2007'den Bugüne 83,861 Tavsiye, 26,322 Uzman ve 18,761 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yinelenen Yorgunluk Hissi
MAKALE #7096 © Yazan Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR | Yayın Haziran 2011 | 4,849 Okuyucu
YİNELENEN YORGUNLUK HİSSİ
Dr.Mehmet Zeki ILGAR

Çevremizdeki insanlardan sık sık duyduğumuz; işe gelmede isteksizlik, çalışırken çabuk yorulma, çabuk sinirlenme, dinlenmekle geçmeyen yorgunluk hissi gibi olumsuzluklar çok farklı etkenlerden kaynaklanmaktadır. Daha çok mevsim geçişlerinde artan yorgunluk hissi diye adlandırdığımız bu ruh hali çalışma hayatımızı olduğu kadar özel hayatımızı da yakından etkilemektedir. Bu makalede genel olarak yinelenen yorgunluk hissi ile baş etmede etkili olabilecek önlemler üzerinde durulacaktır.

Bu durumu yaşayan bilinçli danışanlarımızın birçoğu bu ruh halini “acaba depresyona mı girdim?” diye değerlendirmekte ve psikolojik destek almaya yönelmektedir. Elbette iklimsel olarak görülen bu durum depresyon belirtisi de olabilir. Ancak bu ikisi farklı nedenlerle ortaya çıkan durumlar olduğundan çözümleri de farklıdır.

Genel anlamda yorgunluk hissi beden ve zihin olarak fazla çalışmakla da ortaya çıkmakla birlikte daha çok ruhsal zorlanmalardan ve atmosferde meydana gelen hızlı değişmelerden kaynaklanan bir durumdur. Modernleşmeyle birlikte artan güdüsel ihtiyaçları karşılama çabası, tüketim çılgınlığı, ilişki ve iletişim bozuklukları ile koşuşturmadan kaynaklanan stresi kontrol edemediğimizde ortaya çıkan sonuçlardan biri de yorgunluk hissidir.

Stres altındayken organların ve sistemlerin fazla çalışması, gerginlik nedeniyle kasların ve eklemlerin fazla enerji harcayıp yıpranması bedensel anlamda yorgunluk hissini doğurmakta; ruhsal olarak ta bireyin genel sağlığını tehdit etmektedir.

Küresel ısınmadan olsa gerek; bu yıl kış mevsimi gidip geri gelmelerle biraz uzamış gibi oldu. Adını tam koyamadığımız grip hastalığı da yakaladığı kişilerin yakasını bir türlü bırakmadı. Mart-nisan ayları geçtikten sonra da bedensel ve ruhsal anlamda bu olumsuzlukların etkisini yaşamaya devam etmekteyiz.

Bedenimiz atmosferdeki değişmelerden çabuk etkilenen yapısıyla mevsim geçişlerine uyum sağlamada da zorlanmaktadır. Küresel ısınma diye adlandırdığımız çevre felaketi yanında giderek artan radyasyonun etkisini de yabana atmamalıyız. Buna bir de modern hayatın yarattığı stres eklendiğinde konu özel bir önem kazanmaktadır. Yorgunluk hissi birçok yönüyle incelenmesi ve önlemler alınması gereken bir konu olarak kabul edilmektedir.

Bu durumun bahar yorgunluğu diye adlandırılmasının nedeni ise diğer mevsimlerde daha az hissedilen bu hissin ilkbahar aylarında artış göstermesidir. Kış mevsiminden ilkbahara geçiş hem daha uzun sürmekte hem de etkisini daha çok hissettirmekte olduğundan biz bu genel yorgunluk halini bahar yorgunluğu diye adlandırmaktayız.

Sağlıkla ilgili kaynaklarda bahar yorgunluğu, özellikle bahar mevsimine girdiğimiz günlerde pek çok kişide görülen; halsizlik, uyuma isteği, çalışmaya karşı isteksizlik gibi belirtilerle kendini gösteren bir rahatsızlık hali olarak tanımlanmaktadır.

Uzmanlara göre: “Hava ve mevsim değişikliği insan biyoritmini olumsuz etkilemektedir. Bahar aylarında havadaki pozitif(+) iyonların artması vücuda zindelik sağlarken, negatif(-) yüklü iyonların artması ise yorgunluk, halsizlik ve gerginliklere neden olmaktadır.

Artan negatif iyon yükü mevcut şikayetlerimizi de tetiklemekte; alerjik reaksiyonlar, solunum yolu hastalıkları, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, romatizma ve mide rahatsızlıkları gibi hastalıklarda bahar aylarında artış yaşanmasına yol açmaktadır.

Büyük şehirlerde havadaki elektrik yükü daha fazla olması yanında; artan radyasyon, hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğu da eklenince, kişilerdeki yorgunluk hissi daha yoğun olarak kendini hissettirmektedir.

Yorgunluk Hissinin Belirtileri:

1.Havaların ısınmasıyla birlikte yataktan kalkmak çok daha zor bir hal alırken gündelik işleri yaparken daha isteksiz olabiliyoruz. Bu durumu genellikle değişen hava koşullarına bağlasak da, uzun süren yorgunlukların ciddiye alınması gerekir.

2.Bazı dönemlerde yeterli besin alınmaması, vitamin ve minerallerin eksik kalması bedendeki dengelerin bozulması yeme bozukluklarına da sebep olabilmektedir. Bu nedenle iştahsızlık yorgunluk belirtisi olarak ta görülebilir.

Yorgunluk hissinin artması

Genel anlamda yorgunluk hissinin ortaya çıkmasının nedeni bedenimizdeki organların, sistemlerin, eklemlerin ve kasların fazla enerji harcayarak yorulmalarından kaynaklanmaktadır. Bu etki stresin etkisine çok benzemektedir. Çünkü stres altındayken de aynı şeyler yaşanmaktadır.

Bahar aylarında havadaki elektrik yükü artıyor. Pozitif ve negatif yüklü iyonların artması da insan bedeninin biyoritminde olumlu-olumsuz etkiler yaratmaktadır. Pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettirirken, negatif iyonların artması insanın kendini daha halsiz hissetmesine ve yorgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasında etkili olur.

Isı değişimi, günlerin uzayıp-kısalması, uyuma ve uyanma vakitlerinin değişmesi, radyasyonun artıp-azalması beden uyumunu zorlaştıran etkenler olarak bireyde yorgunluk hissini arttırmaktadır.

Beslenmedeki değişiklikler de hormonları etkileyerek yorgunluk hissini etkileyen bir diğer etkendir. Kış aylarında kuru gıdaların fazla tüketilip yeşil ağırlıklı sebzelerin az bulunması düzensiz beslenmeye yol açmaktadır. Kıştan kalma vitamin eksikliği, beslenme bozukluğu gibi olumsuzluklar nedeniyle zayıf kalan bedenimiz bahar aylarında daha aktif olmamızı sağlayacak hormonlar salgılanmasına karşın uyum sağlayamamaktadır. Bu durum bahar mevsim geçişinde bireyde yorgunluk hissini artırmaktadır.

Tiroit ve diğer bazı salgı bezlerinin çalışma düzensizlikleri beraberinde yorgunluk hissini tetiklemektedir. Bedendeki homeostatik dengenin bozulması tansiyon - kalp - enfeksiyon hastalıklarını ortaya çıkarmakta ve bunlar da yorgunluk hissi oluşturabilmektedir.

Zararlı maddelerin kullanılması da yorgunluk belirtilerini artıran unsurlar olarak sıralanmaktadır. Sigara ve alkol gibi zararlılar bedenimizdeki organları ve sistemleri yıpratarak yorgunluk hissini arttırmaktadır.

Açık havalı günlerin bol olduğu aylarda neşeli ve enerjik olunmasının da temel nedenlerinden biri de hormonlardır. Bazı hormonlar kapalı havalarda ve karanlık ortamlarda, bazıları da beden güneş ışığını gördüğünde daha fazla salgılanmaktadır. İlkbaharda havanın bazen açık bazen kapalı olması da hangi hormonun üretileceğine karar veremeyen bedenimizin uyumunu zorlaştırmaktadır. Yazın güneşin fazla görüldüğü dönemlerde ise depresyondan çıkışı kolaylaştıracak, daha neşeli hale getirecek hormonlar salgılanmaktadır.

Yorgunluk hissini gidermek için düzenli ve bilinçli beslenme önemli kabul edilmektedir. Sadece bahar aylarında değil, öteki aylarda da bedenin ihtiyaç duyduğu; protein, vitamin, mineral alımını sağlayacak şekilde beslenme yorgunluğu fazla hissetmeden o dönemin geçirilmesini sağlayacaktır. Özellikle B ve C vitaminleri, potasyum ve çinko içeren besinler önemlidir. Yeterli düzeyde karbonhidrat alımı enerji desteği sağlayarak yorgunluktan korunmada önem taşımaktadır.

Basit bir formulle ifade edersek dengeli beslenme karın doyurma değil; et, süt, tahıl ile meyve-sebze dörtlüsünü gözeterek beslenmedir. Taze meyve ve sebzelerde, tam buğday ekmeği ve tahıllarda bulunan karbonhidratlar bedenimizin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamaktadır. Protein, dokularımızın temel taşı olduğundan beslenmemizde yeterli düzeyde proteine yer verilmeliyiz. Mevsim meyve ve sebzeleri de daha az kimyasal maddeye maruz kaldığı için daha sağlıklıdırlar. Bu nedenle sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi önem taşıyor. Genetiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmamız gerektiğini de hatırlatmak zorundayız.

Enerjiyi yanlış kullanmak da yorgunluk hissinin oluşmasında önemli görünmektedir. Bu nedenle yorgunlukla baş edebilmek için öncelikle enerjinin doğru kullanılmasının öğrenilmesi gereklidir. Günü iyi planlamak; çalışma ve dinlenme periyotlarımızı iyi ayarlamakla yorgunluğun ortaya çıkmasını önleyebiliriz.

Çalışırken bedenimizi doğru kullanarak kas ağrılarını engelleyebiliriz. Bedenin ihtiyacı olan oksijen ve suyun yeterince alınması, ısı dengesinin sağlanması önemlidir. Çalışma ortamının iyi havalandığından emin olmalıyız. Çok sıcak veya çok soğuk ortamlar bedenin ısı dengesini sağlamasını zorlaştırarak yorucu olmaktadır.

Bedenin çok hafif düzeyde susuz kalmasının dahi metabolizmayı yavaşlattığını unutmamalıyız, günde en az 8-10 bardak su içilmeli ve tein ve kafeinin bedenin ihtiyacından fazla tüketilmemesine dikkat etmeliyiz.

Düzenli spor yapmak da metabolizmayı hızlandırarak ve dinlenmiş duruma göre daha fazla enerji oluşumu sağlayarak Yorgunluk hissini azaltır. Kalp damar sisteminin ve solunumun düzenlenmesini, dokulara yeterli düzeyle oksijen taşınmasını sağlar. Bu yüzden hiçbir sportif aktiviteye katılma olanağınız olmasa bile her sabah düzenli yürüyüş yaparak sağlığınızı korumak sizin elinizdedir.

Bunların yanı sıra stresle baş etmede kullandığımız; gevşeme ve nefes alma teknikleri, imgeleme çalışmaları, ortam değiştirme, olumlu düşünme, hobiler edinme, kendini ödüllendirme, sosyal aktivitelere katılma gibi çözümlerin yorgunluk hissini gidermede etkili olduğunu unutmamalıyız.

Olumsuz duyguların sağlığımızı tehdit ettiğini dikkate alarak kaygı, stres, öfke, kıskançlık ve korku gibi duyguları günlük hayatımızdan uzak tutmaya çalışmalıyız. Bunun için huzurlu bir aile hayatımızın, düzenli bir gelirimizin ve sağlığımızın yerinde olmasına özen göstermeliyiz.

Yorgunluk, vücudumuzun fiziksel çalışmaya, psikolojik strese, uykusuzluğa verdiği fizyolojik bir cevap olmanın yanında bazı hastalıkların ön belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu nedenle yorgunluk hissi uzun sürdüğünde mevsim yorgunluğu diye önemsemek sağlığımızı riske atmamız anlamına gelir. Uzun süre geçmeyen yorgunluk durumunda mutlaka altta yatan nedenlerin araştırılması gerekmektedir.

Özetleyecek olursak bedensel veya ruhsal temelli yorgunluk hissi üzerinde durulması gereken bir belirtidir. Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte dikkatimizi çeken bu duygunun oluşmasını hafife almak yerine bilinçli olarak bu duygudan kurtulmaya çalışmak sağlığımız açısından önem taşımaktadır. Bu durumda mutlaka bir doktora müracaat etmek en doğru tercihtir.



Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yinelenen Yorgunluk Hissi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet Zeki İLGAR Fotoğraf
Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'ın Yazıları
► Kusurluluk Hissi Elif HERGÜNER
► Yetersizlik Hissi Psk.Nihan DİKME
► İlişkilerde Güç Oyunları ve Kontrol Hissi Psk.Nilüfer YALINÇETİN
► Psikolojik Yorgunluk Psk.Namık ACAR
► Mental Yorgunluk Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,761 uzman makalesi arasında 'Yinelenen Yorgunluk Hissi' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:43
Top