2007'den Bugüne 81,157 Tavsiye, 25,806 Uzman ve 18,065 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Tatil Ne Değildir? ve Eğitimde Gözden Kaçan Bir Faktör
MAKALE #13071 © Yazan Dr.İbrahim ATEŞ | Yayın Ağustos 2014 | 1,955 Okuyucu
"Tatil" Ne Değildir?

​“Tatil” adı gibi “tatil” olmalıdır. Öğrenci için tatil, eğitim-öğretime ara vermek demektir. Bu ara verilen sürede de aktif dinlenilmeli ve eğlenilmelidir. Gözlemlediğim, incelediğim pek çok basmakalıp yaklaşım öğrencinin akademik eksiklerini telafi etmek, arkadaşlarını yakalamak için bu dönemi özellikle ortaokul ve lisede ideal bir fırsat olarak sunuyorlar. Eksik olduğu konuları, dersleri çalışan öğrencinin, izleyen eğitim-öğretim yılında daha başarılı olacağını belirtiyorlar. Mutlaka, “Elbette, tatilde eğlenmeli, gezmeli, dinlenmeli de.” diyerek o yönüne de işaret ediyorlar. Ama bu konudaki yazıyı okuyan anne-babanın zihninde, “Mutlaka ders çalışmalı, eksiklerini gidermeli” düşüncesi hakim oluyor. Araştırmalarım sırasında, yarıyıl tatili konusunda, “… Hiç ders çalışmadan bir tatil geçirmeyi düşünüyorsanız, vay sizin halinize.” değerlendirmesine bile rastladım. İlginçtir, ders çalışmanın önemini anlatan her söylem, şaşmaz şekilde “Elbette öğrenci dinlenmeli, gezmelidir de.” cümlesini kullanarak ders çalışma konusundaki katı tutumunu yumuşatmaya, belki de bilinç dışı var olan suçluluk duygularını hafifletmeye çalışıyor. Çünkü, farkında olunmasa da, öğrencinin her fırsatta ders çalışmasını, hep daha da fazla çalışmasını dikte eden, ancak öğrencinin ilgi duyduğu alanlara yönelmesini, eğlenerek öğrenmesini, merak ettiği için araştırmasını cesaretlendirmeyen bu duruş, pekala öğrenciye acımasızca davrandığı yönündeki düşünceleri bilinç dışında barındırmaktadır.

"Ödev", "Ders" Gibi Can Sıkıcı Kelimeler

​Öncelikle, terminolojinin, kullanılan kelimelerin de çocuklarda olumlu-olumsuz çağrışım yapıp yapmadığının mutlaka dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle ilkokul öğrencileri bu kelimelerden belirgin şekilde etkileniyorlar. Etkilendiklerini fark etmiyoruz, ama etkileniyorlar. “Ödev” kelimesi yerine “Ev Çalışması” teriminin ısrarla kullanılmasından yanayım. “Ders” kelimesi yerine de “Çalışma Yapmak” kelimelerinin kullanılmasını öneriyorum. Ödev, ders kelimelerinin, bizler de –ne yazık ki- aynı çarktan geçtiğimiz, aynı dişlilerin arasında ezildiğimiz için, kesinlikle olumsuz çağrışımlar yaptığını, olumsuz duygular uyandırdığını biliyoruz. O halde, neden bu kelimelerde ısrar ediyoruz? Üzerinde düşünmemiz gerekir.

Konu "Tatil ne değildir?" üzerine olduğu için, olumsuz örnekleri vermek zorundayım. Öğretmen, tatilde çocuğa çalışması, öğrendiklerini unutmaması (!) için tatil kitabı veriyor ve ebeveyn çocuğunun her gün şu kadar sayfa çalışmasını istiyorsa, bu "tatil değildir". Öğretmen, bir tatil kitabı öneriyorsa, öğrencilerine arzu ettikleri takdirde okumaları için kitap isimleri veriyorsa, aktif dinlenme-eğlenme dönemleri dışında kalan süreçte, anne-baba bazı stratejiler kullanarak çocuğun okuma merakını uyandırarak, okumaya teşvik ediyorsa, bu yaklaşım çocuğun uzun vadeli akademik başarısı ve sosyal gelişimi açısından çok daha etkili olacaktır. Anne-baba günün belli saatinde televizyonu, bilgisayarı kapatıp, kitap, gazete, dergi okuyor, model oluyorsa, bu tutum da elbette teşvik edici olacaktır. Küçük bir örnek; ilkokul çağındaki bir çocuk dinozorlara ilgi duyuyorsa, onunla bu konuda konuşmak, anlattıklarını dikkatle dinlemek, ona bu konuda sorular sormak, dinozorlar üzerine kitap ya da kitaplar almak, bu konuda yaşına uygun belgeseller izletmek, dinozorları konu alan bir parkı beraber gezmek isabetli bir yaklaşım olur. Bu konuya daha da ilgi duymaya başlayan çocuk, isterse başka dinozor konulu kitaplar almayı zaten talep edecek ve (dışarıdan gelen baskı yerine) içinden gelen merak duygusuyla zevkle okuyacaktır.

Eğitim Sistemi'nde Gözden Kaçan Faktör: Cinsiyet Farklılığı

​Bana göre, eğitim pratiğinde gözden kaçan önemli bir nokta var: Özellikle ilkokul yıllarında cinsiyet farklılığının önemi. Cinsiyet farklılığı konusu, ilkokulda özellikle erkek öğrenci-kadın öğretmen eşleşmesinde ciddi önem kazanıyor. Erkek öğrenci erkek rol model konusunda sorunlar yaşayabiliyor, olumlu özellikleri barındıran bir erkek figürü ile özdeşim yapma şansını yitiriyor. Kız öğrenci-erkek öğretmen konusunda –çelişki var gibi görünse de- bu sorun yaşanmıyor. Ama bu ayrıntı bu yazının kapsama alanına girmiyor. İdeal olan; erkek öğrenci-erkek öğretmen ve kız öğrenci-kadın öğretmen eşleşmesidir. Bu tespiti yaparken, öğretmenlerin niteliklerinin, donanımlarının ve benzer etkenlerin teorik olarak eşit olduğunu varsayıyorum. Tam da bu noktada, sorunu en azından kısa vadede çözümsüz kılan şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz. Mart 2014 verilerine göre, araştırdığım kadarıyla, ülkemizdeki 63000 sınıf öğretmeninin 59000’inin kadın öğretmen olduğunu (rakamlar tarafımdan yuvarlanmıştır) öğreniyorum. Durum avrupa ülkeleri, amerika birleşik devletleri gibi ülkelerde de aynı. Bu ülkeler bu belirgin açığın farkında ve bu konuda adımlar atmaya çalışıyorlar. İlkokul eğitiminde ortaya çıkan bu kadınsallaşma, erkek öğrenciler açısından örtük, fark edilmeyen belirgin bir dezavantaj. “İyi, tamam da, oğlumuz için uygun bir erkek öğretmen bulamıyoruz?” sorusu akla gelecektir. Gerçekten de, bu sorun milli eğitim bakanlığı tarafından dikkate alınsa ve teşvik edici yöntemler kullanılarak erkek öğretmen sayısı artırılmaya çalışılsa da, ancak uzun yıllar sonra bu sorun giderilebilir. Kısa vadede, sadece anne-baba olarak bu konunun gerçekten önemli olduğunu fark etmeniz, özellikle sosyal gelişim (özgüven, girişkenlik, hakkını savunma, gerçek yaşama hazırlanma, kendini ifade etme, akılcı risk alma, yaratıcılık vb kavramlar) konusunda oğlunuzun dezavantajlı konumda olduğunu bilmeniz ilk ve en önemli adım olacaktır.

Tatilde, erkek öğrenci-kadın öğretmen dezavantajı konusunda neler yapılabilir?

Tatil dönemi bu konuda aslında birçok fırsat sunacaktır. İlkokul ve ortaokul 1.-2. sınıf öğrencilerinden söz ediyorum. Kişiden kişiye bazı farklılıklar olsa da, kabaca bu yaş grubundaki erkek çocuklar “olumlu erkek figürü” ile özdeşim yapmaya çok daha fazla gereksinim duyarlar ve özdeşim yaparlar. Neler yapılabilir? Baba, tatilini özellikle bu dönemde kullanır –ki genelde olan da budur- ve oğluyla daha uzun, daha nitelikli, özdeşim yapmasına elverişli zaman geçirir. Erkek çocuk, babasının davranışlarını, konuşmalarını, insanlarla nasıl iletişim kurduğunu, hangi durumda nasıl yaklaşım sergilediğini, yaşamdaki duruşunu gözlemler ve onun düşünce ve davranışlarını içselleştirir, onu model alır. Diyelim ki, erkek çocuk tenise heveslendi ve grupla tenis çalışmalarına başlayacak: Tenis öğretmeni erkek olmalı. Oğlunuz, bir erkek arkadaşınızı seviyor, onunla zaman geçirmek hoşuna gidiyor, arkadaşınız olumlu bir erkek figürü ise, daha fazla zaman geçirmesi konusunda ona fırsat sağlayın. Benzer şekilde, dayı, amca, dede de olumlu erkek rol model olabilir. Dedeler, sınır koymama yanlışına sık düştükleri için, o konuda dikkatli davranmakta yarar var. Tartışmaya açık olduğunu kabul etmekle birlikte, erkek çocuğun daha erkeksi etkinliklere yönlendirilmesi etkili olur diye düşünüyorum: Örneğin; aikido, karate, judo, futbol, basketbol, atletizm gibi sporlara daha çok yönelmesi; futbol, basketbol, karate karşılaşmalarını daha fazla izlemesi şeklinde örneklendirilebilir. Bu düşüncelerime itirazlar gelecektir. Gerçekten tartışmaya açık bir konu olduğunu kabul ediyorum. Ancak, buradaki amacımızın erkek çocuğa erkek rol model bulmak ve erkeksi yönlerini güçlendirmek olduğunun altını çizmek isterim. Yoksa, geçtiğimiz yıllarda hepimiz Kadın Dünya Futbol Şampiyonası’nı keyifle izledik.

Sonuç olarak; "Tatil tatildir" diyor ve cinsiyet farkının özellikle erkek çocuklarda yarattığı örtük dezavantajın dikkate alınması gerektiğinin altını çizerek bu kısa yazımı sonlandırıyorum.

Dr İbrahim Ateş
Psikiyatri Uzmanı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Tatil Ne Değildir? ve Eğitimde Gözden Kaçan Bir Faktör" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.İbrahim ATEŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.İbrahim ATEŞ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İbrahim ATEŞ Fotoğraf
Dr.İbrahim ATEŞ
Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.İbrahim ATEŞ'in Yazıları
► Kürtaj Nedir Ne Değildir Op.Dr.Mürüde ÇAKARTAŞ DAĞDELEN
► Vajinismus Kaderiniz Değildir Op.Dr.Aynur ŞENDEMİR
► Dikkat Eksikliği Nedir, Ne Değildir? Dr.Zengibar ÖZARSLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,065 uzman makalesi arasında 'Tatil Ne Değildir? ve Eğitimde Gözden Kaçan Bir Faktör' başlığıyla benzeşen toplam 98 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Uçuş Korkusu ve Tedavisi Aralık 2018
► Seks Bağımlılığı Aralık 2018
◊ Siddharta (Hermann Hesse) Aralık 2012
◊ Aylak Adam (Yusuf Atılgan) Aralık 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:31
Top