2007'den Bugüne 87,045 Tavsiye, 26,998 Uzman ve 19,257 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yeterince İyi Anne miyim?
MAKALE #14605 © Yazan Uzm.Psk.Gülsen SÜSLÜ | Yayın Nisan 2015 | 4,324 Okuyucu
Anne ve bebek ilişkisi henüz bebek dünyaya gelmeden önce başlar. Anne hamileliğin son aylarında ve doğduğunda da bir süre devam edecek olan bir döneme girer, dış dünyaya yatırımını/ilgisini belli ölçüde çeker ve bu dönemi bebeğin hayalini kurarak bebeği için hazırlık yaparak geçirir. İngiliz pediyatrist vepsikanalist D.W. Winnicott bu döneme “birincil annelik meşguliyeti” (primary motherhood occupation) olarak adlandırır.

Anne karnının güvenli bölgesinden çıkıp dış dünyaya uyumlanmaya çalışan bebek gibi anne de bebeğine uyumlanmaya çalışır. Doğal şartlarda birincil annelik meşguliyeti denilen annenin dış dünyadan yatırımını çektiği ve sadece bebeğine kanalize olduğu dönem ilk bir iki hafta sonra sona erer ve yerini annenin birey olma çatısı altında hem eş hem anne olmaya bırakır. Bebeği yalnız da bırakabilmek, belli bir zamandan sonra ayrışabilmek, kendi ihtiyaçlarının da farkına varabilmek, bebeğin duygusal ve sosyal gelişimi için de en sağlıklı olan durumdur.

Bazı anne çocuk ilişkilerinde kadının anne olmakla birlikte yaşamındaki bir çok rol rafa kaldırılmış gibidir. Hayatları anne olmadan önce ve anne olmadan sonra olarak ikiye bölünür. Elbette anne olduktan sonra bir çok anlamda kadının hayatı değişir bu da çok doğaldır ancak bazı anne bebek ilişkisinde bu bir tür yapışma gibi yaşanır. Anne olmakla birlikte kendi annesinin çocuğu, eşinin sevgilisi, birilerinin arkadaşı gibi roller bir süre unutulur ve çocuk sanki annenin hayatının merkezine oturur. Oysa sağlıklı anne çocuk ilişkisi annenin de kendisine ait sağlıklı bir hayatı ve ilişkileri olduğunda oluşabilir. Anne hayatını tamamen çocukla doldurduğunda, çocuğun yalnız kalmasına izin vermediğinde ya da kendi yalnızlığını çocukla kompanse etmeye çalıştığında anneden ayrışmakta zorlanan ve yeterince bireyselleşemeyen çocuklar yetiştirmiş olur.

Donald Winnicott“ Yeterince İyi Anne” (Good-enough mothering) tanımıyla çocukların anneleriyle ilişkilerinde asıl gereksinimlerine işaret eder: tutulmak;(güvende hissettiren kucaklanma duygusu) ve çocuğun içinde serbestçe hareket edebileceği sınırları bellibir alan (holding environment).

Burada, “yeterince iyi” ile vurgulamak istenilen şey şudur; çocuğun sağlıklı gelişimi için sevildiği kadar sınırlanması yani kararında bir mahrumiyet yaşaması gerekir. Güvenle kucaklayan ve sınırlayan bir anne yeterince iyi anne olarak görülebilir Bu bağlamda annenin çocuğun arzularını değil ihtiyaçlarını karşılaması yeterlidir. Çocuğu tutarlı derece ve zamanlarda yoksun bırakmak çocuğun ertelemeyi öğrenmesinin ve dürtülerini kontrol edebilmesini sağlayacaktır. Bunun yanında uygun düzeyde yalnız bırakmak çocuğun yalnız kalma kapasitesini arttıracaktır.

Yeterince iyi anne, bebeğin gelişimine paralel olarak bebeğin kendi zihinsel etkinliğiyle annenin ihmallerini giderme gücünü edindiği ölçüde, başlangıçtaki bu sıkı bağımlılığı bir yana bırakabilme başarısını göstermek zorundadır.Ancak günümüzde annelere baktığımızda sınırsız fedakarlık ve kendini adamışlıkla daha çok “mükemmel anne” olmaya çalışan kadınlar görüyoruz.

Böyle durumlarda kendi mutsuzluğunu ya da kendi yaşamını onarmanın yolu çocuktan geçecek gibi algılayan ve öyle yaşayan anne, çocuğu için her şeyin yolunda gittiği pürüzsüz, sahte bir dünya yaratmaya çalışır. Hatta çok moda tabiriyle “fanus” içinde büyütmeye çalışır. Çocuğun sosyal hayata uyumlanması yerine sosyal hayatın çocuğa uyumlanması için elinden geleni yapar. Parkta onu oyuna almaları için diğer çocuklarla kendisi konuşur, okulda ödevlerini yapmadığı için öğretmeni kızmasın diye okul yönetimiyle konuşur, gösteride en önemli görevi alması için öğretmeniyle konuşur, her istediğini anında hemen yapmak için uğraşır, sınıf başkanı olamadığı için evde üzülen çocuğu “ben öğretmeninle konuşur hallederim” diye avutur. Böylece çocuğunun büyüme yolundaki en büyük adımlarına engel olur. Engellenmek, kendi davranışının sorumluluğunu almak, sabretmek gibi becerilerden mahrum kalır çocuk çünkü bunlara ihtiyacı yoktur annesi onun için her şeyi halledebilir.

Oysa annenin görevi hayatı ona göre şekillendirmesi, insanları ve olayları onun için organize etmesi yerine ona baş etme becerilerinin gelişiminde yardımcı olabilmesi çocuğu gerçek hayata hazırlamaktır.

Evet öğretmeniyle konuşup onu başkan seçtirebilirsiniz, arkadaşında görüp çok istediği bir oyuncağı hemen alarak hiçbir şeyden mahrum kalmamasını da sağlayabilirsiniz ancak dış dünyayı düzenlerken çocuğun içsel dünyasındaki eksiklikleri gözden kaçırmış olursunuz. Her istediğinin istediği şekilde olmasını bekleyen, engellenme, reddedilme, hayal kırıklığı gibi olumsuzluğu hiç tolere edemeyen çocuk, yalnız başına kaldığında gerçek dünya ile karşılaştığında büyük bir hüsrana uğrar. Ve evet annenin de elinin kolunun yetişemediği, çocuğunun yüzünü güldüremediği, onun için hayatı değiştiremediği dönem başlar. Çocukların özellikle ergenlik döneminde yaşayabileceği olası olumsuz arkadaşlık ilişkileri, reddedilme, kaybetme gibi durumlarla karşılaştığında daha sağlam durabilmesi, baş edebilmesi ve yaşayabileceği büyük hüsranlar karşısında ayakta kalabilmesi için daha erken dönemlerde bu tür olumsuz durumlarla karşı karşıya gelmesini engellenmemeli, hatta anne babalar kontrollü şekilde kendisini bu durumlarla yalnız bırakmayı da becerebilmelidir. Böylece gerçek hayatta karşılaşacağı ve yalnız mücadele etmesi gereken olaylar karşısında daha tecrübeli ve olumsuzlukla baş etmesini bilen çocuklar yetiştirmiş olur.

Unutmamalıyız ki çocuk annenin yetersizliğinde ruhsal anlamda büyümeye ve olgunlaşmaya başlar. Her şeye gücü yeten tümgüçlü bir anne olmak yerine, gerekli yer ve zamanlarda çocuğu mahrum bırakmak, onu tıpkı uçmaya çalışan bir kuş yavrusuna annesinin yaptığı gibi usulca ve kontrollü şekilde sosyal hayata itmek gerekli ve sağlıklıdır.

Çocuğun sürekli mutlu olmasını isteyen anne kadar çocuğun ruhsal dünyasını işgal eden bir anne yoktur. Amacımız sonsuz mutlulukla yaşayan çocuklar yetiştirmek değil ne istediğini bilen, hayal kırıklığı ve engellenmeler karşısında güçlü kalabilen/baş edebilen bireyler yetiştirmek olmalı. Özellikle annelerin “aman çocuğum mutsuz olmasın, endişelenmesin, üzülmesin, kızmasın” çabası boşuna olduğu gibi çocuğun iç dünyasına da yabancılaşmasını beraberinde getirir. Sağlıklı ruhsal yapıya sahip bir bireyin bütün duyguları yaşayabilmesi ve bunu tanıyıp, kabul etmesi de önemlidir, oysa anneler çocuğu bu duygulardan kaçırmak yerine, bu duygulara eşlik edebilseler onu günübirlik bir mutsuzluktan ya da öfkeden korumak yerine daha değerli bir miras bırakmış olurlar. Mesela oyuncağı kırıldığı için üzülüp ağlayan bir çocuğa hemen yeni bir oyuncak alıp üzülmesini engellemek, mutsuzluğunu telafi etmek yerine sadece “oyuncağın kırıldığı için üzüldüğünün farkındayım, ben de üzüldüm bunun için” demesi yeterli olabilir.

Anne çocuk kutsal ittifakında anne çocuğu narsistik bir uzantısı gibi görür, belli bir döneme kadar yolunda ilerlerken annenin en büyük kabusu büyümeye ve bireyselleşmeye çalışan çocuk olur. Anne bir anlamda yapıştığı, kendi arzularını doyurduğu çocuğu kaybeder. Bazı durumlarda anne bu yalnızlıkla baş edemeyeceği için çocuğun bireyselleşmesine izin vermiyor olabilir
Bu nedenle çocuk yetiştirirken annenin kendisinden vazgeçmesi, deyim yerindeyse saçını süpürge etmesi değil gerektiği zamanda ayrılabilen, bireyselleşebilen bir ilişki kurmak gerekir.

Çocuğun bağımsızlaşma ve bireyselleşme adımları çocukla ortakyaşamasal bir dünya oluşturmuş bir anne için tam olarak kayıp ve depresyondur. Anne olmak kadına kendi annesiyle yaşadığı anne çocuk ilişkisine ait yaşantıları da tekrar canlandırır.

Bir çok annenin bu konuda yaşadığı en büyük talihsizlik araya girmeyi tercih etmeyen ya da giremeyen babalardır. Lacan’a (2000) göre babayı tanımladığımızda; baba çocuğu anneden belli bir mesafe uzaklıkta tutar. Çocuğun hamilelik ve doğumla içine doğduğu ikiliden, üçlü bir ilişkiye geçmesine olanak sağlar. Burada baba bir ayırıcı görevi görür ve çocuğun annenin uzantısı olmasını engeller. Çocuk anneden vazgeçebildiğinde, dünyayı görebilir ve baba da dünyada var olabilme becerilerini çocuğuna sağlar.

Çocuğun özerkliğinin gelişmesi, anne çocuk dünyasının babayı da içine alacak şekilde genişlemesiyle mümkündür. Babanın anne çocuk ilişkisinde var olabilmesi annenin babayı araya alma arzusu, babanın babalık işlevini sahiplenmesi ve anne baba arasındaki duygusal ilişkinin niteliğine de bağlıdır.

Sonuç olarak günümüzde anneler “mükemmel anne” olabilme yanılgısıyla, her şeyi doğru ve eksiksiz yapmak, çocuğunu her türlü olumsuzluktan korumak adına çocuğun ruhsal dünyasından uzaklaşmakta anneliği bir “görev” bilinciyle yerine getirmektedir. Sürecin sonucunda ise mükemmel anne olmanın kendisi bir yanılgı olduğundan kendilerini yıpratmakta, ayrışamayan ve bireyselleşemeyen anne çocuk ikilisi oluşmaktadır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yeterince İyi Anne miyim?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Gülsen SÜSLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Gülsen SÜSLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Gülsen SÜSLÜ Fotoğraf
Uzm.Psk.Gülsen SÜSLÜ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi79 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Gülsen SÜSLÜ'nün Yazıları
► Duygusal Açıdan Yeterince İyi Annelik ÇOK OKUNUYOR Psk.Esra DEMİRBOZAN
► Çikolatakolik miyim? Psk.Nilüfer YALINÇETİN
► Ben Deli Miyim!! Psk.Nur GEZEK
► Zekam Kaç, Zeki miyim? Psk.Dnş.Tuğçe ALTUNBAŞ
► Vajinismus Olabilir miyim? Psk.Füsun BUDAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,257 uzman makalesi arasında 'Yeterince İyi Anne miyim?' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kadınsılık Şubat 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:13
Top