2007'den Bugüne 81,753 Tavsiye, 25,957 Uzman ve 18,159 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Cehaletin ve Cahilliğin Anotomisi 1: Cahil Kişi Abartıcıdır.
MAKALE #6033 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Kasım 2010 | 7,153 Okuyucu
Cehalet, İtalya’nın başkentinin Roma ya da hücrenin en küçük yapı taşının ne olup ne olmadığını bilip bilememe meselesinden çok öte bir gerçekliktir. O yüzden eğitimliliğin yahut cehaletin yegane ve mutlak ölçüsü diploma değil, kişinin beyin dünyasının niteliğidir. Atatürk’ün de dediği gibi toplumda nice diplomalı cahiller olduğu gibi nice diplomasız alim kişiler mevcuttur. Cehaleti gerçeğin önündeki duvar olarak düşünürsek şayet, bu duvarı meydana getiren tuğlaların olması gerektiği aşikardır. Peki nedir bu tuğlalar?

Bu özelliklerin başında cahil kişilerin her şeyi (en azından çok şeyi) abartma eğilimleri gelir. Evet, cahil kişi genellikle abartır. Neyi ya da neleri mi?
Şunları ve çok daha fazlasını!

Cahil kişi bir eş ise:

Cahil kişi bir eş ise şayet ailesiyle eşi arasındaki ince ayarı bir türlü tutturamaz. “Eşimle imza, ailemle ise kan bağıyla bağlıyım” diye düşünür; bu durumda bütün önceliği evli olduğu halde ailesine vermesi gerektiği zannını taşır. Burada “aile” gerçeğini abartmıştır. Ya da bir başka cahil, eşinin artık kendisiyle evlendiğini, dolayısı ile ailesiyle hiçbir bağının kalmadığını ve/veya kalmaması gerektiğini zanneder. Ona “gitmeyeceksin, gelmeyeceksin” türünden abuk - sabuk yasaklar koymaya kalkar. Cahil kişi eşiyle annesi arasındaki her husumette ya “ana hakkı” diye koşulsuz bir biçimde sürekli annesini tutar yahut (nadiren de olsa) hep haklıyı ya da haksızı aramaya ve bulmaya çalışır. Bu kişilerin sanki hakimliğe / savcılığa, evini de mahkeme salonu görmeye karşı bilinçaltı bir özentileri vardır. Cahil eş karısının kirli propagandasını yapan annesini sanki savcıymış ve birazdan karar verecekmiş gibi yaparak sürekli dinler; sonra da kalemini kırar ve “haksız olan eşim” diyerek hıncını eşinden çıkarmak için bir anda katilliğe koyulur.

Ayrıca cahil eş eşinin son derece insani, insan olduğunun nişanesi olan (bunlar olmasaydı o insan değil, bir melek olurdu çünkü) bazı kusurlarını abartır. “Eşimin melek olmadığını biliyorum; zaten kimse de bana evlenirken “o bir melek” demedi. Dediyse de bu bir gerçek değil, benzetmeydi. Çünkü meleklerin kanadı olur, nurani varlıklardır ve görünmezler. Oysa eşimin ne kanadı var ne de nurani bir özelliği. Ben bunu bile bile evlendim. Onu hatasıyla eksiğiyle kabul ediyorum” diyeceğine eşinin bir iki sorunlu yönünü gece gündüz abartır durur. "Değiştircem" diye de yorulur. "Değişmek bu kadar kolay madem önce kendim değişeyim o halde" demez, diyemez. Bir hata ya da kusur bulursa birilerine karşı, kimseyi bulamadığında ise kendi içinde ama sürekli abartır. Sanki kendisi hatasızmış gibi. Sonra da oturur mutlu olmayı bekler.

Cahil kişi bir şoför ise:

Cahil şoför hırsını abartır. Mesela birisi kendisini sollayınca bunu trafiğin bir rutini olarak görmez; derhal mesele haline getirir, sonra da bunu kişiselleştirir, ardından da deliye döner. Birini sollayınca da sollayan arabası değil de sanki kendisiymiş gibi düşünür, ruhu ferahlar. Genelde arabasının performansını kendi performansı zanneder. Küçük ve basit bir ayak darbesiyle gazına biraz fazlaca basınca hızlanan arabasının bu eforunu kendi üstün becerisi ve başarısı zanneder.

Cahil kişi kuralları abartır; abarttığı için de bu kuralları ağır bir yük gibi görür ve ilk fırsatını bulduğunda uymaz. Emniyet kemerini kendisi için değil, polis görürse ceza kesecek diye takar.

Cahil kişi fakir ise:

Cahil fakir, fakirliğini abartır. Aslında kendi bireysel eksikliğinin, hatalı algı ve düşünce biçiminin yahut tembelliğinin ya da alışkanlıklarının ürünü olan birçok sorunu fakirliğiyle izah etmeye kalkışır. Sözgelimi eşine ve çocuklarına onların mutluluğu için gerekli olan zamanı ayırmaz, mesela birlikte bir yerlere gezmeye vs. gitmez; sorulduğunda bunu fakirliğiyle izah etmeye çalışır. Oysa gezmek para istemez (gezmek şükürler olsun ki vergisi alınmayan çok az imkandan birisidir halen). Gidilen yerde illaki lüks bir restoranda yemek yenilmesi falan da gerekmez. Bir simit ile iki çay içmek ise fakirlikle asla açıklanamaz. O yüzden cahil fakir tembelliğinin, düşüncesizliğinin, fedakar olmayışının, alışkanlığının yahut huyunun getirisi olan çok şeyi mevcut maddi yetersizliğiyle izah etmeye kalkışır. Çünkü fakirliği öylesine abartmıştır ki zamanla onu her şeyinin bir numaralı müsebbibi olarak görür hale gelmiştir.

Cahil kişi bir yönetici ise:

Cahil yönetici makamını ve ondan kaynaklanan yetkisini abartır. Makamını abartır; her yerde makamı ile dolaşmaya kalkışır. Haddi zatında makamı günün 8 saatlik zaman diliminde ve sadece iş yerinde geçerli olduğu halde o bunu sırtındaki fanilası gibi 24 saat kesintisiz taşır. Hatta evinin içinde bile. Çocuklarına ve eşine karşı dahi.

Yine cahil yönetici konumundan kaynaklanan yetkisini abartır. Bunun için devletin kendisine verdiği ve sınırları belirli olan yetkiyle yetinmez, üzerine kendi vehmiyle başka yetkiler de ilave eder. Mesela gördüğü bir aksaklıkta yapması gereken; bu konuda yasalarla çizilmiş yaptırımı titizlikle uygulamak olduğu halde genellikle bunu yapmaz. “Bağırıp çağırma, şahsiyetleri rencide etme” yoluyla bir şeyleri düzeltmeye ya da engelleme yolunu seçer. İşin garibi de bunun en tabii hakkı olduğunu düşünür. Astları da yöneticilerini gözlerinde abarttığı için genellikle bu tür yaklaşımlar sorgulanmaz, biteviye sürüp gider.

Cahil kişi esnaf ise:

Cahil esnaf karı, en çok da kısa günün kazancını abartır, az fakat daha uzun süreli bir kazançla yetinmez. Böylece fahiş bir kar marjı peşinde koşarken ya müşteri kaybeder ya da çevresine “bu sektörde kar yüksek abi” gizil mesajını vererek başka rakiplerin de piyasaya girmesine, böylece günbegün zarar etmeye davetiye çıkarır. Üstelik de farkında bile olmadan.

Cahil kişi bir veli ise: Cahil veli çocuğunun olumsuz davranışlarını abartır, sanki çocuğu sadece olumsuz bazı özelliklerinden ibaretmiş gibi yapar; gece gündüz çocuğunun son derece insani / tabii olan bu yönleriyle boğuşur. Kendisine, “peki senin hiç hatan ve eksiğin yok mu kardeş” diye sorulduğunda ise, “Elbette ki var, biz de insanız“ der ama sıra çocuğuna gelince nedense bu hakkı ona çok görür.

Cahil kişi bir komşu ise:

Cahil komşu kendisinin iyi taraflarını, doğru yanlarını; buna karşın komşusunun ise sürekli eksik, yanlış ve hatalarını abartır. Kendisi düşünce, “Bunu buraya kim koydu, bak ayağım takıldı” der; başkası düşünce ise “olacağı buydu, bak yaptıkları ayağına dolandı” diye düşünür.

Cahil kişi öğretmen ise:

Cahil öğretmen daha okula yeni başlamış 7 yaşındaki çocuğa 1, olmadı 2 ay süre tanır; okumaya geçmeyince ise hemen velisini çağırır ve çocuğu bir özel eğitim kurumuna yönlendirir. Ya da sınıfta biraz çekingen olan, bu yüzden de fazlaca parmak kaldırmayan çocuğu derhal psikiyatriye sevk eder. Sanki her sorunun dermanı psikiyatrideymiş gibi, sanki parmak havaya kalkınca beyindeki bilgiler coşuyormuş, bu kaldırma işi başarıda ciddi bir etkenmiş gibi. Sınavlardaki başarı havaya kalkan parmak sayısıyla orantılıymış gibi.

Cahil kişi bir doktor ise:

Cahil olan doktor bir bütün olan insanı değil, sunduğu tıbbi / medikal yaklaşımı abartır. İnsanın ruh ve bedenden meydana gelmiş bir bütün olduğunu; sadece doku, organ ve hücrelerden oluşmuş bir organizma olmadığı gerçeğini bilmez. O yüzden de hastasının dokusuna yahut bir organına teşhis koyar ama onun beynini teskin etmeye hiç yanaşmaz. Böylece bir yandan verdiği ilaçlarla hastasının iyileştirmeye çalışırken öbür yandan beyninde cevapsız bıraktıklarıyla onun adeta iyileşmesini geciktirmeye çalışır.

Yine cahil doktor hastalarına -sanki babasının çocuğuymuş gibi görerek- rahatlıkla kızabilir, bağırabilir; onları hor, hakir ve küçük görebilir. Kendisinin efendisi sandıklarının aslında hizmetçisi olduğunu bilmez; aldığı maaşının o hastalarının vergilerinden verildiğini hiç düşünmez. Yine cahil doktor sadece (sırf adının önünde yazıyor diye) kendisinin uzman olduğunu, dünya üzerinde kendisi dışında çok az bir uzman / uzmanlık alanı bulunduğunu vehmeder. Halbuki yaşamda herkesin en az bir işin uzmanı olduğunu sürekli göz ardı eder.

Cahil kişi hasta ise:

Cahil hasta ya doktorunu ya da hastalığını abartır. Doktoru kendisini terslediğinde “boynunu usulca önüne eğer, ne yapalım, elimiz mahkum” der. “Bana kızamazsın, kişiliğimi zedeleyerek onurumu örseleyemezsin. Ya beni tedavi etmeye ya da bir başka uzmana sevk edip yönlendirmeye mecbursun; çünkü sen hekim olmakla bu işe memursun” demez, diyemez.

Yine cahil hasta hastalığını abartır. Gece gündüz onunla yatar, onunla kalkar. Eğer bu hasta son günlerde ruhu sıkılan bir psikiyatri hastası ise o bu durumu sanki içinde saatli bir bomba varmış ve birazdan patlayacakmış gibi tarif eder. “Allah seni inandırsın, iki haftadır içimde bir darlık var…” diyerek hastalığının pimini adeta kendi eliyle kendisi çeker. Halbuki bu sıkıntısı ne ciğerini parçalayacaktır, ne de böbreğini iflas ettirecektir. Yaşadığı, önemsediği sürece kendisini kısmen etkileyebilecek; şayet önemsemese “sadece ruhum sıkılıyor o kadar. Hala gözüm, kalbim, ciğerim, dalağım ve her şeyim tıkır tıkır çalışıyor” diyerek geçip gitse sanal bir sıkıntı olarak kısa sürede yok olup gidecektir.

Cahil kişi polis ise:

Cahil polis belindeki silahla sanki isterse herkesi vurabilecekmiş gibi davranır. Çünkü cahil olan polis, polisliğini abartır. Ya da kafası estiğini, canını sıkanı anında sorgusuz sualsiz tutuklayabileceği vehmini taşır. O yüzden cahil olan polis medeni şehir caddelerinde Teksas’taki kovboy gibi bir eli her an silahının üstünde bir pozisyonla dolaşır. Cahil polise göre etrafındakilerden bir kısmı sığır; diğer bir bölümü de sanki onları çalmaya her an müsait sığır hırsızlarıdır.

Cahil kişi bir kurumda memur ise:

Hiçbir şey olmasa oturduğu tahta koltuğunu, üzerinde işlerini yaptığı ağaç masasını abartır. Hele bir de elinde bir mührü varsa en çok da onu. Havasına cakasına bakılırsa adeta dünya onun elindeki mühürü sayesinde dönmektedir. Maazallah o mührünü her hangi bir evrağa bir vurmayıverse anında gök parçalanacak, dağlar volkanını bir anda büyük bir hışımla fışkırtıverecektir.
Cahil memur amirini abarttığı, buna fazlaca alıştığı için karşısına gelen, en azından giyim ve kuşamıyla amirine benzettiklerini de abartır, onlara karşı ölçüsüz bir kibarlığa bürünür, mesela konuşmalarında “siz” diye hitap eder. Onların işlerine daha büyük bir titizlik ve itina gösterir. Ama karşısında amiri gibi olmayan (bunu giyimden, hal ve hareketlerden hemen anlar) biri olunca hemen dili değişir, birden “sen” diye konuşmaya başlar. Bu tür kişilere karşı derhal kabalaşır, verdiği hizmeti angarya gibi görür, mümkünse de erteler.

Cahil kişi psikolog ise:

Cahil psikolog kendisine sorulan her soruyu illaki kendi alanına giriyormuş, illaki bir çözümü varmış, bu çözüm de kendisine üniversitede öğretilmiş gibi yaparak mutlaka yorumlamaya / çözümlemeye çalışır. “Evet bu bir sorun belki ama psikolojik bir sorun değil, dolayısı ile de çözümü bizde değil” demez. Çünkü her sorun psikolojik bir sorun demek değildir.

Cahil psikologlar duydukları bir - iki belirti için bile hemen bir teşhis bulurlar. Olmadı, uydururlar. Nasılsa adı psikologdur, kendisine karşı sorgusuz ve koşulsuz bir itimat vardır. Onlar için teşhis koymak, etiketlemek çekirdek çıtlatmaktan daha kolaydır.

Cahil olan psikologlar ruh bilimci oldukları için ruhu olan her varlığın ruh sağlıklarının ipleri sanki kendi ellerindeymiş edasını taşırlar. 50, bilemediniz 100 yıl öncesine kadar yeryüzünde ruh bilimci yahut ruh hekimi olmadığını, ama kimsenin bu uzmanlar yok diye ortalıkta ruhu bozuk, hasta ve deli olarak dolaşmadıklarını düşünmezler. Çünkü cahil olan psikolog herkes kendisine başvuruyor, onlara hiçbir aleti ve edevatı olmadığı halde sırf beyniyle çözüm buluyor diye gerek aklını gerekse unvanını abartmıştır.

Velhasılıkelam:

Cahil kişi müslüman ise ya günahını ya sevabını abartır. (Kimin af edileceği, kimin yaptıklarının makbul alacağı meçhulken)

Cahil kişi alevi ise sunniliği, sunni ise aleviliği abartır. (Ortak olan nokta en az 100, farklı olan ise tek bir mezhep farklılığı iken)

Cahil kişi bir imam ise cuma yahut vakit namazını değil, teravihi abartır.

Cahil kişi siyasetçi ise sağcılığı ve solculuğu abartır (İllaki sağcı ve solcu olmak lazımmış, üçüncü bir yol yahut daha farklı yollar yokmuş gibi.)

Cahil kişi bir sporcu ise galibiyeti, taraftar ise yenilgiyi abartır. Bir sonraki maçla her şeyin anında unutulacağı gün gibi ortada olduğu halde. (Galip olan elbetteki sevinmeli. Mağlup olan da üzülmeli. Kastettiğim her şeyin olduğu gibi bunların da abartısı)

Cahil kişi çiftçi ise yağmuru, daha da olmazsa kuraklığı abartır. ( Kurak geçen yaz ile sulak geçen mevsim arasında sofrasında yedikleri - içtikleri bakımından çok da fazla bir şey değişmediği halde.)

Cahil olan kişi bakkal ise süper marketleri abartır. (Müşteriye yakın bir noktada olmanın, daha az karla ve deftere açık hesap açarak vermenin avantajını kullanacağı yerde)

Cahil olan maşuk terkedilmeyi, cahil olan aşık ise sevgisini abartır. (Ne seven ne de terkedilen ilk kişi kendisi olmadığı halde. Sanki başına gelen bir sürprizmiş gibi)

Cahil olan herhangi bir kişi ya gördüğünü, ya duyduğunu ya da bildiğini abartır.

Cahil olan herhangi bir insan hem doğumu hem de ölümü abartır. (Her doğanın bir gün mutlaka öleceğine, her ölenin ise tekrar doğacağına yürekten inandığı halde)

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cehaletin ve Cahilliğin Anotomisi 1: Cahil Kişi Abartıcıdır." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Cahil Cesareti Psk.Gonca BAĞLAR
► Elektrik Aldığınız Kişi Kaderiniz mi? Psk.Kadir Burak SALİMOĞLU
► Stresin Anotomisi ve Tedavisi Psk.İzzet GÜLLÜ
► Doyumsuzluk Duygusunun Anotomisi Psk.İzzet GÜLLÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,159 uzman makalesi arasında 'Cehaletin ve Cahilliğin Anotomisi 1: Cahil Kişi Abartıcıdır.' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:50
Top