2007'den Bugüne 88,146 Tavsiye, 27,305 Uzman ve 19,452 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Bilişsel Çelişki Olgusu, Gerçek Dışı Suçluluk Duygusu ve Bir Vaka Analizi
MAKALE #4084 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Aralık 2009 | 6,806 Okuyucu
BİLİŞSEL ÇELİŞKİ OLGUSU, GERÇEK DIŞI SUÇLULUK DUYGUSU VE BİR VAKA ANALİZİ
İnsan o kadar zayıf bir varlık ki! Bu aciz tarafını gerçekten harikulade olan zekasıyla ödünleyemeseydi belki de yaratıklar içersinde en zavallısı olurdu. Düşünsenize, çoğu zaman kendi iç dünyamıza bile söz geçiremiyoruz. Bir danışanım vardı. Evli bir kadındı. Dini duyguları kuvvetliydi ve ruhunun derinliklerinde filizlenenleri kendisine yakıştıramıyordu. İntihar etmeyi, bu duyguyla gerek kendi gözünde gerekse inandığı yaratıcı nazarında lekelenmeden biran evvel ölüp gitmek istiyordu.

("Din insanı böyle yapıyor işte" demeyin, önyargılı olmayın. Dinsizliğin ne yaptığına dair yaşanmış vaka örnekleri de var. Hem bu örnek dinin değil, yanlış din algısının yaşattığıyla ilgili. Çabucak önyargı oluşturan bir toplum olduğumuz için bu açıklamayı yapmayı zorunlu buldum.)

İçinde yaşadıkları aslında kendisi izin verdiği için rahatsız edebilecek cüreti gösteriyorlardı. Yaşadıkları bir çoğumuzun yaşadıklarında olduğu gibi "yanlış bilgi ve inançlara" dayanıyordu. Bu konularda insanlara eğitim verilemez mi! Eğitim demek matematik, kimya, coğrafya demek midir? Mesleki hayatımda bu gereksinimi öyle yoğun hissettim ki.

Neydi peki danışanın kendisine yakıştıramadıkları? Kendisini dinliyoruz:

_"Ben evli biriyim. Önceki hayatımda hiç flörtüm olmadı. Görücü usulüyle evlendim. Eşim iyi bir insandı ve onu kısa sürede sevdim. Çalışmıyorum. İlerleyen yaşımla beraber dine ilgi duymaya başladım. Yaşamın her geçen gün beni ölüme yaklaştırdığını fark etmiştim. Ölümden korkuyordum. Daha doğrusu ölüm sonrası hayat inancım beni sürekli tedirgin ediyordu. Derken, dini bilgilerle kendimi donatmaya başladım. Günaha, harama, helale çok dikkat eder hale geldim. Her şey bu minvalde seyrederken bir gün öyle kötü bir şey yaşadım ki. Bir kişiden hoşlandığımı, ona karşı özel bir takım duygular hissettiğimi fark ettim. Ara sıra uzaktan gördüğüm bu insan beni daha önce hiç yaşamadığım duygulara itiyordu. Bu nasıl olabilirdi. Ben evli bir kadındım. Üstelik de dindar bir insandım. Ne kadar ayıp değil mi? Kendimden utanıyorum. Hatta iğreniyorum."

Bütün anlatacakları bitmişti (bunu bekledim, çünkü ne söylediğimiz kadar nerede söylediğimiz de önemlidir terapide. Zaten terapi bu ayrıntıları, işin sanatsal yanlarını bilme işlidir bir bakıma. Yoksa sorun sadece bilgi sorunu olsa, herkes birileriyle bilgi eksenli konuşmaları her zaman yapıyor).

“Gelmiş geçmiş hiçbir hukuk ve inanç kuralı insanı hissettikleri, içine doğan duyguları ve istekleri için yargılayıp cezalandırmadı” dedim. "Bir insanı öldürmeyi içinden geçiren değil, bizzat öldüren katil olur. İnsanı katil yapan eylemidir, söylemi değil. Bu hem kul, hem mahkeme / hukuk hem de inandığımız yüce Tanrı katında böyledir "diye de ekledim. (Ben kendi özel yaşamımda Allah demeyi tercih ettiğim halde mesleki görüşmelerimde bilimsel olma / tarafsız kalma adına bu kavramı tercih ederim.)

Şaşırdı.

Nasıl olurdu bu!

“Sahip olduğunuz ve hemen peşine takılıp gittiğiniz, giderken psikolojinizi de peşinden sürüklediğiniz bu inanış ve kabul ne kadar doğru, hiç düşündünüz mü? Bu husustaki dayanağınız nedir? Hiç sorguladınız mı kendinizi? ( Bizi illaki hep bir başkası mı sorgulayacak? ).

Evet, siz bir bilgiye sahipsiniz. Öyle ki o bilgiyi şeksiz / şüphesiz, sorgusuz / sualsiz kabul etmiş durumdasınız. Ve o bilgi sizin sağlığınızı, yaşamınızı etkiliyor üstelik. Hatta sizi yaşamın ölüme bakan kıyısıına kadar da getirmiş. Sahip olduğunuz bu bilginin doğruluğu ya da yanlışlığı konusunda bir tereddüt yaşadınız mı diye merak ediyorum?”

“Hayır” dedi.

Soruma soruyla cevap verdi. “Öyle değil mi yani?” diye sordu.

Hayır.

Duygu, düşünce ve davranış bilimi uzmanı olan bir psikolog olarak söylüyorum, öyle değil (uzmanlığımı hava atmak için değil; ikna için gerekli olan "uzmanlık etkisini" tesis edebilmek için hatırlattım.).

Bu bilginiz yanlış. Her bilgi, doğru bilgi demek değildir. Bir şoförü yanlış bir bilgi nasıl ki yanlış köye götürüyorsa, şoför olması ve yolda gitmesi onu bu yanlıştan koruyamıyorsaa, aynı şekilde bir insanı da yanlış bilgi yanlış duygusal tepkilere götürür. Bir konuda bir bilgiye sahip olmadan önce, bu bilginin doğru olup olmadığına çok dikkat etmeliyiz. Siz iç dünyanızda uyanan duygulardan kendinizin sorumlu olduğu yönünde güçlü bir bilgiye, bu bilgiden kaynaklı derin bir inanca sahipsiniz. Değil mi?

Evet...

İçimize doğanlardan biz sorumlu olamayız. Hisler, eğilimler, duygular, istekler... Bunlar bizim kontrolümüz, bizim isteğimiz dışı oluşabilen, gelişebilen, içimize apansızın doğabilen duygu ve eğilimlerdir. Doğası böyledir bunların. İnsan bu ilgi, eğilim, istek ve duyguların davranışa geçirip geçirmediğinden sorumludur sadece.

İnsan evli de olsa insandır. Evlilik sosyal bir role girmektir sadece. Kimyasal ve biyolojik değişime uğramak değil... Ama insan eş olmaktan çok daha önce duyguları, zaafları, eğilimleri, arzuları, istekleri, beklentileri olan biyolojik ve psikolojik bir canlıdır. Ve bu canlı, id dediğimiz temel - biyolojik yanımızdan kaynaklanan haz merkezli bazı hislere, isteklere de sahiptir. Süper ego denen yapımız ise sosyalleşmeyle, yani kültürün ve toplumun değerlerinin içselleştirilmesiyle beraber zaman içersinde olgunlaşır, bize doğruyu, sağlıklıyı salık verir, hatırlatır. Egomuz ise temel insani isteklerimizle sosyal sorumluluklarımız / değerlerimiz arasında orta bir yol bulmaya ve bizi bilişsel çelişki - çatışma yaşamaktan alıkoymaya çalışır.

Siz büyük ölçüde egosunuz. Ama idi de süper egosu da olan bir ego...

Dolayısı ile hissettikleriniz değil, yaptıklarınız sizi siz yapar. Siz egosunuz. Siz, egonuzun yani kendinizin yaptıklarından sorumlusunuz sadece. Bu yürekten inandığınızı bildiğim yaratıcı olan Allah’ın katında da böyle değil midir? Allah, “Aklınızdan geçenlere değil, yapıp ettiklerinize günah yazar” denmiyor mu dinde! (İnsan psikolojisini belirleyen en büyük sosyal / çevresel / içsel unsurlardan birisi olan din gibi köklü ve toplumsal bir konuda her psikoloğun birazcık olsun malumat sahibi olması gerekiyor. Tabiki daha çok faydalı olmayı istiyorsak şayet! Çoğu kişi kendileri için önemsiz gördükleri şeylerin başkaları için de önemsiz olduğu yahut olması gerektiği zannını taşıyor maalesef.)

İnsani / evrensel yapınızı kabullenin, bu yapının mekanizmasını / işleyişini iyi bilin. İnkar etmeyin. İçinizden gelen, elinizde olmayan ve nahoş olduğunu düşündüğünüz duygularınız için kendinizi suçlamayın. Bu doğru değil. Yanlış... (Aynı şeyi yer yer farklı kelimelerle tekrar etmek gerekiyor ki beklenen telkin etkisi ortaya çıkabilsin). O halde yanlış olandan hem yanlış olduğu için hem de kendiniz için vazgeçin.

Dediğim gibi, siz bu ve benzeri duygularınızdan değil; ancak ve ancak duygularınızın davranışlarınızı, sizi yönlendirdiği istikametten sorumlusunuz. (bir tekrar daha... Telkinle ikna suyunu kaynatmaya devam ediyorum). O istikameti doğru seçin. Çünkü bu sizin elinizdedir. Siz, elinizde olanı doğru olarak yapmaktan sorumlusunuz. Ve, elinizde olanı doğru olarak yapın. Sonra da, yan gelin yatın.

Varsın içinizde fırtınalar kopsun. Bir süre ortalıkta bu sağanak altında şemsiye ile dolaşın, ne çıkar bundan. Yeterki ıslanmayın. Üşütüp hasta olmayın bu geçici süreçte. Yağmurun dindiğini göreceksiniz! Hnagi yağmur ilelebet yağar ki! Yağmurun yağması evimize kapanmayı gerektirmez, sadece tedbirli olmayı zorunlu kılar. Siz de duygularınızın sizi zorladığı yönde harekete geçme konusunda ihtiyatlı, tedbirli davranın bir süre. Arkanızdaki sizi gitmek isteemdiğniz yöne doğru adım adım itekleyen güçü rüzgara rağmen direnin. Unutmayın, uçurtmalar rüzgara karşı, ona rağmen uçtukalrı için yükselirler. ( Bu tür sözlere / benzetmelere terapilerde büyük gereksinim duyulur. Çünkü "bazı sözlerde büyü gibi bir etki ediş vardır." )

Özel ve ekseriyetle insanlar tarafından ( sosyal maskelerimiz nedeniyle ) kabul görmeyen, onay bulmayan içsel yaşantılarımızı kimseye pek anlatamayız. Kimseyle paylaşamayız. Onun için de yaşadığımız bu durumu sadece bize özgü sanırız ve çok kötü bir olaymış gibi görürüz. Dolayısıyla, içsel / özel yaşantılarımızı ne kimseyle kıyaslayabiliriz, ne başkalarında olup olmadığını anlayabiliriz. Ne de normal olup olmadığını sorup öğrenebiliriz.

Unutmayın: Biz, iç dünyamızda hissettiklerimizden değil; yaptıklarımızdan ya da yapmadıklarımızdan sorumluyuz. Hem Allah, hem de kul katında.

“Ama bana göre öyle değil” diyerek kendi kendimize üçüncü bir kat / makam daha icat etmeyelim.

Psk. İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bilişsel Çelişki Olgusu, Gerçek Dışı Suçluluk Duygusu ve Bir Vaka Analizi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     13 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Suçluluk Duygusu Psk.Gökçe ÇAKIR ŞAHAN
► Suçluluk Duygusu Cinsel Sorunlara Yol Açıyor Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,452 uzman makalesi arasında 'Bilişsel Çelişki Olgusu, Gerçek Dışı Suçluluk Duygusu ve Bir Vaka Analizi' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:10
Top