2007'den Bugüne 83,144 Tavsiye, 26,211 Uzman ve 18,446 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kimlik ve Benlik
MAKALE #11152 © Yazan Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ | Yayın Temmuz 2013 | 12,462 Okuyucu
BENLİK VE KİMLİK

KİMLİK
Sunumuma öncelikle kimlik konusunun daha iyi anlaşılması için kimliğin çok kısa ve genel tanımı olarak; “kimlik kişinin kim olduğunun ve ne olduğunun farkında olmasıdır “ tanımıyla başladım. Dereboy (1993)’un “kimlik, bireyin kendini birey olarak benzersiz ve kendine özgü bir tarz i.inde var olduğunu ve bu tarzın süreklilik gösterdiğini duyumsayışıdır” tanımıyla kimlik kavramının tanıttım.

Daha sonra kimlik kavramının literatürde tarihsel gelişin çerçevesinde psiko-analizci çerçevede sosyal boyutların ihmal edilerek başladığını ve sonraki yıllarda sosyal psikolojinin gelişmesiyle sosyal boyutları önemseyen kuramların geliştiğini vurgulandı. Öncelikle kısaca çok genel olarak ve kısa bir şekilde bu kuramlardan bahsedildi sonrada ergenlik döneminde kimlik oluşumu üzerinde durularak konumuz daraltılmıştır.

1.Sembolik Etkileşimci Teorisi:


Bu ekolün işlediği esas tez, sosyal dünyayı oluşturan mânâların toplum tarafından sosyal etkileşim vasıtasıyla yaratılmakta olduğudur. George Herbert Mead (1863-1931)’a göre, toplumlar insanın, (1) iletişim amacıyla semboller kullanmak; (2) kurallar ihdas etmek; (3) davranışlarını diğer fertlerin beklentilerine göre ayarlayabilmek yetenekleri üzerine kurulmuştur. Bütün bunlar insanda bulunan benlik adı verilen unsurun geliştirilmesiyle meydana getirilir.

2.Sosyal Kimlik Teorisi:

William James (1842-1910) tarafından serd edilen bu teoriye göre fert, onu tanıyan diğer insanların zihinlerinde bulunan kendisi hakkındaki imajların sayısı kadar sosyal benliğe sahiptir.[5] Fert toplumun diğer üyeleriyle mevcut normlar çerçevesinde farklı sosyal ilişkilere girmektedir. Her fertle kurulan ilişki bir diğerinden farklıdır. Bu durum ferdîn toplum içinde değişik veçheleriyle tanınmasını sağlamakta ve diğer üyelerin her birinin nazarında ayrı bir kimlik edinmesine sebep olmaktadır. Bu kimliklerin toplamı ferdîn sosyal kimliğidir. Böylece kimlik sosyal ilişkilerin bir neticesi olmaktadır.

Sunumum da eleştiri alan bu kısımda Sosyal Kimlik Teorisi her ne kadar James’ e atfedilmiş olsana bu alanda literatüre Taijfel tarafından geliştirilen Sosyal Kimlik Kuramı olarak bilinen kuram öenemi bir yer tutmaktadir. Taijfel’e göre grup incelemelerinde insanın biyolojik yönünü öne çıkarmalarını eleştirmiş ve sosyal psikolojinin insanı öncelikle toplumsal bir varlık olarak ele almasının zorunlu olduğunu ayrıca Sosyal psikolojinin fen bilimlerinin değer ölçütleriyle sınıflandırılamayacağını savunur.

Taijfel toplum-birey ilişkisini kişinin üyesi bulunduğu grup ve bu grubun toplum içindeki diğer gruplarla ilişkileri çerçevesinde kendi kimliğini belirlemesi ve bu kimlik çerçevesinde davranışlarda bulunması olarak tanımlar. Toplum içindeki gruplar hem grup üyelerince hem de grubun dışındakilerce tanımlanabilirler.

3.İtibari Kişilik Teorisi:

Charles Horton Cooley (1864-1929)’e göre fert, kendisi için önemli olan kişilerle kurduğu ilişkiler neticesinde sosyal niteliğini düşünmek ve muhakeme etmenin ötesinde, kim olduğunu ve ne olduğunu hissetmektedir. Teoriye göre fert asla kendi kendini doğrudan algılayamaz. Tıpkı kendi görüntüsünün aynadan yansıyarak algılanması gibi kimliğini de diğer insanların reaksiyonlarında yansımış olarak algılar. Ancak bu algılama pasif değildir. Kendisi için önemli olanların hükümlerini ön plana çıkarır, hangilerinin önemli olduğuna ve neleri takip edeceğine karar verir.

4.Kimlik Durumları Kuramı:

James Marcia Kimliği ölçülebilir ve gözlenebilir özelliklerini ön plana çıkararak ele alan kuramcıdır. O’na göre temel olarak iki yaşam alanı-ideoloji ve kişiler arası ilişkiler- vardır. İdeoloji alanında; dini inançlar, politik seçimler, meslek seçimi, felsefi yaşam biçimi, kişiler arası ilişkiler arasında; arkadaşlık, flört, cinsiyet rolü, boş zaman uğraşısı gibi yaşamsal alanlar tanımlanmıştır. Marcia’nın kuramında, kimlik şekillenmesinin, iki boyutu mevcuttur. Birincisi, yaşam alanlarında, çeşitli alternatifler arasında seçim yapabilmek için yaşanan yoğun sorgulama süreci- seçeneklerin araştırılmasıdır. Bu yaşamsal alanlarda, alternatifler arasında bir karara varma ve bu kararın gerektirdiklerini yerine getirme ise ikinci boyut-bağlanmadır.

Marcia yaşam alanları ve kimlik şekillenmesinin iki boyutunu göz önünde bulundurarak dört ayrı kimlik statüsü tamamlanmıştır :

1. Başarılmış Kimlik Statüsü : yoğun bir araştırmadan sonra yukarıda tanımlanan yaşam alanlarında kalıcı bağlanmalar yapılmıştır.
2. Askıya Alınmış Kimlik Statüsü : Yoğun bir araştırma yapılmıştır ama herhangi bir bağlanma yapılmamıştır.
3. İpotekli Kimlik Statüsü : hiçbir araştırma yapılmadan yakın çevredeki otorite figürlerinin (ana-baba, geleneksel beklentiler) birey için önerdiği ya da planladığı beklentileri karşılayan bağlanmalar yapılmıştır.
4.Dağınık Kimlik Statüsü : Ergen yoğun bir araştırma yapmış fakat hiçbir bağlantı gerçekleştirememiştir veya bağlantı yapmak için hiçbir araştırma yapmamıştır.

BAŞARILMIŞ ASKIYA ALINMIŞ İPOTEKLİ DAĞINIK
Seçeneklerin Araştırılması Var Var Yok Var ya da yok
Bağlanma Var Yok Var Yok

Marcia (1993) başarılmış ve askıya alınmış kimlik durumlarına üst kimlik durumları, ipotekli ve dağınık kimlik statülerine alt kimlik durumları olarak tanımlar.

5.Psikososyal Gelişim Kuramı:

Ericson yasam evrelerini 8’e ayırmıştır; Erikson’un ego gelişimini beşinci evresi “kimlik duygusuna karşı rol karmaşası”dır. Ego kimliği, bireyin geçmiş deneyimlerinin, daha sonraki evrelerde zorlayıcı biçimde artan ve çeşitli sosyal rollerin içinde egonun uyumsal işlevleriyle yeniden harmanlanmasıdır. Ego kimliği duygusu ego kimliğinden alınan süreklilik ve aynılık algısıdır. Bu aynılık ve sürekliliğe olan güven başkalarının gözünde de doğrulanmalıdır. Bireyin kimlik duygusunun, cinsel, mesleki, toplumsal, etnik, ideolojik açıdan tanımlanmaya ve kabul görmeye gereksinimi vardır. Bu sosyal kimlik duygusunu oluşturur. Bireyin içinde bulunduğu toplumda bir yer edinmesi, rollerini ve değerini tanıması sosyal kimliğin özünü oluşturur. Birey yaşamındaki önemli alanlarda anlamlı bağlar kurmalıdır ve sosyal kimliği bu bağlar oluşturur. Sosyal kimlik, bireyin günlük yaşamda değişen rollerinde (evlat, eş, baba) aynılığı kavramasıdır. Bireyin geçmiş deneyimleri ve özdeşimleri ile şimdiki deneyim ve özdeşimlerinin bileşimine Erikson kişisel kimlik demektedir. Yazara göre sosyal kimlik ve kişisel kimlik ego kimliğinin bileşenleridir. Erikson ergenliği yeniden yapılanma olarak görür, bu nedenle de kimlik duygusunun kazanılmasında en kritik evreyi ergenlik kabul eder.

Psikososyal Gelişim Kuramı’nda ergenlik döneminde yaşanan psikososyal kriz kimlik krizi adını almıştır.

Kimlik Krizi yaşantısı Erikson’a göre 4 şekilde sonuçlanabilir:
1.Kimlik duygusunun kazanılması: bireyin yaşam alanlarındaki bağlantılarını (commitment) yapmış, yolunu belirlemiş olması.
2. Askıya alma : Birey bağlantı yapmayı erteler, kesin bağlantılar yapmadan önce bazı kimlik örüntülerini deneyerek araştırma yapar. Ergen, yetişkinlik sorumluluklarını almaya geçişte bir tür hazırlanma ve zaman kazanma dönemi seçer.
3. Kimlik karmaşası : ergen güçlü travmalarla karşılaşıp, toplumsal hoşgörüyü bulamazsa karmaşa yaşar. Bu klinik belirtiler gösteren psikolojik bir durumdur (Erikson 1984).
4. Kimlik Dağınıklığı : kimlik karmaşasının daha da ağırlaşmış ciddi psikiyatrik hastalık olarak görülen halidir.
5.Ters kimlik : kimlik karmaşası yogun olan ergen bu rahatsızlık duygusundan kurtulmak için, toplumsal beklentilerin tam karşıtı olan rolleri ve idealleri benimser.
Sunumumda aldığım ikinci eleştiri Ericson’un kuramında bahsettiği aynılık tan kasıt kişinin hem içine girdiği toplumsal rollerinin altında bir bütünlük aynılık ayrıca da gruplar arası ilişkilerde de kendini ait hissettiği gurup ve onun üyeleriyle kendini aynı görüp kendinin sosyal kimliğinin gelişmesini sağlamasıdır.

Ergenlik Dönemi Ve Kimlik Oluşumu:


Gençlik döneminin en önemli psikososyal yanı, kimliğin kazanılmasıdır. Gencin bu dönemde sağlam bir kimlik duygusu geliştirebilmesi gerekir. Kimliğin en kısa tanımı "kişinin kim olduğunun ve nereye gittiğinin farkında olması"dır. Yani genç insanın "ben kimim?" sorusuna verebilecek cevabı bulunmasıdır. Kimlik, özdeşimlerin bittiği yerde başlar. Çocuk, ruhsal gelişimi sırasında çeşitli özdeşimler kurar. Yani çevresindeki yetişkin insanları, dar anlamıyla da ana-babayı model alır, onların davranışlarını taklit eder içine sindirerek kendi özellikleri haline getirir. Çocukluktaki bu özdeşimlerin birbiriyle bütünleştirilmesi ve gençlik dönemindeki arkadaş gruplarının değerlerinin alınmasıyla kimlik oluşur. Yani kimlik, çocuklukta çevredeki kişilerden kazanılan özelliklerin bütünleşerek benliğe yerleşmesiyle oluşur. Kimlik duygusu ise bu bütünleşmenin yaşanması ve buna bağlı güven duygusudur. Kimlik duygusu sağlam bir bireyin "ben neyim?", "kimim?" soruları karşısında duraksamadan vereceği cevapları vardır. Bunun rahatlıkla yapılabilmesi için kişinin kendi bireysel benliğine yerleşmiş olan süreklilik ve aynılık duygusuna gereksinim duyulur. Kimlik duygusu güçlü olan bireyler, kendilerini diğer insanlardan ayrı bir kimse olarak ayırabilirler. Zaman içinde kendileri ile ilgili devamlılık, tamlık ve bütünlük hissine sahip olurlar. Kimliğin gelişimi için toplumsal ortam, çevre önem taşır; yani kişinin kendisini nasıl gördüğü diğer insanların onu nasıl gördüğü ile bağlantılıdır. Gençlik döneminde kişi, yaşamının önceki dönemlerinde yaptığı özdeşimleri birleştirerek tek ve bir kimliğe dönüştürebilmelidir. Bu da gençlik döneminde ulaşılan bilişsel kapasiteyle başarılabilecek bir durumdur.

Sosyal olgunluğun en önemli üç boyutu: bağımsızlık, kimlik ve cinsel kimliktir. Bu yüzden gençlik döneminin en önemli sorunu kişinin kendi benliğine ilişkin kimliğini kazanmasıdır. Çağdaş her toplumda yaşayan insan üç kimlik geliştir: kişisel kimlik, ulusal kimlik ve evrensel bir kimlik anlayışıdır.Ayrıca bu dönemde başarılması gereken önemli bir unsurda cinsel kimliğin kazanılmasıdır.Cinsel kimlik, ireyin kendi cinsine ilişkin davranış biçimlerini, cinsiyet rollerini benimsemek ve karşı cinsle yakın sağlıklı ilişkiler kurabilmektir.

BENLİK

Benlik kişiyi birtakım özelliklerine göre tanımlayan, kişiyi diğer kişilerden ayırt eden ve kişilerarası farklılıkları vurgulayan bir kavramdır. Bir kişi onu değişik ortam ve koşullarda tanıyan kişilerce farklı betimlenebilir.Bu farklı betimlemeler hem insanın değişik ortamlarda kişiliğinin farklı özelliklerini ortaya çıkaracak davranışlarda bulunmasından, hem de onu gözleyen kişilerin, kendi değer ve özellikleri nedeniyle, kişinin değişik yönlerini dikkate almalarından kaynaklanabilir.Benliğimizin yapısı dünyayı, başkalarını ve kendimizi nasıl görüp algıladığımızı belirler, var oluşumuzun temelini oluşturur ve her türlü duygu, düşünceve davranışımızı etkiler.

Benlik kavramı son 20-25 yıldır sosyal psikoloji ve kültürler arası psikolojide yeniden ilgi konusu olmuştur. Benlik kavramının ne olduğu ve önemi Batı düşünce tarzında yeşerip gelişmiştir. O halde benlik, bireyin gereksinimlerini, yeteneklerini, güdülerini ve haklarını içeren, içsel özelliklerden oluşan bir varlıktır. Kişinin hem nasıl bir insan hem de kim olduğu içinde bulunduğu toplumsal ortamdan bağımsız olarak tanımlanamaz. Benliğin içeriğinin cinsiyet ve kültürden etkilendiği, bazı kişilerin kendilerini diğerlerine göre daha fazla ilişkileri ve toplumdaki işlevleriyle tanımladıkları söylenmektedir.

Kültürler arası duygu, düşünce ve davranış farklılıklarının temelinde, o kültürdeki benlik yapıları arasındaki farklılıklar yatar. Kültürler arası psikolojide 2 tür benlikten söz edilir. Birincisi, birçok Batı kültüründe yaygın olan ‘Ayrışık Benlik Yapısı’ ve ‘İlişkili Benlik Yapısı’dır. Ayrışık benlik yapısına sahip kültürlerde kişisel yetenekler, zeka, kişilik özellikleri, bireysel amaç ve tercihler dikkate alınır. Benlik, başkalarından açıkça ayrılmıştır ve örtüşme yoktur. Bu özelliklere sahip olmayan insanların o kültürle barışık yaşaması zordur.

İlişkili benlik yapısına sahip kültürlerde ise kişinin ait olduğu gruplara uyum göstermesi, başkalarının duygularına duyarlı olmak, ilişkilere uyum gösterebilmek ve o ilişkilerin bir parçası olabilmek önem taşır. Başka benliklerle örtüşme görülür. Bu 2 tür benliğe ek olarak Kağıtçıbaşı 3.bir benlik yapısı ortaya koymuştur: Hem ilişkisel eğilimli hem de özerkliği içinde barındıran ‘Özerk İlişkisel Benlik’ yapısıdır. Toplulukçu kültüre
sahip toplumların gelişmiş kentsel bölgelerinde, kuşaklararası maddi ilişkilerin azaldığı, duygusal bağlılıkların kaybolmadığı aile modelinde gelişmektedir. Bireyci ve toplulukçu özellikler bir arada var olabilir.

Farklı benlik yapıları farklı benlik algısına yol açar. Ayrışık benliğe sahip kişilerden kendilerini tanımlamaları istendiğinde zaman, mekan ve sosyal ortamdan ayrışık olarak kişilik özelliklerini ya da yeteneklerini belirtirler. İlişkili benlik yapısına sahip kişiler ise kendilerini, ilişkileri ve belli sosyal ortamlar çerçevesinde düşünüyorlar. Aynı tür farklılıklar sadece benliğin algılanışında değil başkalarının algılanmasında da ortaya çıkar. Kişilerin başkalarını ve kendilerini nasıl algıladıkları, hangi özelliklere öncelikle dikkat ettikleri benlik yapısına ve kültürden kültüre farklılık gösterebilir.

Benlik kuramları olarak bahsedilebilecek kuramlardan biri Freud’un Psikanalitik kuramıdır. 2. olarak Carl Gustav Jung’ın Analitik Psikolojisi, Alfred Adler’in Bireysel Psikolojisi, Erich Fromm’un kuramı, Karen Horney ve Bütüncü Yaklaşımı, Harry S. Sullivan ve Kişilerarası İlişkiler Kuramı, Otto Rank’ın Kişilik Tipleri, Harry Murray ve Personoloji, Dollard ve Miller’in Pekiştirme Kuramı, Kurt Lewin ve Topolojik Alan Kuramı, Gordon Allport ve Personolistik Psikoloji, Kurt Goldstein ve Organizmik Kuram, Maslow vw Holistik Kuram, Eysenck ve Cattel’in Faktör Kuramları, Carl Rogers ve Fenomenolojik Benlik Kuramı, Gardner Murphy ve Biyososyal Kuram bu bağlamda benliği ve yapısını açıklamaya çalışan kuramlar olarak geçmektedir.

Sosyal psikolojik süreçler farklı benlik yapılarına ve kültürel özelliklere göre farklılık gösterebilir. Ama bu, dünyanın birbirinden ayrı 2 bütünden oluştuğu izlenimini vermemelidir.

Markus ve Kitayama’nın İlişkili benlik yapısı, ayrışık benlik yapısı yeterli olmadığı için ortaya çıkmıştır. Fakat bu 2 ayrım da yeterli olmamıştır. Bireyci-toplulukçu ile ayrışıklık- ilişkililik aynı şeyler değildir. Bireyci kültürlerde ayrışık benliklerin, toplulukçu kültürlerde ise ilişkili benliklerin daha yaygın olduğu bulguları vardır ama insanlar arası etkileşimi ve kültürler arası farklılıkları açıklayan boyutlardan sadece bir tanesidir. Bir toplumdaki ekonomik gelişim, kentleşme, göç, kültürler arası etkileşim vb. etmenler de kültürel özellikleri ve bunun kişi üzerindeki etkisini inceler. Kültürü betimleyen kavramların birey düzeyinde en iyi nasıl ifade edilebileceğini daha iyi açıklayabilmek için daha çok kavramlaştırmaya ve araştırmaya gerek duyulmalıdır. Ayrıca sosyal bilimcilerin içinde yaşadıkları kültürü iyice inceleyip anlamaları ve kültüre uyumlu kuram ve uygulamaları üretmeleri gerekir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kimlik ve Benlik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ Fotoğraf
Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
Uzman Klinik Psikolog,yetişkin,çift,ergen Ve Cinsel Terapist-Hipnoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi119 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'nün Makaleleri
► Benlik-Benlik Saygısı ve Ana-Baba Tutumları Uzm.Psk.Mehmet Emin KIZGIN
► Benlik Saygısı Psk.Muharrem ÇAPKIN
► Benlik Saygısı Kuramları ÇOK OKUNUYOR Uzm.Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
► Çocuklarda Benlik Regülasyonu Uzm.Psk.Gizem ÇEVİKER
► Çocuklarda Benlik Saygısı Psk.Nurhan ÜNDER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,446 uzman makalesi arasında 'Kimlik ve Benlik' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Azınlık ve Çoğunluk Aralık 2013
► Önyargı ve Ayrımcılık Ağustos 2013
► Stres Ağustos 2013
► Vajinismus Temmuz 2013
► Dil ve Dil Oluşumu Mayıs 2013
► Anne Baba Tutumları Nisan 2013
► Panik Atak Şubat 2013
► Saldırganlık Ocak 2013
► Genç Erkek Olgun Kadın İlişkisi ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:03
Top