2007'den Bugüne 86,356 Tavsiye, 26,858 Uzman ve 19,197 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaygın Gelişimsel Bozukluk
MAKALE #10008 © Yazan Meral HASANDAYIOĞLU | Yayın Aralık 2012 | 7,558 Okuyucu
YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK

Genellikle otizm adı ile bilinen yaygın gelişimsel bozukluk, bireyin çevresi ile iletişimi sınırlandırdığı nöro- gelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Üç yaşından önce başlayan ve uzun süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Yaygın gelişimsel bozukluk geniş bir yelpaze olarak düşünülürse, yelpazenin içinde yer alan, birbirine benzer belirtileri olsa da karakteristik farklılıklar içeren tanımlamalar vardır. Bunlar ;
Asperger sendromu ; sosyal ve duygusal işlevlerde önemli zorluklara yol açan ancak dil ve zihinsel işlevlerde belirgin bir gecikmesi olmayan bir durumdur. Kısıtlı ilgi alanları ve faaliyetleri vardır. Ses tonları monoton ve mekaniktir. Dil gelişiminde gecikme olmaz. Ortalamadan yükseğe kadar uzanan zeka düzeyine sahiptirler.

Rett sendromu ; Doğumdan itibaren yaşamın ilk 6-7 aylarında normal gelişim gösteren, ancak1, 5-2 yıl içinde elleri amaçlı olarak kullanma yetisinin kaybedilmesi, kafanın gelişmemesi, epilepsi, konuşma bozukluğu,spastik kısmi felç gibi semptomlarla kendini hissettiren X- bağlantılı baskın kalıtsal bir gelişim bozukluğu ile yaygın gelişimsel bozukluğun içinde yer alır.Kız çocuklarında daha sık rastlanır.

Otistik bozukluk ; Üç yaşından önce ortaya çıkan, aşağıdaki üç tanılayıcı özellikle belirlenen yaygın gelişimsel bir bozukluktur.1-Sosyal etkileşimin bozulması 2- İletişimin bozulması 3-Sınırlayıcı, tekrarlayıcı ve basmakalıp (stereotipik) davranış örüntüleri, ilgiler ve etkinlikler.

Başka şekilde adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk; Bu tanı çocuk belli bir teşhis alamadığı, fakat pek çok alanda gelişim bozukluğu gösterdiği zaman kullanılır. Bu tanı için A Tipik Otizm terimi de kullanılmaktadır.

Otizm tanısı genelde 3 yaşından itibaren kesin olarak konmaktadır. Fakat yapılan çalışmalar otizmin 18 aydan itibaren tanınmasını olası kılmıştır. Otizmin uyarıcı işaretlerinden birinin bile ortaya çıkması çocuğun bu alanda uzman kişilerce değerlendirilmesini gerektirir. Bu belirtiler şunlardır;
1-İkinci ayda hiçbir dinleme ve göz temasının olmaması
2-4-5. aylarda anne-babaya neşeli ses yada gülücükle karşılık vermemek
3-8-9. aylarda karşılıklı iletişim kuramamak
4-İşaret etmek yerine yetişkinin elini kullanarak göstermek, işaret edilen yere bakmamak,
5-12. ayda en az iki kelime ile iletişim kuramama, anne-babanın yüz ifadelerini ya da sesini taklit edememek
6-16. ayda problem çözmeye yönelik karmaşık işlemler yapamamak
7-İki yaşında taklit oyunu oynamamak
8-36-48 ay arasında kim, nerede, niçin sorularına cevap verememek
9-Kazanılmış becerilerin kaybedilmesi

Yaygın gelişimsel bozukluğun teşhisi, DSM-III-R Ölçütü ile tespit edilebilir. Bu ölçüt, A.B.C Gruplarından oluşmuş tanımlayıcı 16 özelliği içermektedir. Yaygın gelişimsel bozukluğu teşhisinin konulabilmesi için çocukta A grubundan en az 2, B grubundan 1, C grubundan 1 özellik gözlenmelidir.
A) Sosyal etkileşimdeki yetersizlik.
1-Çevresindeki bireylerin farkında olmaması
2-Kendisinin rahat ve güvenli olabileceği ortamı seçme becerisinin olmayışı.
3-Taklit davranışının yetersizliği ya da hiç olmaması.
4-Sosyal oyun davranışının yetersizliği ya da hiç olmaması.
5-Arkadaşlık ilişkilerindeki yetersizlik.
B) Dil, iletişim ve sembolik gelişimde normalden farklı olma.
1-Karşılıklı iletişimin olmaması.
2-Sözel olmayan normal dışı iletişim kurulması.
3-Yaratıcılığın olmayışı.
4-Sözel dilin kullanımındaki farklılık.
5-Konuşmanın içeriği ve şekilde normalden farklılık.
6-Karşılıklı diyalog kurmada yetersizlik.
C) İlgilerinin ve ilgilenilen etkinliklerin sınırlı sayıda olması.
1-Stereotip hareketler sergileme.
2-Nesnelerin ayrıntıları ile ilgilenme.
3-Çevredeki değişikliklere karşı tepki gösterme.
4-Günlük yaşamla ilgili alışkanlıkların değişimine karşı çıkma.
5-İlginin son derece sınırlı olması.
Yaygın gelişimsel bozukluğun erken tanısı oldukça önemlidir. Ne kadar erken fark edilir ve eğitime başlanırsa, yaşıtları ile arasındaki farklılığı o kadar erken kapatabilir.

NEDENLERİ

Otizmin nedenleri konusunda birçok araştırma ve çalışma devam etmektedir. Henüz kesin bir bulguya rastlanmamasına rağmen, otizmin genetik temelleri olduğu görüşü ağırlık kazanmakta ve araştırmalar bu konuda yoğunlaşmaktadır. Otizmi olan birçok kişide serotonin maddesi fazlalığına ve bağışıklık sistemi bozukluğuna rastlanmaktadır. Aşılar, alerjiler, travmalar ile otizm arasındaki ilişkilerde araştırılmaktadır.
Yaygın gelişimsel bozukluğun, organik bir nedene bağlı olarak beynin bazı fonksiyonlarını yerine getirmemesi sonucu ortaya çıktığını öne süren araştırmacılara göre, bu çocukların gösterdiği öğrenme, dikkat ve algı süreçleri ile ilgili yetersizlikler bulunmaktadır. Otistik çocuklarda yapılan nörolojik inceleme sonucunda, beynin ön ve yan bölgelerindeki kan akımında farklılık belirlenmiştir. Beynin yan bölgeleri konuşulan dili anlamaktan, planlama yapmaktan, sosyal davranışların koordinasyonundan ve kontrolünden sorumludur. Bu nedenle otistik çocukların alıcı dil, ifade edici dil ve sosyal alanlarda sınırlılıklar yaşadıkları düşünülmektedir.

Yaygın gelişimsel bozukluğun ortaya çıkma riskini artırmada, doğum öncesi ve sonrası oluşan biyolojik yönden yeterince gelişememe ve özellikle hamileliğin ilk üç ayında, olumsuz etkileri olan bazı durumlar da etken olabilmektedir. Özellikle anne karnında iken geçirilen kızamıkçık hastalığının ağır otizme yol açtığı düşünülmektedir. Genetik çalışma sonuçları, otizmin çift yumurta ikizlerinden çok tek yumurta ikizlerinde belirgin olarak ortaya çıktığını göstermektedir. Yapılan araştırmalar, otizmin ikizlerde görülme oranının %50 daha fazla olduğu yönündedir. Otistik çocuğun ailesindeki konuşma, gecikmiş dil ve gelişimsel problemlerin, risk faktörünü artırdığını göstermektedir. Fragile X sendromu adı verilen genetik bozukluğun, otizme neden olan genetiksel geçişlerden birisi olduğu belirtilmektedir. Kromozom anomalisi olan çocukların %10-15 inin otistik olması da genetik etkenleri düşündürmektedir. Bir başka araştırmaya göre de otistik bireylerdeki temel problemin, doğuştan gelen zihinsel kavramaya ait bir eksiklik olduğu ve bu eksikliğin mantıki sonuçlar çıkarmayı engellediği şeklindedir. Bu eksiklik çocuğu farklı bir gelişme yönünü etkilemekte böylece farklı otistik bireyler ortaya çıkmaktadır.
Yaratıcılık, taklit etme, hayal gücüne dayalı oyunlar oynayabilme gibi becerileri kolaylıkla yapabilen normal çocukların tersine, otistik çocukların iç ve dış dünyada gelişen olaylar arasında ilişki kurabilme, tahmin yapabilme becerisinden yoksun oldukları görülmektedir. Bu durum, otistik çocukların, diğer insanların hareketlerini yönlendiren inançları, istekleri ve eğilimleri olabileceğini anlamalarındaki yetersizlikten kaynaklanmakta ve böyle bir bilgi birikimi olmadığı içinde sosyal iletişim kuramamaktadırlar.

BELİRTİLERİ

Yaygın gelişimsel bozuklukta görülen belirtilerin derecesi ve sıklığı kişiden kişiye değişebilmektedir.
Bu belirtileri, iletişim, dil davranış ve aktiviteler ile sosyal beceriler başlığı altında sınıflandırılabilir.
1.İletişim:
Yaygın gelişimsel bozukluğu gösteren çocukların büyük kısmında uygun iletişim kurmada problemler vardır. İletişim açısından genellikle şu davranışları sergilerler.
- Diğer çocuklarla iletişim kurmada zorluk
- Göz kontağı kurmaktan kaçınma
- Temastan ve kucağa alınmaktan hoşlanmama, anneye aşırı bağlanma ya da hiç bağ kuramama.
- Cevap vermek yerine kendisine söylenenleri tekrar etme
- İsmiyle çağırıldığında tepkisiz kalma ve cevap vermeme.
- Sözel olmayan normal dışı iletişim kurulma
- Etkileşim içinde olmaktansa yalnız kalma, kendisi için ilginç olan bir tür faaliyet içinde olma
- Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) bir takım ifadelere tepki vermeme.
2.Dil:
Bu çocuklarda dil gelişiminde ciddi bir gerilik göze çarpmaktadır.
-Yaygın gelişimsel bozukluk gösteren çocukların bir kısmı konuşmayı öğrenebilir ancak bazıların da ise zamirleri karıştırma, kendisine “ben” yerine “sen” deme, annesinden süt istediğinde“süt istiyor musun ?” diyerek isteme, görülebilir. Bazılarında da Anında/gecikmeli ekolali görülebilir. Annesinin o anda söylediği “elini yıka” cümlesini monoton ve mekanik sesle tekrarlayabilir. Annesi bir şeyler anlatmaya çalışırken daha önce duymuş olduğu ilgisiz bir reklam sloganını söyleyebilir.
- Konuşmanın içeriği ve şeklinde normalden farklılık gösterirler.
- Çoğunlukla konuşma gecikmesi (1 yaşında tek kelimeler, 2 yaşında 2 kelimelik cümlelerin olmaması) ya da hiç konuşamama.
- Ses tonları genellikle monotondur, "robot" veya mekanik ses tonu ile konuşabilirler.
- Kendilerinden "Ben" yerine "O" veya kendi ismiyle söz edebilirler. Örneğin "Ben süt içmek istiyorum" yerine "O süt içmek istiyor" gibi.
- Konuşmaları "papağan" gibi tekrarlayabilirler ya da bir cümleyi saatlerce aynı şekilde söyleyebilirler.
- Müziğe karşı çok ilgili olabilirler. Şarkı sözlerini ezberleyebilirler ancak konuşma dilini kullanmakta zorlanırlar.
- Çoğunlukla konuşmayı kendiliğinden başlatma ve sürdürmede zorlanırlar.
- Konuşan otistikler bile, daha çok ihtiyaçlarını ifade etmek için konuşurlar. Ya da ilgilendikleri konularla ilgili tekrarlayıcı bir konuşmaları söz konusudur.
- Sohbet etmek, uzun anlatmak, karşı tarafın görüşlerini merak etmek pek görülmemektedir.

3.Davranış Ve Aktiviteler:
Yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların, çevrelerindeki bireylerden kolaylıkla ayırt edilebilecek tipik davranış kalıpları vardır.
- Yaşıtlarının oynadığı oyuncaklar ilgilerini çekmez.
- Dönen objelere ilgi duyarlar; araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinesi, topaç gibi
- Yumuşak ve tüylü objelere elleyemezler veya bunlardan çekinirler; tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyası gibi
- Yinelenen davranışları vardır; kendi etrafında dönme, sallanma, zıplama, kuş gibi kanat çırpma ve aynı sözleri tekrarlama gibi
- Tehlikelerin farkına varmakta zorlanırlar.
- Nedensiz ağlar, bağırır veya çığlık atarlar.
- Tuhaf davranışlar sergileyebilirler; elleriyle göğsüne vurma, parmağını veya elini sallama, oynatma, elini ısırma veya kendine zarar verme gibi
- El ve parmaklarını çok iyi kullanamazlar.
- Çevrelerindeki değişime fazla tepki gösterirler; eve gelen yabancılar, yeni bir bakıcı, mekan değişimleri gibi
- Bazı eşyalara aşırı tutkun olabilirler. Örneğin gazoz kapakları, deterjan kutuları, cep telefonları, elektrik kabloları gibi
- Bazıları eşyaları tatma ve koklama yoluyla tanımayı seçebilirler. Her türlü şeyi koklayabilirler veya ağızlarına götürebilirler.
- Otistik çocukların bazı yetenekleri arasında büyük uçurumlar olabilir. Motor gelişimde yaşına uygun hatta yaşının üstünde birtakım beceriler gösterebilirken, sosyal gelişimde ancak çok ufak bir çocuğun sosyal becerilerine sahip olabilir.
4.Sosyal Beceriler:
Yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların, sosyal beceriler edinme ve bunları kullanma becerileri son derece zayıftır. Sosyal beceriler açısından şu özellikleri gösterirler.
- Sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler
- İnsanlara karşı ilgisizdirler
- Yaşıtlarıyla oynamakta ve oyun kurmakta yetersizdirler
- Taklit becerileri yoktur
- Sosyal ortamlarda rahatsız olurlar· Büyük mağaza, çarşı vb. kalabalık ortamlardan uzak kalmak isterler
- Sosyal kurallara uymakta güçlük çekerler
- Genellikle 7-8 ay civarında "ce-e" oyununa tepki vermezler.
- Genellikle 1 yaş civarında "bay- bay" yapmayı öğrenemezler ya da farklı biçimde ve çok daha geç taklit ederler.
- Donuk yüz ifadeleri vardır.
- Evcilik, hırsız-polis gibi taklide dayalı oyunları çoğunlukla oynayamazlar.
- İnsanları bir "eşya" gibi kullanabilirler.(Örneğin istedikleri şeyleri annelerinin elini tutarak işaret ederler ve istendiği verildikten sonra da yanlarında kimse yokmuş gibi davranabilirler)
- Genelde ilk bebeklik dönemlerinden itibaren normal çocuklarda görülen gülümsemeye karşılık verme, bu çocuklarda görülmez veya seyrektir. Bazen anlamsız gülümsemeleri olabilir.
Bütün bunların yanı sıra yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuklarda, yeme bozuklukları, öfke nöbetleri, duyu sorunları ve saldırganca davranışlarda görülmektedir.

EĞİTİMLERİ

Yaygın gelişimsel bozukluk erken tanı ve teşhis edildiğinde ilerleme kaydedilebilecek bir gelişimsel bozukluktur. Günümüzde uygulanan en iyi tedavi özel eğitimdir. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arasında özel eğitime başlanırsa çocuğun ileride yaşıtlarıyla aynı gelişim seviyesini yakalaması ve normal eğitimi alması olasıdır. Eğitim yolu ile çocuk, kendi öz bakım ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması için gerekli zihinsel ve sosyal alt yapıyı kurmuş olacaktır.

Yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların, tedavisi ile özel eğitimine başlanmadan önce ailenin çocukla ilgilenen sağlık ekibi ve özel eğitim uzmanı tarafından yeterince bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bazı yanlış inanışlar, ailelerin çok erken dönemlerde çocuklarından büyük beklentiler içerisine girmesine yol açmakta, bu da aileleri uzun vadede psikolojik ve toplumsal bir baskıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu çocukların tedavisinde ve eğitiminde aile ile bilinçli bir işbirliği gereklidir.

Eğitimde genellikle ”Davranış değiştirme modeli” ne dayalı eğitim programları kullanılmaktadır. Bu model sıklıkla operant koşullanma ilkelerine dayanmaktadır. Operant koşullanma; Skinnere göre sonuçların sistematik olarak düzenlenmesi yolu ile davranışın olabilirliğini artırma ya da azaltma işlemi şeklinde tanımlanmaktadır. Operant koşullanma tekniklerinin temel alındığı davranışçı modelde ise; aşağıdaki basamaklara önem verilmektedir.

1-Öncelikle çocuğun var olan performansı belirlenir ve hangi alanlarda beceri eksikliğinin olduğu saptanır.
2-Beceri eksiklikleri belirlendikten sonra bu beceriler kendi içinde alt basamaklara ayrılır.
3-Alt basamaklara ayrılan beceriler tek tek uygun programlar içinde geliştirilir.
4- Çocuğun verdiği olumlu tepkiler ödüllendirilir.

Davranış değiştirme modeli çocuğun davranışlarını gözlemeyi ve olumsuz davranışları değiştirmeyi amaçlamaktadır. Eğitimde öncelikle, öğretilmek istenen ya da ortadan kaldırılmak istenen davranışlar belirlenmektedir. Gözlenen olumsuz davranışların sıklığının azaltılması ya da olumlu davranışların öğretilmesi ve kalıcı olabilmesinde de yardım ve ödül gibi teknikler kullanılmaktadır.

Bunların yanı sıra, çocuğun ilgi alanına yönelik metotlar, aile ve personel eğitimi, İşitsel Terapi, diyet, deneme yanılma yoluyla eğitim, ilaçlar, müzik terapisi, duyusal bütünleme terapisi, konuşma/telaffuz terapisi ve algısal (görüş) terapi gibi terapiler de kullanılmaktadır. Araştırmalar göstermiştir ki kişiye özel, kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmiş bir özel eğitim programına, yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların olumlu cevap verdikleri görülmüştür. Eğitim, bire-bir öğretmen-öğrenci veya küçük grup çevresi ile gerçekleştiğinde daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu çocukların akademik eğitim desteğine ilave olarak, yaşam yeteneklerinin öğretilmesine de gereksinimleri vardır. Caddeyi emniyetle geçme, basit alış-verişler yapma ve ihtiyaç duyduğunda yardım isteme gibi günlük yaşam becerilerinin de geliştirilmesi gerekmektedir.
Yaygın gelişimsel bozukluğun tedavi ve eğitimlerinde çocuk doktorları, çocuk psikologları, çocuk psikiyatrları, çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanları, özel eğitim öğretmenleri ve nörologlar işbirliği içinde çalışmalıdırlar.

Değişen ve gelişen tedavi ve eğitim olanaklarıyla yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların toplumsal hayata katılması sağlanmalıdır. Günlük yaşamın içinde her ortamda yaşıtları ne yapıyorsa, nereye gidiyorsa ve hangi aktivitelere katılıyorsa bu çocuklarında o ortamlardan yararlanmasını sağlamak iletişim becerilerini geliştirmek açısından önemli olduğu görüşü yaygınlaşmıştır.

Unutulmamalıdır ki böyle çocukları saklamak, eğitim ve tedaviden mahrum bırakmak, onların kendilerini değiştirmeleri ve topluma uyum sağlamaları yönünde yapılabilecek en büyük yanlıştır. Hangi özelliğe sahip olursa olsun bütün engelli bireylerin insanca yaşama ve insani haklarını kullanma hakkı olduğunu unutmadan, yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuklarımıza yardım eli uzatmalı, onlara kendilerini ifade etme şansı tanınmalıdır.

Meral Hasandayıoğlu Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı & Aile Danışmanı
Kaynaklar
1-Prof. Dr.Darıca, Nilüfer, Dr. Abidoğlu, Ülkü, Dr. Gümüşçü, Şebnem-Otizm ve Otistik Çocuklar.
2-Özel Eğitim Terimleri Sözlüğü
3-Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği Yayınları
4- Prof.Dr. Korkmaz Barış -Todev – Bakış Bülten.
5-, Rutter M -Genetik Etkiler ve Otizm.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaygın Gelişimsel Bozukluk" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Meral HASANDAYIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Meral HASANDAYIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Meral HASANDAYIOĞLU Fotoğraf
Meral HASANDAYIOĞLU
İzmir
Çocuk Gelişimi Ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi21 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Meral HASANDAYIOĞLU'nun Makaleleri
► Otizm (Yaygın Gelişimsel Bozukluk) Psk.Dnş.Ayşegül TETİK BANKOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,197 uzman makalesi arasında 'Yaygın Gelişimsel Bozukluk' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Öfke ? Şubat 2016
► Eşimi Kıskanıyorum Ocak 2015
► Ailenin Önemi Kasım 2012
► Ergenlikte Öfke Ekim 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:01
Top