2007'den Bugüne 80,330 Tavsiye, 25,616 Uzman ve 17,929 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ruhumdaki Derin Yara - Travma
MAKALE #16167 © Yazan Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN | Yayın Ocak 2016 | 1,882 Okuyucu
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE PATOLOJİLER

Travma Nedir?

Travma; beklenmedik ve ani bir biçimde ortaya çıkan, kişiler için olumsuz olarak nitelenen yaşam deneyimleridir.

Genel olarak bakıldığında, yalnızca büyük olayların travma sonrası stres bozukluklarına sebep olduğu düşünülse de günlük olumsuz yaşam olaylarının travma sonrası stres bozukluklarına bağlı olarak daha fazla ruhsal probleme yol açtığı bilinmektedir. Farkında olmadığımız şekilde gün içerisinde onlarca kez travmatik etki doğuran olay yaşayabiliriz. Yakın çevremizdeki kişilerle (aile bireyleri, eş, arkadaş) iletişimde, iş hayatında ya da sosyal ortamlarda yaşanan sorunlar ve bunlara karşı iç dünyamızda ortaya çıkan duygular, bizler için oldukça travmatik olabilir.

Hangi Tür Yaşantılar Travmatik Etki Oluşturur?

Günümüzde travmalar; kaçınılmaz olarak ruh dünyamızın ayrılmaz birer parçası haline gelmiştir.Kimimize göre oldukça normal karşılanabilen olaylar kimimiz için travmatik bir etki yaratarak ruhsal dünyamızda derin izler bırakabilirler. Bu farklılığa neden olan şey; geçmiş yaşantılarımız, geliştirmiş olduğumuz hassasiyetler ve geçmiş yaşantılarımızdan günümüze miras kalan duygulardır.

Canlılarda Travma Tepkileri ve Biyolojik Yapı

Canlılar, biyolojik olarak iki farklı sinir sistemi tarafından yönetilirler. Bunlar; sempatik ve parasempatik sinir sistemleridir. Parasempatik hal, dinginlikteki huzur halidir. Bu; güvenliğin, konforun, sıcaklığın, yeme içmenin tam olduğu anne rahmindeki denge halidir. Bu denge hali, açlık, nefes alamama gibi biyolojik parametreler nedeniyle bozulur ve sistem tehlikeye girer. Bu durumda da sempatik sistem devreye girer. İşte travmatik bir durum karşısında aktive olan sistem, sempatik sinir sistemidir. Bu sistem aktive olduğunda tüm canlılarda ortak olan 3 tür tepki görülür.

Bunlar; SAVAŞ, KAÇ ve DONUP KAL tepkileridir. Bütün canlılar, bir çatışma karşısında bu üç tepkiden birini verirler. Bu tepkilerden hangisinin verileceği, tamamen duruma bağlı olarak ortaya çıkar. Canlılar; bir çatışma anında eğer karşılarındaki gücü alt edebilecek kapasiteye sahipse, savaşma tepkileri verirler. Savaşacak kadar gücü yoksa ikinci bir seçenek olarak kaçma tepkisi verirler. Bu tepki kişiyi koruyan bir tepkidir ve işlevseldir. Eğer çatışma durumunda karşısındakini alt edecek kadar gücü ve kaçacak kadar vakti olmazsa son çare olarak donup kalma tepkisi verirler. Savaşamayacakları bir başka hayvan karşısında kaçamayacağını anlayan canlılar, ölü taklidi yaparlar. Ya da kaçtığı halde aslana yakalanan bir ceylanın yüzünde şaşkınlık ifadesini görürsünüz ve orada acı hissetmezler. Bu donup kalma tepkisidir. İnsanlar da tıpkı diğer canlılar gibi beklemedikleri ani bir travma karşısında savaşamadıkları ve kaçamadıkları durumlarda donup kalma tepkisi verirler. Peki insanlarda donup kalma tepkisi nasıl ortaya çıkar?

Travma Karşısında İnsanlar Nasıl tepki Verir?

Özellikle çocukluk dönemi travmalarında çocukların verdiği tepkiler, donup kalma tepkisidir. Burada sistem, bizim çözülme-dağılma dediğimiz dissosiyatif hale geçer. Bu hal yaşanılan zamandan ve mekandan kendini soyutlayarak orada yapılanlar sanki kendine yapılmıyormuş gibi deneyimlemektir. Yani yaşadıkları bu ağır travmayı; dağılma ve çözülme fenomeni ile dışsallaştırırlar. Bu tepki, tüm sistemi koruyucu bir işlev görür. Çünkü travmatik deneyim sırasında dağılma ortaya çıkmaz ise bu yaşantı, tüm benliği ve ruhu parçalayacak bir etki oluşturur. Bu parçalanmanın önüne geçmek için sistem, böyle bir savunmayı otomatik olarak üretir. Bazı durumlarda travma o kadar şiddetlidir ki bu kişilerle konuştuğunuzda; olayı zihinsel hafıza kayıtlarında hatırlamayıp sadece beden hafızası dediğimiz bedensel hafızalarında ortaya çıkar. Bu durumda kendini kaybeder ve bedenleri travma yaşıyormuşcasına tepki verir. Ya da sanki çok normal bir olaymış gibi yaşanılan şeyi bilgi olarak anlatırlar fakat duygu olarak hiçbir şey yoktur. Aslında duyguyu hissetmeleri durumunda bu o kadar yakıcıdır ki kendilerini duygudan soyutlamışlardır.

Travmalar İnsan Zihninde Nasıl Depolanır?

Normal koşullarda yaşadığımız her şey; sağ beyin tarafından alınır ve beynin sol tarafına işlenmek sûretiyle hafıza kayıtlarına geçer. Ancak travma olarak nitelenen deneyimler, bu işlemden geçirilemez. Bu durumda travmalar; yaşanılan olay, yer, kişiler, olayın duygusu gibi tüm bileşenleri ile bir paket halinde zihinde işlenmeden depolanmış olur. Hayatın sonraki dönemlerinde hafıza kayıtlarımızda işlenmeden depolanan bu yaşantılar, travma sonrası stres bozukluğuna neden olur ya da çeşitli semptomlarla kendini ortaya koyar.

EMDR (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) Travmayı Nasıl Tedavi Eder?

EMDR; bu travmatik anıların işlenmesi yoluyla tedavi sağlar. İşlenmeden zihinde depolanan travmatik yaşantıyı açarak beynin çift yönlü uyarımıyla işlenmesini ve kişiyi rahatsız edici etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlar. Bu bağlamda bakıldığında diğer terapi teknikleri ile karşılaştırıldığında EMDR’nin nörobiyolojik temele dayanan bir teknik olduğunu söylemek mümkündür. Zaten bu kadar hızlı ve etkin bir çözüm sunmasının sebebi de bu temele dayanmasıdır. Uzun süreli çalışmalarla çözülemeyen travmatik yaşantılar EMDR tekniği sayesinde çok hızlı ve etkili bir şekilde çözüme kavuşmaktadır.

Psikoterapi İle Travmatik Yaşantı Nasıl Tedavi Edilir?

Ağır travmatik yaşantıların hipnoz aracılığıyla yeniden hatırlatılması ya da psikoterapi sürecinde kişinin kendini yalıtmış olduğu duygu alanına girilmesiyle, bu kişiler bizim katarsis dediğimiz yoğun bir duygusal boşalma yaşarlar. Bu durum zihinsel yapı ile duygunun birleşmesi, yani kişinin kendini normal olarak tam hissedebilmesi demektir. Bu durum kontrollü bir ortamda kişinin kaldırabileceği ölçüde terapistin de destekleyici bir tutum takınmasıyla defalarca tekrarlanır. Ortaya çıkan duyguyu yaşaması ve onu anlayan bir terapiste bu duygusunu ifade edebilmesi, kişide travmaya bağlı olarak ortaya çıkan semptomları da ortadan kaldırır.

12.01.2016
Abdullah ALPASLAN
Klinik Psikolog/Psikoterapist
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruhumdaki Derin Yara - Travma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Abdullah ALPASLAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi51 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'ın Yazıları
► Görünmeyen Yara: Psikolojik Travma Psk.Dnş.Aysel KESKİN
► Oedipus Kompleksi (Derin Psikoloji) Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
► Doğal Sakinleştirici: Doğru ve Derin Nefes PDF Psk.Ümit ÇİFTÇİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,929 uzman makalesi arasında 'Ruhumdaki Derin Yara - Travma' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:51
Top