2007'den Bugüne 89,825 Tavsiye, 27,674 Uzman ve 19,687 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




0 - 1.5 Yaş Dönemi Gelişim Özellikleri
MAKALE #17069 © Yazan Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN | Yayın Ağustos 2016 | 5,330 Okuyucu
Araştırmalar çocukluk yıllarında kazanılan davranış ve özelliklerin yetişkinlikte sahip olunacak ve gösterilecek tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını yani kişiliği büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymuştur. Kişilik ile ilgili birçok kuramın birleştiği görüş, yaşam sürecinde çocukluğun, özellikle ilk 5-6 yılın, kişiliğe olan etkisinin azımsanmayacak kadar büyük oluşudur. Dolayısıyla kişiliğin oluşumunda gelişimin bu ilk yıllarındaki ebeveynlerle çocuğun ilişkisinin önemi daha da artmaktadır.

Gelişim; fiziksel, duygusal, bilişsel, toplumsal boyutları bulunan çok yönlü karmaşık bir süreçtir. Bu süreçler daha kolay tanımlanması, incelenmesi ve anlaşılması için bazı özellikler bakımından bir bütünlük taşıyan ve yaş aralıklarıyla ifade edilen gelişim dönemlerine ayrılmıştır. Araştırmacılar genel olarak çocuğun gelişimini 0–1.5 yaş dönemi, 1.5-3 yaş dönemi, 3-6 yaş dönemi, 7-12 yaş dönemi ve 13-15 yaş dönemi olarak ayırmışlardır

Bu dönemlerden 0-1.5 yaş dönemi özelliklerine bakacak olursak;

Gelişimsel Dönem (0-1.5 yaş)

Bebeklik dönemi olarak tanımlanan 0-2 yaş arası, çocuğun, fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden en hızlı geliştiği dönemdir. Bu dönemde çocuğun sadece fiziksel gereksinimlerinin karşılanması yeterli değildir. Bebeğin, kendisine bakım veren kişiye bağımlı olduğu bu süreçte bakım verenle kurduğu birebir ilişki, onun zihinsel ve duygusal gelişimi için de son derece önemlidir.
Şöyle ki bu dönem bebeğin her özelliğiyle sabit olan anne karnında tüm uyaranların değiştiği gerçek dünyaya ilk temas ettiği dönemdir. Anne karnının bir hayal edin, ısı, ışık, sıcaklık ve diğer uyaranlar her şey oldukça stabildir. Böyle bir ortamdan tüm bu uyaranların değişkenlik gösterdiği gerçek yaşamı düşünün bir de. İşte bu farklılık bebeği korkutur ve bebek çıldıracak gibi olur. Bu noktada ise onu sakinleştirecek tek bir şey vardır; ona bakan kişinin ona yaklaşımı. Ona bakacak kişinin ona yaklaşımı onun ilk kişilik tohumlarını oluşturacaktır. Bu bakımda anne düzenli ve ilgili olmayı, bebeğin ritmine uyum göstermeyi başarabilirse bebek tekrar bir denge kurar ve güven duymaya başlar. Yani ilk temel güven duygusu gelişir, bu güven annenin kendisine bakacağına dair bir güvendir, bu güven bakımının devam edeceğine dolayısıyla canlılığının devam edeceğine, yok olmayacağına dair bir güvendir, aynı zamanda ise bakılmaya değer nitelikte olmasından dolayı kendinin değerli olduğuna dair bir güvendir.
Temel güven duygusunun oluşumu çocuğun rahatlığı ya da tedirginliği, çevresinde kişilerin bulunup bulunmamasına, gereksinimlerin karşılanıp karşılanmamasına bağlıdır.Güven duygusu, bakım verenlerin aynılığı ve sürekliliğinin öğrenilmesine dayanmaktadır. Bakımın düzenli ve sürekli olması sayesinde bebek bakılacağına güven duyar yani anne gecikse de geleceğine inanır, güvenir böylece umut gelişir yani temel güven duygusunun gelişimi paralel olarak umut edebilme yeteneğinin de gelişimini sağlayacaktır. Bu ise bireyin ilerde bir güçlükle, engelle karşılaştığında sorunların geçeceğine, engelin aşılabileceğini umut edebilmesini sağlayacaktır. Güvensizlik duygusu, bebeğin ihtiyacı olduğunda bakıcının yanında olup olmayacağından emin olmamasıdır. Bu ilişkide güvensizlik baskın olursa, bir şeyleri öngörme, hem bilişsel hem de duygusal olarak gerçekleşemez ve bebek ya da birey içe kapanabilir. Yaşamın ilk iki yılında temel bakım vereniyle güvenli bağlanma geliştiren bebeklerin diğer erişkinlerle ve beklerle daha kolay sosyal ilişki kurabildikleri, ebeveynleriyle daha uyumlu oldukları ve coşkusal düzenlemelerinin efektif olduğu bulunmuştur. Aksine iki yaş öncesi güvensiz bağlanma geliştiren bebeklerin, düşük sosyalleşme, zayıf akran ilişkisi, öfke yakınmaları, okul öncesi ve sonrası zayıf davranış kontrolü gösterdikleri saptanmıştır. Bunun kesinlikle böyle olacağını söylemek doğru değildir. Ancak, güvensiz bağlanmanın psikopatoloji gelişimi için bir risk ve kırılganlık oluşturduğu söylenebilir.

Ayrıca annenin bebeğinin bakımını yaparkenki duygusu yine bebeğin ilk kişilik tohumlarının biçimlenmesinde oldukça etkilidir. Annenin kucağında annesinin memesini emen bir bebeği düşünün, görebildiği tek şey annenin yüzüdür. Anne bakım sağlarken bebeğinin iyi, güzel, değerli olduğunu, ona bakmaktan keyif aldığını düşünürse, annenin yüzünde olumlu bir duygu oluşacaktır ve bebeğin gördüğü yüzde, annenin yüzünde olumlu bir duygu olacaktır. Bu ilk olumlu duygu bebeğin kendilik algılarının ilk geliştiği bu aşamada bebeğe değerli olduğu duygusunu hissettirecektir. İlk kendilik tasarımı ben değerliyim olacaktır. Çünkü annenin yüzü bebek için bir ayna gibidir, bebeğin kendine dair tasarımı gördüğü ilk yer annenin yüzüdür. Ancak anne bebekten ve bebeğin bakımından hoşnut değilse, bebek aynada değersiz, kötü, çirkin,pis kendilik algılarını görecektir ve ilk kişilik tohumları ben değersizim duygusunun etrafında şekillenecektir.

İşte bu ilk aylarda annenin bebeğe yaklaşımı kişilik gelişiminin ilk temellerini atacaktır. Bu noktada annenin kişiliği, yaşam koşulları ve fiziksel ve ruhsal sağlık koşulları bebeğin kişilik yapılanma sürecini etkileyecektir.

İlerleyen aylarda bebek hareketlenmeye, emeklemeye ve devamında yürümeye başlar yani artık sadece annenin kucağında değildir. Daha geniş bir dünyayı keşfetmeye yönelir. Ancak bu noktada keşfe çıkabilecek mi yoksa anneyle temas halinde mi kalacak oldukça önemlidir. İşte bu noktada da annenin bu uzaklaşmaya karşı tutumu oldukça önemlidir. Anne için bebeği çok değerlidir ve anne onun saçının teline bile zarar gelsin istemez, bu nedenle de bebeğinin zarar göreceğinden endişe duyarak bebeğin uzaklaşmasına fiziksel ve ruhsal olarak izin vermez. Anne çocuğu sürekli gözünün önünde, kucağında tutar, herhangi bir şeye dokunmasına izin vermez, oldukça sınırlayıcıdır. Ola ki çocuk bunlara karşı çıkar ve uzaklaşırsa anne kendi içinde derin bir üzüntü hisseder ve çocuğa bu hüzünle bakar. Bu durumda çocuk uzaklaşmasının anneyi üzdüğünü düşünerek anneye geri döner ve yapışır, bir süre sonra da uzaklaşamaz duruma gelir. Bu şekilde uzaklaştırmayan anne çoğu zaman çocuğu kendi yatağından da uzaklaştırmaz. Aile ya tek yatakta birada yatar yada anne çocukla aynı yatakta yatıp babayı yataktan atarlar. Aralarında gelişen bu döngü ilerleyen yıllarda çocuğun diğerleriyle iletişim kurmada çekingen, kendi başına işlerini yapmada yetersiz ve pasif bir yapı geliştirmesinin zeminini hazırlar. Yani çocuğunun zarar göreceği kaygısıyla ondan ayrışamayan ebeveyn yarar yerine çocuğuna zarar vermiş olur.

Oysa zeka gelişimin en hızlı olduğu bu yıllarda çocuğun olabildiğince yeni uyaranlarla karşılaşması, yeni deneyimler yaşaması zeka gelişimin o denli daha iyi olmasını sağlayacaktır. bunun için ise çocuğun anneden uzaklaşabilmesi, dünyayı keşfedilmesi gerekir. Bunu yapabilmesi için hem annenin fiziksel olarak çocuğun uzaklaşmasına izin vermesi hem de çocuğa bunu yapabileceğine dair güvenmesi gerekir. Annenin kendisine güvendiğini hisseden çocuk kendine güvenir, uzaklaşır ve keşfeder. Böylece kendi ayaklarının üzerinde kendi başına bir şeyleri başarabileceğine dair ilk kendine inancı gelişir. Vitrindeki ışıl ışıl duran cam bardaklar ona zarar verebilir, bu yüzden dokunması yasaktır ama annenin kontrolüyle dokunduğu, yüzeyini hissettiği, ışıltısını gördüğü bu bardak onun için yeni bir deneyim olurken zeka gelişimine, kendine güvenine de oldukça katkısı olacaktır. Bu çocuklarınızı kontrolsüz başı boş bir şekilde bırakın her şeyi yapsın demek değil, bu sınırlar dahilinde sizin kontrolünüzle birçok şeyi yapsın demek.

Kaynaklar
Sezer Ö. Ergenlerin kendilik algılarının anne baba tutumları ve bazı faktörlerle ilişkisi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 2010; 1:1-19.

Karakavak ÇG. Üniversite öğrencilerinin ahlakî yargı yetenekleri ve ahlakî yargı yetenekleri ile kendini gerçekleştirme düzeylerinin karşılaştırılması (Yüksek lisans tezi). Adana, Çukurova Üniversitesi, 2006.

Çamlıbel İA. Çocukların gelişim süreci ve televizyonun etkileri (Uzmanlık tezi). Ankara, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 2012.

Türker A. Anne babanın çocuğun kişilik gelişimine etkisi. http: // www.bilted.com/ icsayfa.asp?an=5&id=23 (7 Mart 2012’de ulaşıldı).

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"0 - 1.5 Yaş Dönemi Gelişim Özellikleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Şükriye KARAHAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN
Muğla (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi132 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Şükriye KARAHAN'ın Makaleleri
► 3-6 Yaş Dönemi Gelişim Özellikleri Psk.Şükriye KARAHAN
► 1.5-3 Yaş Dönemi Gelişim Özellikleri Psk.Şükriye KARAHAN
► Gelişim Alanları – Gelişim Dönemleri ve Özellikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Tuğba DEMİRÖZ
► Ergenlik Dönemi ve Özellikleri Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
► Ergenlik Dönemi Özellikleri Dr.Psk.Dnş.Ayşe Devrim BURÇAK
► Ergenlik Dönemi ve Özellikleri Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,687 uzman makalesi arasında '0 - 1.5 Yaş Dönemi Gelişim Özellikleri' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:01
Top