2007'den Bugüne 84,591 Tavsiye, 26,450 Uzman ve 18,838 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



İnfertilite Krizi ve İnfertilite Yaşayan Kadınlarda Sıkça Görülen Psikolojik Sıkıntılar
MAKALE #13519 © Yazan Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ | Yayın Kasım 2014 | 2,878 Okuyucu
İnfertilite Krizi

Ciddi bir kriz durumu olarak nitelendirilen infertilitenin, çiftlerin ruh sağlığı ve evlilik ilişkisi üzerinde çeşitli olumsuzluklara yol açtığı bilinmektedir. Çiftler infertilite durumunu yaşarken bir yandan karşılaştıkları bu yeni kriz ile başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da kendi bireysel gelişimleriyle, ailedeki sorunlarla veya işteki güçlüklerle başa çıkmak zorunda kalırlar.

İnfertiliteyi, yastaki kriz durumu ile benzetmek de mümkündür. İnfertilitede yaşanan “kayıp” duygusu, “depresyon ve yas” ile ilişkilidir. Üstelik infertilite tedavisinde gebelik yaşayıp sonra bebeğini kaybeden çift; sadece biyolojik bir çocuğu değil, “gerçek bir aile olma” umutlarını ve “fantezilerindeki çocuğu” da kaybeder. Hele ki birkaç başarısız uygulama sonunda, çift bir çocuk sahibi olamayacağı iyice inanır ve hayal kırıklığı ile birlikte yaşanan acı daha da artar.

İnfertilitedeki yas süreci, ölümcül bir hastalığın son dönemdeki yas sürecine benzer. Ancak, infertilitedeki yasta ölümcül bir hastalıkta olduğu gibi yaşamı tehdit edici bir durum yoktur. İnfertilitede tehdit, genellikle evlilik ilişkisine yöneliktir. Ayrıca, ölümcül hastalık durumu aile bireylerini birbirine yakınlaştırırken, infertilite tam tersine onları birbirinden uzaklaştırır.

Krizin Evreleri

İnfertilite ile karşı karşıya kalan çift adeta, beklenmedik ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk belli evrelere ayrılmaktadır.

1. İlk evre şok ve inanmama evresidir. Çift, çocuk yapma yetisinden mahrum olduğunu kabul etmek istemez. Kısırlık konusu sürekli bireylerin zihnindedir ama bu konuda konuşmaktan kaçınırlar.

2. Şok evresini inkar evresi izler. Çift her ay umutla gebelik yaşanmasını bekler ve her ay yeni bir hayal kırıklığı yaşar. Yine de durumu kabullenmek istemez ve gebe kalamama durumu için; yeterli sıklıkta cinsel ilişkiye girememe, yoğun stres, geçirilen basit bir rahatsızlık, yorgunluk, hatta uykusuzluk gibi gerekçeler bulur.

3. Eşleri bekleyen diğer evre kaygı evresidir. Bu evrede sorun artık konuşulur hale gelmiştir. İnfertil olan eş diğer eşin gözünde ‘yetersiz ve eksik’ olmaktan, ya da onun sevgisini kaybetmekten korkabilir. Hatta, eşi tarafından terk edilme endişesi ortaya çıkabilir. Kısırlık tanısı; ‘benlik saygısında azalma’, ‘kadın olarak kendini yetersiz hissetme’ gibi utanma duygularının, ya da ‘erkekliğini, güç ve kudretini yitirme” duygusunun yaşanmasına neden olabilir.

Tedavi konusu genellikle bu devrede gündeme gelir. Çift tıbbi yardım almaktan çekinebilir. Tıbbi başvuru gerçekleştirilip tetkikler başlayınca, çiftin yaşadığı kaygı genellikle daha da artar. İnfertilite tedavisi başlayan kadın, bedeni ‘işgal ediliyor’ veya ‘saldırıya uğruyor’ gibi hissedip, yoğun korkular yaşayabilir.

4. İnfertil çiftleri bekleyen sonraki evre öfke evresidir. İnfertiliteye yönelik anlamlı bir açıklama arayışına girme çabaları, eşleri geçmişteki hatalı davranışlarını ve kötü olayları hatırlamaya yöneltir. Bu; bir tür suçlu arama, bulma ve cezalandırılma çabasıdır. Bu dönemde çiftler kendilerini veya eşlerini suçlayabilirler. Bazen kendini suçlayan eş özveride bulunarak boşanma önerisini gündeme getirebilir ya da ciddi bir depresyon yaşayıp intihara dahi kalkışabilir. Evlilik ilişkisi yıkılma tehdidi yaşayabilir ve bu tehdit kişiler için ikinci bir kayıp olasılığı anlamına gelir. Eşler kendilerini ya evliliklerini sürdürme, ya da çocuk sahibi olma arasında seçim yapmak zorunda kalmış gibi hissederler. Bu seçim; ‘ya kaybet, ya da kaybet’ şeklindedir. Bu evrede sağlık ekibi, yakın akrabalar da öfkenin hedefi haline gelebilir.

5. Çifti bekleyen bir başka evre kontrol kaybı evresidir. Yapılan tetkikler karmaşık ve pahalı olmakla birlikte, çiftin bedenleri ve cinsel yaşamlarını didik didik eden bir yapıya sahiptir. Çift bu dönemde özel yaşamları ihlal ediliyormuş duygusuna kapılabilir. Onlar için yaşam artık eskiden olduğu gibi ‘kestirilebilir’ değildir. Güvensizlik duyguları yoğun biçimde yaşanabilir.

6. Birçok olumsuz duygunun süreğenleşmesi eşlerde yalnızlık ve yabancılaşmaya yol açar. Bu evrede, kişiler hamile kalan arkadaşlarını gördükçe onlardan iyice uzaklaşırlar. Kendilerini iyice farklı, hatta kusurlu hissederler ve çevrelerindekilerle paylaşacakları pek bir şeyin kalmadığına inanırlar. Bu evrede çift, sadece dış dünyadan değil, birbirinden de uzaklaşır ve yabancılaşır.
7. İnfertiliteyle mücadele eden çiftin yaşayabileceği diğer bir evre umutsuzluk evresidir. Eşler diğerinin anne-babalık rolünü yerine getirmesine engel olduğunu düşünüp kendisini derin bir suçluluk içinde hisseder. Bazen, bireylerden biri veya çift Tanrı tarafından cezalandırıldığı düşüncesine kapılabilir. Yadsıma, suçluluk ve öfke duyguları ile baş edemeyen çift yoğun bir umutsuzluk yaşar ve bitkin düşer. Günlük yaşamdan zevk almamaya başlar ve hemen her şeye karşı ilgi ne istek kaybı, belirsiz bir gelecekle ilgili kayıp yaşar. Adeta bir ölüm yaşanmış gibidir, gidenin geri gelmeyeceği bilinir ama bir cenaze töreni de düzenlenemez.

8. Sağlıklı çiftler yavaş yavaş çözülme evresine ilerler. Yaşanan büyük umutsuzluk yavaş yavaş etkisini kaybeder. Yadsıma yerine gerçekler kabul edilir. Yaşanan olumsuz duygular fark edilir ve onlarla baş etme yolları geliştirilmeye çalışılır. Çözülme her zaman çiftin sonsuza kadar mutlu yaşaması anlamına gelmez. Bazen eşler boşanıp başka evlilikler kurma kararı verir. İnfertilitenin yarattığı etkiler, tedavi sonunda gebelik sağlanmış olsa bile, hemen ortadan kalkmayabilir. Ayrıca, çifti duygusal yüklerle dolu yeni ‘sürprizler’ (çoğul gebelik, prematürite gibi) bekleyebilir. Bazı çiftler menopoza kadar gebe kalma çabalarını sürdürürken, bazıları sorunu kadere bırakabilir. Tedaviden vazgeçen çiftler kayıpları için bir süre daha yas tutar. Daha sonra; aradıkları tatmin duygusuna, çocuk sahibi olmak dışında bir alanda ulaşmak üzere farklı yollara yönelirler.

İnfertilite Yaşayan Kadınlarda Sıkça Görülen Psikolojik Sıkıntılar

Yaşamlarına herkes gibi devam eden ve kendini herkes gibi hisseden bir çift “infertil” tanısı aldığı andan itibaren gerçek bir kriz yaşamakta ve bu durum karmaşık bir psikolojik yapıyı içermektedir. İnfertilite ortaya çıktığı andan itibaren çiftin yaşamını altüst etmekle beraber, geleceğe ait planları da boşa çıkarmaktadır. Henüz bir çocukken; bir gün büyümeyi, bir iş sahibi olmayı ve sonra da evlenip çocuk sahibi olmayı planlayan bizler için “infertilite”, işlerin yolunda gitmemesi ve planların altüst olması anlamına gelir. Hatta hayatın anlamsızlığına dair bazı düşüncelere de sebep olabilir.

Bu durumu yaşayan her çift; başkaları için her şey yolunda giderken, kendileri için durumun ters gitmesini anlamakta güçlük çekerler. Durumu anlamak ve kabullenmek onlar için gerçekten zordur. Çünkü; “bir çocuk sahibi olmak”, sanki her evli çiftin evlendikten sonra vakti geldiğinde (!) kendiliğinden yaşanan bir durumdur. Oysa bilindiği üzere, bugün Türkiye’de her 100 çiftten 15’i infertilite ile karşı karşıya kalmaktadır.

İnfertil çiftler üzerinde yapılan birçok çalışma göstermiştir ki; her iki bireyde, özellikle kadınlarda psikolojik bozukluklara yüksek oranda rastlanmaktadır. İnfertil kadınların neredeyse yarısında psikolojik bozukluklar görülmektedir. Bu bozukluklar, özellikle depresyon ve anksiyete temelli rahatsızlıklardır.

Depresyon; duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle ortaya çıkan genel bir mutsuzluk durumudur. Depresyon yaşayan kişide; çökkün ruh hali, ilgi ve zevk almada belirgin azalma, duygusal açıdan mutsuz-karamsar-ümitsiz olma gibi belirtiler görülür. Eskiden severek yaptığı işler bile kişiye zevk vermez olur. Kendisine, çevresine ilgisi azalır ve yoğun suçluluk duyguları yaşayabilir. Bazen de kendisini hüzünlü ve yalnız, hatta tüm duygularını kaybetmiş gibi hisseder.

Anksiyete ise; kişiyi devamlı tedirgin eden, korkuya benzer bir duygudur. Anksiyeteyi kaygı ya da bunaltı olarak da adlandırabiliriz. Anksiyete ile birlikte kişinin duygusal tepkiler gösterme durumu (duygulanımı); kaygılı, tedirgin ve korkulu bir hal almaktadır. Ansiyete yaşayan kişi, sanki kötü bir şey olacakmış gibi belli belirsiz bir korku ve gerginlik hissi yaşar. Bu korku duygusuyla beraber kişide bazı bedensel tepkiler ortaya çıkar. Örneğin; kalp atışı hızlanır, terleme-titreme-ürperme oluşur, gözbebekleri büyür, sıcak basar. Anksiyete, çok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusu şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, panik derecesine varan yoğunlukta da yaşanabilir.
İnfertilite yaşayan bireyler, özellikle kadınlar; intertilite’nin ortaya çıkış aşamasında, tedavi aşamasında ve tedavi sonrası aşamada birçok psikolojik sorun ile karşılaşmaktadır. Yaşadığı sosyal ve psikolojik baskıya ek olarak, çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşayan kadının mutlaka psikolojik destek alması gerekmektedir. Ancak kimi zaman; yaşamakta olduğu duygusal ve psikolojik durum çok ağırlaştığından, kadının ihtiyacı olan psikolojik yardımı alma kapasitesi azalmakta ve ancak eşinin veya yakınlarının desteği ile yardım alması sağlanabilmektedir. Bu nedenle infertilitede eşlerin birbirinin yaşadığı duygu durumunu fark etmeleri, anlamaları ve gecikmeden bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşerek danışma almaları en uygunudur
İnfertilite yaşayan kadınların yaşam kaliteleri, ancak kadın üreme tedavisinin bir parçası olarak psikolojik tedavinin de alınması ile artabilecektir.

Arzu Güneş
Uzman Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İnfertilite Krizi ve İnfertilite Yaşayan Kadınlarda Sıkça Görülen Psikolojik Sıkıntılar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Arzu GÜNEŞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi44 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'in Makaleleri
► İnfertilite ve Psikolojik Destek Psk.Aysun DEVRAN
► Stres ve İnfertilite İlişkisi Psk.İlknur YILMAZ
► Kadınlarda Sık Görülen Cinsel Sorunlar Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,838 uzman makalesi arasında 'İnfertilite Krizi ve İnfertilite Yaşayan Kadınlarda Sıkça Görülen Psikolojik Sıkıntılar' başlığıyla benzeşen toplam 66 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Alkol Bağımlılığı Nisan 2015
► Aile ve Kriz Nisan 2015
► Aile İşlevselliği Mart 2015
► Bağımlılık Şubat 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:45
Top