2007'den Bugüne 82,718 Tavsiye, 26,146 Uzman ve 18,356 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Zeka, Zeka Tesleri, Heyetteki Zeka Değerlendirmeleri Yönergesi Hakkında Tespitler, Öneriler
MAKALE #6619 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2011 | 6,891 Okuyucu
ZEKA, ZEKA TESLERİ, HEYETTEKİ ZEKA DEĞERLENDİRMELERİ YÖNERGESİ HAKKINDA TESPİTLER, ÖNERİLER

Son yönergeyle özürlü raporlarının değerlendirilmesinde belli testlerin şart koşulduğu görülmektedir. 14 yıldır bir ilin tüm zeka değerlendirmelerini yapan deneyimli bir psikolog olarak-- sözkonusu yönerge ile yeniden gündeme gelen zeka, zeka testleri ve zeka değerlendirmesi konularındaki görüşlerimi -- tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

1. Zeka testi zeka değerlendirmesinin bizatihi kendisi değildir. Bütün bilimsel kitaplarda belirtildiği üzere zeka testi zeka değerlendirmesinde kullanılan araçlardan sadece bir tanesidir. Büyük ölçüde fikir verirler, kanaati kuvvetlendirirler ancak tek başına sonucu belirleyen bir araç olarak görülmezler.

Oysa bahsi geçen yönergeyle sadece zeka testinin yapılması, çıkan sonucun zeka değeri olarak kayıtlara geçirilmesi gibi bir anlayış söz konusudur ki bu son derece yanlıştır.

(Subjektif, nesnelliği zayıf, tek başına sonucu belirlemesi son derece yanlış olan Zeka testlerini bu kadar öne çıkarmak işin özüne vakıf olmamanın, en çok da psikolojiyi psikiyatrinin laboratuvarı, psikologları da psikiyatrinin laboratuvar teknisyeni yapmaya çalışma, psikologlara alanda sadece testör rolü biçme, bu rolü iyice pekiştirme anlayışına dayanmaktadır. Ruhsağlığı alanında 45 - 50 dakikada konulması gereken hastalık teşhislerini üç -- beş dakikada koyabilen, bu konularda psikologlardan test, envanter vb. ölçümler talep etmeyen hekimlerin sıra zekaya gelince psikologlardan en kapsamlı, en zaman alan testleri talep etmeleri psikologların sırf bu işle iştigal etmelerine yol açmakta, daha öncelikli işlerde verimli kullanılmalarını engel olmaktadır. Halen en acıdır ki sağlık bakanlığı hastanelerinde halka -tam olarak- psikolojik danışmanlık yapılmamakta, psikolojik destek ve psikolojik tedavi hizmeti verilmemekte, psikiyatrik ilaç giderleri bu yüzden kaç katına çıkmış bulunmaktadır. VAZİYET BU İKEN PSİKOLOGLARIN ÇOĞU SABAHTAN AKŞAMA KADAR ZEKASI GÜN GİBİ AÇIK NİCE KİŞİYE SIRF HEKİM İSTEDİ DİYE ZEKA TESTİ YAPMAKLA MEŞGÜLDÜR. BU VEBALE DERHAL SON VERİLMELİDİR.)

2. Zeka testleri sanıldığı gibi sadece beynin zeka fonksiyonunu değil, uygulanan kişinin o anki (uygulama esnasındaki) performansını ölçer. Ancak kişinin o anki performansını belirleyen tek faktör mevcut zeka düzeyi değildir.

Bu anlık performansta eğitim düzeyi, sosyal normlar, ailesel koşullar, teste kooperasyon düzeyi, çekingenlik, heyecan vb. psikolojik etmenler gibi birçok faktör rol oynamaktadır. Bunları ayırt etmek ise statik test prosödürleriyle mümkün değildir. Bu daha çok uzmanın deneyimi ve mesleki mahareti gibi aktif ve dinamik değerlendirme işlemlerine bağlıdır.

Dolayısı ile soru sorup çıkan sonucu basit bir işlemle toplamaya dayalı olan zeka testleri ile sözü edilen etmenler göz ardı edilmekte, sadece alınan ve alınmayan cevaplara önem atfedilmekte, bu işlem sonucunda çıkan sonuç da zeka seviyesi olarak kabul edilmektedir. Hayır, aslında burada çıkan sonuç zekayı değil, anlık performansı yansıtmaktadır. Az önce belirttiğim üzere, alınan yahut alınamayan cevapları (o anki performansı) belirleyen tek unsur ise mevcut zeka düzeyi değildir.

Mesela özel eğitim almış, üst düzey sosyokültürel seviyeye sahip bir orta düzey mental retardasyon hastası ile kırsalda yaşayan, eğitim imkanı bulamamış bir orta düzey zeka geriliği vakası değerlendirme sürecinde çok farklı bir görüntü arz eder. İkisine de test yapıldığında birincisinin anlık, yani yönergeye yansıyan performansı yüksek çıkacaktır.

Ancak bu, zeka seviyesinin daha iyi olması, sözgelimi hafif mental gerilik olması anlamı taşımamaktadır. İşin içinde yukarıda arz ettiğim “zeka dışı performans belirleyici” faktörler de rol oynamaktadır. Bu ayırıma varmak ancak uzmanın mesleki ve etik yeterliliği ile, ayrıca değerlendirme sürecinde kullanılan ajanların ve aşamalarının çeşitlendirilmesiyle mümkün olacaktır. Zaten böyle olduğu içindir ki “zeka değerlendirmesinde zeka testleri tek ölçüt olarak alınmaz” bilimsel gerçeği söz konusudur.

3. O halde zorunlu tutulması gereken zeka testleri değil (her vakaya test yapılamaz. Bu durumda zeka testi yapılamayacak kişileri ne ile değerlendireceğiz, bu da ayrı bir sorundur), zekayı değerlendirmede kullanılan ajanların mümkün olabildiğince çeşitlendirilmesi, bu sürecin iki – üç kademeli bir sistem haline getirilmesi, böylece doğabilecek yanlışların en asgariye indirilmesi hedeflenmelidir.

4. Ancak yine de bu sürecin nihayetinde bir kanaat işi olduğu, elde bilimsel – nesnel sonuç imkanı verecek bir takım cihaz, alet ve edevat bulunmadığı gözlerden uzak tutulmalıdır. İşin doğasında olan doğal sonuç farklılıkları olmaması gereken ve sadece zeka testi kullanmaya yahut kullanmamaya bağlı olarak gelişen "anormal uygulama hataları" gibi görülmesi yanlışından vazgeçilmelidir.

5. "Davul psikologda, tokmak hekimde… Bu böyle olmaz… Zeka işi kimin uzmanlık sahasına girmektedir, buna acilen karar verilmelidir! Davulu taşıyan tokmağına da sahip olmalıdır."

Evet, zeka konusu kimin alanına girmektedir?
Psikologların mı yahut psikiyatri uzmanlarının mı?

Bu soruya acilen doğru yanıt verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kaçak dövüş tabirini kullanabileceğim sıkıntılar kaçınılmaz olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir. Bu konuda kafamız iyice netleşmelidir: Zekayı değerlendirmek mi psikologun görevidir yoksa zeka testi yapmak mı? Bu ikisi birbirinden oldukça farklı süreçlerdir.

“Eğer zeka testi yapmak” deniyor ise cevaben derim ki:

Bunun için psikolog olmaya gerek yoktur. Psikologun zaten az sayıda kişiye çok zaman ayırmaya dayanan sınırlı mesaisinin "sekiz – on soru sorup çıkan puanları ilkokul seviyesinde bir işlemle toplamaya dayanan testlerle şişirilmesi" ihtiyaç duyan danışanlara -- hastalara, alınan yüksek eğitime ve ülke kaynaklarına haksızlıktır. Ayrıca bu, büyük emek ve iş gücü kaybıdır. Bu iş hekimlerin yanında çalışan yardımcı elemanlarca (sekreterlerce veya hemşirelerce) da pekala yapılabilir. Hem böylece ilgili hekimlerin sonuçlar üzerindeki etkileri daha da rantabl olarak sürebilecektir.

Yok eğer psikologun görevi zeka testinin de içinde yer aldığı değerlendirmeyi yapmak ise bu durumda ilgili hekimlerin yüzeysel bir bakışla çıkan test sonuçlarını keyfice tartışmaya açmaları anlamsız olmaktadır. Bu durum meslek etiğiyle, meslekler arası görev ve sorumluluklara saygı anlayışı ile bağdaşmamaktadır. O halde, bir hekimin depresyon dediğine diğerinin anksiyete diyebilmesi ve benzer diğer örneklerde olduğu gibi işin – alanın doğasından kaynaklanan yorum, bakış açısı, kanaat farklılıkları keyfice analize ve eleştiriye tabii tutulmamalıdır. Bunlar gerektiğinde, sadece kanuni denetleme mekanizmaları vasıtasıyla yapılabilmelidir.

6. “Psikolog değerlendiriyor, hekim isterse değiştirebiliyor, lakin sonucu psikolog belirlemiş görünüyor.”

Bu durumda herhangi bir sorun yaşandığında “zekaya biz bakmıyoruz, psikologlar bakıyor” denilebiliyor. Oysa psikologun ön değerlendirmesi uzman hekimden ve heyet komisyonundan değişerek geçebiliyor. Burada da görüldüğü üzere davulun ve tokmağının ayrı ellerde olmasından kaynaklı sıkıntılar söz konusu olabiliyor. Bunun en büyük mağduriyetini ise genellikle psikologlar çekiyor.

SON OLARAK ZEKA TESTLERİNE DAİR İKİ MÜHİM NOT

I-- Zeka değerlendirmesi uygun fiziki ve mesleki koşullarda yapılmalıdır ancak heyet raporu veren pek çok şehrin tek devlet hastanesinde, üstelik de hakem hastane konumunda olan kurumlarda bile yıllarca tek psikolog çalışabilmekte, sağlık elemanından tasarrufa gidilebilmekte, ancak bütün bu negatif şartlara karşın yüzde yüz güvenilir sonuçlar beklenmekte, bir sıkıntı olduğunda da bu aleyhte koşullar fazla dikkate alınmayabilmektedir. Bir bakıma psikologların bir kuş misali hem kafese konulmaları hem de oradan hiç hatasız ve en yükseğe uçmaları beklenebilmektedir.

II-- Zeka çevresel uyaranlarla beslenebilmektedir. O yüzden zeka deyince akla gelen iki temel unsur, genetik faktörler artı çevre gelmektedir. Son yıllarda televizyon kanalları, iletişim araçları, görsel ve basın -- yayın materyalleri, internet imkanları gibi zekayı tetikleyen – geliştiren ve uyarıcı zenginliği sunan araçlarda son derece büyük gelişmeler ve çeşitlenmeler olmuştur ancak zeka testlerimiz hala 10, 20 yıl öncesinin geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları ile piyasada arzı endam etmektedirler.

Psikolog
İzzet Güllü
MDH

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Zeka, Zeka Tesleri, Heyetteki Zeka Değerlendirmeleri Yönergesi Hakkında Tespitler, Öneriler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Zeka Artık Eski Zeka Değil Uzm.Psk.Esra ERDOĞAN
► Çoklu Zeka ve Zeka Türleri Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,356 uzman makalesi arasında 'Zeka, Zeka Tesleri, Heyetteki Zeka Değerlendirmeleri Yönergesi Hakkında Tespitler, Öneriler' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bir Psikoloğun Arızaları ÇOK OKUNUYOR Mart 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:30
Top