2007'den Bugüne 83,112 Tavsiye, 26,204 Uzman ve 18,431 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuklarda Zekâ ve Oyun İlişkisi
MAKALE #11306 © Yazan Uzm.Psk.Mehmet DUMAN | Yayın Ağustos 2013 | 4,150 Okuyucu
Çocuklarda Zekâ ve Oyun İlişkisi

Zekâ, üzerine çalışılması keyifli fakat gerçek anlamda ölçülmesi zor bir yapı. Ben, zekânın tek parçadan oluşan bir yapı olduğu fikri yerine, çoklu zekâ teorisi gibi bireye daha fazla şans tanıyan yöntemleri tercih ediyorum. Bu teori Hovvard Gardner ‘ın değişi ile insanların en az birbirinden bağımsız yedi ayrı alanda değerlendirilebilecek zekâya sahip olduğunu ve bunların zaman içinde geliştirilebileceğini, Daniel Goleman’ın "Duygusal Zekâ" kitabı da salt zekânın tek başına yeterli olamayacağını söylüyor. (“Çocuk Ve Zeka” isimli makalemde daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.) Yıllardır kendi çalışmalarımda gördüm ki, bireye özgü doğru tekniklerle çalışıldığında elle tutulur göz ile görülür gelişmeler elde edilebiliyor.

“Oyun” ise çocuğun gerçek dünyaya kendisini hazırlamasında en büyük araç. Oyun oynarken tüm kontrol çocukta, her şey hayal gücü ile sınırlı ve senaryoyu kendisi yazdığı için kendini güçlü hissediyor. Kullandığı nesneler ve olaylar da gerçek dünyaya ait olduğu için gerçek dünyanın minyatürünü yaratıyor kendi oyununda. “Oyun” dediğimiz özellikle küçük yaş çocuklarda, travma tedavisinde kullanılabilecek kadar güçlü bir yöntem. Aynı zamanda çocuğun iç dünyasını, ihtiyaçlarını, heveslerini, güçlü ve zayıf yanlarını görebileceğimiz kadar da açık bir bilgi kaynağı.

Çocuk oyun oynarken, organize etme, sıralama, kendini ifade etme, çevresi ile ilişki kurma, yaratıcılık gibi özellikleri aktif olarak kullanıyor. Aynı zamanda; ileriyi görme, planlama, kararlılık, karar verme, yenilgiyi hazmetme, rekabet gibi tutum ve davranışları ile beraber özgüveni de gelişiyor. Biraz bizim de desteğimiz ile zeka oyunları ve oyuncaklarını da çocuğun oyun çemberinin içerisine katabilirsek, esnek düşünebilme, görsel hafıza, nesneleri zihninde evirip çevirebilme, dağıtıp toplayabilme, dikkatini toplama ve odaklanma gibi yeteneklerini de hem geliştirmiş hem de pratik zekasını günlük hayatta nasıl kullanabileceğini onlara öğretmiş oluyoruz. Ben buna “tornavida yoksa vidayı çay ile sıkabilen zihinler” diyorum. Ve bizim bugün basite aldığımız bu yetenekler ileride “duruma özgü anlık çözüm üretebilme ve karar verme yeteneği” ile hayat bile kurtarabiliyor.

Çoğumuz çocukken sokakta oyun oynadığımızda, sanki boşa vakit harcıyormuşuz gibi bize kızarlardı. Bizde şimdi acaba çocuklarımıza aynı şeyimi yapıyoruz. Oyun, boşa harcanan vakit değil, hayatın tamamlayıcısıdır aslında. “Yaşamak” dediğimizde hayatın içerisinde olmaktır. Hatırlayın, körebe oynarken gözlerimiz bağlı ama kulaklarımız, hislerimiz, dikkatimiz, öngörülerimiz açıktı. Ya da oynadıkça açıldı. Ve kim, nasıl öğretti bilmiyorduk ama arkadaşlarımıza güveniyorduk, “arkadaşlık” kelimesinin içi boş değildi. Yakan top oynarken renkleri, sek sek oynarken el-göz-beden koordinasyonunu, yakalamaca oynarken rekabeti ve başarmayı öğrendik. “Şaşı bak şaşır resimler” vardı. Biraz zordu içerisinde gizlenmiş üç boyutlu resmi görmek belki ama bize gözümüzü, gözbebeğimizi, bakış açımızı, şekil zemin ilişkisini, algıyı, odaklanmayı ve dikkatimizi kontrol edebildiğimizi öğretti.

Ya da en iyisi boş verin tüm yazdıklarımı. Altı üstü “oyun”. Ne gerek var ki. Otursunlar evlerinde derslerine çalışsınlar. Sokaktaki arkadaşları sabahtan akşama kadar oynuyorlar da ne oluyor? Hemen hepsinin dersleri zayıftır kesin. Hele içlerinden bir kaçı yok mudur, sizin çocuklar onlarla takılırsa, huyu suyu değişir sonra. Hiiiç gerek yok. Hem bilgisayar istemişlerdir almışsınızdır. Tablet istemişlerdir onu da almışsınızdır. Onlarla oynasınlar. Tek başlarına.. Sabah okul, öğlen etüt, akşam da özel hocası gelir. Zaten oyuna vakitleri yok ki..

Beyazıt Öztürk’ün bir sözü vardı, daha anlamlı geldi şimdi: “YGS’ye gireceksin, KPSS’ye gireceksin, ALES’e gireceksin, kariyer yapayım diye uğraşacaksın ama patronun lise mezunu çıkacak.” Bir de o patron, mahalleden senin huyunu bozduğu için oynaman yasaklanan çocuk çıkarsa… Tabi ki derslerinde başarılı olsunlar, okusunlar, doktora yapsınlar hatta. Ama hala çocukken, fırsatları varken, yukarıda anlatmaya çalıştıklarımı da yaşasınlar. Birazda duvar örmek gibidir çocuk. İlk sırası sağlam değilse ya da yamuk örülmüşse, öyle devam eder gerisi. Yine de arada küçücük bir desteğe ihtiyaç duyarsanız, bir bilene sormak isterseniz, biz zaten yanınızdayız.




Çocuk ve Zeka

"Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden ise zekâsını ve seviyesini anlarsınız."
Mevlana Celaleddin-i Rumi

“Duygusal zeka” kavramı literatürümüze girdiğinden beri “empati kurma” gibi yeteneklerimizin de sözel bilgiyi kullanma veya performansa dayalı zeka bölümlerimiz kadar önemli olduğunu öğrenmeye başladık.

Öğrenme, öğrenilenlerden yararlanabilme, kendimizi yeni durumlara uyarlayabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği olarak tanımlanabilen zekâ; tarih boyunca farklı yaklaşımlarla değerlendirilmiştir. Son 30 yıldır ise geleneksel zekâ anlayışının, insan beyninin sınırlarını daraltan ve insanın sahip olduğu geniş bilişsel potansiyeli yadsıyan bir niteliğe sahip olduğu fikri ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu yeni zekâ anlayışı, zekânın pek çok özelliği ve yaşamsal etkinliği kapsayan geniş bir kavram olduğu düşüncesini temel almaktadır. Bu kapsamda, Howard Gardner tarafından 1983 yılında ortaya atılan ve zekâ kavramına farklı bir bakış açısı getiren ‘Çoklu Zekâ Kuramı; zekânın sözel ve matematiksel yeteneklerin ötesinde bir anlam ifade etmektedir. Yaşamın çeşitli alanlarında varlık gösteren değişik yeteneklerle birlikte çoklu bir yapı sergilediğini ve tüm bunların işbirliği içerisinde çalıştıklarını söylemektedir.

Çoklu Zekâ Kuramı uyarınca geliştirilen testlerle bireyde güçlü ve zayıf zekâ bölümlerine ilişkin farkındalık yaratılarak kişisel gelişim için özel çözümler geliştirebiliyoruz. Ayrıca bireyin güçlü yanları ile zayıf yönlerini desteklemesi sağlanabildiği gibi, doğru meslek seçiminde de yardımcı olabilmekteyiz. Böylece matematik dersinde başarısız olan bir öğrenciyi “tembel” olarak etiketlemek yerine, üstün olan zekâ bölümünün tespiti ve kişisel özelliklerinin de yardımı ile başarılı olabileceği bir alana yönlendirebiliyoruz.

Okullarda çalışan eğitim personeline verilebilecek profesyonel eğitim ile çocukların yetenekli oldukları bölümlere yönlendirilmeleri ve hem öğretmenlerinin öğrenciyi hem de öğrencinin kendisini daha iyi tanıması sağlanabiliyor. Böylece farkındalığın artmasıyla doğru tespitlere daha iyi çözümler bulunarak eğitim kalitesi yükseltilebiliyor.
Okulların kapanması ile aileler çocuklarının boş zamanlarını nasıl değerlendirecekleri konusunda kaygılanmaya başladılar bile. Bazılarımız çocuklarının okul başarılarına destek olabilecek yöntemler düşünürken bazılarımız da sosyal - kişisel yeteneklerini geliştirebilecek farklı kursları – yaz kamplarını deniyorlar. Önemli olan ise bu tatilin ne kadarının, nasıl değerlendirilebileceğidir.

Bu iki buçuk ayı doğru kullanmak gerek. Yaz ayını tek bir kursta-kampta mı yoksa kısa süreli çok sayıda etkinlikle mi değerlendirmek daha iyi? Zaten tüm yılını sınavdan sınava girerek, dershaneden özel derse yetişerek geçiren çocukların “üst sınıfa hazır olsun” veya “ bu zaman boşa gitmesin” derken tüm tatillerini de yememek gerek.. Ne kadar vakit geçirildiği önemli değildir, nasıl vakit geçirildiği önemlidir. Yani miktar değildir aslolan, niteliktir, kaliteli vakittir. Doğru çözümler için iyi görmek, doğru anlamak ve yorumlamak lazım. Eğer yardıma ihtiyacınız olursa, bir uzman görüşünden de yararlanabilirsiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Zekâ ve Oyun İlişkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Mehmet DUMAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Mehmet DUMAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet DUMAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Mehmet DUMAN
Adana (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi126 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Mehmet DUMAN'ın Makaleleri
► Çocuklarda Oyun Kavramı ve Oyun Terapisi Uzm.Psk.İlayda ÇEVİRİCİ YENİGÜN
► Duygusal Zeka ve Evlilik Uyumu İlişkisi Uzm.Yeliz SIBĞATULLAH
► Çocuklarda Zeka Gelişimi Emine ERASLAN
► Çocuklarda Oyun Terapisi Psk.Aylin AYDEMİR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,431 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Zekâ ve Oyun İlişkisi' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kökünden Kesip Atmayın Haziran 2016
► Şimdi Reklamlar Mart 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:27
Top