevişmenin anahtarıdır. Sertleşmiş büyük bir penis iyi sevişmenin anahtarıdır. Sertleşmiş, büyük bir penis ilkel çağlardan bu yana erkeklik gücünün simgesi olmuştur.. Pornografik yayınlarla da pekiştirilen bu cinsel mit, kadınların tatmin olabilmesinin ancak büyük bir penis ile mümkün olabileceği önyargısına neden olmaktadır .


Pek çok erkek kendi cinsel organının boyutlarını etraftan duyduğu abartılı tanımlamalarla karşılaştırarak yetersizlik hissi ve endişe duyabilir. Bir erkeğin penisinin küçük olması onun cinsel anlamda yetersiz olduğu anlamına gelmez. Büyük penis çoğu kez kadınlara acı verir.. Hatta cinsel bilgi ve becerinin kişi ve partnerinin haz alması ve doyuma ulaşmasında penis boyundan çok daha önemlidir


Zamanla başka cinsel mitlerde bu listeye eklenmiştir.
-Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olması ile güzeldir. Kadın ve erkeklerin fizyolojik olarak birbirlerinden farklı olmaları sebebiyle birlikte orgazm olmaları çok zor bir durumdur. Böyle yüksek bir beklentiye giren çiftler de performans anksiyetesine kapılırlar.
Bu durumda evlilik ve cinsel ilişki sorunlarına neden olabilir .Ayrıca ,cinsel birleşme sırasında orgazm olamayan kişilerin yetersizlik ve endişe duymasına neden olabilir. Yapılan son araştırmalar cinsel birleşme esnasında orgazm olmanın, öğrenme ve kazanılan deneyimle zaman içinde sağlanabildiğini göstermektedir
-Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.
Çok eski ve yaygın cinsel mitlerden biridir. Kişide suçluluk ve pişmanlık duygularına yol açar. Mastürbasyon yapmanın bedensel veya ruhsal hastalık veya yıkımlara yol açacağı, sapıklık olduğu, alışkanlık yaptığı şeklindeki önyargılara sıklıkla rastlanır.Yine pek çok insan cinsel işlev bozukluklarının mastürbasyon yapmanın bir sonucu olduğunu düşünür.Mastürbasyon zararlı değildir, cinsel işlev bozukluklarına yol açmaz. , alışkanlık yapmaz, bedensel ve ruhsal yıkımlara yol açmaz. Kişinin kendi bedenini tanıması ve cinselliğin haz verici olduğunu öğrenmesi için uygun bir deneyimdir.
-Cinsel fanteziler kurmak yanlıştır.
Bu cinsel mitin etkisiyle bazı kişiler cinsel fantezileri nedeniyle suçluluk, korku ve endişe duyabilirler .Cinsel fantezi kurmak sağlıklı cinsel yaşamın göstergelerinden biridir. Fanteziler cinsel uyarı sağlamak, haz duymak ve orgazm olabilmek için zorunlu olmadığı, tekrarlayıcı bir yapıya bürünmediği, sabit bir düşünce veya davranışa dönüşmediği takdirde sorun oluşturmamaktadır . . Ama unutulmamalıdır ki; cinsel fantezi kurmak, bunun gerçek yaşamda olmasını istemek anlamına gelmez. Fantezilerin içeriğinin olağan dışı olması doğal ve yaygın bir durumdur
-Erkek ya da kadın sevişmeye hayır diyemez. Cinsel ilişkiden haz almak duruma, mekana, partnere, cinsel kimliklere göre değişebilir. Kadınların kendilerini cinsel ilişkiden zevk almak zorunda hissetmeleri alacakları hazzı azaltıp, yaşadıkları sorunları arttıracaktır.
-Oral seks pistir. Oral seks, her iki partnerin onay verdiği durumda ve hijyen kurallarına uyulduğunda bilimsel olarak da kabul edilmiş bir cinsel etkinlik türüdür. …..
Böyle sürer gider bu yanlış ama doğruymuş gibi kulaktan kulağa aktarılan düşünceler .Bu yanlış düşünceler,doğru cinsel eğitim sayesinde engellenebilir.Cinsel eğitim ilk ailede başlar ve yaşam boyu devam eder . Bilinçli , sağlıklı ve kaliteli cinsel yaşam için doğru bilgi kaynaklarını iyi seçmek gerekir.Cinsellikle ilgili doğru bilgiye ancak bu alanda çalısan profesyoneller, öğretmen, akran grupları, hekimler ,ciddi eğitim materyalleri ve medya aracılığı ile sağlanabilir..
Bireyin cinsel tutum ve davranışlarının gelişmesinde aile yapısı, eğitim seviyesi, yakın çevre ve kültürün etkisi büyüktür.Cinselliğe bakış kültürden kültüre değişebildiği gibi, aynı kültür içinde bireysel farklılıklar da gösterebilir. Kırsal bölgelerde ve kentlerde yaşayan insanların cinsel yaşam tarzları arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Gelişmiş toplumlarda cinsellik, insanların birbiriyle daha rahat paylaşabildikleri ve üzerinde konusabildikleri bir konuyken, gelişmekte olan toplumlarda halen bir tabu olarak görülmektedir.. Cinsel mitler, özellikle kapalı yapıdaki toplumlarda nesilden nesile aktarılarak giderek yaygınlaşmaktadır.
Cinsel mitlerin, kişilerin gerçek dışı beklentiler içine girmesine, bu beklentilerden dolayı kendilerini yetersiz, kaygılı ve mutsuz hissetmelerine sebep olabilmektedir. Tüm bunlara bağlı olarak da cinsel işlev bozuklukları ve cinsel problemler ortaya çıkabilmekte, bu sorunlara sahip olan kişilerde ise tedavi süreci olumsuz etkilenebilmektedir. Araştırmalar cinsel mitlerin eğitim düzeyi yüksek olan kişilerde, hatta sağlık çalışanları arasında dahi yüksek oranda görüldüğünü göstermiştir.


CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU


Cinsel işlev bozukluğu toplumda önemli bir sağlık sorunudur ve evrensel kabul gören bir tanımı yoktur. Cinsel işlev bozukluğu, cinsel ilgi ve/veya uyaranlara verilen yanıtların “normal” e göre yineleyici ve sürekli bir biçimde bozulması olarak tanımlanabilir. Ancak cinsel yanıtların bireyden bireye hatta aynı birey de bile farklılık göstermesinden dolayı “normal” kavramını tanımlamakta güçlükler yaşanmaktadır . Bir bireyin cinsel işlev bozukluğu tanısı alabilmesi için kendisinin veya cinsel partnerinin sözü edilen cinsel işlevden hoşnut olmaması ve bunu tedavi ile çözülmesi gereken bir sorun olarak görmesiyle mümkün olmaktadır .
DSM-V`e göre cinsel işlev bozuklukların sınıflandırılması şu şekilde; Geç boşalma, Sertleşme bozukluğu, Kadında orgazm bozukluğu, Kadında Cinsel İlgi/Uyarılma Bozukluğu, Cinsel Organlarda-Pelviste Ağrı/İçe Girme Bozukluğu, Erkekte Düşük Cinsel İstek Bozukluğu, Erken Boşalma.
DSM-V tanı kriterleri, cinsel işlev bozukluğunu cinsel yanıt ve istek döngüsünü meydana getiren psiko-fizyolojik değişikliklerde, strese ve kişiler arası güçlüklere neden olacak düzeyde bozulması olarak tanımlamaktadır. Sözü edilen cinsel işlevlerin ara sıra bozulması patolojik değildir. Bireyin cinsel işlev bozukluğu tanısı alabilmesi için “yineleyici ve sürekli” olması gerekmektedir.
Cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında ve devam etmesinde genellikle psiko-sosyal ve kültürel etkenler birlikte rol almaktadırlar.
Psiko-sosyolojik Etkenler ;
a)Hazırlayıcı Etkenler, Psikoseksüel roldeki güvensizlik, tutucu ve kısıtlayıcı yetiştirme tarzı, cinsel eğitimsizlik, iletişim eksikliği, ana-babanın erken yaşlarda ölümü ya da boşanması, özel gizliliğe saygı, utanma, aşağılanma, hayal kırıklığı, travma, taciz, ilk deneyimle ilgili özellikler, mastürbasyonla ilgili tutum, homoseksüel ilgi, dini çatışmalar, Cinsel mitler vb.
b) Başlatıcı Etkenler,Sadakatsizlik, çocuk doğumu, gerçekçi olmayan aşırı beklentiler, eş kaybı, bazı ilaçların yan etkisi cinsel bilgi eksikliği,Psikiyatrik bozuklıklar vb.;
c) Sürdürücü Etkenler,Performans anksiyetesi, yakınlık korkusu, iletişim sorunları ,eşin çekiciliğini yitirmesi, cinsel bilgi eksikliği vb. . olarak ele alındığından, cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde bu hazırlayıcı, başlatıcı ve sürdürücü etmenlerin ortadan kaldırılması esas olmalıdır. Cinsel mitler cinsel işlev bozuklukların oluşumunda hem hazırlayıcı, hem başlatıcı ve hem de sürdürücü niteliği ile çok önemli yer tutar. İşte bu nedenle de cinsel mitlerin değiştirilmesi ve yerine doğru bilgilerin aktarılması kişilerin cinsel sorunlarının çözümüne katkıda bulunur.


Cinsel mitlerin tedavisi var mı? Evet var. cinsel terapi bu konuda uygulanacak en uygun tedavi olabilir. Cinsel mitler den kaynaklanan sorunlar dikkatlice incelenerek neden olan olumsuz inançlar üzerinde çalışılması gerekir..Özellikle bu konuda çalışan uzmanın bu mitlerden arınmış olması gereklidir. Doğru bilgilerin etkili ve ikna edici bir iletişimle .aktarılmalıdır. Bilişsel davranış terapi bu konuda uygun tedavi yöntemi olarak kullanılabilinir.


Sonuç olarak ,cinsel mitlerin yerine doğruları koymalıyız, cinsel mitlerin insanı ağır psikolojik yük altında bırakan koca birer yalan olduğunu unutmamalıyız
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel Mitlerin Etkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Çiçek TARLA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Çiçek TARLA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Çiçek TARLA Fotoğraf
Uzm.Psk.Çiçek TARLA
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Çiçek TARLA'nın Makaleleri
► Cinsel İstismar ve Çocuktaki Etkileri Psk.Aslıhan DEĞERLİ AYTOĞAN
► Cinsel İstismar ve Çocuğa Etkileri Psk.Rukiye BURMA KÖROĞLU
► Çocuk Cinsel İstismarının Psikolojik Etkileri Psk.Dnş.Banu BEKÇİ AYTEKİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,777 uzman makalesi arasında 'Cinsel Mitlerin Etkileri' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:11
Top