2007'den Bugüne 83,104 Tavsiye, 26,201 Uzman ve 18,431 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Yüksek Seviyede Çatışma Yaşayan Ebeveynlerin Boşanması Çocukların Psikolojik Sağlığı Açısından Olumlu mu?
MAKALE #21003 © Yazan Uzm.Psk.Esin AYTÜLÜN | Yayın Ocak 2020 | 192 Okuyucu
YÜKSEK LİSANS BİTİRME PROJESİ


ÖZET
Aile yapısı, ebeveynler arası çatışma gibi bazı sebeplerden dolayı değişebilir ve bu durum da boşanmaya yol açabilir. Bu durumda tek zarar gören aile üyeleri ebeveynler değildir. Boşanma, çocukların hayatının birçok alanında olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Yine de, ciddi çatışma yaşayan ebeveynlerin, çocuklarının iyiliğini düşünerek birlikte yaşamaya devam etmelerinin, çocukların hayatı üzerinde daha olumsuz etkileri olabilir. Bu çalışmanın amacı, yüksek seviyede veya düşük seviyede çatışma yaşayan ebeveynlerin boşanmasının, çocukların iyi olma durumlarını nasıl etkilediğini değerlendirmektir. Aynı zamanda, boşanmanın çocuklar üzerindeki olumlu etkilerine dair bulguları gösterip boşanmayı eleştirel açıdan değerlendirmeye sunmaktır. Yüksek çatışmalı ve düşük çatışmalı ebeveynlerin boşanmasının ya da birlikte yaşamaya devam etmesinin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ve önemini konu alan önemli miktarda literatür yayımlanmıştır. Bu çalışmalar çoğunlukla, yüksek çatışmalı ebeveynlerin birlikte yaşamaya devam etmelerinin çocukları üzerindeki olumsuz etkilerine ve bu ebeveynlerin boşanmasının çocukları üzerindeki olumlu etkilerine odaklanmıştır.



Anahtar Kelimeler: evlilik çatışması, boşanma, çocuk.

ABSTRACT

Family structure may change due to some reasons such as conflict between parents and this can lead to divorce. Parents are not the only family members who suffer in this situation. Nevertheless, parents who are experiencing serious conflict and continue to living together, thinking of their children's welfare, could have negative impacts on children's lives. The purpose of this literature review is to assess how the divorce of parents living in high-level or low-level conflict affects the well being of children. At the same time, it provides a critical overview about divorce by showing the evidence of its positive effects. A significant amount of literature has been published about impact and importance of high and low conflicted parental divorce or continuing to live together on mental health of children. These studies often focused on the negative effects of parents who are in high conflict continuing to live together on children and positive effects of divorce on children of these parents.
Key Words: marital conflict, divorce, child.

BÖLÜM 1 GİRİŞ
İşlevleri ve yapısı bakımından değişmeye başlayan aile sistemi, sanayi devriminden sonra toplumdaki hızlı değişmenin en çok etkilediği sistemlerden biridir. Bu değişen süreçlere bakıldığında, boşanma oranlarının hızla yükselmesi, aile kurumunu tehdit eden en önemli sorunlardandır (Aydın, & Baran, 2010). Refah düzeyi yüksek olan toplumlarda, boşanmış bireyler ve çocuklarının maddi açıdan problem yaşama riskleri daha düşüktür; çünkü kişinin geliri yüksektir ve sağlam sosyal güvenlik sistemleri vardır. Asgari yaşam düzeyi olarak sanayileşmiş toplumlardan geri kalmış olan gelişme sürecinde olan ülkelerde ise, spesifik olarak kadınlar ve çocuklar ailenin dağılması sonucu hem manevi sorunlar hem de maddi sorunlar yaşamaktadır (Aydın, & Baran, 2010).



Çocuk sahibi olan eşlerde, evliliğin dağılması sonucu en fazla etkilenenler çocuklar olmaktadır (Türkarslan, 2007). Ebeveynler arasındaki çatışmalar, boşanma kararının verilmesinden önce ve boşanma aşamasında, çocuğun etkilendiği en önemli etkenlerden birisi olarak sayılmaktadır (Öngider, 2013). Yüksek seviyede evlilik çatışmasına maruz kalan çocukların, çeşitli problemler açısından risk altına girdiği görülmüştür (Morrison, & Coiro, 1999). Ebeveynlerin aralarında yaşanan çatışmalardan dolayı çocuktaki saldırganlığın artması, çocuğun anne ve babasını örnek alarak, sorunları çözme yolunun kavga etmek olduğunu öğrenmesine bağlanmaktadır. Dahası, benmerkezci yapıdaki küçük çocuklar bu çatışmadan kendilerini sorumlu tutmaktadır (Erbek, Beştepe, Akar, Eradamlar, & Alpkan, 2005).



Ebeveynler arasındaki çatışmanın seviyesi ne olursa olsun, ayrılık ve boşanmanın, çocuktaki davranış problemlerindeki artışlarla ilişkili olduğu gösterilmektedir. Bununla birlikte, boşanmanın gerçekleşmediği durumlarda da, yüksek seviyelerdeki evlilik çatışmasının, çocuktaki davranış problemlerindeki daha büyük artışlarla ilişkisi olduğu saptanmıştır (Morrison, & Coiro, 1999).



Bu noktadan hareketle, bu derleme çalışmasının amacı, ebeveynler arasında yaşanan çatışmanın ve ebeveynlerin boşanmasının, çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerini araştırma bulguları ışığında incelemek ve bu konuyla ilgili problemlere ışık tutarak, ebeveynlerin, öğretmenlerin ve uzmanların bu konuya yönelik farkındalıklarını artırmaktır. Bu makalede sırası ile boşanma kavramı, evlilik çatışması, çatışmanın seviyesi ve çocuğun psikolojik gelişimi arasındaki ilişki, çatışmalı boşanma ve çocuğun psikolojik gelişimi arasındaki ilişki, ilgili alt başlıklarla birlikte değerlendirilip bu konular hakkında genel bir gözden geçirme sunulacaktır.

BÖLÜM 2: BOŞANMA KAVRAMI

2.1. Boşanma
Toplumsal bir kurum olarak 4000 yıldır süregelen evlilik, tarihsel süreç içerisinde de yerini almış yeni bir kurumdur. Evlilik kurumu ile oluşan aile, toplumdaki temel kurumlardan biridir. Aile, “iki farklı insanın” oluşturduğu bir birliktir ve bu özelliğinden dolayı çatışma ve uyumsuzluk olasılığını içinde barındırmaktadır (Türkarslan, 2007). Bazı sebeplerden dolayı aile birliği devam ettirilemediğinde, boşanma bu birliğin bozulmasına yol açan önemli bir seçim ve toplumsal bir olgu şeklinde öne çıkmaktadır (Tatlılıoğlu, & Demirel, 2016).



Şu anki gelişmiş batılı ülkelerdeki evliliklerin yaklaşık olarak yarısı boşanma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Boşanmanın evrensel olarak sıkça görülmeye başlamasının ve boşanma oranlarındaki yükselişin çeşitli nedenleri altında toplumsal değişim unsuru vardır. Boşanma oranlarındaki yükselişi hızlandıran bir diğer faktör de, bu gelişmelerden sonra ortaya çıkan bir durum olan boşanmaya ve boşanmış birey olmaya yönelik tabuların yok olmasıdır. (Aydın, & Baran, 2010)


Booth, Crouter ve Clements (2001)’e göre, son zamanlardaki değişiklikler için daha kesin açıklamalara ihtiyaç vardır; özellikle en çok merak edilen, boşanma oranlarındaki artma konusu olmuştur. Açıklamalardan biri, son zamanlarda mutsuz evlilik yaşayan insanların eşlerini daha kolay terk etmeleri ve insanların boşanmaya daha hoşgörülü hale gelmeleridir. Sonuç olarak, evli insanların boşanmaya başvurmalarının birkaç yüzyıl öncesine göre daha olası olduğu söylenmektedir.



Boşanma, hukuk çerçevesinden bakıldığında evlilik sözleşmesinin bitmesi anlamına gelmektedir (Türkarslan, 2007). Ruhsal çerçeveden bakıldığında ise, aile bütünlüğünü bozan, ailenin dağılmasına neden olan ve tüm aile fertlerinin yanı sıra, çevresindeki kişileri de olumsuz yönde etkileyen karmaşık bir durumdur. Boşanma, hem eşlerin ilişkisinde yarattığı değişiklik açısından, hem de anne ve baba rolleri açısından önem taşımaktadır (Öngider, 2013). Ayrılık ve boşanma sırasındaki geçiş sürecinin, eşler, yakın aile üyeleri ve diğer kişisel bağlantılar üzerinde kapsamlı sonuçları vardır.



2.1.1. Boşanmanın Kadın ve Erkek Üzerindeki Etkisi


Birçok çalışma, hayat olaylarının bireylerin iyi oluşunu sadece kısa zaman süreçleri boyunca etkilediğini ve insanların hemen hemen tüm yaşam koşullarına çok iyi bir uyum sağlama becerisi olduğunu göstermiştir (Lucas, 2005). Yine de, eşler için bir evliliği bitirmek hem kişisel hayatı, hem de bir sosyal ağı içeren ilişkileri tekrar tanımlamayı gerektirir. Son zamanlarda, boşanmış ve kadın ve erkeklerde, algılanan sosyal ağ etkileşimi bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Boşanma sonrasında kadınların, algıladıkları akraba etkileşimlerinin sıklığında artış olduğunu bildirdiği, iki cinsiyetin de eski eşlerinin akrabalarıyla olan etkileşim sıklığında azalma bildirdiği, yine de kadınların erkeklere oranla eşlerinin akrabalarıyla daha çok etkileşimde kaldığı gösterilmiştir (Leslie, & Grady, 1985). Bir diğer yandan, boşanmayı takip eden iki yılda, erkeklerin, yaptıkları aktivitelerle sosyal katılım açısından kadınları geçmiş olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra, boşanmış kadınların, evli akranlarına kıyasla daha az arkadaşları olduğu, daha az toplum kuruluşuna üyelikleri bulunduğu ve daha az eğlenceli aktivitelere katıldıkları ortaya konmuştur. (Leslie, & Grady, 1985).



Bir diğer yandan, resmi istatistikler ve epidemiyolojik verilerden hareketle, boşanmış erkeklerde akıl hastalığı ve ölüm oranı, evli olan erkek akran ve yurttaşlarına göre daha fazla görülmektedir. Dahası, çocuklarından ayrı yaşayan babaların risk barındıran sağlık davranışlarında bulunmaları, çocuklarıyla yaşayan babalara göre daha olası bulunmuştur. Çocukların velayetini alamamış olan babalar ise, diğer grup ebeveynlere göre, sağlığı riske atıcı davranışları daha fazla sergilemektedir (Umberson, & Williams,1993). Tüm bu araştırma sonuçlarına rağmen, aynı duruma verilen tepkiler, olaydan olaya ve hatta kişiden kişiye değişkenlik gösterebilmektedir (Lucas,2005).



2.1.2. Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi


Karmaşık ve yeni bir duruma başlangıç niteliği taşıyan boşanma, ailenin tüm bireyleri, özellikle çocuklar için bu niteliği taşımakta ve aile bütünlüğünün yapısal, ruhsal ve duygusal bakımdan bozulmasına yol açmaktadır (Öngider, 2013).Boşanma, çocukları hem iyi hem de kötü yönde etkileyebilir. Eğer ebeveynler arasında devamlı ve derin bir çatışma söz konusuysa, bu şartlardan uzaklaşmak, çocuk için bu şartlarda devam etmekten daha iyi olacaktır (Amato, 2000). Boşanmanın çocuğu kısa vadede nasıl etkilediğinin analiz edildiği bir çalışmada, boşanmadan kısa süre sonra çocukta olumsuz bir sürece girme; fakat sonraki 6 ila 12 ay boyunca çoğu çocukta bu olumsuz etkilerde azalma ve boşanmaya uyum sağlama gözlemlenmiştir. Depresif duygu durum ve içe çekilme gibi olumsuzluklar, boşanmanın çocukta görülen kısa süreli etkilerindendir (Öngider, 2013).



Boşanmanın çocuklar üzerinde oldukça olumsuz etkileri de vardır (Amato, 2000). Ebeveynlerinin boşanması ya da tekrar evlenmesi sonucunda çoğu çocuk, aile içi ilişkilerindeki ve hayatlarındaki değişikliklerden kaynaklanan kafa karışıklığıyla baş ederken; diğer yandan da öfke, küskünlük, uyumsuzluk, talepkârlık, kaygı ve depresyon gibi duygusal ve davranışsal problemler yaşamaktadır. Yine de, çoğu çocukta bu tepkiler boşanmadan sonraki ikinci yıl azalmaya başlamaktadır (Hetherington, 2003). Bununla birlikte, bazı çocuklar şiddetli düzeyde uyum problemleri yaşamakta, diğerleri ise boşanmadan sonraki ilk zamanlarda uyum sağlıyor gibi görünüp, bir süre sonra problem yaşamaktadır. Birçok araştırmanın vardığı sonuca göre, ebeveynleri boşanmış çocuklar düşük okul notlarına, yanlış davranışlara, zarar görmüş akıl sağlığına, düşük özgüvene ve asosyal bir yaşam biçimine sahiptir (Amato, 2000).


Bir diğer yandan, çocukların yüksek seviyede evlilik çatışmasına maruz kalmalarının, onları birçok problem açısından risk altına soktuğu ortaya konmuştur. Dahası, yoğun ve yüksek çatışmalı aileden uzaklaşan çocukların, yüksek çatışma yaşayan aileleriyle birlikte kalan çocuklara nazaran, durumun üstesinden daha iyi gelebildikleri öne sürülmüştür (Morrison, & Coiro, 1999). Başarılı bir boşanma sürecinden sonra çocukların yaşam kalitesinin artması, bir ebeveynle ya da yeniden oluşan bir aile ile mümkün olabilmektedir (Erdim, & Ergün, 2016). Çocuğun uzun vadede iyi oluş sürecine etki edebilecek unsur ise, aile bireylerindeki tutarlılık ve ebeveynlerin çatışma içinde olmaması olmaktadır (Erdim, & Ergün, 2016). Aslında, karar alıcıların ve yasa düzenleyicilerin, çocuklar için neyin en iyi olduğuna karar verirken tartmaları gereken şey, ebeveynler arası uyumsuz bir ilişkinin içinde olmaya devam etmenin, boşanmanın sonuçlarından daha zararlı olup olmayacağı konusudur (Morrison, & Coiro, 1999).

BÖLÜM 3: EVLİLİK ÇATIŞMASI VE ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK GELİŞİMİ

3.1. Evlilik Çatışması ve Çocuğun Psikolojik Gelişimi


Evliliğin kalitesi ve durağanlığının, toplumun, eşlerin ve çocuklarının fiziksel ve duygusal iyilik halleri üzerinde önemli sonuçları vardır. Araştırmacılar, evlilik işleyişinin doğasını ve gidişatını araştırırken ağırlıklı olarak, eşlerin iletişim şekline ve davranışlarına, özellikle de eşlerin uyuşmayan amaçları ya da bağdaşmayan fikirlerinin olduğu durumlarda sergiledikleri davranışlara ve kişilerarası çatışmaya odaklanmıştır (Booth, Crouter, & Clements, 2001). Eşlerin uyuşmayan hedeflerinin olduğu sosyal etkileşimler evlilik çatışması olarak tanımlanmaktadır. Bu hedeflerin bilinçli olmasına ya da eşler tarafından açıkça belirtilmesine gerek yoktur ve bu hedefler oldukça belirli olabilir (örneğin, bir sporu öğrenmeye imkân verilmesi gerekse de bu konuda hemfikir olunmaması); ya da bunlar oldukça genel olabilir (örneğin, ilişkideki özgürlüğün miktarı hakkında hemfikir olmama) (Booth, Crouter, & Clements, 2001).


Çocuğun uyumunu etkileyen en önemli faktörlerden birinin ebeveynler arası evlilik çatışması olduğu söylenmektedir (Gregory, 2016). Çocuklar için, ebeveynler arası çatışmayı gözlemlemek önemli bir stres faktörüdür. Bunun yanı sıra, gözleme dayalı çalışmalara göre, çocuklar ebeveynlerinin gergin veya agresif etkileşimlerine maruz kaldıklarında genel olarak stres açığa çıkmaktadır. Dahası, ebeveynler arası çatışma, çocuğun uyumunu tahmin etmede, evliliğin sona ermesinden ya da evlilikten memnun olmayışın küresel ölçütlerinden daha iyi sonuç vermiştir. Ebeveynler arası çatışma, evlilik kalitesinin tüm seviyelerini kontrol ettikten sonra bile çocuğun işlevselliğiyle ilgili bulunmuştur (Grych, & Fincham, 2011).


Çocuklar, ebeveynlerinin birbirleri arasındaki çatışmayı sağlıksız bir şekilde çözümlemeye çalıştığını ve birbirlerine karşı öfkeli ve düşmanca tavırlarını gördükten sonra kendi ilişkilerinde de aynı yollara başvurmaktadır. Çatışmalarını çözümlemede başarısız oldukları gözlemlenen ebeveynlerin çocuklarının, kendi ilişkilerinde deneyimledikleri çatışmalarla baş etmek için, ebeveynlerinden daha uyumlu olan baş etme yöntemini görüp uygulama imkânı bulamamaları ise daha önemli bir noktadır. (Gregory, 2016).


Çocuğun psikolojik uyumuna etki eden, stresi arttıran faktörlerden biri olan ebeveynler arası evlilik çatışmasını gözlemlemenin, çocuğun baş etme kapasitesine diğer stresörlerle benzer şekilde etki edebileceği ya da diğer stres faktörlerinden ayrılarak çocuğun uyum becerisini kötü etkileyebileceği bildirilmektedir. Evlilik çatışmasının ebeveynler üzerindeki depresyon, anksiyete gibi olumsuz etkilerinden dolayı bu çatışmadan çocuğun dolaylı yoldan etkilenebileceği olasılığı ise çocuğun gözlemlemediği; fakat aslında var olan bir durumdur. Yetersiz ebeveyn desteği, yetersiz kontrol, fazla baskı ve tutarsız olma ise çocuğun dolaylı yoldan etkilenebileceği durumlar arasındadır (Gregory, 2016).



3.1.1. Çatışmanın Seviyesi ve Çocuğun Uyumu


Mclntosh (2003)’e göre, boşanma zararlı olmak zorunda değildir; çocuğun uyumu konusunda daha güçlü olan belirleyici, ebeveynler arası çatışmadır. Çatışma çözümü veya önlemi ise, çocukların boşanmayla baş etmesinde önemli bir etkendir (Mclntosh, 2003). Grych ve Fincham (1990)’ın ifadesine göre, bütün evlilikler bazı çatışma seviyeleriyle karakterize olur; ancak çatışmaların tümünün dışavurum biçiminin çocuklar açısından stresli olması ihtimali yoktur. Aslında çatışmanın bazı çeşitlerine maruz kalmak, yapıcı problem çözme ya da baş etme stratejilerine ön ayak olabilir. Evlilik çatışması sayısız şekilde ifade edilebileceği için çocuğun problemiyle alakalı olanın, hangi alanlardaki evlilik çatışması olduğunu saptamak önemlidir (Grych, & Fincham, 1990).


Slater, Elisa, Haber ve Joel (1984)’in yaptığı çalışmada, devam eden aile içi çatışmanın, gençlerin uyum ve kendilik algısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Sonuçlar, katılımcının aile ayrışması yaşayıp yaşamadığı dikkate alınmaksızın, yüksek çatışmanın düşük özgüven, yüksek anksiyete ve daha az kontrol hissi ürettiğini; düşük çatışmanın ise, katılımcı boşanmayı tecrübe etmiş bile olsa, uyumu farklı bir şekilde etkilemediğini göstermiştir (Slater et al., 1984). Yaşanan çatışma seviyesinin evlilik statüsüyle (boşanmış v.s boşanmamış) olan ilişkisini değerlendiren bir başka çalışmayla ise, bahsedilen çatışma seviyesinin, gençlerin bağımsızca gözlemlenen bilişsel ve sosyal yeterlilik düzeyleriyle önemli derecede ilişkili olduğu saptanmıştır. Bir diğer yandan, evlilik statüsünün, gençlerin kendi algıladıkları bilişsel ve sosyal yeterlilik seviyeleri bakımından önemli bir değişken olduğu tespit edilmiştir (Long, Forehand, Fauber, & Brody, 1987).



Hansan (1999), yaptığı çalışmada yüksek seviyede ebeveyn çatışmasına maruz kalan çocukların, ebeveynleri boşandığında ne daha iyi ne daha kötü bir duruma girmişken, düşük seviyede ebeveyn çatışmasına maruz kalanların, ebeveynleri boşandığında ciddi anlamda zarar görmüş olduğunu tespit etmiştir. Bu sonuçlara göre, boşanma sonuçlarının çocuklar için kötü veya tehlikesiz olduğu iki ayrı durumda da, bu durumları belirlemeye yardımcı olan faktör boşanma öncesi evlilik ilişkileridir (Hansan, 1999).



3.1.2. Çatışmanın Seviyesi ve Çocuğun İyi Olma Hali



Ebeveynler arasında yaşanan çatışmanın düşük mü yoksa yüksek mi olduğunun, boşanmanın çocuklar üzerinde yarattığı sonuçları etkilemesi, birkaç araştırmanın inceleme konusu olmuştur. Yüksek çatışmalı olan ve boşanmayla sonuçlanan evliliklerin, çocuğun iyi olma hali üzerinde pozitif bir etkisi olduğu, sonuçlar arasındadır. 12 yıl süren boylamsal çalışma, ebeveynlerin boşanmasının sonucunun, aslında boşanma öncesinde yaşanan ve evlilikle alakalı olan çatışmaya bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgulara göre, yüksek çatışmalı ailelerde, eğer ebeveynler birlikte kalmak yerine boşanırlarsa, çocuklar yüksek seviyelerde iyilik hali yaşamaktadır. Düşük çatışmalı ailelerde de, ebeveynler boşanmak yerine birlikte yaşamaya devam ederse, çocuklar yine yüksek seviyede iyilik hali yaşamaktadır (Amato, Loomis, & Booth, 1995). Bu çalışmaların sonucundan yapılan çıkarsamaya göre, boşanmayla sonuçlanmayan evliliklerde, ebeveynlerin evlilik çatışmasının seviyesiyle çocuğun iyilik hali arasında negatif bir ilişki bulunmuştur.


3.1.3. Çatışma ve Çocuktaki Davranış Problemleri


Evlilik çatışması, çocuklarda davranış problemlerini de içine alan birtakım negatif sonuçlara yol açabilmektedir. Bu yüzden, evlilik çatışması içinde olan ailelerin birlikte yaşamaya devam etmesi, çocuklardaki olumsuz sonuçları tetikleyebilmektedir. Bununla ilgili yapılan bir çalışmanın sonucunda, çocuğun problemleri ile geçimsiz, gergin ve düşmanca olan mutsuz evliliklerin arasındaki ilişkinin, kayıtsız ve ilgisiz olan mutsuz evliliklerin arasındaki ilişkiden daha yakın olduğu saptanmıştır (Grych, & Fincham, 1990). Evlilik çatışması ve çatışmanın çocuklardaki olumsuz sonuçları arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar, davranış bozukluğu, saldırganlık ve antisosyal davranış gibi dışsallaştırma problemlerini ve depresyon, anksiteye/geri çekilme gibi içselleştirme problemlerini kapsayarak, bahsedilen iki unsur arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, sosyal ve bilişsel yeterlilik ve not ortalamasının da evlilik çatışmasıyla ilişkili olduğu, birkaç araştırma tarafından varılan bir sonuçtur (Grych, & Fincham, 1990).



Boşanmanın çocuk üstündeki etkilerini araştıran yeni çalışmalar, boşanmayı deneyimlemiş olan çocuklarda görülen birçok psikolojik belirtinin boşanmadan önceki yıllarda yaşananlardan kaynaklandığı sonucuna varmıştır (Kelly, 2000). Evlilik çatışmasıyla çocukların davranış problemleri arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar, ebeveynler arasındaki çatışmaya daha sık maruz kalmanın, çocuklarda daha büyük sıkıntı ve daha büyük oranda davranış problemlerine yol açtığını; tersi durumun da, yani çatışmanın durmasının da, çocuklardaki problemli davranışların azalmasıyla ilişkili olduğunu göstermiştir (Grych, & Fincham, 1990).



Katz ve Gottman (1993), boylamsal bir çalışmayla, evlilik ilişkisinin çocukları nasıl etkilediğine dair sonuçları ortaya koymaktadır. Çocuklarda ortaya çıkan belirli türlerdeki sonuçlar, iki farklı ve orantılı olmayan evlilik ilişkisi modelleri ile ilişkili bulunmuştur (Katz, & Gottman, 1993). “Karşılıklı Düşmanca Modeli” çocuklarda evliliği sonlandırdıktan 3 yıl sonra gelişen dışsallaştırılmış davranış sorunlarını tahmin etmiştir. Bir diğer yandan, çocuğun içselleştirilmiş davranışlarını tahmin etmiş olan model “Koca Sinirli ve Geri Çekilmiş Model” olmuştur. Evlilikteki tatmin ve çocuğun mizacı ise ne çocukta ortaya çıkmış olan sonuçlarla, ne de çocuğun uyumunda eksiklikler yaratması açısından evlilik modelleriyle etkileşimli bulunmuştur. Sonuçlar, evlilik sorunlarını çözerken çiftlerin belli davranışlarının çocuklardaki içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemlerini farklı biçimlerde etkileyebildiğini öne sürmektedir (Katz, & Gottman, 1993).


Bir diğer çalışmada ise evlilik çatışması, ebeveynlik ve çocuktaki davranış problemleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Evlilik çatışması ile çocukta gözlemlenen değişkenlik ve annenin bildirdiği davranış problemleri arasında pozitif korelasyon saptanmıştır (Ernest, Pfiffner, & O’Leary, 1988). Bunun yanı sıra, evlilik çatışması ile annenin erkek çocuğunun yaramazlıklarına yönelttiği onaylamayıcı beyanlarının sıklığı arasında pozitif korelasyon, kız çocuğunun yaramazlıklarına yönelttiği onaylamayıcı beyanlarının oranıyla arasında ise negatif korelasyon bulunmuştur. Şu anki sonuçlar, evlilik çatışmasının çocuktaki davranış problemleri ile bağlantılı olduğuna işaret etmektedir. Sonuçlar aynı zamanda, evlilik çatışması ve çocuktaki davranış problemleri arasındaki ilişkide bir ara bulucu olarak ebeveynlik egzersizlerini ve çocuğun karakterini incelemenin önemini belirtmektedir (Ernest, Pfiffner, & O’Leary, 1988).


3.1.4. Çatışma ve Çocuğun Duygusal ve Fiziksel Sağlığı


Risk altında olan ailelerin karakteristik özellikleri, destek vermeyen, ihmalkâr ve soğuk olan ilişkilerle birlikte, çatışma ve saldırganlıktır. Bu aile özellikleri, küçük çocukta yatkınlıklar oluşturur ya da çocuğun psikososyal işlevselliğinde (özellikle duygu işleme ve sosyal yetkinlik), sempatik-adrenomedullin ve hipotalamus-hipofiz-adrenal işleyişi ve özellikle madde bağımlılığı gibi kötü sağlık davranışları dâhil strese duyarlı biyolojik düzenleyici sistemde aksamalara yol açan genetik kaynaklı yatkınlıklarla etkileşime girer. Bu bütünleşmiş biyo-davranışsal profil, akıl sağlığı bozuklukları, önemli kronik hastalıklar ve erken ölüm için tutarlı ve birikmiş bir riske yol açmaktadır. Sonuç olarak, çocukluktaki aile ortamının, yaşam boyunca akıl ve fiziksel sağlığı anlamak için önemli bağlantılara ışık tuttuğu ortaya konmaktadır (Repetti, Taylor, & Seeman, 2002).
Yapılan bir başka çalışmada, ziyaret ve gözetim konuları üzerine çatışmalı ve hırçın bir şekilde boşanmış olan ebeveynlere sahip olan çocukların duygusal stresine yol açan faktörler incelenmiştir (Ayoub, Deutsch, & Maraganore, 1999). Bulunan sonuçlar, çocuğun duygusal stresindeki artışları tahmin etme sürecinde, evlilik çatışması seviyesinin etkisinin altını çizmiştir. Aile içi şiddete ve kendilerine karşı kötü davranışa maruz kalan çocuklar, birikmiş duygusal stres belirtilerinde ani yükselişlere yol açan etkenlerin etkisinden dolayı acı çekmektedir. Evlilik çatışmasının seviyesi, eşe ya da çocuğa karşı uygulanan şiddet, ebeveynin akıl sağlığı, çocuğun sağlık durumu ve ziyaret değişikliklerinin doğası gibi birbiriyle bağlantılı olan etkenler bir arada değerlendirildiğinde, bunların hepsi çocuktaki duygusal stresi önemli düzeyde etkilemektedir. (Ayoub, Deutsch, & Maraganore, 1999).

BÖLÜM 4: ÇATIŞMALI BOŞANMA VE ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK GELİŞİMİ

4.1. Çatışmalı Boşanmanın Çocuklar Üstündeki Olumlu Sonuçları


Boşanmadan sonra çocukların hayatında olumsuz bir değişim olacağına dair kalıplaşmış bir düşünce yaygın olsa da, bu değişim çatışma seviyesi yüksek olan ailelerin çocukları için iyi sonuçlar doğurabilir (Pryor, & Rodgers, 2001). Boşanmaya karşıt düşüncede olanlar, çocukların, yeni aileye ve ev halkı yapısına uyum sağlamak zorunda olduğu zararlı bir değişim sürecine girdiklerini iddia edebilir. Pryor ve Rodgers (2001), boşanma sonrasında çocukların başa çıkmak zorunda olduğu beklenmeyen ev halkı, komşular, okul ve finansal değişimlerin çocuklar üzerinde uzun vadede zararlı etkileri olabileceğini ileri sürmüştür. Yine de bu değişimlerin çocuklar için kötü sonuçları olması şart değildir. Bütün aile üyeleri aynı ev halkı içinde yaşamasa da çoğu aile, çocuklarıyla ilgilenme, onlara yakın bir ebeveyn-çocuk ilişkisi sağlama ve çocuklarının finansal ihtiyaçlarını karşılama gibi ailevi sorumluluklarını yerine getirebilir (Ahrons, 2009). Ayrıca, boşanma sürecinde ev değiştirme, yüksek seviyede çatışmanın içinde kalmış olan çocuklar için büyük olasılıkla daha iyi bir durum olacaktır. Bununla ilgili olarak yaptıkları çalışmada, Morrison ve Coiro (1999), şiddetli ev halkından uzaklaşmanın faydasının, boşanmanın getireceği zarardan daha önemli olduğunu belirtmiştir. Dahası, çocuklar için iyi bir ev ortamına sahip olmak için ebeveynlerin mutluluğu çok önemli bir faktördür. Amato (2000)’ya göre boşanma, ebeveynlerin mutluluğunu ve hayat kalitesini artırarak çocuklarınkini de artırmakta ve onlara daha iyi bir ortam yaratmaktadır. Yukarıda bahsedilenler göz önünde bulundurulduğunda, boşanmadan sonra çocukların hayatlarındaki değişimlerin kötü durumlara yol açtığıyla ilgili iddiaların, birçok durumda doğru olmadığı sonucuna varılabilir.


Bu sonucu destekleyen bir başka makalede, çocukların çatışmalı ve iki ebeveynli ailelerde kaldıkları zaman mı yoksa ebeveynler dağıldıklarında mı daha iyi durumda olduklarını sorgulamak için “Gençlerin Ulusal Boylamsal Anketleri”nden elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Hem evlilik çatışması hem de evliliğin dağılmasının, sonraki zamanlarda görülen anksiyete ve depresyonda, bunun yanı sıra 6 ile 14 yaş arasındaki çocuklardaki geri çekilme davranışındaki artışa sebep olduğu bulunmuştur. Yüksek çatışmalı ortamlarda kalan çocuklar, ebeveynleri yüksek seviyede çatışma yaşamış, ancak boşanmış ya da ayrılmış olan çocuklara göre genellikle daha düşük seviyelerde iyi olma hali sergilemişlerdir. Bu bulgular, yüksek çatışmadan sonra gelen evliliğin dağılması durumunun, yüksek çatışmalı ailenin içinde yaşamaya göre, çocuklardaki duygusal iyi olma halini artırabileceği olasılığına dayanak oluşturmaktadır (Jekielek, 1998).


4.2. Çatışmalı Boşanma ve Çocuktaki Uyum Problemleri


Daha problemli ebeveyn-çocuk ilişkilerini ve daha büyük çocuktaki duygusal ve davranışsal uyumsuzlukları tahmin eden unsurlar, boşanma sonrası ebeveynler arası çatışma (sözel ve fiziksel saldırganlık, aşırı düşmanca tavırlar ve güvensizlik) ve asıl ebeveyndeki duygusal stresin birleşimi olmaktadır. Grup olarak yüksek çatışmalı boşanmayı deneyimleyen çocukların, özellikle erkek çocuklarının, ulusal normlarla kıyaslandığında, klinik olarak duygusal ve davranışsal problemlere sahip olmaları iki ya da dört kat daha muhtemel bulunmuştur (Johnston, 1994).



Bir araştırmada, çocukların psikolojik uyumunu ayrıntılı olarak incelemek amacıyla, evli ve boşanmış anneler, eşiyle ya da eski eşiyle çatışma yaşayanlar ve yaşamayanlar şeklinde gruplara ayrılmıştır. Karşılaştırılan şey ise, evli ve boşanmış olan ailelerde, anne ve babası çatışma yaşayan ve yaşamayan çocukların onlarla olan ilişkilerindeki ebeveyn kabul ve reddi algılarındaki oranlar olmuştur (Gregory, 2016). Eşiyle arasında çatışma olmayan evli anneler, çocukların en çok kabul edici olarak algıladıkları annelerdir. Bunu ikinci sırada takip eden anneler ise, eşiyle boşanmış ancak boşandığı eşiyle arasında çatışma olmayan annelerdir. Çıkarılan bu sonuç, bir annenin evli ya da boşanmış olmasının çocuğun algıladığı kabul ya da redde bir değişiklik yaratmadığına işaret etmektedir. Başka bir deyimle, eşleriyle bir çatışma yaşamadıkları sürece, annelerinin evli ya da boşanmış olmaları dolayısıyla çocukları tarafından algılanan kabul edicilik düzeyi değişmemektedir (Gregory, 2016).



Konuyla ilgili diğer çalışmalarda ise, annenin eşiyle olan ilişkisi, onun ebeveynliğini en çok etkileyen etken olarak gösterilmiştir. Çocuğun olumsuz yönde etkilenmesine yol açan ise özellikle yüksek çatışmalı boşanmalarda, boşanmadan önceki ve boşanma sırasında eşler arasındaki çatışmadır (Gregory, 2016). Öte yandan, evliliğin sonlanma aşamasında, çoğu anne ve babanın, kırgınlık, öfke, umutsuzluk gibi duygularla kendi sorunlarına çare ararken çocuklarının duygu ve ihtiyaçlarını fazla dikkate alamadıkları ortaya konmuştur. Çoğu ebeveyn, süreç boyunca yaşadıkları ve boşanma hakkında çocuklarına yapacakları açıklamaların ne kadar ve ne şekilde olacağını kestirememektedir. Ancak çocuğun boşanmaya uyum sağlama sürecinde önemli etkisi olan faktörlerin içinde anne ve babanın yaptığı açıklama ve verdiği destek bulunmuştur (Gregory, 2016).

BÖLÜM 5: SONUÇ VE ÖNERİLER

Araştırmacıların birçoğunun boşanma ve boşanma sonrasındaki çocuğun psikolojik uyumuna yoğunlaşmasına neden olan, son senelerde gitgide artış gösteren boşanma oranıdır. Çoğu çalışma, boşanmanın etkisinin yanı sıra ebeveynlerin kendi aralarındaki ilişki kalitesine de yoğunlaşmaktadır. Bazı araştırmacılar, çocuğu olumsuz yönde etkileyen faktörün sadece boşanma olmadığını ileri sürer. Dahası, ebeveynler arasındaki çatışma ve kötü yaşantıların, çocuklar üzerinde olumsuz etkisinin olduğunu belirtmektedir. Aslında birçok araştırma, ebeveynler arasında çatışmanın olmadığı evliliklerin veya çatışmasız boşanmaların, çocuklara en uygun ruhsal gelişim olanağı sunduğunu belirtmiştir ( Gregory, 2016).



Boşanmaya karşıt görüşte olan iddia, boşanmanın çocuklara psikolojik açıdan zarar verdiğini savunmaktadır. Ancak bu tek yönlü ve eksik bir bakış açısı olabilir; çünkü birçok araştırma, ebeveyn çatışması olan ailelerin çocuklarını psikolojik zarardan korumak için boşanmanın iyi bir çözüm olduğunu tespit etmiştir. Strohschein (2005), boşanmış ailelerin çocuklarının, boşanmamış ailelerinkine kıyasla, daha yüksek seviyelerde anksiyete ve depresyon yaşadığını göstermiştir. Öte yandan, çocuklar anksiyete ve depresyon problemleriyle kısa vadeli dönemde baş edebilir (Haggerty, Sherrod, Garmezy, & Rutter, 1996). Yine de, birçok çalışma, ebeveyn çatışmasının olduğu evliliklerin, çocukların psikolojik sağlığını boşanmadan daha kötü etkilediğini desteklemiştir. Morrison ve Coiro (1999), yaptıkları çalışmada, yüksek çatışmalı ve boşanmamış ailelerin çocuklarının davranış bozukluğuna sahip olmalarının daha muhtemel olduğu sonucuna varmıştır. Bunun yanı sıra, boşanmanın çocukların ailedeki şiddete veya çatışmaya şahit olmalarını engellemek bakımından fayda sağladığını eklemektedir. Bu yüzden, eğer eşler arasında yaşanan çatışma yüksekse boşanma, ebeveynler için çocuklarını psikolojik zarardan korumak adına iyi bir seçenektir.
Boşanma sürecinin çocuk üzerinde olumsuz etkileri olduğu, araştırmalar tarafından desteklenmektedir. Ancak alanda yapılan çalışmaların gösterdiği üzere, eğer ebeveynler arasında bir çatışma varsa bu, boşanmanın gerekli olduğu anlamına gelebilir. Bu konuda yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar, boşanma sonuçlarının çocuk için iyi ya da kötü olmasını, çoğu zaman boşanma öncesinde yaşanan çatışma seviyesinin belirlediğine işaret etmektedir. Eğer yüksek seviyede çatışma yaşayan ebeveynlerin boşanması söz konusuysa, çocuklar bu durumda avantajlı sayılabilirler. Boşanmak bu durumda, çocukların yaşantısını iyileştirici yönde bir adım sayılabilir. Çünkü çocuklar bu sayede, daha mutlu, daha başarılı ve daha sağlıklı bir yaşama kavuşabilirler. Eğer çatışma olduğu halde boşanma gibi bir durum söz konusu edilmiyorsa, bunun herhangi bilgi eksikliğinden ya da sorgulanmamış kanılardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını saptamak önemlidir. Bu konuda ailelere doğru yol göstermek için okulların rehberlik bölümleri ile iş birliği içinde çalışabilir.



Ebeveynlere planlı eğitim programları uygulanması ise öncelik tanınması gereken bir şeydir, çünkü ailelerin boşanmayı nasıl aktardığı, çocuğun bu olayı doğru bir şekilde anlamlandırması bakımından önemlidir. Boşanma öncesi çatışmaya maruz kalmak, çocukların işlevselliğini kötü yönde etkilemeye başlamadan onlara yol göstermek ve bilinç kazandırmak için ebeveynlerin de bu konuda bilinçlenmesi gereklidir. Okulların rehberlik bölümleri, çatışmalı ailelerin çocuklarının işlevselliğinin bozulmaması için ne tip baş etme stratejileri kullanılabileceğine yönelik, ailelerin ve çocukların katıldığı grup çalışmaları düzenleyebilir. Grup çalışmalarında ne tür aktivitelerin daha iyi sonuç vereceğini belirlemek amacıyla daha fazla çalışma yapılabilir. Ailelerin yanı sıra, çocuklara da çeşitli stresle baş etme becerileri kazandırılabilir; örneğin nefes alma teknikleri ve gevşeme egzersizleri öğretilebilir. Ayrıca, yüksek çatışma yaşayan ailelerde boşanmanın oldukça hassas bir süreç olacağı göz önünde bulundurulmalı, psiko-sosyal destek teşvik edilmelidir. Bu konuyla alakalı olarak, boşanma konusundaki kalıplaşmış kanıların yeniden çerçevelendirilmesi gereklidir. Evlilik son bulsa da, aile sisteminin devam edebileceği konusunda insanların bilinçlendirilmesi, hem ebeveynlerin hem de çocukların psikolojik sağlığı açısından önemlidir.

KAYNAKÇA
Amato, P.R. (2000). The Consequences of Divorce for Adults and Children. Journal of Marriage and Family, 62(4), 1269-1287.
Amato, P.R., Loomis, L.S., & Booth A. (1995). Parental Divorce, Marital Conflict, and Offspring Well-being During Early Adulthood. Social Forces, 73(4), 895-915.
Aydın, O., & Baran, G. (2010). Toplumsal Değişme Sürecinde Evlenme ve Boşanma. Toplum ve Sosyal Hizmet, 21(2), 117-126.
Ayoub, C.C., Deutsch, R.M., Maraganore, A. (1999). Emotional Distress in Children of High-Conflict Divorce, The Impact of Marital Conflict and Violence, Family Court Review, 37(3), 297-315.
Booth, A., Crouter, A. C., Clements, M. (2001). Couples in Conflict. Mahwah, NJ: Lawrence Erlbaum.
Cherlin, A.J. (1981). Marriage, Divorce, Remarriage, Cambridge, Massachussetts and London, England: Harvard University Press.
Erbek, E., Beştepe, E., Akar, H., Eradamlar, N., Alpkan, R.L. (2005). Düşünen Adam, 18(1), 39-47.
Erdim, L., & Ergün, A. (2016) Boşanmanın Ebeveyn ve Çocuk Üzerindeki Etkileri. HSP, 3(1), 78-84.
Ernest, N. J., Pfiffner, L. J., O’Leary, S. G. (1988). Marital Conflict, Parenting, and Toddler Conduct Problems. Journal of Abnormal Child Psychology, 16(2), 197-206.
Gregory, N.Ö. (2016). Boşanma mı Yoksa Çocuk için Evliliği Sürdürmek mi? Çocuğun Psikolojik Uyumu Açısından Önemli Bir Soru. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 8(3), 275-289.
Grych, J.H., & Fincham, F.D. (1990). Marital Conflict and Children's Adjustment: A Cognitive-Contextual Framework. Psychological Bulletin, 108(2), 267-290.
Grych, J.H., Fincham, F. D. (2011). Interparental Conflict and Child Development, Theory, Research and Applications, Cambridge, UK: Cambridge University Press.
Haggerty, R. J., Sherrod, L.R., Garmezy N., & Rutter, M. (1996). Stress, risk and resilience in children and adolescents: Processes, mechanisms and interventions, Cambridge, UK: Cambridge University Press.
Hanson, T.L. (1999). Does Parental Conflict Explain Why Divorce is Negatively Associated with Child Welfare? Social Forces, 77(4), 1283-1316.
Hetherington, E.M. (2003). Social Support and the Adjustment of Children in Divorced and Remarried Families. Childhood, 10(2), 217-236.
Jekielek, S.M. (1998). Parental Conflict, Marital Disruption and Children's Emotional Well-Being. Social Forces, 76 (3), 905-936.
Johnston, J. R. (1994). High-Conflict Divorce. The Future of Children, Children and Divorce, 4(1), 165-182.
Katz, L. F., Gottman, J. M. (1993). Patterns of Marital Conflict Predict Children's Internalizing and Externalizing Behaviors. Developmental Psychology, 29(6), 940-950.
Kelly, J.B. (2000). Children's Adjustment in Conflicted Marriage and Divorce: A Decade Review of Research. Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychology, 39(8), 963-73.
Leslie, L.A., & Grady, K. (1985). Changes in Mothers' Social Networks and Social Support Following Divorce. Journal of Marriage and Family, 47(3), 663-673.
Long, N., Forehand, R., Fauber, F., & Brody, G.H. (1987). Self-perceived and Independently Observed Competence of Young Adolescents as a Function of Parental Marital Conflict and Recent Divorce. Journal of Abnormal Child Psychology, 15(1), 15-27.
Lucas, R.E. (2005). Time Does Not Heal All Wounds. Psychological Science, 16(12), 945-950.
McIntosh, J. (2003). Enduring Conflict in Parental Separation: Pathways of Impact on Child Development. Journal of Family Studies, 9(1), 63–80.
Morrison, D.R., & Coiro, M.J. (1999). Parental Conflict and Marital Disruption: Do Children Benefit When High-Conflict Marriages Are Dissolved? Journal of Marriage and Family, 61(3), 626-637.
Pryor, J., & Rodgers, B. (2001). Children in Changing Families: Life After Parental Separation. Malden, MA, USA: Blackwell Publishing.
Repetti, R.L., Taylor, S.E., Seeman, T.E. (2002). Risky families: Family Social Environments and The Mental and Physical Health of Offspring. Psychological Bulletin, 128(2), 330-366.
Slater, Elisa, J., Haber, & Joel, D. (1984). Adolescent Adjustment Following Divorce as a Function of Familial Conflict. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 52(5), 920-921.
Öngider, N. (2013). Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry, 5(2), 140-161.
Tatlılıoğlu, K., & Demirel, N. (2016). Sosyal Bir Gerçeklik Olarak Boşanma Olgusu: Sosyal Psikolojik Bir Değerlendirme. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 4(22), 59-73.
Türkarslan, N. (2007). Boşanmanın Çocuklar Üzerine Olumsuz Etkileri ve Bunlarla Baş Etme Yolları. Aile ve Toplum, 3(11), 99-108.
Umberson, D., & Williams, C. L. (1993). Divorced Fathers. Journal of Family Issues, 14(3), 378-400.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yüksek Seviyede Çatışma Yaşayan Ebeveynlerin Boşanması Çocukların Psikolojik Sağlığı Açısından Olumlu mu?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Esin AYTÜLÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Esin AYTÜLÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Esin AYTÜLÜN'ün Makaleleri
► Çocukların Ruh Sağlığı Uzm.Psk.Kumru ŞERİFOVA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,431 uzman makalesi arasında 'Yüksek Seviyede Çatışma Yaşayan Ebeveynlerin Boşanması Çocukların Psikolojik Sağlığı Açısından Olumlu mu?' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:25
Top