2007'den Bugüne 84,938 Tavsiye, 26,567 Uzman ve 18,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi Sürecinde Psikolojik Destek Almanın Önemi
MAKALE #1967 © Yazan Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ | Yayın Aralık 2008 | 6,786 Okuyucu
İNFERTİLİTE VE PSİKOLOJİ

İnfertilite; üreme çağındaki bir çiftte, bir yılın sonunda üremenin gerçekleşmemesi olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre infertilitenin toplumdaki sıklığı %10-15 civarındadır.

Toplumda böylesine yüksek oranda rastlanan ve birçok kişiyi etkileyen bu durum, önemli ve karmaşık psikolojik tabloları içermektedir.

İnfertilite, bu durumu yaşayan çift için gerçek kriz durumudur. Tıbbi, psikolojik ve sosyal alanlarda birçok sorunu içeren bu krize, profesyonel müdahale gerekmektedir. Bu müdahalenin yapılabileceği en uygun mekan ise “Tüp Bebek Merkezleri”dir.

Tüp bebek merkezlerinin en iyilerinde uygulanan gelişmiş tıbbi teknikler ve çok yönlü destek hizmetleri, canlı doğum oranlarını önemli oranlarda artırmaktadır. Ancak gözden kaçırılmamalıdır ki; bu merkezlerde çiftlere sunulan hizmetin önemli bir parçası da psikolojik destek hizmetidir.

Çiftlerde ortaya çıkan ve neredeyse infertilitenin doğal bir sonucu olan psikolojik sorunlar, infertilitenin tanı ve tedavisi aşamalarında bazı güçlük ve komplikasyonlar ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yapılan araştırmalar; sadece psikolojik sebeplerle, gebelik ya da canlı doğum oranlarında önemli düşüşler olduğunu göstermektedir.

İnfertil çiftlerde tanı ve tedavi sürecinin başında yapılacak psikolojik değerlendirme ileriki dönemde psikolojik sorunları önlemede ve uyuma yönelik başa çıkma düzeneklerini devreye sokmada çok önemlidir. Bu nedenle psikolojik müdahalenin tedavinin başında gerçekleştirilmesi, psikolojik sorunlarla durum sarpa sardıktan sonra gerçekleştirilmesinden çok daha doğrudur.

İnfertilite Krizi

Ciddi bir kriz durumu olarak nitelendirilen infertilitenin, çiftlerin ruh sağlığı ve evlilik ilişkisi üzerinde çeşitli olumsuzluklara yol açtığı bilinmektedir. Çiftler infertilite durumunu yaşarken bir yandan karşılaştıkları bu yeni kriz ile başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da kendi bireysel gelişimleriyle, ailedeki sorunlarla veya işteki güçlüklerle başa çıkmak zorunda kalırlar.

İnfertiliteyi, yastaki kriz durumu ile benzetmek de mümkündür. İnfertilitede yaşanan “kayıp” duygusu, “depresyon ve yas” ile ilişkilidir. Üstelik infertilite tedavisinde gebelik yaşayıp sonra bebeğini kaybeden çift; sadece biyolojik bir çocuğu değil, “gerçek bir aile olma” umutlarını ve “fantezilerindeki çocuğu” da kaybeder. Hele ki birkaç başarısız uygulama sonunda, çift bir çocuk sahibi olamayacağı iyice inanır ve hayal kırıklığı ile birlikte yaşanan acı daha da artar.

İnfertilitedeki yas süreci, ölümcül bir hastalığın son dönemdeki yas sürecine benzer. Ancak, infertilitedeki yasta ölümcül bir hastalıkta olduğu gibi yaşamı tehdit edici bir durum yoktur. İnfertilitede tehdit, genellikle evlilik ilişkisine yöneliktir. Ayrıca, ölümcül hastalık durumu aile bireylerini birbirine yakınlaştırırken, infertilite tam tersine onları birbirinden uzaklaştırır.

Krizin Evreleri

İnfertilite ile karşı karşıya kalan çift adeta, beklenmedik ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk belli evrelere ayrılmaktadır.

1. İlk evre şok ve inanmama evresidir. Çift, çocuk yapma yetisinden mahrum olduğunu kabul etmek istemez. Kısırlık konusu sürekli bireylerin zihnindedir ama bu konuda konuşmaktan kaçınırlar.

2. Şok evresini inkar evresi izler. Çift her ay umutla gebelik yaşanmasını bekler ve her ay yeni bir hayal kırıklığı yaşar. Yine de durumu kabullenmek istemez ve gebe kalamama durumu için; yeterli sıklıkta cinsel ilişkiye girememe, yoğun stres, geçirilen basit bir rahatsızlık, yorgunluk, hatta uykusuzluk gibi gerekçeler bulur.

3. Eşleri bekleyen diğer evre kaygı evresidir. Bu evrede sorun artık konuşulur hale gelmiştir. İnfertil olan eş diğer eşin gözünde ‘yetersiz ve eksik’ olmaktan, ya da onun sevgisini kaybetmekten korkabilir. Hatta, eşi tarafından terk edilme endişesi ortaya çıkabilir. Kısırlık tanısı; ‘benlik saygısında azalma’, ‘kadın olarak kendini yetersiz hissetme’ gibi utanma duygularının, ya da ‘erkekliğini, güç ve kudretini yitirme” duygusunun yaşanmasına neden olabilir.

Tedavi konusu genellikle bu devrede gündeme gelir. Çift tıbbi yardım almaktan çekinebilir. Tıbbi başvuru gerçekleştirilip tetkikler başlayınca, çiftin yaşadığı kaygı genellikle daha da artar. İnfertilite tedavisi başlayan kadın, bedeni ‘işgal ediliyor’ veya ‘saldırıya uğruyor’ gibi hissedip, yoğun korkular yaşayabilir.

4. İnfertil çiftleri bekleyen sonraki evre öfke evresidir. İnfertiliteye yönelik anlamlı bir açıklama arayışına girme çabaları, eşleri geçmişteki hatalı davranışlarını ve kötü olayları hatırlamaya yöneltir. Bu; bir tür suçlu arama, bulma ve cezalandırılma çabasıdır. Bu dönemde çiftler kendilerini veya eşlerini suçlayabilirler. Bazen kendini suçlayan eş özveride bulunarak boşanma önerisini gündeme getirebilir ya da ciddi bir depresyon yaşayıp intihara dahi kalkışabilir. Evlilik ilişkisi yıkılma tehdidi yaşayabilir ve bu tehdit kişiler için ikinci bir kayıp olasılığı anlamına gelir. Eşler kendilerini ya evliliklerini sürdürme, ya da çocuk sahibi olma arasında seçim yapmak zorunda kalmış gibi hissederler. Bu seçim; ‘ya kaybet, ya da kaybet’ şeklindedir. Bu evrede sağlık ekibi, yakın akrabalar da öfkenin hedefi haline gelebilir.

5. Çifti bekleyen bir başka evre kontrol kaybı evresidir. Yapılan tetkikler karmaşık ve pahalı olmakla birlikte, çiftin bedenleri ve cinsel yaşamlarını didik didik eden bir yapıya sahiptir. Çift bu dönemde özel yaşamları ihlal ediliyormuş duygusuna kapılabilir. Onlar için yaşam artık eskiden olduğu gibi ‘kestirilebilir’ değildir. Güvensizlik duyguları yoğun biçimde yaşanabilir.

6. Birçok olumsuz duygunun süreğenleşmesi eşlerde yalnızlık ve yabancılaşmaya yol açar. Bu evrede, kişiler hamile kalan arkadaşlarını gördükçe onlardan iyice uzaklaşırlar. Kendilerini iyice farklı, hatta kusurlu hissederler ve çevrelerindekilerle paylaşacakları pek bir şeyin kalmadığına inanırlar. Bu evrede çift, sadece dış dünyadan değil, birbirinden de uzaklaşır ve yabancılaşır.

7. İnfertiliteyle mücadele eden çiftin yaşayabileceği diğer bir evre umutsuzluk evresidir. Eşler diğerinin anne-babalık rolünü yerine getirmesine engel olduğunu düşünüp kendisini derin bir suçluluk içinde hisseder. Bazen, bireylerden biri veya çift Tanrı tarafından cezalandırıldığı düşüncesine kapılabilir. Yadsıma, suçluluk ve öfke duyguları ile baş edemeyen çift yoğun bir umutsuzluk yaşar ve bitkin düşer. Günlük yaşamdan zevk almamaya başlar ve hemen her şeye karşı ilgi ne istek kaybı, belirsiz bir gelecekle ilgili kayıp yaşar. Adeta bir ölüm yaşanmış gibidir, gidenin geri gelmeyeceği bilinir ama bir cenaze töreni de düzenlenemez.

8. Sağlıklı çiftler yavaş yavaş çözülme evresine ilerler. Yaşanan büyük umutsuzluk yavaş yavaş etkisini kaybeder. Yadsıma yerine gerçekler kabul edilir. Yaşanan olumsuz duygular fark edilir ve onlarla baş etme yolları geliştirilmeye çalışılır. Çözülme her zaman çiftin sonsuza kadar mutlu yaşaması anlamına gelmez. Bazen eşler boşanıp başka evlilikler kurma kararı verir. İnfertilitenin yarattığı etkiler, tedavi sonunda gebelik sağlanmış olsa bile, hemen ortadan kalkmayabilir. Ayrıca, çifti duygusal yüklerle dolu yeni ‘sürprizler’ (çoğul gebelik, prematürite gibi) bekleyebilir. Bazı çiftler menopoza kadar gebe kalma çabalarını sürdürürken, bazıları sorunu kadere bırakabilir. Tedaviden vazgeçen çiftler kayıpları için bir süre daha yas tutar. Daha sonra; aradıkları tatmin duygusuna, çocuk sahibi olmak dışında bir alanda ulaşmak üzere farklı yollara yönelirler.

İnfertilite tedavisi Sırasında Psikolojik Destek Almak

İnfertilite tedavisi sırasında psikolojik destek alan anne baba adayları tedavi sürecini çok daha rahat geçiriyor ve hem tüp bebek başarı oranları olumlu yönde etkileniyor, hem de çiftin ilişkilerinde yaşanan sorunlarla başa çıkmaları kolaylaşıyor.

İnfertilite bir kriz durumudur ve bu kriz, belki de tüm yaşamları boyunca çiftin ilişkisini etkileme potansiyelindedir. İnfertilite ile karşı karşıya kalan çift, çelişkili ve çok karmaşık duygular yaşar. Bir an hayat arkadaşını suçlar ve büyük öfke yaşar, ardından suçluluk duyguları ile ezilir. Hayal kırıklığı, ümitsizlik, haksızlığa uğramışlık duygusu, öfke, suçluluk hepsi birbirine karışır.

Bu karışıklık bir süre sonra yerini çözüm arayışına bırakır. Her umuda sarılan çift elinden geleni yapar. Uzun süre doktor doktor gezen çift için, tüp bebek tedavisi son umuttur. Zor ve meşakkatli bir yolun henüz en başında olan çift, çok güçlü olması gerekirken, aslında çok yorgundur. İnfertilite kavramının kendisiyle savaşmak yetmez gibi, bir yığın dış faktörle de savaşmak zorunda kalmıştır: aman kimse duymasın diye çabalamalar, çevreye karşı savunmalar, aile büyüklerinin baskısı, yakınlarıyla bile paylaşamama ve yalnızlık, eşini kaybetme korkusu, suçlanma…

Bunca yükün altında ezilen ama tüp bebek tedavisine son bir umutla sıkı sıkı sarılan çiftin, tedavinin daha ilk basamağı olan tanı koyma aşamasından itibaren psikolojik destek alması çok önemlidir. Psikolojik destek, her şeyden önce, çiftin sırtlardaki yükü hastanenin kapısında bırakabilmesini amaçlamaktadır. Böylece maça 1-0 yenik başlamak zorunda kalmayacaktır.

Farklı çiftler, farklı bireyler infertilite tedavisi sürecinde farklı desteklere ihtiyaç duymaktadır. Uzman Psikoloğun görevi, hastanın neye ihtiyaç duyduğunu doğru belirlemektir. Daha sonra da, kişiye ve çifte özel bir tedavi planı hazırlayarak uygulamak gerekecektir. Psikolojik destek, bir bütün olarak tedavi boyunca devam eden bir hizmettir.
Engelleyici kaygı ve düşünceler bu dönemde çiftin işini çok zorlaştırır. Duygusal yük gerçekten ağırdır. Bazen bireyler kaygı ve korkularını hafifletmeye çalışırlarken; öfke, kıskançlık gibi duyguları çok yoğun yaşar hale gelirler. Gelecek planları yapmaktan, umutlanmaktan kendilerini alamazlar. Ama umutlandıkça korku ve kaygıları artar, güven duygusu ve benlik saygısı gibi pek çok alanda önemli sıkıntılar yaşanır, zaten infertilite kavramı ile birlikte cinsel yaşam olabildiğince olumsuz etkilenmiştir. Tüm bunlar, çiftin birbirlerinden uzaklaşmasına, yalnızlık hissinin yoğunlaşmasına sebep olur. Bu durumlarla başa çıkma konusunda psikolojik destek çok yararlıdır. Unutmamak gerekir ki; zaman zaman herkesin yardıma ihtiyacı olur. Böyle bir dönem ise, yardım almak için belki de en uygun dönemdir.

Psikolojik destek; çifti birbirini anlar ve birbirine destek verir hale getirecek, kendi duygularını ve eşlerinin duygularının farkında olmalarını sağlayacak, başa çıkma becerilerini artıracak birçok uygulamayı içermektedir. Temelde amaç, çifti bu ve diğer olası kriz durumlarında, duygularını birbiriyle paylaşabilen, gereken desteği verebilen, sonuç ne olursa olsun onu göğüsleyebilen kişiler haline getirmektir. Bunların başarılması; çift için sadece infertilite tedavisi aşamasında değil gelecekte de büyük yararlar sağlayacaktır.
Tedaviye başlarken sırtındaki yükleri hastane dışında bırakmayı başaran çift; sonuç ne olursa olsun, hastaneden “başarılı bir çift” olarak çıkar. Çünkü; birbirine destek olmayı başarmıştır, çetin bir mücadeleyi tamamlamayı başarmıştır ve gelecekte kullanabileceği yeni güçler edinmeyi başarmıştır. Hastaneden ayrılırken, yüklerin bir kısmını yeniden sırtlanacak olsa bile, gerektiği zaman bırakmayı öğrenmiştir.
Lütfen maça 1-0 yenik başlamayın…

Arzu Güneş
Uzman Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi Sürecinde Psikolojik Destek Almanın Önemi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Arzu GÜNEŞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi44 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'in Makaleleri
► İnfertilite ve Psikolojik Destek Psk.Aysun DEVRAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,918 uzman makalesi arasında 'İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi Sürecinde Psikolojik Destek Almanın Önemi' başlığıyla benzeşen toplam 58 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Alkol Bağımlılığı Nisan 2015
► Aile ve Kriz Nisan 2015
► Aile İşlevselliği Mart 2015
► Bağımlılık Şubat 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:52
Top