2007'den Bugüne 92,309 Tavsiye, 28,219 Uzman ve 19,978 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Cinsel İsteksizlik
MAKALE #23130 © Yazan Uzm.Psk.Arzu BEYRİBEY | Yayın Şubat 2024 | 224 Okuyucu
Cinsel İsteksizlik

Cinsel İşlev Bozukluğu terimi, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’nda (DSM-5; APA 2013) ;
“Cinsel arzu, uyarılma, tatmin ve çözülme gibi cinsel fonksiyon alanlarındaki bir ya da daha çoğunda bozulma ve bunların sonucunda meydana gelen belirgin bireysel sıkıntı” şeklinde tanımlanmıştır.

Amerika’da yapılan bir araştırmada, 18 ile 59 yaşları arasında bulunan, 1749 kadın ile yapılan çalışma sonucunda, kadınlarda % 43 oranında cinsel işlev bozukluğunun bir çeşidinin görüldüğü belirtilmektedir. Dünya genelinde, en yaygın bozukluk olarak ise, cinsel istek bozukluğu olarak göze çarpmaktadır.
Batı ülkelerinde, hastanelere kadın başvurularındaki %30-49'luk sebep cinsel isteksizlik oranı, ülkemizde %8-15 olarak belirlenmekle birlikte, ülkemizde bu oranın düşük çıkma sebebinin, doktora başvurma oranlarındaki düşüklük olduğu düşünülmektedir. Ülkemizde yapılan araştırmalarda ise, en çok rastlanan sorun olarak vajinismus ön plana çıkmaktadır.

Bireylerin hayatlarına sağlıkla devam edebilmeleri açısından, ruhen ve fiziksel olarak sağlıklı olmaları önem taşımaktadır. Sosyal bir varlık olan insan canlısı, cinselliği diğer hayvan canlılarından farklı yaşayarak, çift arasında anlaşma, uyuşma, iletişime , duyguları da katarak olarak olgunlaşmaya evirmiştir.

Hayatın bazı dönemlerinde, hem kadınlarda , hem erkeklerde cinsel isteksizlik sorunu gelişebilmektedir. Kısa süreli cinsel soğukluk normal kabul edilebilmektedir. Ancak semptomlar 6 aydan uzun sürdüğünde, uzman desteğine başvurmak gereklidir.

Cinsel isteksizlik sonucu, ilişkiye girme konusunda da sorunlar yaşanması neticesinde, çift bu durumdan olumsuz etkilenebilecektir.

Sebepleri
Hormonal, psikolojik , dini, kültürel, sosyal, ilişkisel ya da fizyolojik faktörler cinsel isteksizlik oluşturabilmektedir.
Koroner yetmezlik, böbrek üstü bezlerinin düzensiz çalışması, tiroid hormonlarında az ya da fazla çalışma, karaciğer rahatsızlıkları, obezite gibi organik nedenler öncelikle gözden geçirilerek , sonrasında diğer faktörlerin varlıkları sorgulanmalıdır.

Cinsel İsteksizlik Çeşitleri
1) Durumsal Cinsel İsteksizlik: Bu cinsel isteksizlik türünde birey zaman zaman cinsel isteğinin azalması ya da kaybolmasından şikayetçidir. Genelde yorgunluk, yaşama yönelik kaygılar, maddi veya manevi problemler ile stres gibi faktörler durumsal cinsel isteksizliğe yol açabilir.

2) Primer Cinsel İsteksizlik: Bu cinsel isteksizlik türünün ergenlik döneminden başlayarak, yetişkinlik süreci boyunca devam ettiği bilinir. Dolayısıyla birey, hem kendini keşfettiği dönemde, hem de yetişkinlik döneminde herhangi bir cinsel aktiviteye ilgi göstermez.

3) Sekonder Cinsel İsteksizlik: Bu durumda kişi, geçmişte cinsel yaşamında aktif iken, daha sonra cinsel isteğinin azalmasından ya da kaybolmasından şikayetçidir. Sonradan oluşan bu cinsel isteksizlik türünde, travmaların ve olumsuz deneyimlerin etkili olduğu düşünülür.


Cinsel İsteksizlik Sebepleri
 Hormonal sorunlar
 Kullanılan bazı ilaçlar
 İstenmeyen evlilikler
 Menopoz dönemi
 Kalp, karaciğer, prostat, nörolojik vb. rahatsızlıklar,
 Cinsellikle , performansla, beğeniyle alakalı yaşanan anksiyete,
 Utangaçlık, suçluluk vb. kültür ve yetişme tarzından gelen tabular
 Cinsel birleşmeyi uyarılamama, vajinismus, sertleşme sıkıntıları, erken boşalma, ağrı vb. bireylerden kaynaklanan sağlık problemleri sebebiyle gerçekleştirememe
 Partnerler arasındaki iletişimin kalitesizliği, çatışmalar
 Bireylerin kendisini ilişki içerisinde değersiz hissediyor olması,

Kadında Cinsel İsteksizlik
Kadın cinsel işlev bozuklukları DSM-5 kitabında, cinsel ilgi, uyarılmada bozukluk, cinsel organlarda-pelviste ağrı, içe girmede bozukluk ve kadında tatmin bozukluğu şeklindedir.

Kadın cinsel disfonksiyonu, bireyin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyerek, özgüven kaybı, duygusal stres , çift iletişiminde de problemlere neden olan, cinsel yanıt, ağrı (disparoni) , cinsel kimlik bocalaması, cinsel isteksizlik vb. başlıklardan oluşmaktadır.

Konu olarak cinsellik temasının tabu olarak algılanarak, cinsel eğitimin desteklenmediği topluluklarda kadınlarda cinsel isteksizlikle, vajinismus sorunlarının daha sık görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca cinsel fobiler, çocuk sahibi olma korkusu, bağlanma ile ilgili anksiyeteler, depresyon, doğum sonrası bunalımı da görülen sebepler arasındadır.

Kadınlarda yaşanan cinsel sorunlarda, fizyolojik bir sürecin anlaşılmasından daha geniş bir bakış açısı gerektiğinden, kadında yaşanan bir cinsel isteksizlik söz konusu ise, fantezi dünyasında azalma, sıkıntı yaratan cinsel faaliyet düşüncelerinin, derinlemesine sebeplerinin irdelenmesi gerekir. Kadının cinsel isteğini etkileyebilecek psiko sosyal sebeplere odaklanan bir geçmiş alınması, cinsel istek azalmasına sebebiyet verebilecek ilaç kullanımlarının, çiftin ilişkisinin, kadının büyüdüğü ortam ve kültürün gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Erkekte Cinsel İsteksizlik
Cinsel isteksizlik ülkemizde daha çok kadınlarda görülmekle birlikte, erkeklerde de ortaya çıkabilmekte olup, genellikle, süreç içerisinde kadınla yaşanan cinsel sorunlar, ya da erkeğin bireysel yaşamış olduğu erektil disfonksiyon, cinsel kimlik bocalaması, erken boşalma, geç boşalma vb. sebeplerle , erkekler de cinsel isteksizlik problemiyle karşılaşabilmektedirler.
Kadınlara oranla , erkeklerde cinsel isteksizlik sorunu daha az görülmekle birlikte, kadınlarda daha sık rastlanma sebebinin, cinsel arzunun kadınlarda, ilişkinin sürecine, kültürdeki baskıya bağlı olarak daha kırılgan hale gelmesidir.
Dönemsel olarak ekonomik zorluklar, yakın kaybı, hastalıklar, depresyon, ilişki sorunları vb. stresli yaşam olayları erkeklerde cinsel isteğin azalmasına sebep olan faktörler arasındadır.


Tedavi
Cinsel isteksizlik tedavi edilebilir bir sorun olup, öncelikle tiroid, pankreas, obezite, karaciğer, şeker hastalıkları vb. organik/fizyolojik bir sorundan kaynaklanıyorsa, bunun çözümlenmesi gereklidir. Bunu takiben, eğer sorun psikolojik ise, süreç, travmalar, dinsel tabular, özgüvensizlik, kültürel süreçler vb. çok yönlü olarak araştırılırken, partnerlerin birbirlerine karşı sabırlı olmasını gerektirmekte olup, terapistin amacı, kişiler arasındaki bozulan iletişim ve uyumu onarmaktır.

Cinsel Terapi konusunda, 1950’li yıllardan bu yana yapılan çalışmalarda gelinen noktada , en güncel yaklaşım, davranışçı, bilişsel vb. ekollerin bütüncül kullanıldığı bir duruş olmalıdır.

Bilişsel Davranışçı Terapi’de, cinsel sorunları başlatan ve devam ettiren , cinsellik hakkında yanlış bilinen mitler, inançlar ve cinsel faaliyetten kaçınma, yetersiz iletişim vb. konuları hedef alarak, iletişimi kaliteli hale getirme, gevşeme eğitimi vb. pek çok araçtan yararlanılır. Yargılamadan, kabullenen ve kapsayan bir yaklaşımla, bireylerin dikkatlerinin o anda kalmasını sağlayan, bilinçli farkındalık temelli bakış açısıyla, cinsel işlev bozukluğu yaşayan kişilerin, oldukça olumlu gelişmeler kaydettiği görülmektedir.

Bdt düşünce içeriğini, olumsuz duyguları ve davranışları şekillendirmeye odaklanır. Cinselliğin varoluşsal bir özellik olduğu, suç, günah olmadığı, doğru yaşta ve toplumsal kabule uygun yaşanmasının sağlıklı olduğu bireylere izah edilerek, gerekli durumlarda, cinsel psiko eğitim verilmesi katkı sağlayabilir.
Danışman, duyumlara odaklanma, performans hakkında korkunun, cinsel hazzın amaçlanması konularına odaklanır. İlişki sorunları ve partner iletişiminde problem var ise, bunların çözülmesi mutlak yarar sağlayacaktır.

Yaşanan tecrübeler sonucu yargılamaya dayanan bir ilişkide olmak sıkıntıyı şiddetlendirebileceğinden, deneyimlerin geçici olduklarının hatırlanarak, yargıdan uzak, bütünleştirici iletişimin çift için önemi vurgulanmaktadır.
Bilinçli farkındalık yaklaşımlarında ise, endişe, üzüntü gibi olumsuz duyguların bulunduğu , yaşanan tecrübeye açık şekilde kabul imkanına odaklanır. Bireyin dikkati fiziksel duyumlara, nefese yönlendirerek, beden farkındalığı sağlar.

Farmakolojik olarak ise, cinsel istek azlığının ilaçla tedavisi mümkün değildir. “Cinsel gücü arttırdığı” söylenen çeşitli gıda maddelerinin tüketilmesinin cinsel istek üzerine bir yararı yoktur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel İsteksizlik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Arzu BEYRİBEY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Arzu BEYRİBEY'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Arzu BEYRİBEY Fotoğraf
Uzm.Psk.Arzu BEYRİBEY
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Arzu BEYRİBEY'in Makaleleri
► Kadınlarda Cinsel İsteksizlik - Cinsel Soğukluk Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
► Cinsel İsteksizlik - Cinsel Soğukluk Psk.Bayram ŞİMŞEK
► Cinsel İsteksizlik Psk.Feyzullah ALPMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,978 uzman makalesi arasında 'Cinsel İsteksizlik' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Transaksiyonel Analiz Ocak 2023
► Kleptomani Nedir? Temmuz 2022
► Lohusa Psikolojisi Temmuz 2022
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:56
Top