2007'den Bugüne 90,300 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,731 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Ekonominin Ruh Sağlığına Olan Etkisi
MAKALE #22786 © Yazan Psk.Mine Didem ARULAT | Yayın Temmuz 2022 | 308 Okuyucu
Öz
Ekonomi, insanların ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına ilişkin davranışları inceleyen bilim dalıdır; insanların yaşam tarzını, geçim kaynaklarını, sosyal ilişkileri, bireylerin ruh sağlığını etkilediği için dünya genelinde oldukça önemli bir bilimdir ve ekonominin olumsuz yönde etkilenmesiyle birlikte tüm bu değişkenler de büyük bir yıkıma uğrar. Gençlik ve erken erişkinlik dönemi, bir bireyin en verimli, hareketli ve aktif dönemi olduğundan ekonominin olumsuz dalgalanmalarından en çok etkilenen kesim olur. Ekonominin etki ettiği faktörler arasında ruh sağlığı önemli bir etkiye sahiptir. Günümüz ekonomisini ele aldığımızda yaşanan işsizlikler, yaşam kalitesinin düşüşü, umutsuzluk, gelecek kaygısı, işsizlik olgularının bireylerin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğini görüyoruz.
Anahtar Kelimeler: ekonomi, işsizlik, yaşam kalitesi, umutsuzluk, gelecek kaygısı

Giriş
Ekonomi, insanların sınırsız ve farklı ihtiyaçlarını, sınırlı kaynaklarla nasıl karşılanacağını inceleyen bir bilim dalıdır. Ekonomi bilimi, “bazı ülkeler zenginken bazıları neden fakir?”, “gelirdeki artış tüketim talebini nasıl etkiler?”, “bir şirket satış fiyatlarını nasıl belirler?”, “bir ürünü üretmenin maliyeti nedir?” gibi sorulara yanıt arar. Tüm dünya geleninde ekonomi zaman zaman artış gösterirken zaman zaman da kriz yaşar ve dibe çöker. Ekonomik kriz yaşanması, insanların gelir düzeyinde azalma, işsizliklerin yaşanması, ürünlerin fiyatlarının artması gibi sonuçlar doğurur. Kriz yaşanması, ekonomide düşüşlerin gözlenmesi her yaştan bireyleri olumsuz yönde etkiler. Türkiye Cumhuriyeti’nde son yıllarda ekonomide düşüşler gözlense de, COVID-19 salgını ile birlikte tüm dünya genelinde küresel bir sağlık krizi başlamıştır. Sadece sağlık kriziyle kalmayıp bu kriz insanları ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan da olumsuz etkilemiştir. COVID-19 bitmeye yaklaşsa da tüm dünyada, özellikle de Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde ekonomik açıdan kara bulutlar devam etmektedir.
Türkiye’deki ekonomik krizin birçok yönlü sebebi vardır. Türkiye günümüzde dünyada en yüksek enflasyona sahip 6. ülke konumuna yükselmiştir. Türkiye son dönemde ithalata bağımlı hale geldiği için dünyada var olan büyük krizlerden ekstra etkilenmektedir. Ek olarak, politik istikrarsızlıkların yaşanmasıyla ülkemize ve merkez bankasına olan güven azalmış, bu da Türk Lirasının hızlı bir şekilde değer kaybetmesine sebep olmuş, hayatın halk için pahalılaşmasına ve halkın fakirleşmesini sağlamıştır.
İnsanların ekonomik durumları ve yaşam tarzları arasında doğru orantı olduğu için yaşanan krizlerde toplumun her kesiminin yaşam kalitesinde büyük bir düşüş yaşanmıştır. Bu düşüşün sonuçlarından biri olarak günümüzde en büyük ekonomik sorunlardan biri olarak ‘‘işsizlik’’ karşımıza çıkmaktadır. İşsizlik en basit anlamda ‘‘çalışma isteğinde olan ve cari ücret düzeyinde çalışmayı kabul eden bireylerin iş bulamaması’’ şeklinde tanımlanmaktadır (Bayrakdar ve İncekara,2013; akt. Ekiz ve Özel, 2019). Gençlik ve erken yetişkinlik dönemi, bir bireyin en verimli dönemi olduğundan, bu dönemde işsiz kalmak ve düşük hayat standartlarına mecbur bırakılmak özellikle 18-40 yaş aralığındaki bireylerin umutsuz ve öfkeli hissetmesine, gelecek kaygısı ve yetersiz sosyallik yaşamalarına sebep olur. Ülkemizde, birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yetişkinlerin yaşam kalitesindeki değişimin bir kısmının ruh sağlığı düzeyine bağlı olduğu görülmüştür. Fakir ülkelerdeki kişilerin yarısından fazlasında ise bir den fazla psikiyatrik bir hastalık olduğu görülmüştür. Yapılan bazı çalışmalarda, genç, bekâr, işsiz olmak, egzersiz yapmamak, gelir düzeyinin düşük olması gibi faktörlerin ruh sağlığının olumsuz etkilenmesi için risk faktörlerinden olduğu görülmüştür (Kılıç ve Uzunçakmak, 2016).


Ekonomi ve Ruh Sağlığı
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Sağlığın Sosyal Belirleyicileri Komisyonu Raporuna göre krizler, sağlığın pek çok sosyal belirleyicisini olumsuz etkilemekte ve dolayısıyla sağlığı çok yönlü olarak tehdit etmektedir (World Health Organization, 2009). Ekonomik sorunların genel sağlığa etkilerinin yanı sıra insan davranışını ve ruhsal sağlığa da bir o kadar etkisi vardır. Ekonomik krizlerle birlikte gelen işsizlik, sosyal sınıflar arasında gelir farkının artışı, yoksulluğun artması, yaşam kalitesinin düşmesi insanların ruhsal durumlarında olumsuz sonuçlara yol açar. Kaman ve Çilingirlioğlu’nun 2009’da yaptığı çalışmada da sağlığın vazgeçilmez parçası olan ruh sağlığının ve sağlıklı olmanın göstergelerinden sayılan intihar davranışının ekonomik krizle ilişkisi, Türkiye’deki mevcut veriler kullanılarak incelenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerinden yararlanılarak Türkiye’de son yirmi yılda yaşanan ekonomik krizlerin işsizlik ve intihar hızları ile ilişkisini ortaya koymak amacıyla yapılan çalışmada Türkiye’de 1991 yılında başlayan ekonomik krizle birlikte intihar vakalarında artış görülmüştür. Aynı zamanda, Koçoğlu ve Akın’ın 2009’da yaptığı “sosyoekonomik eşitsizliklerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını ve yaşam kalitesi ile ilişkisine yönelik” konulu araştırma sonuçları, algılanan ekonomik durum, üyesi bulunulan sosyal sınıf, gelir durumu, hane halkı sayısı, yaşanılan bölgedeki birey sayısının sağlıklı yaşam davranışları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçları cinsiyet, yaş ve algılanan ekonomik durumun yaşam kalitesinin mental sağlık bölümü için belirleyici faktörler arasında olduğunu vurgulamaktadır (Ağır, 2017). Gençlerin bireysel yaşamları ile ilgili umutları genellikle eğitim, meslek edinme ve iş bulma koşulları tarafından belirlenirken, Türkiye’nin ve dünyanın geleceği ile ilgili umutları politika ve ideoloji ile ilgili belirlenmektedir (Taştan, 2014). Toplumun verimliliğini ve üretim kapasitesini etkileyen, ülkeyi kalkındıran gençlerin ekonomik sorunlar yaşaması hem gençlerde umutsuzluk, çaresizlik, öfke, mutsuzluk, intihar vakaları, beyin göçü gibi sorunlara sebep olmakta hem de ülkenin üretiminde yetersiz istihdama neden olmaktadır.
Ekonomin kötüye gitmesinin sonuçlarından bazıları işsizlik, işsizliğin getirdiği stres ve yoksulluktur. İşsizlik sorunu ile karşı karşıya kalan çalışanlar yaşam tarzlarını sorgulamaya ve gelecekle ilgili kaygı duymaya başlamaktadırlar. Çünkü mevcut yaşam standartlarını kaybedecekleri düşüncesi içinde geleceklerini garantiye almak ve geleceğe güvenmek isterler (Budak, 2008). Geleceğini garantiye alamama ve geleceğe güvenememe düşüncesi insanlarda depresyon, kaygı, umutsuzluk, öfke ve agresiflik duygularını oluşturur. Geçmişe baktığımızda birçok intihar vakasının öyküsünde işsizlik ve çaresizlik vardır.
Umut duygusu, bireyin kendisini psikolojik olarak iyi hissetme ve geleceğe dair planlarına ulaşma yönünde bir gerçekleşme düşüncesine sahip olduğunu göstermektedir. Umutsuzluk ise bireyin geçirdiği olumsuz yaşantılarla bağlantılı olarak olumsuz duygular barındırması ve geleceğe dair planların gerçekleşmesi yönündeki beklentilerin veya hedef koyma gibi duyguların ortadan kalkmasını ifade etmektedir (Morselli, 2017). Ekonomik gelir düzeyi ve umut arasındaki ilişki incelendiğinde ise gelir düzeyinin artışına paralel olarak artan bir umut düzeyi dikkat çekmektedir. Diğer bir ifadeyle bireylerin ailelerinin gelir düzeyi arttıkça, geleceğe umutla bakma seviyelerinde de artış görülmektedir (Zafer, 2019). Bir başka ifade ile bireyin, günlük yaşamında fiziksel ve ruhsal olarak kendini iyi hissetmesi, ekonomik güvenlik ve sosyal ilişkilerini yeterli bulması, yaşam kalitesi ve değerleri bağlamında umut duygusunu ve hayata bağlılığını arttırabilecektir. Tam tersi durum ise umutsuzluk duygusuna yol açabilecektir (Ağır, 2017)
Bireyler gerek iç dünyasından gerekse dış dünyasından kaynaklanan sebeplerden dolayı herhangi bir durum hakkında kaygı duyabilmektedirler. Kaygı duyan kişi söz konusu durumu kontrol edemediğinden korku ve endişeye kapılmaktadır (Zengin ve Boran, 2019). Ekonomik durumların kötü ya da yetersiz olması işsizlik, umutsuzluk olgularını yarattığı gibi bireylerde yoğun gelecek kaygısı da yaşatıyor. Ekonomik ve toplumsal yapıda meydana gelen gelişmeler, örgütsel küçülme ve revizyonlar, işsizlik oranları, çalışma hayatında uygulanan esnek uygulamalar, nitelikli işgücünün işsizlik düzeyi gibi etkenlere bağlı olarak, kişinin yapmış olduğu işin devamlılığı ile ilgili tehlike yaşaması ya da işini kaybetme riski ile karşı karşıya kalması olarak ifade edilen iş güvencesizliği (Zengin ve Boran, 2019) ile beraber genç kesim geleceklerini öngöremiyorlar. Yapılan araştırma sonuçlarında ekonomik yapının gençlerin kariyer planlamasında etkili olduğu, ekonomik yapının olumsuz algılanmasının kariyer ve gelecek kaygısına yol açtığı görülmüştür (Tatlı vd., 2021).


Sonuç
Günümüz dünyasında yaşanan salgınlar, güç savaşları, adaletsizlikler ve birçok sebepten dolayı ekonomik problemler dünya çapında varlığını sürdürüyor. Makalede bahsedilen olgular ile ekonomi doğru orantıya sahip; ekonominin kötüye gitmesi birçok şeyi yıkıma iterken, iyi yönde gitmesi de hayatımızı zenginleştiriyor. Ekonomideki dalgalanmalar bireylerde umut besleyen, kaliteli yaşam yaşayan bireyler olabileceği gibi umutsuz, gelecek kaygısına sahip, özgüvensiz bireyler olmalarına da sebebiyet verebilir fakat bu durum toplumsal açıdan olumsuz sonuçlara yol açacaktır. Nüfusun dinamik, gelişmeye açık ve verimli bir kısmını genç ve erişkin nüfus oluşturduğundan bu yaşanan çalkalanmalardan en çok onların etkilendiğini görüyoruz. Son dönemlerde ekonomik krizde olduğumuz ele alındığında işsizlikte artış, umutsuzluk, gelecek kaygısı, ekonomik güvenliğin olmaması, yaşam kalitesinde düşme yaşandığından bireylerin ruhsal durumları olumsuz yönde etkilenmektedir.
Sonuç olarak, çeşitli çalışmalarla ekonomik krizin önüne geçilmesi bireylerin iyi oluşlarını etkileyecek, gençlerin kaygılarını, umutsuzluklarını ortadan kaldırıp önlerini açacak ve bu sadece refah düzeyinde artık gözlenebilecek, yaşam kalitesi artacaktır.

















Kaynakça
Ağır, M. (2017). Yaşam kalitesi, değerler ve umut-umutsuzluk. Marmara Sosyal Araştırmalar Dergisi, 11, 85-103.
Budak, F. (2008), “Ekonomik Kriz Depresyon ve Anksiyete Nedeni”, http://cnnturk.com/2008/saglık/10/28/ekonomik.kriz.depresyon.ve.anksiyete.nedeni/498368.0/index.html
Ekiz, F. M. & Örk Özel, S. (2019). GENÇ İŞSİZLİĞİNİ BELİRLEYEN UNSURLAR: TÜRKİYE ÖRNEĞİ . İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , 19 (39) , 1022-1045 . DOI: 10.46928/iticusbe.768646
Karadağ Çaman, Ö. ve N. Çilingiroğlu (2009). Ekonomik Krizler ve Sağlığa Etkisi. Hacettepe Üniversitesi Toplum Hekimliği Bülteni, 28(2), 1-11.
Kılıç, M., & Uzunçakmak, T. (2016). Aile Sağlığı Merkezine başvuranların ruh sağlığı düzeyi ve etkileyen faktörler. Türkiye Aile Hekimliği Dergisi, 20(3), 115-121.
Koçoğlu, D., Akın, B. (2009). Sosyoekonomik Eşitsizliklerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları ve Yaşam Kalitesi ile İlişkisi, 2(4)
Morselli, D. (2017). Contextual determinants of hopelessness: Investigating socioeconomicfactors and emotional climates. Social Indicators Research, 133 (1), 373-393
Taştan, C. (2014) SOSYO EKONOMİK PROFİLİ DÜŞÜK İLLERDE YAŞAYAN GENÇLERDE UMUT VE UMUTSUZLUK: AĞRI ÖRNEĞİ.
Tatlı, H. S. , Kazan, H. & Öngel, V. (2021). KARİYER PLANLAMA; ÜLKENİN EKONOMİK İTİBARI VE KARİYER KAYGISI AÇISINDAN BİR İNCELEME . Doğuş Üniversitesi Dergisi , 22 (1) , 167-185 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/doujournal/issue/66684/1043234
Zafer, C. (2019). CİNSİYET VE EKONOMİK GELİR DÜZEYİNE GÖRE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİN UMUTSUZLUK DÜZEYLERİNİN TESPİTİ . Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , 21 (1) , 307-324 . DOI: 10.26468/trakyasobed.492232
Zengin, Y. and Boran, O. (2019). The Impact of Job Insecurity on Future Anxiety and Employee Performance: An Implementation, Journal of Social, Humanities and Administrative Sciences, 2(10): 719-736.
World Health Organization. The financial crisis and global health, Report of a high-level consultation, Geneva: WHO; January, 2009. p.1-6.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ekonominin Ruh Sağlığına Olan Etkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Mine Didem ARULAT'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Mine Didem ARULAT'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mine Didem ARULAT Fotoğraf
Psk.Mine Didem ARULAT
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Mine Didem ARULAT'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,731 uzman makalesi arasında 'Ekonominin Ruh Sağlığına Olan Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 46 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:53
Top