TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




         
İnsancıl Eğitim Anlayışı
MAKALE #2938 © Yazan Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR | Yayın Nisan 2009 | 12,613 Okuyucu
İnsancıl Eğitim Anlayışı

Eğitimde yeni yönelimlerden bahsedildiğinde insancıl anlayışın akla gelmesi boşuna değildir. Klasik anlayışın yaygın olarak tartışıldığı günümüzde bu yaklaşım hem ailenin katılımını sağlamada, hem akademik alanda öğrencilerin başarılarını arttırmada hem de eğitim yönetiminde giderek etkili olmaktadır. Bu makalede konuyu irdelemeye çalışacağız.
Davranışçı ve bilişsel yaklaşımların öğrenmeyi mekanik bir olgu olarak algılamalarına karşı çıkan bazı psikologlar üçüncü güç adıyla insancıl yaklaşımı geliştirmişlerdir. Bu bilim adamlarının başında Rogers gelmektedir. Rogers, benlik gelişiminin önemini vurgulayarak öğrenci merkezli eğitim anlayışını ortaya koymuştur. Ona göre her birey kendini gerçekleştirmeye yönelik bir güdüye sahiptir ve eğitimle bireyin kendini geliştirmeye yönelmesi sağlanabilir. Öğrenci merkezlilik; öğrencinin gelişiminin, duygularının, ihtiyaçlarının ve varlığının önemsendiği bir anlayışı yansıtır.

Kökleri, önemli ölçüde varoluşçu felsefeye dayanan Hümanistik (İnsancıl) Psikoloji, insanın bilinçli ve insancıl olma özelliğine büyük önem vermekte ve demokratik bir toplumsal yapının ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. İnsancıl psikoloji, insan davranışlarını yöneten etmenleri açıklarken insanın gelişim gücü yüksek bir varlık olduğu görüşünü temel bir ilke olarak kabul eder. Bu güç kendini gerçekleştirme güdüsüdür ve insan organizmasının biyo-psikolojik yapısının özelliğidir. Elverişli ortamlar söz konusu olduğunda bu gizilgüç organizmanın kendini gerçekleştirmesine doğru bir süreç izler. Gelişme, ilerleme, kendini aşma isteği, insan organizmasının temel nitelikleridir.

Maslow (1970)’a göre, yoksunluk güdüleri aslında dengeyi kurmaya yönelik, gerilimi azaltan güdülerdir. Gelişme güdüleri ise, uzak ve erişilmez hedeflere duyulan ilgi sürecinde gerilimi sürdürürler. Böylece gelişme güdüleri olarak adlandırılan ikincil gereksinimler, insanın üst düzeydeki gelişimini sağlayan temel güdüler olmaktadır.

İnsancıl psikologlara göre, sağlıklı insan benliğini otorite içinde eriten, yok eden, topluma edilgen uyum sağlayan insan değildir. Sağlıklı insan, kendi öz duygu ve gereksinimleri doğrultusunda eylemlerde bulunan, sahip olduğu gizilgüçleri gerçekleştirmeye çalışan, bunu yaparken de toplumla ciddi bir çatışmaya girmeyen insandır (Topses, 1992, s.61).
Ruh sağlığını koruyucu bir eğitimin insan doğasına uygun ilkeleri benimsemesi zorunludur. Bu ilkeler insancı psikolojinin insan doğasına ve değerine ilişkin görüşlerinden kaynaklanmaktadır. İnsancıl yaklaşıma göre, benlik ve diğer kişilik özellikleriyle öğrenme arasında yakın bir ilişki vardır. Bu bakımdan çocukların küçük yaşlardan itibaren sağlıklı ve olumlu benlik geliştirmelerine yardımcı olunmalıdır. Çünkü, öğrenci kendini akademik yönden yeterli görüyorsa, bunu kanıtlamak için çalışır ve başarılı olur (Bilge, 2002, s. 240).
Hümanist eğitim anlayışının temelinde hümanist psikolojinin insan var oluşuna ilişkin varsayımları bulunur. Bu varsayımlar insan faktörünü ve duygularını diğer kuramlardan daha çok ön planda tutar. Hümanist yaklaşımlar, eğitimde ve sınıf ortamında bireyselliğin ön planda tutulması, bireysel farklılıkların bilişsel, duygusal, işlevsel ve eylemsel boyutta farkına varılması için içerik ve yapılanmanın gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgular. Böyle bir ortamda gerçekleşen öğrenme süreci ve sınıf ortamı, bireyin kişisel gelişimini ve insanca potansiyellerini geliştirmede önemli olacaktır. Öğrenen kendisini öğrenme sürecinin gerçek bir parçası olarak (birincil olarak) hissettiğinde hedef davranış değişikliğine daha hızlı ulaşacaktır ve öğrenme diğer aşamalarda daha hızlı gerçekleşecektir.

Öğrenci merkezli (insancıl) eğitim çerçevesinde öğrenci kendi kendini gerçekleştirebilme hissini kazanmalıdır. Başkalarının yapılanmasına ve yönlendirmesine gerek duymadan kendi istek ve ihtiyaçları doğrultusunda gelişimine paralel olarak öğrenme ortamı organize edip, sonuçları kendi açısından yorumlama becerisi kazanması gerekir (Özbay, 2004, s.161-162, 164-165).

Davranışların anlaşılabilmesi için kişinin nasıl algılayıp yorumladığına bakmak gerekir. Bireyselliğe vurgu ve öğretmenin özerkliği olmak üzere insancıl yaklaşımların iki genel özelliği vardır. Bunların dışında genel olarak insancıl eğitimin, duygu, benlik kavramı, iletişim ve kişisel değerlere önem verdiği görülmektedir. İnsancıl eğitimciler, içerikten çok öğrenme yöntemleri (etkinlikleri) ve ortamsal değişkenler üzerinde durmuşlar ve insancıl sınıfın özellikleri şöyle sıralamışlardır:

1.Ortam rahat ve işbirliği ortamıdır.
2.Bu sınıflarda öğretimin temeli, öğrencilerin ilgileri, yararları ve hedefleridir.
3.Öğrencilerin, ilgi, değer ve hedeflerini belirlemelerine yardımcı olmaya yöneliktir.
4.Öğretmenler güven ortamı oluşturarak, öğrencilerin bireysel farklılıklarına uygun öğretim yöntemleri kullanmaya çalışarak yardım etmeye çalışırlar.

İnsancıl eğitimin önemli temsilcilerinden Purkey, etkili öğretmenlerin yedi özelliğini şu şekilde ifade etmektedir:
1.Her öğrenciye ulaşma,
2.Dikkatle dinleme,
3.Öğrencilere karşıgerçekçi olma,
4.Kendine karşı gerçekçi olma,
5.İyi bir disiplin sağlama,
6.Reddedilmeyle başa çıkma,
7.Kendisi hakkında olumlu düşünme.

Bu özelliklere sahip olan öğretmenin yönettiği sınıflarda öğrencilerin her konuda farkındalıkları artacak, kişilik gelişmeleri olumlu benlik algısının bir yansıması olarak sağlıklı bir zeminde gelişecek, insan olma bilincine ulaşmaları kolay olacaktır.
İnsancıl yaklaşım, diğer yaklaşımların mekanistik olarak gördükleri öğrenme olgusuna öğrenci ve ortam açısından yaklaşarak insancıllaştırmış ve farklı bir yöne dikkat çekmiştir. İnsancıl yaklaşım eğitime bireysel değere önem verme ve sınıf içi etkinlikleri kazandırmıştır (Bacanlı, 2001, s. 201).

Günümüzde, öğrenci merkezli eğitim adı da verilen bu yaklaşımda, öğretmen bireysel farklılıklara dayalı çeşitliliğin verimliliği arttırdığını bilen ve demokratik tutumlara sahip bir rehberdir. İnsanın hür bir varlık olduğu ve insan potansiyellerinin ortaya çıkarılmasının eğitim açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır. İnsan ruh sağlığının psikopatolojik yönü yerine, ruh sağlığını koruma, kişisel gelişimi destekleyici ve teşvik edici yaklaşımın insan doğasına daha uygun olduğu ileri sürülmektedir.

Öğrenci merkezli eğitimin, geleneksel anlayıştan farklı olarak öğretmenin bilgiyi dikte ettirmeyen, potansiyelleri disipline etme yerine ortaya çıkaran, kültürel aktarım yanında kişisel gelişimi vurgulayan ve öğrenmenin kendisini öğreten bir rol üstlendiği görülmektedir. Öğrenciyi merkeze alan anlayışta, öğrencinin duygu ve düşünceleri, ihtiyaç ve beklentileri, benlik gelişimi önemsenmektedir. Eski anlayışta öğrencinin öğrenmesini sağlamak amacıyla her şeyi meşru görmekteydi, bu durum öğrencilerin benlik gelişimini olumsuz etkilemekteydi. Katı bir disipline dayanan bu anlayış eğitim ortamını demokratik olmaktan uzaklaştırmaktaydı.

İnsan doğasına ilişkin ön kabullerdeki değişime paralel olarak yönetim ve eğitim anlayışlarında değişim meydana gelmiştir. Yönetim alanında otoriter yapı yerine demokratikleşmeye dayalı bir değişim yaşanırken eğitim alanında da davranışçılık yerine hümanist anlayış güçlenmektedir. Hümanist eğitimin doğal parçalarından biri sınıf atmosferidir. Sınıf atmosferinin demokratik işletilmesi ve öğretmen tutumlarının saygı ve değer vermeye dayalı olması ön koşuldur.

Rogers’a göre, sınıf atmosferini verimli ve sağlıklı insan potansiyellerini geliştirmeye dönüştürme açısından iletişim önemli bir faktördür. İletişimin en önemli öğelerinden birisi empatik dinleme ve anlamadır. Empatinin gerçekleştirilmesi için öğrencinin duygu ve düşüncelerini hatta eylemlerini hangi bağlamda gerçekleştirdiği ve bunlara ilişkin kendisinin de bir iç görü kazanmasını sağlayacak bir iletişim kanalını gerektirir (Özbay, 2006, s. 116-117).

Öğrenci merkezli sınıf atmosferinde öğrenci kendi ilgi, istek ve yetenekleri boyutunda sorumluluğunu üstlenmelidir. Böylece öğrenci direktif alma yerine kendi kural ve prensiplerini uygulama yoluna gider. Öğrenci, öğrenme sürecindeki hedeflerini belirler ve sahip olduğu performansa uygun olarak geliştirir. Öğrenci, aktif ve etkileşimci bir araştırmacı, problem çözen ve strateji geliştiren bir kişi olma şansı yakalar (Özbay, 2004, s.165).

Bu yeni eğitim anlayışı aile ortamının öneminin anlaşılması yanında ailenin bir eğitim kurumu olarak işlevselleşmesi ana-babaların çocuk eğitimi konusunda bilinçlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Ailede uygulanacak eğitim anlayışı konusunda da insanlık geleneksel anlayıştan kurtulma konusunda dirençli görünmektedir.

Eğitim sürecinde, öğrencinin kendini anlaması, tanıması kadar, duyguları ve bilişsel özellikleri, bütünüyle önemlidir ve öğrenmede rol oynarlar. Öğretim süreci, demokratik bir ortamda ve öğrencilerin etkili katılımıyla gerçekleştirilmelidir. Öğretmen, öğrencisini olumlu ve olumsuz yönleriyle gerçekçi olarak kabul etmelidir. Bu anlayış empatik özelliğin temel bir unsurudur. Öğretim ortamı, okulda öğrenciyi (evde çocuğu) merkez alan yani onun yetenek, ilgi ve becerilerini dikkate alan bir ortamda gerçekleştirilmelidir. Program merkezde değil, öğrencinin istek, beklenti ve ilgi düzeyi önemli ölçüde etkin rol oynamalıdır (Topses, 1992, s.63-64).

Eğitim süreci içinde, öğrenciye sağlanan yaşama koşulları da insancıl olmalıdır. Hiçbir öğrenciye insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza verilmemeli, herhangi bir muamele yapılmamalıdır. Okullar, öğrencilerin mutlu, sağlıklı ve özgür bir biçimde yaşayarak kendilerini gerçekleştirdikleri yerler olmalıdır. Bunun için, eğitim ortamında çocuğun maddi ve manevi varlığına yönelik hiçbir tehdit unsurunun bulunmaması ve çocuğun eğitim programının hedefleri çerçevesinde planlı bir biçimde hazırlanmış olan çevresindeki uyaranlarla etkileşiminin psikolojik ve biyolojik alanlarda ona haz vermesi gerekir. Bu suretle öğrenme, çocuğun istemeden, zorla, korkuyla, tehditle yaptığı bir süreç olmaktan çıkar, zevkle ve isteyerek yaptığı bireysel bir işleve dönüşür (Bilgen, 1993, s.31-32).
Sonuç olarak diyebiliriz ki eğitim ve yönetim alanlarında yüzyıllarca geçerli olmuş olan klasik anlayışın yerine insancıl psikolojiye dayalı bu yeni yaklaşımın geçerli olmasını sağlamanın yolu bilgilendirmeden geçmektedir. Bunun için internet ortamından da yararlanmak en etkili yol olarak görünmektedir.

Dr. Mehmet Zeki Ilgar

KAYNAKLAR:
BACANLI H. (2001) Gelişim ve Öğrenme,Nobel Yay.Ankara
BİLGE F.(2002) “Gestalt ve Hümanist Yaklaşımda Öğrenme,Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi,Ed.B.Yeşilyaprak,PegemA,Ankara
BİLGEN N.(1993) Çağdaş ve Demokratik Eğitim,Milli Eğitim Yay.Ankara
MASLOW A.H. (1970) Motivation and Personality,Second Ed. Haper and Row Publishers Newyork
ÖZBAY Y. (2002) Gelişim veÖğrenme Psikolojisi Öğreti-PegemA Yay. Ankara
ÖZBAY Y. (2006) “Kişisel Rehberlik” Psikolojik Danışma ve Rehberlik PegemA Yay.Ankara












Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İnsancıl Eğitim Anlayışı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet Zeki İLGAR Fotoğraf
Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
   
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR'ın Yazıları
► Kod Adı: Eğitim Psk.İzzet GÜLLÜ
► Cinsel Eğitim Psk.Atiye KAYTAZOĞLU
► Eğitim Psikolojisi Berk OMAY
► Cinsel Eğitim Psk.Remzi KARAKAYA
► Cinsel Eğitim Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,256 uzman makalesi arasında 'İnsancıl Eğitim Anlayışı' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Yinelenen Yorgunluk Hissi Haziran 2011
     
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:27
Top