2007'den Bugüne 92,185 Tavsiye, 28,195 Uzman ve 19,962 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Barnum ya da Forer Etkisi
MAKALE #3045 © Yazan Psk.Mehmet CEYLAN | Yayın Mayıs 2009 | 18,575 Okuyucu
BARNUM YA DA FORER ETKİSİ


Hayallerinizin Değil Gerçeklerin Peşinden Koşun…

Psikoloji bilmeyen ve psikoloji üzerinden para ve ün kazanmaya çalışanların, kullanıma soktukları sahte mesajlardan biri hayallerin peşinden gitmektir. Bu kişilere göre, başarılı insanların hepsi işe önce hayal ederek başlamışlardır. Kişi hayalinden vazgeçmez ve çok çalışırsa mutlaka hedefine ulaşır.

Bunun için bağlamından kopartılmış bazı özdeyişler temel mesajı güçlendirir. Örneğin; Kişinin dışındaki engeller, içindekilerle karşılaştırıldığında hiç kalır gibi bir cümle aynı zamanda zihin açıcı bir işlev görür. Bu durumda bütün yapılması gereken, kişinin cesaretini toplayıp korkularından kurtulmasıdır. Böylece, kendiniz sandığınız kişiden kurtulur, gerçek kişiliğinizi ortaya çıkartır ve hayallerinize ulaşabilirsiniz.

Başarılı kişilerle ilgili örnekler de istemek ve hayaller peşinden gitmek gerektiği mesajını güçlendirir. Bakın şu kişi nasıl imkânsız gibi görünen bu işi başardı. O başardığına göre siz neden başarmayasınız ki? Çünkü bu hayal tacirlerine göre, başarının bir modeli vardır ve bu modeli izleyen herkes başarılı olabilir.


Barnum Etkisi(Forer Etkisi)

Gerçekten de verilen örneklere ve anlatılan hikâyelere bakınca bunlar akla yakın gelebilir. Ancak bu çok temel bir yanılgıdır ve psikolojide buna Barnum etkisi denir.Herkes ya da her durum için geçerli olan bir yargının sanki sadece belirli bir kişi ya da durum için özelmiş gibi kullanılmasıdır.

Barnum etkisi, birbiriyle çelişik sözlerin bir arada verilmesi nedeniyle, insanların, kendilerine özgü bir açıklama yapıldığı izlenimi edinmelerine karşılık gelmektedir.
Hepimizde bir boşluk duygusu var: Gelecekte neler olacağını öngöremiyoruz. Bu, bizi yıldız falları başta olmak üzere çeşitli falcılara inanmaya götürüyor. Barnum, bunun bilincinde olan bir sirkçi olarak, insanları kandırmanın çok kolay olduğu belirtmiştir. Etkinin adı, buradan gelmektedir. Şu sözü çok ünlüdür: “Her dakika bir enayi doğuyor.”

'Diğer insanların senden hoşlanmasına ve takdirine ihtiyaç duyuyorsun ama yine de özeleştirel olmaya eğilimlisin. Bazı kişilik zaafların olsa da, genelde bunların üstesinden gelebiliyorsun. Henüz kendi yararına kullanmayı başaramadığın, hatırı sayılır bir kapasiten var. Dışarıdan disiplinli ve denetimli biri gibi görünsen de, iç dünyanda endişeli ve güvensiz hisseden bir yanın var. Bazen, kararlarının ya da eylemlerinin doğru olup olmadığıyla ilgili, ciddi kuşkulara kapılıyorsun. Hayatında belli miktarda değişiklik ve çeşitlilik arıyorsun ve engellerle ya da sınırlarla yolun kesildiğinde mutsuz hissediyorsun. Bağımsız düşünebilen biri olmakla gurur duyuyorsun ve başkalarının düşüncelerini, tatmin edici kanıtlar yoksa kabullenmiyorsun. Ancak kendini diğerlerine çok keskin biçimde ifade etmeyi de, akıllıca bulmuyorsun. Bazen dışa dönük, cana yakın ve sosyal hissetsen de, kimi zaman içe dönük, sıkıntılı, çekingen duygulara kapılıyorsun. Bazı büyük isteklerin, gerçekçi olmaktan uzak.'


‘Barnum Etkisi’nin diğer adı, ‘Forer Etkisi’dir. Bir psikolog olan Forer, 1948 yılında bir dersinde öğrencilerine bir kişilik ölçeği vermiş; sonrasında, bir burç sayfasından aldığı yukarıdaki açıklamayı verip, öğrencilerinden bu açıklamanın kendilerini ne kadar yansıttığını 1’den 5’e dek değerlendirmelerini istemiştir:

1. Beni hiç yansıtmıyor.
2. Beni pek yansıtmıyor.
3. Beni az çok yansıtıyor.
4. Beni biraz yansıtıyor.
5. Beni tamamen yansıtıyor.


Ortalama, 4.26 çıkmıştır. Birçok katılımcı, bu açıklamanın kendilerine özgü özellikleri yansıttığını ileri sürmüştür.


Forer’in bu çalışmayı yaptığı 1948 yılından sonra ise, aynı çalışma, çeşitli katılımcı öbekleriyle kerelerce yinelenmiş ve ortalama, genellikle 4,2 çıkmıştır.

Açıklama, gerçekte, herkesi yansıtmakta; okurların benliğini okşayacak bir biçimde yazıldığı için, birçok insana çekici gelmektedir. Açıklamanın tümsözel (totolojik) bir niteliği vardır. Diğer bir deyişle, bütün seçenekleri içermektedir. Örneğin, bir insan, “bugün ya yağmur yağacak ya da yağmayacak” derse, bir bilgi vermiş olmamaktadır. Ya da bir öğrenci, “bu sınavdan ya iyi not alacağım ya da kötü not alacağım” derse, yine, yeni bir şey söylemiş olmamaktadır.


Burada ilginç olan nokta ise şu: Forer bütün öğrencilerine aynı kişilik analizini dağıtmış. Her öğrencinin kişiliği aynı olamayacağına göre bu nasıl olur diyorsunuz. Bu şöyle oluyor. Kişilik analizinde genel geçer cümleler kullanıyorsunuz. Yuvarlak, ölçülü, genel geçerliliği olan şeyler söylüyorsunuz. Mesela: "Ara sıra kararsız kaldığınız olur.", ya da "Sevdiklerinizi çok sever, düşmanlarınızdan nefret edersiniz." gibisinden. Böylece herkese üç aşağı beş yukarı uyabilecek bir analiz oluyor hazırladığınız.


Burçların, dergilerdeki karakter tahlillerinin, kimi 'ruhdeşen falcılar'ın, hatta içki masasında 'adam ruhumu okuyor, beni benden iyi tanıyor' dedirten 'bilge çapkınlar'ın sırrı bu işte. Psikolojide 'Forer Etkisi' ve 'Barnum Etkisi' gibi isimlerle anılan fenomen. Bizim biricikliğimize, potansiyelimize, makul eleştirilerin arkasına saklanmış övgülere inanma isteğimiz!


“O akrep burcundan, aldatılmaya tahammülü yoktur” cümlesi tipik bir Barnum etkisi içermektedir. “Aldatılmaya tahammülünün olmaması” sadece bir burçtan olan kişilerin özelliği değil, doğal olarak insanların çoğunluğunun ortak özelliğidir. “Maddi imkânlarımız elverse, dostlarınıza pahallı hediyeler almaktan hoşlanırsınız”, “Sizinle ilk tanışan insanlar, başlangıçta sizi soğuk ve mesafeli bulsa da, yakından tanıdıklarında fikirlerini değiştirirler.” Bu ve benzeri ifadeler büyük çoğunluk tarafından onaylanır. Çünkü
gerçeğin bir bölümünün hoşa gitmesi, diğer bölümü kabullenmeyi kolaylaştırır.
Astrologların sıklıkla kullandığı bu dil yapısı, burçları okuyan kişilere “doğru yazıyor” bilgisini ya da izlenimini vermektedir.


Astroloji, numeroloji, UFOloji ve diğer sahte ya da bilimselliği genel geçer olmayan(?) bilimlerin uyguladığı ve bireylere sunduğu düşünme sistemleri daha otomatik, hızlı ve tatmin edici olduğu için yavaş, zaman alıcı ve karmaşık bilimsel düşünme sistemlerine kıyasla daha çabuk kabul görmektedirler. Gündelik yaşamda olumsuz bir etkilerinin olmadığı iddia edilse de, uzun vadede bir düşünme(me) alışkanlığı yarattığı için eleştirel düşünme eğitimi çerçevesinde mutlaka bilim – sahte bilim ayrımı da olmalı ve öğrencilere bu ikisini nasıl ayırt edebilecekleri hakkında bilgiler verilmelidir.


İçindeki engelleri aşıp, korkularını yenen kişinin başarılı olduğu mesajıyla iyimserleşen ve yumuşayan kişi, mesajın kendisine inanmaya hazır hale gelir. Bu potansiyel başkasında varsa, bende neden olmasın? diye düşünür. Bir de buna nereden çıktığı belli olmayan beynimizin %3ünü veya %5ini kullanıyoruz saçmalığı eklenince, kişi kendi destanını yazacağına inanmaya hazır hale gelir.

Bu yalanlara en çok muhatap olanlar giriş sınavlarına hazırlanan öğrenciler ve hayatlarından memnun olmadıkları için bir değişim yapmaya hazırlananlardır.

Bu noktada atılması gereken, birkaç adım vardır. Önce inanmak, sonra, zayıf yönlerini bulup onları düzeltmektir. Bu yaklaşımların geçerli olabilmesi, bütün insanların aynı potansiyele sahip olması gibi, akıl ve gerçek dışı bir kabule (varsayıma) bağlıdır.

Azmin Sınırı

Bütün insanlar, kişilik ve yetenekleriyle farklılık gösterir. Yeteneğinizin olmadığı ve kişiliğinize uymayan bir alanda çaba göstermenin tek sonucu hayal kırıklığıdır.

Azim ve kararlılık başarı için çok önemli iki öğedir. Ancak bunlar yeni bir bilgi ve beceri öğrenmek için insana yardımcı olur. Federer ve Nadal’ın oynadıkları bir tenis maçını seyredenler bu sporların performansın azim, kararlılık ve çok çalışarak gerçekleşemeyeceğini bilirler. Azmin ve kararlılığın işe yaraması için kişinin yeteneğinin olduğu bir alanda gösterilmesi gerekir. Eğer kişi yatkınlığının olmadığı bir alanda çaba harcıyorsa, bunun sonucu derin bir yetersizlik ve suçluluk duygusudur.

Günümüzde bir çok anne baba, öğretmen, temel psikoloji bilgisinden yoksun İK(İnsan Kaynakları) Uzmanı ve yönetici bir illüzyon peşindedir. Çocuklarının, öğrencilerinin veya çalışanlarının eksik ve zayıf yönlerini düzeltirlerse, karşılarındaki kişiyi mükemmel bir insan yapabileceklerine inanırlar. Bu anlayışın uzantısı olarak İK uzmanları çalışanların gelişim alanlarını saptamaya yönelik performans sistemleri geliştirirler.


Yanılgının Kaynağı

Bütün bu iyi niyetli çabaların iki temel sebebi vardır. Birincisi, hayallerin peşinden gidilir ve kuvvetle istenirse bunları gerçekleştirmenin mümkün olduğu yanılgısıdır. İkincisi, bu kişiler bilgi, beceri ve yetenek arasındaki farkı bilmezler. Bunlar arasındaki farkı yukarıda yazdığımız açıklıkta bilmeseler bile, duyarlı anne-babalar, çocuklarını kendi hayallerindeki mükemmel(ideal) çocuğa dönüştürmeye çalışmazlar. Onları oldukları gibi kabul eder ve ilgi duydukları alanda gelişimlerini desteklerler.

İşinin ehli öğretmen ve rehberlik uzmanları, her bir öğrencideki farklı ve biricik olanı fark etmeye çalışır ve onu etkili olduğu yönde gelişmek için teşvik eder.

Sıradan yöneticiler genelleyerek yönetirken, iz bırakan yöneticiler her çalışanın güçlü yönüne odaklanır ve onun ekibe güçlü yönleri ile katkıda bulunmasını sağlar. Böylece özelleştirerek yöneticiler, bunun için de her çalışanına zaman ayırır, hayatındaki başarılarından ve aldığı övgü ve ödüllerden haberdar olur. Onu neyin harekete geçirdiğini öğrenir ve böylece gelecekte nasıl motive edeceğini bilir.

Duyarlı anne-babalar, işinin ehli öğretmen ve rehberlik uzmanları, psikolojinin temel ilkelerini bilen İK uzmanları ve iz bırakan yöneticiler bahçıvana benzerler. İşinin ehli bir bahçıvan, bahçesinde her bitkinin farklı olduğunu bilir ve her birine ihtiyaç duyduğu kadar nem, su, ışık ve güneş verir, gerektiği yerde budar, gerektiği yerde de destek bağlar. Bir gülün ortanca gibi olmasını; Japon manolyasının, kamelyaya benzemesini beklemez. Her bitkiyi yetişebileceği en üst sınıra kadar geliştirmek için çaba harcar.
Bu noktada İK uzmanlarına (çalışanlarına) üç önemli görev düşmektedir. Bunlardan birincisi; bir çalışanda nelerin değiştirilip, nelerin değiştirilemeyeceğini bilmektir. İkincisi, aynı kişiden birbiriyle çelişen beklentiler içeren performans değerlendirme kriteri önermemektir. Örneğin, bazı performans sistemlerinde çalışandan hem girişken ve hızlı olmayı gerektiren davranışlar, hem dikkatli ve tedbirli olmayı gerektiren kavramlar beklenir. Bunlar kişilik psikolojisi açısından bir kişide bulunması mümkün olmayan özelliklerdir. Üçüncüsü de, performans değerlendirme sistemlerinin esas işi bu olmayan yöneticilerin uygulayacağı basitliğe indirmektir. Çalışanları geliştirmeye yönelik eğitim programlarının ölçülmesi ve izlenmesi gerekir. Ancak bu koşullar gerçekleştirildiği takdirde iş hayatı için beklenen davranış değişikliğini doğurmak mümkün olur.

Sonuç

Başarmak için hayal etmek ve istemek önemlidir. Azim ve kararlılık önemlidir. Ancak hayallerinin hayata geçmesi, yeteneğinin olduğu alana odaklanmakla mümkündür. Çünkü böyle olduğu zaman kişi başarmak için gereken disiplini gösterir ve aldığı olumlu sonuçlar karşısında takdir görür. Bunun sonucunda; yeni kazandığı davranışlar gelişir ve ancak o zaman hayallerine ulaşması mümkün olur. Aksi takdirde kişinin yeteneğinin olmadığı alanda gösterdiği azim boşa gider. Geriye de hayal kırıklığı, suçluluk ve değersizlik duyguları kalır.

Bu nedenle kişinin hayallerini değil, gerçeklerini fark ederek onların peşinden gitmesi sadece başarının değil, mutlu ve uyumlu ve doyumlu bir yaşamın kapısın açar.


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Barnum ya da Forer Etkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Mehmet CEYLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Mehmet CEYLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Mehmet CEYLAN
Aydın (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi47 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Mehmet CEYLAN'ın Yazıları
► Kelebek Etkisi Psk.Süleyman ÇOKAY
► Düşüncelerin Pranga Etkisi Psk.Şule SABIR TANRIÖVER
► Boşanmalarda Kaynana Etkisi Psk.Mehmet CAN
► Ebeveyn Tutumlarının Etkisi Psk.Dnş.Yasemin ŞAHİN
► Sünnet ve Psikolojik Etkisi Psk.Elif Y. ÇAVUŞOĞLU
► Boşanmanın Çocuğa Etkisi Psk.Akın ÖZGÜN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,962 uzman makalesi arasında 'Barnum ya da Forer Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 34 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öss’ye 1 Hafta Kala… Haziran 2009
◊ Sorumluluk Üzerine… Mayıs 2009
◊ Şimdi Güçlüsün... Mayıs 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:12
Top