2007'den Bugüne 82,795 Tavsiye, 26,159 Uzman ve 18,364 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kadınların Yaşadığı Cinsel Sorunların Psikolojik Sebepleri Nelerdir?
MAKALE #21095 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR | Yayın YENİ Ocak 2020 | 135 Okuyucu
1. Geleneksel Kadın Cinsel Rolü
Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar sadece biyolojik, fizyolojik veya psikolojik değil, aynı zamanda kültüreldir. Bu farklılıklar, cinsiyet özellikleri ile birlikte cinsiyete yönelik kültür tarafından belirlenen yargıların ve rollerin öğrenilmesine de bağlıdır. Çünkü çoğu zaman kadına ve erkeğe atfedilen özelliklerin kültür içerisinde tanımlanmış, öngörülmüş bir yeri bulunmaktadır. Örneğin; kadınların ve erkeklerin farklı duygusal yapı özelliğine sahip olması hususunda, bu duygusallığın toplumsal yapı tarafından belirlendiği öne sürülmektedir. Erkek egemenliğinin göstergeleri kadın cinselliğine de yansır.
Kültür, toplumun gelenekleri ve inancı hem kadının hem de erkeğin cinsel sağlığının oluşmasında ve sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesinde önemli rol oynarlar. Gelenekler, kadının tüm yaşam döngüsü boyunca (evlilik, gebelik, menopoz ve yaşlılık dönemi) cinselliğini nasıl yaşaması gerektiğini belirler.
Toplumumuzda kız çocukları yetiştirilirken cinsellikle ilgilenmemeleri, geleneksel kadın cinsel rolünün dışına çıkmamaları öğretilir. Kadın için cinsellik doğal bir dürtü değildir. Kadınlarda cinsel ilgi ve aktiviteler kınanır ya da kısıtlanır. Örneğin mastürbasyon yapmaları istenmez ve hoş karşılanmaz. Kadın bedeni değersizleştirilir, metalaştırılır. Kadınlardan beklenen şey eşinin isteklerini ve annelik rolünü yerine getirmesidir. Yapılan birçok araştırmada heteroseksüel kadınların önemli bir bölümünün ön sevişme sırasında eşlerine çok az katıldıkları ya da hiç katılmadıkları, birleşme sırasında ise çoğunlukla pasif kaldıkları gösterilmiştir.
Geleneksel kadın cinsel rolünü benimsemiş olanlar için edilgenlik, otoriteye boyun eğme, yumuşak başlılık, incelikli olmak birliktedir.
Geleneksel kadın rolünün orgazm olamama (Anorgazmi) ile ilgili mesajları şunlardır:
a -Kadın cinsellikle ilgili duygularını ve davranışlarını kontrol etmelidir.
b -Kadın cinselliği istememeli ve cinselliğini yalnızca eşlerine yanıt vermekle sınırlamalıdır.
c - Orgazm olup olmamaları, hatta cinsellikten haz alıp almamaları önemli ve beklenen bir şey değildir.
2. Olumsuz Beden İmajı Ve Düşük Benlik Saygısı
Orgazm bozukluğu olan kadınlarda özsaygının azlığı, yetersizlik duyguları, vücuduyla barışık olmaması ve olumsuz beden imajı daha sık görülmektedir. Bu kadınlar kendi cinselliklerinden, ilişkilerinden ve cinsel aktivitelerinin tipinden ve düzeyinden memnun değildirler.
3. Çekingenlik
Bağımlı ve çekingen kadınlarda, bağımsız ve girişken kadınlara göre daha çok cinsel işlev bozukluğu görülür. Evlenmemiş kadınlar cinsel ilgi ve isteklerini reddetmeyi, bekarete değer vermeyi ve meşru bir evlilik ilişkisinde bütün bu engellenmelerin ortadan kalkmasını beklemeyi öğrenmektedirler. Ancak yıllarca cinsel duygularına ilgisiz kaldıktan ve bu duyguları bastırdıktan sonra meşru bir cinsel ilişkiye yanıt vermede zorlanırlar. Cinsel ilişki sırasında pasif ve hareketsiz kalan kadınlar daha çok cinsel sorun yaşarlar. Hareketsiz kalma ve insiyatif almama cinsel ilişkinin ritmini ve cinsel girişimin zamanlamasını tamamen erkeğe bırakmak anlamına da geldiğinden kadının cinsel yanıtlarıyla bağlantısız olmasına da neden olmaktadır. Yeterli hazırlık ve cinsel uyarma olmadan tekrarlanan cinsel ilişkilerin, cinsel istek ve haz üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Heteroseksüel çiftlerde bazı erkekler eşleri cinsel olarak ilgili, yanıt verici olduğunda oldukça rahatsız olur. Bizim toplumumuzda kadınların cinsellikle ilgili aktif tutum almaları ve kendi cinselliklerine sahip çıkmaları çok uygun karşılanmamakta, kadının daha çok eşine uyum göstermesi, onun beklentilerine göre hareket etmesi beklenmektedir. Saygı, özenli davranma ve incelik beklentisi içindeki kadın bunları alamadıkça cinsel isteğini kaybedebilir.
4. Dini Ve Ahlaki İnançlar
Bazı insanlar cinselliğin günah, yasak ve ayıp olduğu, cinsel istek ve doyumun kadının saflığını bozduğu yönünde katı mesajlarla büyütülürler. Kadına cinsellikten kaçınması öğretilir. Bu sebeple kızlar erişkin olduktan sonra da doğal olarak hissedecekleri cinsel arzularını bastırırlar.
Vajinismus sorunu yaşayan kadınların bir kısmında dinsel şartlanmanın olduğu görülmektedir. Çünkü bu kadınların büyüdüğü ailelerde ebeveynleri normalden daha çok dini kurallara uymalarını istemişlerdir. Cinsel ilişkilerde sorumluluğun gelişmesine izin vermezler ve cinsellikle ilgilenmemeyi yüceltirler. Bu tür evlerde cinsellik bir sıkıntı kaynağıdır. Dinsel ve ahlaki değerler cinsel ilgi ve ilişkilerin hepsinde suçluluk ve utanç ortaya çıkarıcıdır. Bu ailelerde genellikle cinsel ahlak saplantısı olan babalar vardır. Eşinin ve kızlarının cinsellikle ilgilenmemesini ve yüksek ahlaki bir düzey tutturmasını ister. Bu istekleri yerine getiren ve kızlarını da buna uymaya zorlayan ise genellikle anneleridir.
5.Baba-Kız İlişkisinden Kaynaklanan Sebepler
Çocukluk döneminde babaya duyulan çocuksu aşkın çözülmemiş olması bu bilinçdışı arzuların ve çatışmaların neden olacağı kaygıyı engellemek amacıyla bir savunma tepkisi olarak cinsel istek, uyarılma ve orgazm engellenebilir. Bazı Vajinismuslu kadınların da babalarıyla yakın ve duygusal ilişki kurma olanaklarının az olduğunu gösteren araştırmalar vardır.
6. Otoriter Bir Ailenin Varlığı
Çok katı veya tutucu bir ailede yetiştirilerek cinselliğin tabu olarak öğretilmiş olması, karşı cinsle ilişkilerin yasaklanması, özellikle gelişim döneminde kızların ‘kadın bedeni’ konusunda çevresinden olumsuz mesaj alması, kişilerin kendi bedenlerinden ve cinsel yaşamları ile ilgili yaşantıdan utanç ve suçluluk duymalarına, dolayısıyla da cinsel yaşamda ve eşler arasında problemlerin oluşmasına neden olmaktadır.
Vajinismus sorunu yaşayan kadınların önemli bir kısmında otoriter bir baba figürü dikkat çekmektedir. Bu kadınların babanın otorite figürü olduğu bir evde büyüdüklerini ve sürekli fiziksel/sözel şiddet gördükleri belirtilmiştir. Vajinismuslu kadınların babalarında otorite saplantısı, baskın olmak için ceza uygulama, alkolizm, psikopati saptanabildiğini bildirilmektedir. Antisosyal ve Obsesif-Kompulsif kişilikli babaların da Vajinismus etiyolojisinde önemli bir rolü bulunmaktadır.
7. Zayıf Ve Güçsüz Anne
Şiddet uygulayan babaları olan Vajinismuslu kadınlarda, şiddete maruz bırakılan ya da kızını baba şiddetinden koruyamayan annelerin daha zayıf bir kadın modeli oluşturdukları söylenebilir. Dayak atan baba ile dayak yiyen anneden oluşan aile modelleri aynı zamanda erkek ve kadın rollerini katı bir biçimde ayırdığından ve erkeklerin şiddet uygulayan kişiler olarak algılanmasını sağladığından da Vajinismus etiyolojisinde önemli olabilir.
8. Cinselliği Değersizleştiren Aile
Vajinismusu olan kadınların annelerinin sıklıkla cinselliği değersizleştirdikleri gözlenmektedir. Muhtemelen kendi cinsel yaşamlarının tatmin edici olmamasına bağlı olarak bazen kibar, iyi örtülmüş, ilişkilere ve bakış açılarına yansımış bir şekilde bazen de açıkça, cinsellik hem aşağılanmakta hem de kontrol edilmektedir. Bu annelerin kadın ve erkek rollerini kesin olarak ayırdıkları, cinselliği sadece erkeklerin istediği bir şey olarak gördükleri söylenebilir. Bu anneler kızlarına da cinselliği ve cinsel organları kirli olarak yansıtırlar.
9. Kişilik Sorunları
Kişilik bozukluklarına sıklıkla cinsel işlev bozuklukları da eşlik etmektedir. Şizoidlerde cinsel ilişki isteği azdır. Borderline kişilik bozukluklarında yüksek oranda çok çeşitli cinsel sorunlar bulunur. Histrionik ve Borderline kişilik bozukluklarında rastgele cinsel ilişki sık görülmesine rağmen, pek çoğunda uyarılma ve orgazm bozukluğu vardır. Depresif, distimik kişilikli kimseler genel olarak haz almaktan, mutlu ve keyifli olmaktan kaçınırlar. Kendilerini acılarla dolu bir kurban olarak hissederler. Bu kişiler keyifli olan ve zevk veren birçok şeyden olduğu gibi cinsel haz almaktan da kaçınırlar. Sürekli şikayet etme, memnun olmama halindedirler ve adeta mutlu olmayı kendilerine yasaklamışlardır. Bu kişilerde cinsel isteksizlik çoğunlukla ergenliğin başından itibaren görülmektedir.
10. Cinsel Kimlik Veya Yönelim Sorunları
Cinsel ilgileri kendi cinsine yönelik olarak gelişen bazı kadınlar bu arzularını bastırırlar ya da saklama gereği hissederler. Bazen kişi cinsel ilgisinin kendi cinsine yönelik olduğunun farkındadır ancak bu durumun başkaları tarafından fark edilmesini istemediği için karşı cinsle ilişki kurabilir hatta evlenebilir. Fakat karşı cinsle ilişkide istek, uyarılma ve orgazm sorunları yaşar. Bazen de kişi eşcinsel arzularını bastırır ve kendisi de farkında olmayabilir. Karşı cinsle ilişkide nedenini bilmediği bir isteksizlik ve zevk alamama durumu yaşar. Cinsel yönelimi aslında kendi cinsine yönelik olan bu kadınlarda karşı cinse yönelik cinsel isteksizlik, cinsel istek bozukluğu olarak yorumlanabilir. Bu kadınların karşı cinse yönelik cinsel istek duymalarını sağlamaya çalışmak yararsız olduğu gibi uygun bir yaklaşım da değildir. Açık olarak eşcinsel olanlar ile eşcinsel arzularını bastırıp bir erkekle birlikte olmaya çalışan kadınlarda da uyarılma ve orgazm sorunları ortaya çıkar. Çünkü kişinin arzuladığı şey ile yaşadığı şey arasında uyumsuzluk söz konusudur.
11. Cinsel Taciz Ve Travmalar
Erken travmatik yaşantılar, fiziksel ve cinsel istismara, tecavüze uğramak, cinsel olanı da dahil olmak üzere şiddete maruz kalmak cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasını kolaylaştıran ve yatkınlığını arttıran nedenler arasındadır.
Başta Vajinismus olmak üzere, Cinsel Tiksinti Bozukluğunda ve bazı cinsel işlev bozukluklarında cinsel şiddete maruz kalma öyküsüne sıklıkla rastlanmaktadır. Cinsel travmalar, taciz edenin yakınlık derecesi, olayın rızayla ya da şiddet uygulayarak gerçekleşmesi, tekrarlama sıklığı gibi etkenlere bağlı olarak cinsel yaşamı önemli oranda bozabileceği gibi, ruhsal sorunlara ve kişilik gelişiminde bozukluklara da yol açabilmektedir. Cinsel travmaya maruz kalmış bazı kişilerin kendine zarar verici rastgele uygunsuz cinsel yakınlıklar kurma gibi durumları ortaya çıkabilmektedir.
Evlilik süresince eşlerden biri tarafından uygulanan cinsel, fiziksel şiddet, cinsel ilgi ve istek bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
12. Cinsel Fobiler
Cinsel fobi, kişinin cinsellik alanında hissettiği ileri düzeydeki korku halini ifade etmektedir. İlk gece korkusu, cinsel istismar korkusu, cinsel konulardan korkma, erkeklik organı korkusu vb. fobiler sık görülmektedir. Bu korkuların genellikle gerçekliğe aykırı olsa da ikna ile ortadan kalkması oldukça zordur. Cinsel fobilerin temelinde genellikle, kişinin çevreden duyduğu abartılı, gerçeklerden uzak cinsel bilgiler yatmaktadır. Bunları duyan kişi, cinsel ilişki esnasında ya da öncesinde yüksek düzeyde kaygı duymaktadır. Bazı kişilerde ise cinsel fobiler, cinsellikle ilgili yaşanmış travmalar, şiddetli, kötü anılar nedeniyle ortaya çıkmaktadır.
Bazı kadınların cinsel isteksizlikleri de, cinsel ilişkinin bazı yönlerine ilişkin korkularına bağlıdır. Örneğin; meninin kokusundan ya da üzerine bulaşmasından tiksinen bir kadın cinsel ilişki istemeyebilir. Bu kadınlar dikkatlice dinlenirlerse, cinsel ilişkiden ya da kimi yönlerinden rahatsızlık duymalarına karşın, bunların dışarıda bırakılacağı cinsel yakınlaşmalara karşı isteksizlikleri olmadığı görülür. Cinsellik konusundaki korkuların özellikle cinsel istek ve uyarılma üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Cinsel korkuya bağlı orgazm olamama (Anorgazm) çoğunlukla istek azlığı ve uyarılma sorunlarına ikincil olarak ortaya çıkmaktadır.
13. Parafililer
Bazı kişilerin teşhircilik, röntgencilik, fetişizm, cinsel sadizm, cinsel mazohizm gibi eğilimleri olmasına rağmen bu eğilimlerini bastırmış olabilirler. Cinsel arzuların kabul edilemediği için bastırılması cinsel isteksizlik yaratabilir. Bu tür sorunu olan kişilerde kişinin cinsel arzularını fark etmesini ve cinsel yaşamına dahil etmesini sağlayacak tedavi yaklaşımları faydalı olacaktır.
14. Evlilikte Yaşanan Problemler
İnsanlar evlenirlerken nasıl bir evlilikleri olacağına ilişkin belli düşünceleri ve hayalleri vardır. Bu hayal ve düşünceler iş bölümü, roller, yaşam tarzı, nelerin yapılıp yapılmayacağına ilişkin çeşitli ayrıntıları içermektedir. Örneğin; bir kadın evlenirken, kocasının kendisine karşı anlayışlı, nazik, ilgili ve özenli olacağını, değer vereceğini, ev işlerinde, çocuk bakımında kendisine yardım edeceğini, her ikisinin de çalışacağını varsaymış olurken, belki eşi de karısının evde oturup ev işlerinin, çocuk bakımının sorumluluğunu üstleneceğini, elini sıcak sudan soğuk suya sokmayacağını varsaymış olabilir. Evlendikleri zaman birbirinde aradıklarını bulamamanın hayal kırıklığı içinde kızgınlıklar ve kırgınlıklar gösterebilirler. Böyle bir çift çevre ve aile baskısı ya da yetişme döneminde aldıkları kültüre göre ayrılmak istemeyebilirler. Fakat yaşadıkları çatışmalar cinsel yaşamlarına yansıyarak cinsel isteklerini ya da haz almalarını bozabilir. Evliliklerinde ciddi uyuşmazlıkları olan çiftlerde, cinsel terapi yerine evlilik sorunlarının çözülmesini sağlayacak evlilik terapileri daha öncelikli olmalıdır.
15. Eşe İlginin Azalması
Rutinleşen şeyler zamanla sıkıcı hale gelip cinsel bıkkınlığa yol açmakta ve cinsel yaşamı olumsuz etkilemektedir.Çiftler birlikteliklerinin ilerleyen dönemlerinde birbirlerine eskisi kadar cinsel ilgi duymamaya başlarlar. İlginin azalmasında birbirinde aradığını bulamamak, eşiyle mutlu olamamak, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları gibi ilişkideki sorunların yanında çiftlerin eşlerini ebeveyn gibi algılamalarının da önemli bir rolü vardır.
16. Yakınlık Sorunları
Cinsel ilişki iki kişi arasındaki en yakın ve mahrem ilişki biçimlerinden biridir. Cinsel yakınlık sırasında hem ruhen hem de bedenen iki kişi arasındaki sınırlar iç içe geçer. Yakınlaşma ve sınır sorunu olan kişilerde bu yakınlığı tolere edememek cinsel ilişkilerden kaçınmaya sebep olabilir. Ancak yakınlık sorunları isteksizlik yaratabilirse de daha çok uyarılma ve orgazm bozukluğuna sebep olabilir.

17. Eşin Cinsel Beceri Eksikliği
Cinsel deneyimi ve bilgisi olmayan ve daha sonra da sınırlı ve kısıtlı bir cinsel yaşamı olan çiftlerde eşin cinsel ilişki sırasında uygun olmayan tutumları, kadının uyarılmasını ve haz almasını engelleyebilir. Önce uyarılma ve orgazm bozukluğu olarak başlayan cinsel sorun, uzadığında cinsel isteksizliğe sebep olabilir. Böyle çiftlerde cinsel danışmanlık ve cinsel yaşamlarını renklendirecek alıştırmalar faydalı olabilir.
18. Pasif, Bağımlı Eş
Vajinismuslu eşlerinin, pasif, bağımlı, aşırı düşünceli ve eşleriyle bilinçdışı bir anlaşma içinde, cinsel birleşmeden kaçınan kişiler olduğu görülmektedir. Vajinismuslu bir kadını seçen erkekle, pasif, bağımlı bir eş seçen kadının oluşturduğu ikilide eşlerin her biri diğerinin öfkesinden (agresyondan) korkar ve cinsel birleşme sürekli olarak ertelenir. Kocalar genellikle sevişme sırasında eşleri korktuğunda eşlerini uyarmaya devam etmek, cinsel ilişkiye hazırlamaya çalışmak yerine engellenmekte ve ilişkiyi devam ettirmemektedirler. Evlendikten sonra da cinsel ilişkiden kaçınma tam bir anlaşma içinde devam ettirilir. Cinsel birleşme girişimleri mümkün olduğunca geciktirilir. İlk başarısızlıktan sonra bir süre daha cinsel birleşme denemeleri devam etse de genellikle 6-12 ay sonunda denemeler bırakılır. Tedavi uzun zaman sonra, genellikle çocuk sahibi olma isteği büyük boyutlara ulaştığında ciddi olarak düşünülür.
19. Eşte Cinsel İşlev Bozukluğunun Bulunması
Eşlerden birinin cinsel sorununun olması bazen diğer eşin de cinsellikle ilgili sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Örneğin erken boşalma sorunu yaşayan bir erkeğin eşinde orgazm sorununun görülmesi çok doğaldır. Hatta tekrarlayan hayal kırıklıkları zamanla her ikisinde de uyarılma ve cinsel istek sorununa neden olabilir. Cinsel sorunu olan eşe diğer eşin yeterince anlayışlı davranmaması, sorun yokmuş gibi davranması da olumsuz duygular ve çeşitli çatışmalar oluşturabilmektedir.
20. Duygu Ve Davranışlar Üzerindeki Kontrolünü Yitirme Korkusu
Duygu ve davranışları üzerinde her zaman egemenliklerini sürdürmek isteyen kişiler, cinsel ilişkisi sırasında da cinsel uyaranın belli bir düzeyin üzerine çıkmasını engellerler ve dolayısıyla da orgazm olamazlar.
21. Gebelik Korkusu
Kendini genç bir kız olarak algılamaktan vazgeçmek istememek, anneliğin getireceği sorumlulukları üstlenmeye hazır olmamak ya da doğum yapmaktan korkmak gibi sebeplerle gebe kalmak istemeyen bir kadın cinsel ilişkiden kaçınabilir. Bu durumda bu endişelerin ortaya çıkartılıp çözümlenmesi, başka bir tedavi gerektirmeksizin cinsel isteğin oluşması için yeterli olacaktır.
22. Psikiyatrik Rahatsızlıklar
Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Yaygın Anksiyete Bozukluğu, özellikle cinsellikle ilgili olmak üzere Obsesif-Kompülsif Bozukluk, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Panik Bozukluk, özellikle kaygının (anksiyetenin) yoğun olduğu dönemlerde Şizofreni gibi psikotik bozukluklar cinsel isteği olumuz etkileyebilecek psikiyatrik rahatsızlıklardır. Cinsel istek azlığı psikiyatrik bir hastalığa ya da onun tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı ise, öncelikle hastalığın cinsel isteği etkilemeyen bir ilaçla tedavisi gerekir. Psikiyatrik rahatsızlık düzelme gösterdiği halde cinsel isteksizlik devam ediyorsa cinsel terapi ya da soruna yönelik özel yaklaşımlar gerekebilir.
23. Stres Ve Üzüntü Kaynağı Olan Yaşam Olayları
Yas, ekonomik güçlükler, stresli günlük yaşam olayları, işle ilgili problemler, bir yakının hastalığı gibi kişide stres ve üzüntü yaratan olaylar ya da hayati önemi olan problemler cinsel isteği azaltabilir.
24. Yaşla Veya Çekicilikle İlgili Endişeler
Belli yaş dönemlerinde cinsel yaşamlarının biteceğine ilişkin hatalı düşünceleri olan ya da yaşın getirdiği değişikliklerden utanan bir kadın cinsel isteğini göz ardı etmeye çalışabilir. Ayrıca, kilo alımı ve yaşla birlikte gelen diğer bedensel değişiklikler, ilgi çekiciliğin kaybı veya bireyin cazibesini yitirdiği ile ilgili düşüncelere sebep olarak cinsel ilgiyi azaltabilir.
25. Eşe Veya Erkeğe Yönelik Olumsuz Duygular
Eşleriyle aralarında güç çatışması olan kadınlarda cinsel sorunlara daha çok rastlanmaktadır. Daha adil ve eşit ilişkisi olan çiftlere göre erkeğin baskın olduğu ve gizli ya da açık güç çatışmalarının yaşandığı evliliklerde cinsel sorunlara daha fazla rastlanmaktadır.
26. Gerçekdışı Beklentiler
Eş ile ilişkilerde yaşanan sorunlar cinsel yaşamı da olumsuz etkileyebileceği gibi; bazen de cinsellikle ilgili sorunlar eşler arasında gerginliğe neden olabilmektedir. Kişinin kendinden veya eşinden gerçekdışı beklentilerinin olması ve bu beklentilerin karşılanamaması ilişkide çeşitli hayal kırıklıklarının yaşanmasına neden olur.
Cinsel ilişki ile ilgili gerçek dışı ve yüksek beklentiler erkekler arasında daha sık görülmesine rağmen, bu beklentilerin gerçekleşmemesi sebebiyle kadınlarda hayal kırıklıklarına bağlı küskünlükler gösterebilir ve cinsel ilişkiden zamanla kaçınabilirler. Karşılıklı anlayışın ve iletişimin sağlanamadığı durumlarda yaşamın her alanı etkilendiği gibi cinsel yaşam da etkilenecektir.

27. Performans Anksiyetesi
Cinsel işlev bozukluğu olan pek çok çiftin cinsel deneyim sonucunda hoşnutsuz bir yaşantı beklentisi vardır. Bir olumsuz deneyim diğerini takip eder ve sonuçta çift sürekli olarak yeni olumsuz deneyimleri bekler hale gelir. Bu kısır döngü bir süre sonra kalıcı problemlere ya da cinsel ilginin kaybına sebep olabilir.
28. Kadınlarda Hormonal Değişikliklere Neden Olan Doğal Evreler (Hamilelik, Doğum, Menopoz)
Her kadının hayatında hormonal değişiklikler yüzünden cinsel sorunlara daha yatkın olduğu dönemler bulunur. Örneğin; bazı kadınlar menopoz boyunca cinsel sorunlar yaşayabilir. Menopoz döneminde yaşam stresleri, kişilerarası ilişkiler cinsel işlevde önemli rol oynar. Hamilelikte cinsel ilişkinin bebeğe zarar verebileceğine ilişkin inançlar cinsel kaçınmalara ve zamanla istek ve uyarılma sorunlarına sebep olabilir. Doğumdan sonra da kadınlar annelik rolüne uyum sorunu yaşadıklarından ve sorumlulukları arttığından cinsel istekleri azalabilir. Özellikle çocuk sayısı arttığında artan sorumluluklar ve iş yükünün ağırlığı daha da fazlalaşmakta ve bu durum cinsel isteksizlik yaratabilmektedir.
29. Aldatılma Veya Eşin Sadakatinden Şüphe Duyma
Aldatılmaya ya da aldatılma şüphesine bağlı gelişen kızgınlık, kırgınlık cinsel hazzı ve uyarılmayı ciddi şekilde bozmaktadır. Gerçek ya da olası bir aldatma şüphesi kadının güvenini zedelediği için cinsel hazzını, uyarılmasını ve orgazm olmasını engelleyebilir. Cinsel hazzın azalmasına bağlı tekrar eden cinsel deneyimlerin yarattığı hayal kırıklığı da zamanla cinsel isteği azaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir.
30. Cinsel Organlardan Tiksinme Veya Hoşlanmama
Özellikle Vajinismus sorunu yaşayan kadınlar, kendi cinsel organlarıyla ilgili utanç, iğrenme ve hoşlanmama duyguları taşırlar. Bu duygular ve yanlış bilgiler genellikle kendisinde cinsel organlarından hoşlanmayan, cinsellikten zevk almayan ve bazı durumlarda Vajinismusu olabilen annelerden öğrenilmiştir.
31. Bekaretini Kaybetme Korkusu
Kadın cinselliğinin denetlenmesi ataerkil toplumların bir özelliğidir. Ataerkil toplumların kadından beklediği rol saflığını korumasıdır. Daha küçük bir çocukken kendi bedenlerinin aileleri açısından ne anlama geldiğini öğrenen çocuklar onu titizlikle koruması gerektiğini öğrenir, karşı cinsle ilişkiler konusunda endişe ve utanç taşırlar.
Kızlık zarının kutsallığı ve korunmasına önem verilmesi gibi kültürel faktörler Vajinismus gelişiminde etkilidir. Çocukluğundan itibaren kızlık zarını özenle koruması öğretilen bir kadın evlendiği zamanda sahip olduğu bu değerli şeyi kaybetmek istemeyebilir.
32. Organik Hastalıklar
Kanserler, üreme sistemi ve idrar yolları hastalıkları, Hipertansiyon, Obezite, Diabet, Vasküler hastalıklar ve ameliyatlarla diğer ciddi birçok hastalık ya da hastalığın yarattığı durum, sürekli ilaç kullanımı veya tedavi biçimlerine karşı gelişen psikolojik reaksiyonlar cinsel işlev bozukluğuna sebep olabilmektedir. Kanser; işlev kaybı, çaresizlik, ümitsizlik, suçluluk, ölüm korkusu, ağrı endişesi ve bağımlılık korkuları uyandırır. AIDS'le ilgili inanışlar HIV pozitif kişilerde suçluluk duygularının daha da fazla olmasına ve cinsel yaşamdan daha fazla kaçınmaya sebep olur. Öte yandan kronik hastalıkların yol açtığı yorgunluk ve halsizlik cinsel isteksizliğe sebep olabilmektedir. Yaşamı tehdit eden hastalıklarda ölüm kaygısı cinsel ilgiyi ortadan kaldırabilmektedir.
33. Eşler Arasındaki Zayıf İletişim
Birçok çift cinsel ilişkilerini konuşamamaktadır. Cinsellikle ilgili arzu, düşünce, hisler ve cinsel sorunlarla ilgili partnerler arasında paylaşım yapılmamaktadır. Bu sebeple partnerler cinsel ihtiyaçlarını ve kaygılarını ifade edemezler ve her biri karşısındakinin düşünce ve duygusunu tahmin etmeye çalışır. Bu tür tahminlerde ciddi yanlış anlamalara sebep olabilir ve cinsel problemleri daha da arttırabilir.
34. Suçluluk Duyguları
Ensestiyöz suçluluk duyguları, başka biriyle gizli bir ilişki, başka birine ilgi duymaktan kaynaklanan veya eşe karşı ilgisizlik, ihmal, cinsel işlev bozukluğunun partner üzerinde algılanan etkileri gibi nedenlerle ortaya çıkan suçluluk duyguları cinsel işlevleri etkileyebilir. Erotik hazzı yaşamak bu nedenle imkansız hale gelebilir.
35. Kısıtlı Önsevişme
Cinsel birleşmeye, önsevişmeye yeterince vakit ayırmadan geçmek, uyarılma aşamasının atlanması veya yeterince önemsenmemesi orgazm bozukluğu gibi cinsel işlev bozukluklarına neden olabilir.
Cinsel isteksizliği ve uyarılma zorluğu olan kadınlar, eşleri istediği için cinsel ilişkiyi kabul ederler ancak haz duymadıkları için bir an önce bitmesini isterler. Bu da cinsel haz alma olanaklarını ortadan kaldırarak durumun kronikleşmesine sebep olur.
36. Tecrübesizlik, Bilgi Eksikliği
Birçok kadın cinsel yaşama ilişkin ilk deneyimlerini evlendikleri zaman edinirler. Nasıl cinsel haz alacaklarını, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmayacaklarını bilmediklerinden ve cinsel ilişkide kontrolü eşlerine bıraktıklarından dolayı kendi cinsel özelliklerini öğrenmeleri de oldukça zaman alır. En önemli sorunlardan biri cinsel eğitimin yetersiz oluşudur. Kadınların pek çoğu kendi cinselliklerinin farkında değildir. Cinselliğin nasıl olduğu, nasıl yaşandığı bilinmemekte ve bunun sonucunda kadın kendi cinselliğini ve bedenini tanımamaktadır.
Cinsel mitler de kadın cinselliğini kontrol altına alan durumlardır. Örneğin; cinsel aktiviteyi başlatma ve yönlendirme yükümlülüğünün erkeğe ait olduğunu ifade eden mitler kadınların geleneksel edilgen rolünü de pekiştirmektedir. Bu mite göre cinsel ilişki isteğinin dile getirilmesi, ilişkide arzu edilen etkinliklerin talebi bir kadın için hafiflik olarak nitelendirilmektedir. Bu düşüncelerin etkisiyle pek çok kadın cinsellikle ilgili yeterli ve sağlıklı iletişimi kuramaz, insiyatif kullanamaz. Genellikle cinsellikle erkek beraber düşünülürken, kadın ancak cinsel yaşamın pasif katılımcısı ya da gözü gönlü süsleyen obje olarak görülebilmektedir
37. Eşini Memnun Edememe Kaygısı
Kadınlar çocukluklarından itibaren babalarına, ağabeylerine hizmet ederek yetişirler ve onların rahatını sağlamakla görevlendirilirler. Evlendiklerinde de aynı şeyi eşlerine yaparlar. Cinsel ilişkide de bu ilişki kalıbı devam eder. Eşinin memnuniyeti ile aşırı ilgilenmesi, kadının kendi bedenini ve hazzını ihmal etmesine dolayısıyla da cinsel özelliklerini anlamasını ve buna uygun davranmasını zorlaştırarak uyarılma ve orgazm olmasını güçleştirir.
38. Alkol Ve Madde Bağımlılığı
Kişinin kullandığı ilaçlar (antihipertansifler, antidepresanlar, diüretikerler), ve tüketilen alkol ve diğer keyif verici maddeler uyarılma ve orgazm üzerine olumsuz etki yapmaktadır.



Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kadınların Yaşadığı Cinsel Sorunların Psikolojik Sebepleri Nelerdir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Havva BAYAR Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR
Adana
Uzman Psikolojik Danışman
Psikoterapist/Aile ve Çift Terapisti/Çocuk ve Ergen Terapisti/Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Havva BAYAR'ın Yazıları
► Vajinismus Nedir Sebepleri Nelerdir ? Uzm.Psk.Halil SAĞAT
► Kadınların Cinsel Sorunları Psk.Mehmet UZUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,364 uzman makalesi arasında 'Kadınların Yaşadığı Cinsel Sorunların Psikolojik Sebepleri Nelerdir?' başlığıyla benzeşen toplam 39 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kekemelik Temmuz 2019
◊ Çocuklarda Parmak Emme Haziran 2019
◊ Çocuklukta İstismar Aralık 2016
◊ Çalışan Anne Olmak Aralık 2016
◊ Depresyon Aralık 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:05
Top