2007'den Bugüne 86,878 Tavsiye, 26,964 Uzman ve 19,242 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ergenlerde Madde Kullanımı
MAKALE #22089 © Yazan Uzm.Psk.Osman İLHAN | Yayın Ocak 2021 | 238 Okuyucu
“Madde bağımlılığı”ndaki ‘uyuşturucu madde’, Dünya sağlık örgütünün tanımında,*“sağlık için kullanılanlar dışında, yaşayan organizmada kullanıldığında, organizmanın bir ya da birden çok yetisini farklılaştırabilen herhangi bir madde” olarak belirtilmiştir.

Uyuşturucu maddeler uyarıcı ve serotonin yükseltici olarak kullanılabilen farklı özelliklerdedir. Kişilerin acıdan kaçmak ve sıkıntılı durumun etkisini azaltarak hazza-iyi oluşa ulaşacağını düşünerek kullanılmaktadır. Bu kullanışlar sırasında sınırlı zamanlı ve biyolojik anormalliğe bağlı ortaya çıkan halin sedatif yanı sakinleştirici etkisi sebebi ile bağımlılığa dönüşen süreci ve kısır döngüyü oluşturur. Kişi iyi olmak ve acıdan kaçmak İçin kendi içsel süreçlerinin sağlıklı yönlerini, eğitimini, entellektüel-geleneksek, inançsal destek mekanizmalarını kullanmak, problemlerle yüzleşmek yerine madde kullanımına yönelir. Adeta kişi acı açığa çıktığında onu bir dışsal suni bir kimyasal madde ile örterek kaçınmacılığını kullandığı madde ile ortaya koyar. Kişi sorunlardan kaçmaktadır, kaçtıkça bataklıkta aldığı yol derinleşmektedir.

Kişiyi madde kullanmasına sebep olan zor yaşam tecrübeleri vardır. Çok az insan eğlenmek için ağır kimyasal kullanımının çıkmazına girer. Zamanında çözülememiş ve desteksiz kalmış yaşam sorunları ruhun odalarında karabasan gibi gezerek kendisini hatırlatır. Duygusal acı çok sık açığa çıkıyordur. Gündelik yaşantıdaki deneyimler bu korkuları tetikliyordur. Ortada hiç bir şey olmasa dahi fantezi dünyasında olası ruhsal acıların senaryosu ilk günkü gibi canlıdır. Kaçmak ve kurtulmak İçin bir kahramana ihtiyaç vardır. Kurtarıcı bir kahraman arayışı; ne zaman kişinin insan olmasından kaynaklı yeteneklerini göremeyip bunu dışarıda bir nesneye yada kişiye yüklemesi madde kullanımının Psikoo-sosyal zeminini oluşturur. Aslında madde bataklığına düşen birey destek arıyordur, çıkış kapısını bulmak İçin girdiği yollar çıkmaz sokak olarak kendisini gösterene kadar, yanlış tercihler sürekli gözden gelinme eğilimindedir. Doğru ve bilimsel yola bu kişilerin destek ile ulaşmaları hayati önemdedir. Bireyin kendi dünyasında yarattığı tahribatları önlemek adına psikolojik yardım alması gerekmektedir. İlaç ve psikoterapi tedavisini birlikte almayan bireyin tekrar madde bağımlısı olması kaçınılmazdır. Gerekli olduğu şartlarda ilgili sağlık kuruluşlarında yatılı tedavi almaktan kaçınmamak gerekir.

Uyuşturucu maddelere karşı kişide iki tür bağımlılık gelişebilir. Bunlardan ilki: "fiziksel bağımlılık" diğeri ise "psikolojik bağımlılıktır". Uyusturucu maddeler ya da narkotikler, farmakolojik özellikleri nedeniyle merkezi sinir sisteminde bir uyuşukluk meydana getiren birçoğu ağrı giderici, kişide ruhsal ve fiziksel bağımlılık oluşturan maddelerdir. Bunlardan en önemlileri; afyon, morfin eroin, esrar, marihuana, kokain, amfetaminler, sedatifler, hipnotikler ile yapıştırıcı ve çözücülerdir. Tüm dünyada uyuşturucu-uyarıcı maddelerin kullanımı ve alışkanlığının arttığı hakkındaki genel kanıyı, varolan istatistikler de desteklemektedir. Uyuşturucu kullanımında en tehlikeli yaşlar 12-17 arasıdır ve 17-25 yaş arasında bağımlı sayısı daha da artmaktadır. Madde kullanımıyla ilgili olarak; cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, kişilik, okul başarısı, aile, sigara ve alkol, maddelerin elde edilebilirliği, arkadaş etkisi ve yaş faktörlerinin etkili olduğu sayılabilir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; madde kullanan ergenlerin aile fertlerinin geçmişinde yada süren madde kullanım öyküsüne rastlanmaktadır. Sorunlu arkadaş ortamı ve denetimsiz sosyal yaşantı diğer önemli noktalardır. Ergen ve çocukların rol model alarak davranış öğrendikleri bir dönemde olumsuz davranışları da öğrendiklerini unutmadan doğru bir rol model imajı çizilmesi çok önemlidir. Her şekilde her bilimsel araştırma sağlıklı bir aile ortamının gerekliliğine dikkat çekmektedir. Ergen ve çocuk on tane öğretmenden alacağı dersi yeri gelir anne ve babasınının küçücük bir davranışından öğrenir derdi hocalarımız. Çocuk ve ergen daha çok gözleri ile öğrenir yani gözleri ile gördükleri bilgiyi içselleştirmesi daha kolaydır. Bu sebeplerle çocuklarımızın gözlerinde sağlıklı anne babanın davranış örüntüleri herşeyden daha öğreticidir.

Özellikle esrar kullanımının daha yaygın olması, tütün türevi bir madde olarak daha az zararlıdır gibi bir yanlış anlaşılma sebebi iledir. Ki madde kullanım geçmişine bakıldığında bireylerin bir çoğunun başlangıç itibari ile tütün bağımlısı oldukları görülmektedir. Her madde kullanımı başlangıçta bir kereden bişey olmaz zihinsel yanılsaması ile başlar. Bu kendini kandırma yöntemidir. Daha ağır maddelerin kullanılmasına kapı aralanmıştır. Ve başlangıcı acıdan kaçmak İçin ortaya çıkan merakla gelişen süreç daha ağır maddelere merakı tetikleyip zemin hazırlayacaktır. Ve kaçınılan acı zaman içinde ortadan kalkmadığı gibi daha büyük acıların(biyolojik-psikolojik) açığa çıkması ile daha ciddi maddelere yönelmeye de zemin hazırlayacaktır. Görüldüğü üzere bu küçükten büyüğe doğru gelişen bir süreçtir ve erken dönemde müdahale sürecin kronikleşmedik ve zararlarının azaltılmasında çok önemlidir. Erken farkına varılan bağımlılığın tedavisi, ilgili uzman ve kurumların işini kolaylaştıracaktır.

Alkol ve madde kullanımının erken dönemlerinde aile ve bireyin çevresindeki sosyal ağ, bireyin içme davranışından çok fazla etkilenmez. Ancak kronik döneme ulaşıldığında, bireyin aile, iş ve sosyal ilişkilerinin tamamına yakını bozulur.Bu durumda bireyin sosyal destek sistemlerinin etkilenmesine yol açarak bireyin giderek çaresizlik, yetersizlik, toplumdan kendini soyutlama ve yalnızlık duygusu gibi psikolojik sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Kişi başlangıçta kaçındığı duygusal acıların daha dramatik bir hale dönmüş bir şekliyle yalnız ve sosyal desteksiz kalarak bağımlılık girdabının en ağır bedelini ödemeye başlar. Acıdan kaçmaya çalışırken daha büyük bir acının kısırı döngüsüne düşen birey suçlu değildir. O kişi hastadır ve profesyonel bir ekip tarafından tedavi edilmesi gerekmektedir.

Toplumsal yalnızlaştırma kavramı madde bağımlısı bireyin yaşamı açısından hayati öneme sahip bir kavramdır. Genelde bu bireyler toplum tarafından dışlanırlar. İş verilmez, evlenemez, sosyal ortamlarda kronikleşen bağımlılık kendisini daha fazla belli ettiği için dışlanmaları kolaylaşır. Bağımlı kişi bir suçlu değil hastadır ve tedavi edilmesi gerekir tezi bu noktada önemlidir. Toplum bireylerden oluştuğu ve bireylerin toplumu etkilediği düşünürlerse bağımlı bireye tedavi amaçlı yaklaşılıp destek olunması, kamusal bir meseledir ve herkesin bu meselenin çözümünde sorumluluğu vardır. Sorunlarından kaçarak içine düştüğü bağımlılık çıkmazına saplanan bireyden kaçmak, bu sorunun toplum nezdinde kronikleşerek yaygınlaşmasına sebep olur. Devlet ve yerel kurumlar başta olmak üzere en basit insanın dahi bu süreçte elini taşın altına koyması gerekmektedir.

Madde bağımlılı ile mücadelede üzerimize düşen görevlerin başında; sorumlu olduğumuz çocuklarımızı korumak ve mutlak şekilde takip altında tutmak gerekir. Çocuğun okul, sosyal hayatı, gündelik zaman geçirdiği ortamlar aile tarafından bilinmelidir. Sahipsiz kalan çocuğunuzu hiç kimse sizin kadar iyi niyetle sahiplenmeyecektir. Devletin ve ailenin koruyucu gözlerini gençlerde, çevredeki kötü niyetli kişiler de bilmelidir. Gençler için destekleyici, kötü niyetli için caydırıcı bir etkisi olacaktır.
Bir diğer konu ihbardır. Aileler ve toplumun diğer fertleri eskiden madde satan, aracı olan kişileri devlete ihbar etmekten korkarlardı. Başımıza bişey gelir gibi sebeplerle. Ancak bu korku daha büyük felaketleri beraberinde getirdi. Madde kendi hanelerindeki çocuklarına kadar ulaşacak kadar yayılma ortamı buldu maalesef. Bu sebeple korkusuz bir dik duruş her şeyin başında gelir. Okuldaki öğretmenden, ailedeki ebeveynlere kadar hepimizin bu kötü niyetli kişilere asla prim vermeden devletin ilgili birimlerine ihbar etmesi uyuşturucu ile mücadelede önemlidir.

Çocuk ve ergen psikolojisinde altın bir kural vardır. Çocuk ait olmak, kendi varlığının değerli olduğunu hissetmek, takdir edilip saygı görmek ister. Bu isteklerini aile ortamında destekleyici büyüklerinden sağlayamazsa dışarıdaki kötü niyetli insanlara açık hale gelecektir. Gençlerimizi hedef alan bu suç örgütleri başlangıçta yukarıda saydığımız altın kuralları rol olarak ortaya koyar. Genci mutlu eden suni bir ortam sunarak onda aidiyet duygusu geliştirirler. Başlangıçta onu övüp, gururlarını okşarlar. Ve genç bu ortama kanar çünkü bu ortamı ailesinde göremiyordur. Bu nokta çok önemlidir. Çocuğunuzu eve baskı ve kurallar ile bağlayamazsınız. İşler en çıkmaza girdiği an baskı belki bir nebze işe yaratacaktır. Öncesinde çocuğunuz kendi evinde, kendisini var edebilmelidir. Düşünceleri, görüşleri dinleniyor, ailesi tarafından önemseniyor olmalıdır. Kendisini değerli hissettiği ortama gitme eğilimi vardır çocukların. İşte bu ortamı ve güven zeminini aile çocuklarına oluşturmalıdır.
O zaman dışarıdaki tehlikeler çocuğunuzu teğet geçecektir. Çünkü kötü niyetli gurupların çocuğunuzu ele geçirmek için ortaya koyduğu manevralar boşa çıkacaktır.

Son olarak uyuşturucu ile mücadelede en önemli silah devlet kurumları olduğunu tekrar hatırlatmamız lazım. Okul çıkışlarının denetimsizliği , polis devriyesinin az olduğu sokaklar, sotede kalan karanlık noktalar, yozlaşmış veya yorgunlaşmış denetçi yerel kadrolar, uyuşturucu ticaretinden zenginleşen simsarların kamusal gücü ve gizlenebilme kabiliyetleri, sorumsuz ebeveyn tutumları, yozlaşmış özgürlük algısı ile madde kullanmanın normalleştirilmesi, başıma bişey gelir korkusuyla sindirilmiş toplumlar, sosyal medya ile yozlaşan değerler, sapkınlaşan ideolojik bakışlar, toplumsal bağı koparan yalnızlaştırıcı bireyselleşme, niteliksiz dini ve örgün eğitim, ahlak ve etik normaların değersizleştirilmesi, sevgisizliklik, doyumsuzluk, madde ve dünya seviciliği, pembe dizilerin yoz yaşantıları överek kişilerin değersizlik algısındaki artış, rol model olarak sunulan mafyatik-çeteci ucube dizi karekterleri, öz sevicilik, denetimsiz para kaynakları, siyasi bilinçle ülkemizde madde kullanımı yayarak gençliğimizi tüketen düşman dış ülkeler, narsistik ben merkeziyetçilik, toplumsal-bireysel güvensizlik, gelecekten umutsuzluk, kişisel gelişim eksikliği, gençlere yönelik bilgilendirici seminerler-eğitimler-önleyici yaklaşımların azlığı, kaliteli ruh sağlığı personelinin azlığı ve yaptıkları işlerin küçümsenerek yasalarının dahi olmaması, ruhsal hastalıklar ve sayacağımız daha bir çok alan madde bağımlılığının zeminini oluşturmaktadır.

Unutmayalım ki dağda devlete silah doğrultan terörist ile şehirde gençlerimizi madde ile zehirleyen kişiler aynı kişiler. Madde ile mücadele etmek demek terörle mücadele etmek demektir.

Saygılarımla.
Uzman Klinik Psikolog Osman İLHAN
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler  
► Ergenlerde Madde Kullanımı Psk.Işıl ÖZÜAK
► Ergenlerde Madde Kullanımı Psk.Nadire GÜNAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,242 uzman makalesi arasında 'Ergenlerde Madde Kullanımı' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
 
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:42
Top