2007'den Bugüne 87,641 Tavsiye, 27,141 Uzman ve 19,377 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Evlilik Sorunları: Bekarsan Bir, Evliysen İki, Uzmansan On Kere Okunacak Yazı
MAKALE #8806 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Nisan 2012 | 6,424 Okuyucu
EVLİLİK SORUNLARI: BEKARSAN BİR, EVLİYSEN İKİ, UZMANSAN ON KERE OKUNACAK YAZI

Modern zamanın insanları düşündüğü yok. O bir ilaç hastalığı en kısa sürede iyileştirecekse ve bu onun için daha az kar anlamına gelecekse bu noktadaki tercihini halkın menfaatinden değil, kendi cirosundan yana kullanır. Bu konuda vicdani açıdan hiç bir rahatsızlık da duymaz.

Çünkü vicdanını yıllar önce, “Hayat bir savaş meydanıdır, güçlü olan kazanır” diyerek zaten çoktan devre dışı bırakmıştır. Öyle ya, rekabet, hırs, çatışma ve birilerinin kaybetmesi pahasına kazanmak hayatın temel kuralı ise kendi yaptıklarına neden üzülsün ki! O sadece bir doğa kuralına tabi olmaktadır!

Ölüm sonrası için yaşayabileceği endişeyi de aynı yıllarda sahneye sürdüğü, “Allah yok, tabiat yarattı, öleceğiz ve toprak olacağız sadece, gerisi efsane…” felsefesiyle halletmiştir. Böylece tek gayesi olan kapital çıkarları için meydan ona her manada açık hale gelmiştir. Yoksa yaratıcılık vasfını bir yandan Allah’a çok görürken diğer yandan gidip bu hakkı tabiata, yani taşa toprağa, börtü - böceğe vermesini akıl hastalığına bağlayamayacağımıza göre neyle izah edeceğiz!

Paranoyak değiliz elbette, ancak artık her şeye şüpheci bir gözle bakacağız. Bu bağlamda aile sorunları için de aynı şeyi düşüneceğiz. Dünyadaki modern denilen ancak vahşi demenin daha doğru olduğuna inandığım ekonomi sistemini ayakta tutan ağbabalarının aile yuvalarının mutlu ve huzurlu olması gibi bir derdi falan yoktur. Onlar mutlu insanın az tüketeceğini, mutsuz insanın “stresten diyerek” daha çok tüketime yöneleceğini iyi bilirler. Hem mutsuz bir ailenin parçalanarak yeni ailelere sebep olacağını, böylece artan aile sayısına bağlı olarak daha fazla mal ve eşya satabileceklerini de.

Dikkat ediniz:

Bu kokuşmuş sistemin ürettiği bilgi sürekli değişir. Dün doğru dediğine bugün rahatlıkla yanlış diyebilir. Tüm bunları yaparken o kadar rahattır ki o süreçte kendilerine inanan yığınla insanın uğradığı mağduriyet umurlarında bile olmaz. Hatta bunun için bir özür bile dilemezler. Çünkü onlara göre insan denilen varlık maymundan türemiştir, zamanla aşama aşama insana dönüşmüştür. Aslında özünde hayvansı bir varlıktır. Tek farkı konuşmasıdır. Atası hala ormanda muz ve ot yiyerek yaşayan bir türün azıcık gelişmiş formuna neden saygı duysunlar ki!

Mesela bu ağbabalar düne kadar tere yağını yasaklarlar, millet artık bu yağdan tamamen uzaklaşınca da serbest bırakırlar. Çünkü margarinin piyasadaki tutunumu tamamlanmıştır, gerekli alışkanlık artık geriye dönüşü olmayacak derecede sağlanmıştır. Bu saatten sonra bir gerçeği daha uzun süre gizleyerek riski uzatmanın mantığı da manası da kalmamıştır.

Bunlar diğer yandan “kolesterol” diyerek yumurtayı yasaklarlar. Bilim adamı kılıklı bazı popüler uşakları ise (bilmeden veya bilimsel gerçeklik olduğunu düşündükleri için yapanları tenzih ediyorum elbette) birkaç babayiğit çıkıp da, “Kolesterol faydalı” diyene dek ağızlarını bağlarlar, bu çıkar savaşına örtük destek verirler!

“Grip salgını” diyerek köylü vatandaşların bedavadan yediği ete ve yumurtaya göz diker, atıl duran bu potansiyeli de piyasaya müşteri haline getirirler. Sonra da daha ne salgının adı ağza alınır ne bir kere olsun ismi anılır! Çünkü maksat hasıl olmuş, iş amaca ulaşmıştır. Hayırlı uğurlu olsun hepimize! Cümleten geçmiş olsun!

Bu bilim postu altına bürünmüş kurt tıynetli kişilerin etkili olduğu bozuk kapital sistem öyle bilgiler üretir ki bulduğu her yeni çözümde hastalıklar, ürettiği her teknolojide hasta sayısı artar. İlaç kullanımı artar ama hasta sayısı bir türlü düşmez. Erken teşhis imkanları yaygınlaşır lakin erken ve ani ölümler azalmaz, bilakis çoğalır.

Basını ve medyayı kullanırlar, her fırsatta erken teşhis diye diye, en basit hastalıklardaki son derece istisnai tehlikeleri bile sık karşılaşılan olgularmış gibi suna suna insanları hastalık hastası yaparlar.

Günümüzün hareketsiz yaşam koşullarında dengeli ve düzenli yakamayacaklarını bile bile sürekli "dengeli ve düzenli beslenme" vurgusu yaparak toplumları kısa sürede obez haline getirirler. Çünkü obezlik uzun süreli ve pahalı tedaviler gerektiren şeker, kalp, damar yolu, tansiyon gibi kronik nitelikli hastalıkların çok önemli bir zeminidir.

Sundukları güçlü propagandanın tesirinde kalan çoğu uzman bile yazı ve makaleleriyle bu değirmene su taşırlar. Sürekli belirtileri sıralarlar, bol bol hastalık tanıtımı yaparlar. Sonunda mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini öğütlerler.

Bu sistem sağlıklı bir aile için eşlere, “Her sorunu mutlaka konuşarak çözün” diyerek akıl verir. Sanki her sorunun illa ki çözülmesi gerekiyormuş ve her çözüm sadece konuşmakla mümkünmüş gibi. Böylece o, “Her sorun çözülmeli” mesajı vererek kişileri çözemeyecekleri ve asla çözülmesi de gerekmeyen, en fazla bir köşede bırakılması, üzerinden geçip gidilmesi gereken meseleleri bile, “Çözüm yolundasınız, doğru yapıyorsunuz” diyerek daha beter çözümsüzlüklerin kucağına iter. Bu iş için önerdiği, “Konuşarak halledin” tekniğiyle de en hararetli sorun anlarında zaten tutuşmuş bulunan iletişim ateşinin üzerine benzin döktürür.

Hz. Ömer olsa gerek, “Sorun anlarında eşlerden biri ateş iken diğeri su olsun” der. Bu kapital sistemin memurları ise eşleri salt cinsel kimlik odaklı bir mantıkla kışkırtır, “Kadın – erkek eşitsiniz, o halde eşit şartlarda konuşun” diye salık verir. Yani bir biçimde, “Birbirinizle eşit şartlarda boğuşun ki kimse galip gelemesin, bu sorun biteviye sürüp gitsin, ta ki eşler yıpranıp da yuva dağılana kadar.” demiş olur.

Bu tür durumlar için önerdiği asıl bitirici darbe ise şudur:

“Evli kalmak mecburiyetinde değilsiniz ki! Baktınız olmuyor, iki medeni insan gibi ayrılın!” O asla, “İki medeni insan gibi yaşayın, neyi paylaşamıyorsunuz” demez! Bitirmeyi medeni olmakla özdeşleştirir ki kişiler boşanmaya kötü bir nazarla değil, medeni bir tavır olarak baksınlar. Böylece bu işe daha iştiyakla meyledip yaklaşsınlar!

Halbuki burada önemli olan cinsiyet eşitliği değildir. Burada mühim olan duygu eşitliğinin olup olmadığıdır. Eşler arasında böylesi hassas zamanlarda duygusal bir eşitlik yoktur. Çünkü eşlerden birisi sinirli, diğeri ise değildir. Bu tür durumlarda cinsiyet odaklı bir eşitlik algısıyla meseleye yaklaşmak sinirli olan kişideki duyguları anlamamak, ona boşalım ve rahatlama için fırsat tanımamak olur.

VELHASIL

Modern sıfatlı özendirmelere de kanmamanın; ilkel, şu zamanda, taa eski devirler türü etiketlerle sergilenen soğutarak uzaklaştırma oyunlarına da itibar etmemenin,

Allah’a inanmayı mantıksızlık olarak gören, taşa – toprağa, börtü - böceğe ilahlık vermeyi ise -bence akıl tutulması olduğu halde- bilimsellik zanneden kapitalist ağbabaların finansmanıyla değil; sadece vebal ve vicdan duygularının gözetimi altında basiret gözü açık kişilerce üretilen bilgi ve önerilere önem vermenin vakti geldi de geçiyor diye düşünüyorum. Evet uzmanlık sahibi değil, vicdan sahibi aramanın zamanı geldi de geçiyor.

BU SEBEPLE

Eşinizle olan her sorunu konuşarak çözme, yani her ateşi yelleme hatasından vazgeçilmelidir.

Her sorunun sırf adı sorun diye illa ki çözülmek zorunda olmadığı, çözüm ihtiyacı duyulmayan sorunların çözülmüş ya da hiç olmayan sorunlardan bir farkının bulunmadığı kavranmalıdır.

Ve tek çözüm yolunun konuşmak olmadığı artık derin bir ferasetle idrak edilmelidir.

Süreli konuşarak sonuca gitmek yerine sorunu olan eş konuyu açtığında bu kişiye onu sıkıştıran duygularının deşarj olabilmesi için fırsat verilmeli, en fazla sakince dinlenmeli, bu hassas anda asla mantıksal bir cevap verme arayışlarına vs. asla girişilmemelidir. Her şeyin kuru mantık olmadığı unutulmamalıdır.

Ağlayana hemen, “Sil göz yaşlarını” demekle,

Üzülene, “Takma, aaaa çok ayıp ama, yakışıyor mu sana” diyerek kişilere üzüntüsünü yaşamayı bile çok görmekle, (Oysa yaşanmış acılar değil, hakkıyla yaşanmamış olanları hasta eder)

Sinirli olana akıl verme ya da hatasını gösterme odaklı nasihat nutuklarıyla yaklaşmakla vs. bir süre sonra zaten sönecek olan masum bir ateşe ya benzin döküyoruz, ya altına odun atıyoruz yahut yelpaze ile yaklaşıyoruz.

Böylece deşarj gereken duyguları tam da akmaya başlamışken tıkıyoruz! Boğuyoruz ruhları en olmadık zamanlarda, derken birikerek patlama noktasına varmasına hizmet ediyoruz.

Yoksa meyve, insan, velhasıl her şey zamanla olgunlaşırken ilişkiler niçin yıpranarak acılaşsın ki, değil mi!

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilik Sorunları: Bekarsan Bir, Evliysen İki, Uzmansan On Kere Okunacak Yazı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     18 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Psikiyatriye Gitmeden Önce Okunacak Yazı ÇOK OKUNUYOR Psk.İzzet GÜLLÜ
► Evlilik Sorunları Psk.Ali BIÇAK
► Evlilik Sorunları Dr.Psk.Dnş.Ayşe Devrim BURÇAK
► Evlenme ve Evlilik Sorunları Psk.Cengiz TÜRKMEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,377 uzman makalesi arasında 'Evlilik Sorunları: Bekarsan Bir, Evliysen İki, Uzmansan On Kere Okunacak Yazı' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:04
Top