2007'den Bugüne 83,851 Tavsiye, 26,316 Uzman ve 18,759 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Şişmanlığın Önlenmesinde Okulların Rolü
MAKALE #8318 © Yazan Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ | Yayın Şubat 2012 | 3,124 Okuyucu
Çocukluk çağı obezitesinin önlenmesinde okullar önemli rol oynarlar. Sağlıklı okul yiyecekleri, fiziksel aktivite programları, sınıf içi sağlık eğitim programları ve okul sağlık servisleri sayesinde okullar çocuklarda iyi beslenme, fiziksel aktivite ve sağlıklı vücut ağırlıklarını öğretebilirler.

Okullardaki yiyecek ve içecek hizmetleri, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim olmak üzere farklı yaş gruplarını kapsamaktadır. Bununla birlikte, ailelerin sosyo-kültürel ve eğitim düzeylerinin farklılığı da bu gruplarda dikkat çekicidir. İlköğretim ve ortaöğretim arasındaki temel farklılık; ortaöğretim ve ilköğretimin son dönemlerindeki öğrencilerin tüketici düzeyine erişmiş olmalarıdır. Bu gruptaki öğrencilerin yemek tercihleri kendilerine özgü olma eğilimi gösterir ve okulda çıkan yemekleri yeme zorunluluğu hissetmezler. Genellikle, harçlık miktarlarıyla paralel olarak kendi yeme tercihlerini kendileri belirlerler. Okul öncesi ve ilköğretimin ilk yıllarında ise tüketici aslında aileler, öğretmenler ve okul yönetimidir. Çünkü çocuklar, onların verdikleri kararlar çerçevesinde beslenirler. Bu grup öğrenciler, öğle yemeği hizmeti verilen okullarda üç ya da dört kapla sınırlandırılmış yemekleri ve/veya beslenme çantalarında getirdikleri yiyecekler ile beslenme ihtiyaçlarını karşılarlar.

Çocuk ve adolesanlarda şişmanlığın nedeni; ayaküstü beslenme, tatlandırılmış içeceklerin tüketimi (meşrubatlar gibi), okullarda enerji yoğunluğu fazla olan atıştırmalık besinlerin ve ayaküstü beslenmenin varlığı ve televizyon ile yazılı basında yiyeceklerle ilişkili reklamların artışıdır. Obezite sadece gelişmiş ülkelerin sorunu değildir. Günümüzde, birçok gelişmekde olan ülkede de obezite hızla artmaktadır. Şişmanlık bir hastalık olarak kabul edilmesinin yanında, beslenmeye bağlı kronik hastalıklar için en önemli risk etmenidir. Obezite ile kalp damar hastalıkları, fel., hipertansiyon, kanser (meme, prostat, kolon, endometrium), Tip II diyabet, osteoartrit, safra kesesi hastalıkları, gastroözafagial reflü, uyku apnesi, solunum yetmezliği görülme sıklığı artmaktadır. Günümüzde birçok kronik hastalığın beslenme ve yaşam biçimi etmenleri ile bağlantılı olduğu bilinmektedir. Beslenme etmenleri ile yaşam biçiminin; kanserlerin %30-40’ında; kardiovasküler hastalıklardan ölümlerin en az üçte birinde; şişman ve kilolu olmanın diyabet hastalığının oluşumunda, kardiovasküler hastalıkların ve bazı kanser türlerinde artan riskte; ölümlerde; osteoporoz ve yaşlılarda osteoporoz sonucu görülen kalça kırıkları gibi sonuçların oluşumunda etkileri bilinmektedir.

Obezite ve okul


Ülkemizde birçok okulda öğrencilerin yiyecek ve içecek ihtiyaçları okullarda bulunan kantinler, okul çevresindeki yiyecek ve içecek işletmeleri ve ilköğretimin ilk yıllarında evden getirilen beslenme çantaları ile sağlanmaktadır.

Obezite ile Mücadele için Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Bakanlar Toplantısı 15-17 Kasım 2006 tarihinde İstanbul’da yapılmıştır. Toplantının amacı; obezite sorununu halk sağlığı ve politik ajandada üst düzeye yerleştirmek, farkındalık ve yüksek düzeyde politik kararları eyleme dönüştürmek, uluslararası ve sektörlerarası işbirliğini geliştirmektir. Bu doğrultuda “Obezite ile Mücadele Avrupa Şartı” imzalanmıştır. Burada en riskli grubun okul çağı çocukları olduğu tüm ülkeler tarafından kabul edilmiştir. Geçen 40 yıldan bu yana şişmanlık problemi özellikle okul çağı çocuklarında yaklaşık 10 kat artmıştır. Ev dışında yemek yeme alışkanlıklarının artması, hızlı hazır (fast-food) besin tüketimi eğilimi ve okul çağı çocukların ve ergenlerin günlük beslenme gereksinmelerinin hemen hemen %60-80’nini okul kantinlerinden karşılaması şişmanlık oluşum riskini tetikleyen faktörlerdir. Kantinlerde; bisküvi çeşitleri, tost, sandviçler, hamburger, simit ve açma gibi tek yönlü yiyeceklerin bulunması, enerji yoğunluğu yüksek, vitamin ve mineral gibi besin öğeleri içeriği düşük beslenme alışkanlıklarını tetiklemektedir. Kutu içerisinde satılan meyve suları ve kolalı içeceklerin yaklaşık enerji miktarı 200 kalori civarındadır. Günde yaklaşık 500 cc civarında şekerli içecek tüketildiğinde, herşey sabit kalmak koşuluyla ayda ortalama 1 kg civarında ağırlık artışı meydana gelir. Ayrıca, 1 paket bisküvi yenildiğinde alınan enerji yaklaşık 400 kaloridir ve hergün 1 paket bisküvi yiyen bir çocuğun ayda 1 veya 1.5 kg ağırlık kazanması hiçde zor değildir. Posa, C vitamini, A vitamini ve kalsiyumdan fakir, hamburger menü (hamburger-kola-patates) işletme tipine bağlı olarak yaklaşık olarak 600-800 kalori enerji içermektedir.Sonuç olarak; kantinlerden satışa sunulan yiyeceklerin enerji içeriği yüksek, ancak doyuruculuğu ile vitamin ve mineral miktarları düşüktür. Bu nedenle şişmanlığın oluşumunda okul kantinlerinin payı oldukça fazladır.
Beslenme çantalarına bakıldığında; yeterli ve dengeli beslenme konusunda bilgisi olmayan ailelerin hazırladıkları beslenme çantalarının kantinler kadar suçlu olduğu ortadadır. Birçok aile, okula giden çocuğunun beslenme çantasına; hazır meyve suları, meşrubatlar, evde hazırlanmış toz içecekler, birküviler, krakerler, hatta ekmek arası patates koymaktadır. Oysa; içecek olarak süt veya ayran, yiyecek olarak evde hazırlanmış meyveli kekler, kuru üzüm veya kayısı yanına bir avuç kadar fındık veya ceviz, marul yapraklarının eşlik ettiği peynirli, haşlanmış yumurtalı sandviçler, salatalık, domates ve soyulup streç filme sarılmış havuç gibi sebzeler, mevsimine uygun meyveler ile hazırlanmalıdır.
Öğretmenlerin öğrencilere ve ailelere aşılayacakları en önemli konulardan biri kahvaltı alışkanlığıdır. Öğün atlamak ne sağlıklı olmak ne de ağırlık kaybetmek için iyi bir tercih değildir. Özellikle kahvaltı, uzun bir açlık süresinin sonunda vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve besin öğelerinin yerine konması açısından değerli bir öğündür. Birçok kişi kahvaltı etmediğinde ağırlık kaybedeceğini düşünür. Tam tersine kahvaltı yapılmaması, öğle yemeğinde daha fazla yeme duygusunu tetikleyerek şişmanlığa neden olmaktaıdr. Yapılan çalışmalarda okula kahvaltı yapmadan ve geç gelen öğrencilerin, kahvaltı yapan ve erken gelen öğrencilere göre daha başarısız olduklarını kanıtlamıştır. Kahvaltı sırasında alınan enerji ve besin öğeleri, çocukları öğrenme becerisine hazırlar. Diyetisyenler, sabah oluşan açlığın öğrenme üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek konsantrasyonun, problem çözmenin, okuma, yazma ve aritmetik gibi temel öğrenme becerilerinde azalmanın veya güçleşmenin olduğunu belirtmektedir. Kahvaltı yapmayan çocuklarda karın ağrısı veya şiddetli açlık ağrıları çocukların söylediği en önemli şikayetlerdendir. Vakitsizlik kahvaltı edememenin en belirgin gerekçesidir. Bu gerekçeyi hayatınızdan çıkarmak için; süt ile hazırlanmış kahvaltılık tahıl gevrekleri, peynir ve domates ile hazırlanmış pratik sandviçler en sağlıklı ve pratik tercihlerdir.
Okulların obezite ile savaştaki beslenmeden sonraki en önemli hedefi fiziksel aktiviteyi arttırmak olmalıdır. Beden eğitimi saatlerinin etkin olarak egzersize ayrılması, oyunlar ve yarışlar ile egzersizin sevdirilmesi ve fiziksel olarak aktif olmanın bir yaşam biçimi olması gerektiğinin aşılanması oldukça önemlidir.

Obezite, beslenme ve fiziksel aktivite okul performansı ile bağlantılı mı?

Aşırı ağırlığa sahip çocuklar ve adolesanların, sağlıklı ağırlığa sahip kilodaki yaşıtlarına göre okul başarılarının bozulma ihtimali dört kat daha fazladır. Yapılan araştırmalar; aşırı ağırlığa sahiğ olmanın, düşük akademik performans ile ilişkili olduğuna işaret ediyor. Fakat bu düşük performansa sebep oluyor anlamına gelmez. Düşük akademik başarının birçok sebebi vardır. Bunlar; düşük sosyo-ekonomik düzey, düşük aile eğitim, kötü beslenme ve depresyondur.
Sağlık sorunlarından dolayı, okulda bulunmama durumu aşırı ağırlığa sahip çocukların okul performansını bozmaktadır. Okul çağındaki aşırı ağırlığa sahip çocuklarda; astım, eklem rahatsızlıkları, Tip 2 diyabet, depresyon, anksiyete ve uykusuzluk sorunları görülmektedir. Çocuk çağı obezitesinin okul performansını bazı çocuklarda etkilediğine dair çalışmalar az olmasına karşın, beslenme net olarak akademik performansı etkiliyor. Yeterli ve dengeli olmayan beslenme alışkanlıkları ile düşük akademik başarı birbiriyle ilişkilidir. Demir eksikliği hastalıklara karşı dirençsizlik, halsizlik ve konsantre bozukluğu ile bağlantılıdır. Bir çok çalışmada, çocuklardaki kahvaltı alışkanlığının hafızayı, test sonuçlarını ve okula devamlılığı geliştirdiği bildirilmiştir.
Son zamanlarda araştırmalar fiziksel aktivite ve okuldaki öğrenci performansı arasındaki ilişkiyi açıklamaya başladılar. Sonuçlara göre; fiziksel aktivite programları okul çağındaki çocukların sosyal becerilerine, zihinsel gelişimlerine ve riskli davranışların azaltılmasına yardımcı oluyor. Yeterli ve dengeli beslenmeyi geliştirme ve fiziksel aktiviteyi arttırma obezitenin azalmasında ve çocuklarda akademik performansın gelişmesinde en önemli ikilidir.

Okul fiziksel aktivite çevresi

Okullar, öğrencilerin fiziksel aktivitelerini ilerletmek ve enerji harcamalarını arttırmak ve bu şekilde çocukluk çağı obezitesinin azaltılmasına yardım etmek için tek yerdir. Ayrıntılı okul fiziksel aktivite programları fiziksel eğitimden oluşmalıdır. Fiziksel aktivite teneffüs zamanlarında ve ders programı kapsamında yer alan beden eğitimi saatinde yapılabilmektedir. Beden eğitimi; becerilere, sağlığa yada eğitimsel amaçlara ulaşmak için fiziksel aktivitede kullanılan resmi ve okul esaslı eğitim programıdır ki; okul esaslı fiziksel aktivite programının merkezidir. Çok önemli olmasına rağmen, okul müfredatında her zaman değerinin altındadır. Obezitenin önlenmesinde en önemli hedef olması gereken okul beden eğitimi derslerinde çocuklarda, okul içinde ve dışında fiziksel olarak aktif yaşam bilgilerinin, becerilerinin ve güvenlerinin gelişmesi amaçlanmalıdır.

Ailelere düşen görevler

Aileler, çocukların yemek ve fiziksel aktivitedeki davranış ve tutumların birinci sosyal çevredir. Aile; doğru ya da yanlış beslenme alışkanlıklarını ve aktif yada sedenter yaşamı ortaya koyan ilk çevredir. Evde hangi yemeklerin pişeceğine, dışarıda yenilecek yemeklerde hangi restoranın tercih edileceğine aileler karar verirler. Bu yüzden obezitenin engellenmesinde en yüksek başarı onların elindedir. En önemli başarı ise; okul yönetimleri ve ailelerin işbirliği ile yürütülen programlardır. Birlikte yürütülen organizasyonlarda okullar ile birlikte düşük gelirli ailelere yardım edilebilmektedir. Çocukların ve ergenlerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarında ve hareketsiz yaşamdan uzak durmalarında aileler anahtar rol oynamaktadır. Ailenin beslenme bilgisi, evde yenen yemeklerde pişirilen yiyecekler çocuğun beslenme alışkanlıklarının oluşmasında örnek teşkil etmektedir. Bunun yanında ailenin hareketsiz bir yaşama sahip olup olmaması örneğin televizyon izlemeye ayırdığı süre çocuklarının yaşam biçiminin temelini oluşturmaktadır. Bütün bunlar çocuklarının ileride normal kilolu veya şişman olmalarına katkıda bulunmaktadır. Çocukluk döneminde salgın olarak görülmeye başlayan şişmanlığı önlemek için aileleri rolü yadsınamaz. Ailelerin obeziteyi önlemeleri için yapılması gereken müdahaleler üç basamağa ayrılabilir. İlk olarak, bütün aile bireyleri örnek davranışlar sergilemelidir. İkinci olarak, sağlıklı beslenen ve düzenli fiziksel aktivite yapan kişilerin kazanımları çocuğa açıkça gösterilmelidir. Son olarak çocukta en fazla düzeyde davranış değişikliği yapmak için ailelere pozitif pekiştirme gibi bazı taktikler öğretilmelidir. Ebeveynler; okullarda sunulan menüleri daha yakından tanımalıdır. Eğer sunulan menülerde yer alan yemekler arasında çocuğun tercih yapması gerekecekçe, çocukla birlikte en dengeli örüntü oluşturulmalıdır. Belli aralıklarda yemek sırasında çocuklarla birlikte olunmalı ve ortam yakından tanınmaya çalışılmalıdır. Göze çarpan aksaklıklar, okul yönetimine iletilmeli ve düzeltilmesi için önderlik edilmelidir.

Okullar için tavsiyeler

Amerika’da devlet okullarının %99’u ve özel okulların %83’ü ulusal okul öğle yemeği programına katılmaktadır. Öğle yemeği programında çocukların yaklaşık %60’ı okulda öğle yemeği ve yaklaşık %37’si okulda sabah kahvaltısını yapıyor. Okullardaki yemekler Tarım Bakanlığı tarafından denetlenmekte ve öğle yemekleri günlük alınması gereken enerji ve besin öğeleri miktarının 1/3’ünü, kahvaltı ise 1/4’ünü karşılamak zorundadır. Bu uygulama birçok açıdan önemlidir. Okulda kontrol altında tutulan menülerle, çocukların beslenmesinin sağlanması ile, okul çağındaki çocukların beslenme alışkanlıkları gelişmektedir. Okulda sabah kahvaltısı ve öğle yemeği yiyen çocuklar günlük vitamin ve mineral ihtiyaçlarını, yapmayanlara oranla daha iyi karşılamaktadırlar. En önemli noktalardan biri se sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerin çocuklarının okulda yemek yiyerek, beslenme eksiklerini kapamalarıdır.
Okul öğrencileri fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak sağlıklı olmadıklarında, okulların çocuklara temel eğitimi vermeleri başarılı olamaz. Başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere, Bakanlıklar düzeyinde okul sağlık programı kapsamında fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme konusunda 10 anahtar strateji oluşturmalıdır. Bunlar:
  • Fiziksel aktivite ve sağlık beslenme konusunda okul sağlık programı oluşturmak,
  • Aktif okul sağlığı amacını sürdürmek
  • Okulun beslenme ve fiziksel aktivite politikalarını güçlendirmek,
  • Tüm okullarda ortak yürütülecek öğle yemeği programları geliştirmek,
  • Okul kantinleri ve okul çevresinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını destekleyen yiyecekler bulundurmak,
  • Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite konularında öğretmenleri eğitmek,
  • Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite konularında öğrencileri eğitmek,
  • Öğrencilere fiziksel aktivite yapmaları için uygun alanlar oluşturmak,
  • Okullarda takım sporlarına gereken önemi vermek,
  • Beden eğitimi derslerinin aktifi yürütülmesini sağlamaktır.
Geçtiğimiz 40 yıldan bu yana şişmanlık görülme oranı dramatik olarak gittikçe yükselmektedir. Günümüzde, çocuk ve ergenlerin uzun dönemli sağlıklarından endişe duyulmaktadır. Çocukluk çağı şişmanlığının engellenmesinde okullar kritik bir noktadadır ve başta Devlet olmak üzere, okul yönetimleri ve öğretmenlere hatırı sayılır görevler düşmektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Şişmanlığın Önlenmesinde Okulların Rolü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ'ın Makaleleri
► Şişmanlığın Abc'si Dyt.Turgay KÖSE
► Şişmanlığın Nedenleri Dyt.Gülşen LÜKEL
► Şişmanlığın Ölçüsü Dyt.Seçil KENAR
► Kilo Kontrolünde Diyetisyenin Rolü Dyt.Refiye Yağmur ELMASTAŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,759 uzman makalesi arasında 'Şişmanlığın Önlenmesinde Okulların Rolü' başlığıyla benzeşen toplam 74 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Besinlerden Gelen Sağlık Ağustos 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:34
Top