2007'den Bugüne 90,047 Tavsiye, 27,718 Uzman ve 19,714 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Mutlu Bir Evlilik İçin İki Önemli Teşhis ve Dört Kalemlik İlaç Reçetesi
MAKALE #4721 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2010 | 7,387 Okuyucu

DOĞRULUĞUNU - YANLIŞLIĞINI SINAMADAN HEMEN PEŞİNE DÜŞTÜĞÜMÜZ KALIP YARGILARIMIZ

Yaşama dair pek çok konuda peşin yargılarımız vardır ve çok sık olarak "şu şöyledir, bu bana göre böyledir" deriz. Bu böyledir veya şöyledir derken, bu kadar kesin bir yargıda bulunurken nasıl oluyor da bu kadar emin olabiliyoruz?Ya böyle değilse?

Birgün x adlı bir danışanımla aramızda şöyle bir diyalog geçti:

_Anladığım kadarıyla önce böyle davrandınız, sonra da şunları şunları yaptınız.

_Evet.

_Niçin? Şu şöyle, bu da böyle dediğiniz, böyle inandığınız için, öyle mi?

_Evet!

_"Bu şahsi yargım ya gerçeklikten uzaksa!" diye düşünmediniz mi?

_Hayır. Dediğiniz gibi, bu bana göre böyle! Size göre olmayabilir!

_Peki bu mesele "bana göre böyle, sana göre öyle..." diyecek kadar basit ve önemsiz bir mesele midir? Ya öyle değilse? Ya böyle de değilse?

_Olsun canım, ne çıkar... Ne fark eder, adam mı öldürdük!

_Evet doğru, adam öldürmediniz. Adam öldürseydiniz kan akardı, doğru mudur?
_...

_ Ama unutmayın ki manevi öldürmelerde insandan akan kan değil, gözyaşıdır. Bu göz yaşı ise kan gibi her zaman dışarıya değil, çoğu zaman insanın içine akar. Dolayısı ile, genelde pek fark edilmez. Böyle olduğu için de çoğu insan yaşarken kaç kişiyi öldürdüğünü hiç bilmez.

_Şimdi söyleyin bakalım, davranışlarınıza yön veren böylesi kesin yargılarda bulunarak bugüne kadar manen kaç kişiyi öldürmüş olabilirsiniz? (Sorgulama, yargılama mesleki görüşmelerde ilke olarak doğru bulunmaz. Lakin nadiren de olsa bunun gerektiği yerler olabiliyor.)
_...

Öyle ya da böyle… Ne fark eder demeyin!

Çünkü yargılarımız davranışlarımızı etkiliyor.
Davranışlarımız da yaşamımızı!

Sadece kendi yaşamımızı mı, başkalarının da yaşamını! Hem de en çok sevdiklerimizin, en yakınımızda olanların, ailemizin yaşamını! Bir çok insanın yaşamını etkileyen böylesi bir mesele nasıl önemsiz bir mesele olabilir!

Hemen!
Şimdi ve burada…
Oturun bir kenara, kesin hüküm bildiren bütün şahsi yargılarınızı tek tek tespit etmeye başlayın.
Not alın bir kağıda.
Gerçekçi olanlarla olmayanları ayıklayın birbirinden.

Göreceksiniz, buna fazlasıyla değecektir.

Örneğin "dayak atma / şiddet uygulama" hatalı davranışının beslendiği bir yanlış yargı örneği:


"BİZ DE İNSANIZ BE HOCAM,
BİZİM DE SABRIMIZ BİR YERE KADAR"
BAHANESİ

Çocuğuna ve eşine sık sık dayak atan bir hastam ilk görüşmede, haklı olduğuna ta dünden emin bir eda ile, "Hocam, biz de insanız! Biz de etten kemikteniz, bizim de bir sabrımız var" demişti. Bu hasta; "etten ve kemikten olan her insan bazen dayak atmaya mecbur" kalır ve "insanın sabrı bitince arkasından mecburen dayak gelir" şeklinde iki temel yanlış yargıya sahipti. Zehirli diken hükmündeki zararlı davranışları bu temel yargısal zemin / toprak üzerinde filizleniyordu.

Görüldüğü üzere kendince haklı olduğunu düşündüğü bir mazereti vardı. Zaten insanoğlu kendisini haklı görmese hiç bir kötülüğü kolay kolay yapamaz. Buna evvela içindeki yüksek mahkeme olan vicdanı izin vermez. Ama insanoğlu bunu yapabilmenin, vicdan merciini devre dışı bırakabilmenin de bir yolunu bulmuştur bugüm: "Mantığına bürümek!"

Gerçekleri çarpıtarak algılar, kılıflar hazırlar, bahaneler bulur… Mutlaka bir kılıf bulur ki işine geleni yapmaya bir ömür gönül rahatlığıyla devam edebilsin.

Kendisine, "İnsansanız ve sizin de bir dayanma gücünüz varsa söyleyin bakalım, bu güne kadar iş yerinde ya da arkadaş ilişkilerinizde dayanamayıp kaç kişiye dayak attınız?" diye sordum.

Utangaç bir ifade ile önce çekinerek gülümsedi.

Sonra da başına önüne hafifçe eğdi.

"Haklısınız hocam" demeye başladı.

"Yüzümüze bir defa gülen ama hasta olsak belki ziyaretimize bile gelmeyecek bir yabancıya gösterdiğimiz bin bir iltifatın onda birini de mi hak etmiyor, bize ömrünü adayan zavallı eşlerimiz" dedim ardından da! Ardından da bir süre sessiz kaldım ki bu ifade kibritiyle kıvılcımını yaktığım içsel muhasebe ateşi evvela körüklenmiş olsun, sonra bütün hücrelerini tutuştursun, ardından da adeta kora dönüşsün. Böylece olumsuz davranışlarını üzerinde yükselttiği eski bina yıkılsın, yok olsun!

İnsanların yanlışlarıyla ve hatalarıyla yüzleşmeye ne kadar da ihtiyaçları var! Bu hususta biz psikologlara gerçekten de büyük bir görev düşüyor. Yoksa insanlar kendilerini yanlışları hususunda onaylayacak birilerini arayıp buluyorlar bir şekilde. Böylece de bu yanlışlarına bir ömür gönül rahatlığıyla devam edip gidebiliyorlar.

Bütün bu olup biten ve sürüp giden yaşamsal yanlışların temelinde,

1. Evliliği bir kurum, eş olmayı da yükümlülükleri olan bir görev olarak değil de içimizden geldiği gibi davranabileceğimiz bir özgürlükler arenası olarak kabul etme hatası ve;

2. "Bu görevin yüklediği işleri yapabilmek için illaki içimizden gelmesine, bunun için uygun duygu durum içersinde olmaya ihtiyacımız vardır" şeklinde başka bir yanlış yargı yatmaktadır.

Oysa mutlu olmak için şunları yapmak gerçekten de çok mu zordur?

1.Eve gelince, "Kapının eşiğinden içeri adım attığım andan itibaren ben artık eş ve baba görevleriyle yüklenmiş bir memurum" der, bunun gereklerini yerine getirmek benim vazifem diye düşünür, içinizden gelmese dahi eşinize öncelikle selam verir, adını kullanmak yerine hiç bir ekstra zahmet gerektirmeyen "canım, hayatım" gibi gönül alıcı, olumlu duygusal zemin hazırlayıcı, dolayısı ile olumlu davranışlara sevk edici sıcak bir sözü kullanmayı tercih eder;

2. Zaman zaman içiniz kan ağlasa bile, tıpkı iş yerinde olduğu gibi yüzünüzü yine tebessüm ettiriverir, hiddetlendiğinizde sadece evde değil, dışarıda da insan olduğunuzu ama orada öfkenizi ne güzel kontrol edebildiğinizi anımsamayı ilke edinir;

3.Dünyada 6 milyar insan varken bir insana, hem de eşinize takılıp kalmaz, onunla savaşmayı terk eder, gurur yapmaz, bir de "af edersin, çok haklısın hayatım" demeyi başarabilirseniz (Bunu demek için illaki haklı olmanız şart değildir, bunu demeniz gerektiğini bilmeniz yeterlidir. Unutmayın, evlilikte mutlu olmak haklı olmaktan her zaman için daha önemlidir. O yüzden de haklı omaya değil, mutlu olmaya bakın!);

4.Eve her zaman iki kolunuzu da boş boş sallayarak değil de bazen ufak da olsa bir hediye alıp gelirseniz (çünkü hediyeleşmek sevgi duygusunu besler) bütün bunların sonucunda sizi, eşinizi ve ailenizi bekleyen şey sadece ve sadece mutluluktur, başka bir şey değil!

İşte size mutluluğun sadece 4 kalem ilaçtan ibaret olan en ucuz reçetesi.

İşte bu kadar! Sadece bu kadar!

Çok mu?

Değmez mi?

Şu dünyada insanların en çok aradığı şeydir, mutluluk!

Ancak uğrunda en az çabayı sarfettikleri şeydir yine, mutluluk!

Ne tuhaf değil mi!

Psk. İzzet Güllü
(Bu yazı,"SAĞLIKLI AİLE" Adlı Kitabımdan Alınmıştır.)

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Mutlu Bir Evlilik İçin İki Önemli Teşhis ve Dört Kalemlik İlaç Reçetesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     13 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Mutlu Bir Evlilik İçin Psk.Dnş.Sezen SALİHOĞLU
► Mutlu Evlilik İçin 50 Öneri! Psk.Serap DUYGULU
► Mutlu Bir Evlilik İçin Faydalı Bilgiler Psk.Burcu MUŞDAL ÇELEBİ
► Nasıl Mutlu Olunur? Mutlu Olmak İçin Gerekenler ÇOK OKUNUYOR Psk.Nilüfer ŞİŞMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,714 uzman makalesi arasında 'Mutlu Bir Evlilik İçin İki Önemli Teşhis ve Dört Kalemlik İlaç Reçetesi' başlığıyla benzeşen toplam 44 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:12
Top