Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Zihnimdeki Hazımsızlık: Ruhsal Travma, Çocuk, Ergen ve Yetişkinlerde Kayıp ve Yas Üzerine
MAKALE #17406 © Yazan Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ | Yayın Kasım 2016 | 763 Okuyucu
ZİHNİMDEKİ HAZIMSIZLIK: RUHSAL TRAVMA, ÇOCUK, ERGEN VE YETİŞKİNLERDE KAYIP VE YAS ÜZERİNE

Ruhsal ya da psikolojik travma dediğimizde tanım olarak şöyle bir tanımla karşılaşırız; kişi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin veya başkalarının fiziksel bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir. Kişinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır. (Not: Çocuklar bunların yerine dağınık (dezorganize) ya da ajite davranışla tepkilerini dışa vurabilirler.)
Tahir Özakkaş hocamız ise travma’nın daha pratik ve kısa bir tanımını vermiş. Sanırım bu tanım hem yetişkin travmasını, hem de çocukluk travmasını tanım olarak açıklamaktadır. Bu tanım ise kısaca şöyle: Zihnin hazmetme kapasitesi dışındaki her şey’dir.
Gördüğünüz gibi zihnimizde ciddi hazımsızlığa yol açıyor ise o ‘şey’ travmadır. Travma, geçmişin bugünü bozmasıdır. Travma, kimi zaman tetikleyici olarak nitelendirdiğimiz belli olaylar ve durumlar karşısında tekrar edebilir. Travmatik anılar çabuk tetiklenir ve kişi, tetiklendiği andan itibaren orijinal anının etkisi altına girer. Yani orijinal anının aynı etkisi yaşanır.
Peki bu, nasıl olmaktadır? Yani kişi nasıl oluyor da geçmişte, yıllar önce yaşadığı bir anının orijinal etkisini aynen bugün tekrar yaşayabiliyor?
Bu soruların cevabını Psikopatolojiye travma perspektifinden bakan EMDR terapisi (Göz hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) çok güzel bir şekilde vermektedir.
İnsan beyninde anılar tek bir yerde değildir. Görseli bir yerde, sesi bir yerde, kokusu vb. ayrı yerlerde bulunur. Bir anıyı düşündüğümüzde beynin çeşitli yerlerinden toplanır, bir araya gelirler. Fakat travmatik anılar beyinde tek bir yerde bütün olarak, algılandıkları haliyle kalırlar. Bunlara olay anında algılandıkları haliyle kalan ‘disfonksiyonel anılar’ denir.
Aslında bilinenin aksine yaşamış olan son travmalardan ziyade yaşanmış ilk travmalar kişinin hayatında daha fazla öneme sahiptir. Genellikle insanlar son travmalarına odaklanırlar. Fakat çalışılması gereken ilk anıdır.
Travma konusunda yardım almayı düşünenlere kısaca profesyonellerin bu konudaki hassasiyetlerini belirtelim. Eğer bu konuda yardım almayı düşünüyorsanız bilin ki size yardımda bulunacak bir psikolog aşağıdaki konulara son derece titiz bir şekilde dikkat edecektir.
Mahremiyetinizin ihlal edilmemesi konusunda hassas davranacaktır.
Travmayı önemsizleştirme veya küçümseme gibi bir tutum içerisinde olmayacaktır. Önemli olan travma’nın dışarıdan insanlara ya da psikologa nasıl göründüğü değil, kişi için taşıdığı anlamdır.
Yaşadığınız travma ne kadar şiddetli olursa olsun psikolog bu travmadan aşırı etkilenmez.
Yardım alacağınız hiçbir psikolog yaşamış olduğunuz travma konusunda sizi suçlamaz.
Hiçbir uzman konuyla ilgili kararınıza saygı duymama gibi bir tutum içerisinde olmayacaktır.
Sizin kararınızı etkileme yönünde bir tutum içerisinde olmaz.
Güvenlik gereksinimlerinizi görmezden gelmez.
Önyargılı veya duyarsız olmaz.
Sizi can kulağıyla dinleyecektir. Ayrıca sırf sizi teselli etmek amacıyla yersiz güven verme yoluna gitmeyecektir.
En önemlisi de çok soru sormayacaktır. Yani siz neyi ne kadar anlatmak isterseniz bununla yetinecektir ilk görüşmelerde.
Ayrıca başvuracağınız bir uzman size yaşadığınız travmayı paylaşma cesareti verecektir.
Size anlayışla yaklaşacak ve sizi yargılamadan anlamaya çalışacaktır.
En önemlisi de size inanacaktır ki siz bunu zaten hissedersiniz.
Aşırı koruma veya aşırı acıma, sizin adınıza karar verme, sizin yerinize sorumluluk alma, aşırı mesafeli, soğuk davranış ve tutumlar sergilemeyecektir.

Yaşanılan Travmanın Öğrenilmesi
v Öncelikle kişinin travma yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa ne tür bir travmaya (deprem, yangın, ölü – yaralı görmek, sevdiği birini kaybetmek vb.) maruz kaldığı öğrenilmelidir.
v Kişiler yaşadıkları travmalardan kolaylıkla bahsedemeyebilirler.
v Çeşitli somatik ve psikolojik yakınmalarla başvuran kişilerde de travma öyküsüne rastlanabilir.
v Kişiler genellikle kendilerine doğrudan sorulmadığı takdirde bu tür yaşantılarını anlatmama eğilimindedirler.
v Travmatik yaşantı görüşme sırasında araştırılmalı ve konuşulmalıdır.
Psikolog,olayın ayrıntılarını tespit etmek yerine, danışanın algısını ortaya çıkarmak amacındadır. Danışanın travma öyküsünü alan görüşmeci olayın doğruluğundan çok hastanın hafızasındakiyle ilgilenir. Belirtilerin ortaya çıkışında etkili olan şey; olayın kendisinden çok, kişinin algısıdır.
Travmatik olayı öğrenirken unutulmaması gerekenler:
Ruhsal açıdan travmatik olayları çeşitli şekillerde sınıflamak mümkündür. Öykü alınırken bu sınıflamalar göz önünde tutulmalıdır. Olayın oluş şekli ve sıklığı ya da tek veya süregen oluşu, nedeni, kasıtlı ve bilerek yapılması, herhangi bir kayıp, hastalık, sekel veya yer değişikliği ile sonuçlanması üzerinde durulması gereken önemli noktalardır. Kişi travmatik olayı doğrudan kendisi yaşayabileceği gibi, böyle bir olayın yaşandığına tanıklık edebilir veya sevdiği bir kişinin başına bu tür bir olayın geldiğini de öğrenebilir. Travmatik olayın nesnel özelliği kadar olay sırasında kişinin verdiği öznel yanıtın ya da ruhsal tepkilerin de önemli olduğunu unutmamak gerekir. Kişilerin sıklıkla yaşadıkları güvensizlik, yalnızlık, yabancılaşma, kırılganlık, güçsüzlük, anlaşılmama, ilgilenilmeme, yargılanma gibi duygu ve düşünceleri bu ilişkinin kurulmasını güçleştirirler.
Travmanın değerlendirilmesindeki güçlükler
v Kişi yaşadığı travmatik olay sonrasında, olayla ilgili konuşmak, düşünmek istemeyebilir.
v Soruyu anlamayabilir.
v Değerlendirmeyi yapan kişinin tepkisinden korkabilir.
v Dikkati çekmek isteyebilir.
v “Depersonalizasyon” gibi belirtilerin “delilik” için delil olacağından korkabilir. Depersonalizasyon: Kişinin kendisiyle, kendi bedeniyle ilgili farklı, tuhaf algılamalara girmesidir.
v Değerlendirmeyi yapan kişinin sempatisini kazanmak isteyebilir.
v Hukuki ve ekonomik nedenlerle doğruyu ifade etmeyebilir

Unutmayın, karşınızdaki uzman size empati gösterecektir ve bu durum sizi rahatlatır. Travma mağduru olan kişiler ‘’kötü’’ kişi değil, ‘’incinmiş’’ kişi olduğunu anladığında rahatlar ve yardım edene güven duymaya başlar.Travmayla ilgili duyguları hatırlama sürecinde danışanın kontrolün kendisinde olduğunu hissetmesi çok önemlidir. Dolayısıyla danışana bu anılara yavaşça yaklaşması için izin verilmeli. Terapist travmatize olmuş kişinin olumlu gelişmelerini adım adım ona gösterdiğinde iyileşme hızlanacaktır. Çünkü danışan kendisinin hala umudunun olduğunu yapabildiğini görecektir.
Travma yaşayan çocuklara nasıl yaklaşalım?
0-2 YAŞ
v Günlük düzeni olabildiğince sürdürülmesi gerekir.
v Temel bakım veren kişilerin sık sık değiştirilmemesi gerekir.
v Bebeğin bulunduğu yeni ortama alıştırmasını kolaylaştıracak yastık benzeri maddelerden yararlanılması.
v Alışılmış yemek düzenini sürdürebilmek gerekir
v Annesine yakın olmasına izin vermek gerekir.
v Bebekle yumuşak sesle konuşma, yumuşak fiziksel temas kurmak gerekir.
v Sorularına açık, anlaşılır, gelişim düzeyine uygun yanıtlar vermek gerekir.
v Yüz yüze, boyuyla aynı hizada konuşmak gerekir.
v Masal anlatmak, oyun oynamasına izin vermek, yaşıtlarıyla bir araya getirmek gerekir.
v Geçici olarak anne babasının yanında yatmasına izin vermek gerekir.
v Güvenliğinin sağlanması gerekir.
v Sözel olarak güven duygusunu desteklemek gerekir.
v Ani yüksek sesten ve yoğun görsel uyaranlardan kaçınmak gerekir.
6-9 YAŞ (OKUL ÇAĞI)
v Günlük düzeni sağlamaya özen göstermek gerekir.
v Davranışlar ve sözler ile güven duygunu desteklemek gerekir.
v Uyuyabilecekleri sakin bir yer sağlamak gerekir.
v Sorularına açık ve anlaşılır yanıtlar vermek gerekir.
v Ayrılık kaygısı gösterdiklerinde anlamaya çalışmak gerekir.
v Oyun alanlarında yaşıtları ile bir araya gelmelerini sağlamak gerekir.
v Duygularını ifade etmelerine yardım etmek gerekir.
v Sabırlı, ilgili ve esnek davranmak gerekir.
v Okulda ve evde fazla çalışmalarını beklememek gerekir.
v Basit ve yapılandırılmış görevler vermek gerekir.
v Ufak sorumluluklar almalarına fırsatlar vermek gerekir.
ERGENLER
v Duygularına karşı duyarlı ve davranışlarına karşı hoşgörülü olmak önemlidir.
v Kendi görüşlerini geliştirmelerine destek olmak gerekir.
v Aile ve arkadaşları duygularını paylaşmalarına yardımcı olmak gerekir.
v Sporu günlük yaşamlarının bir parçası yapmak önemlidir.
v Güven çemberi oluşturmak gerekir.
v Kontrol duygusu kazandırmak gerekir.
v Farkındalık oluşturmak gerekir.
v Uygun baş etme yöntemlerinin kullanabilir hale getirmek önemlidir.
v Tepkilerini anlama ve anlamlandırmalarına yardımcı olmak gerekir.
v Okul başarıları ile ilgili beklentileri azaltmak önemlidir.
v Travma sonrası yeniden yapılandırma çalışmalarına katılmalarına teşvik etmek gerekir.
v Gelecek planları yapmak için düşünmelerine yardım etmek gerekir.
v Anlamsızlık duygusundan kurtulmak için gönüllü/yardım çalışmaları için teşvikte bulunmak önemlidir.
YAS
Yas, "bizim için çok fazla önemi olan birisini sonsuza dek kaybettiğimizde hissettiğimiz üzüntüden doğan duygular" olarak tanımlanabilir. Yas insanın kayıplar karşısında gösterdiği doğal, evrensel ve normal bir tepkidir. Ölüm insanın yaşadığı en somut kayıptır.
Yas tutan kişiler
Hep huzursuz edici bulduğu için değişiklik yapmaya ayak diretir. Kayıplara karşı duyarlı hale gelmiş biri uzun vedalaşmalara gereksinim duyar ve güvence almak için sık sık telefon eder. Gitme zamanı geldiğinde birden kalkıp gidiverir ve anlamlı ya da duygulu ayrılma girişimleri karşısında sıkıntı duyar
Yas tutan kişi neden yardım almak istemez?
Hasta olarak damgalanmayı gerçekçi bulmazlar. Yoğun anksiyete yaşayabilirler. Kendilerine olan güvenlerini yitirebilirler. Yaşadığı durumu olağan karşılamakta olabilirler. Baş etme mekanizmalarının yardım talep ettiklerinde zayıflayacağını düşünebilirler. Yasından vazgeçmek istemezler. Maddi koşullar ölenle birlikte bozulmuş olabilmektedir. Kişi yardım arayamayacak kadar depresif, içine kapanık olabilmektedir
Profesyonel yardımın temel amacı; Yas tutan kişinin yasını paylaşmak, yas sürecini sağlıklı biçimde tamamlamasına yardımcı olmak, ölenle bağını farklı hale getirip, yeni yaşamına onsuz olarak devam etmesine yardımcı olmaktır.
v Yas tutan kişi acı çekeceğini ve acının uzun bir süre devam edebileceğini kabullenmelidir.
v Mümkünse cenaze vb. törenlere katılmalıdır.
v Önemli yaşam değişikliklerini bir süreliğine ertelemelidir.
v Duygularındaki ani değişikliklere hazır olmalıdır.
v Üzüntüsünü, kayıp duygusunu ifade edebilmeli, ağlayabilmelidir.
v Suçluluk duygularını dile getirmeli, öfkesini tanımalı ve kabullenebilmelidir.
v Duygularını başkalarıyla paylaşmalıdır.
v Başkalarından yardım, destek isteyebilmelidir.
v Yaptığı/yapmadığı veya söylediği/ söylemediği şeyler için kendini affetmelidir.
v Sakin ve sabırlı olmalıdır
v Kişisel sağlığına özen göstermelidir.
v Alkol ve “sakinleştirici” ilaçlardan kaçınmalıdır.
v Ölen kişiyle ilişkileri gözden geçirmelidir.
v Kayıp sonrası ölenle farklı tarzda bir ilişki kurmalıdır.
v Yaşamına yeni etkileşimler katmalıdır.
v Gerçekçi sorunlarla yüzleşebilmeli ve farklı çözümler düşünmelidir.

Yaş gruplarına göre çocuk ve ölüm kavramı
0-2 yaş
ü İlk 9 ay içerisinde bebek anneyi kaybetmişse bu kayıp 9 ay- 2 yaş arasında yaşanacak kayba göre bebeği daha az etkiler.
ü İlk yıllarda, anne ölürse bebek bunu hisseder, ama anlayamaz. Bebek annenin uzun süreli yokluğu veya ölümü arasındaki ayrımı fark edemez.
ü Yeme, uyku, tuvalet alışkanlıklarında değişiklikler meydana gelir.

Ergenlik dönemi
v Kendi aileleri ve yakın çevreleri için endişelenmeye başlarlar.
v "Ne oldu ?" sorusunu sıklıkla sorarlar.
v Yaşama ve ölüme felsefi bir bakış açısıyla yaklaşır.
v Ergenlikte özellikle yaşamın anlamı sorgulanır.
v Bazı ergenler ölüm korkusunu engellemek için yaşam şekillerinde değişiklik yaparlar. Yetişkinlerin bu konudaki görüşlerine ihtiyaç duyarlar, birilerinin onları dinlemesi oldukça önemlidir.
v Yakın çevresinde bir ölüm olayı yaşandığında suçluluk, kızgınlık veya sorumluluk duyabilirler.
v Ergenlik dönemindeki kayıplar kimlik gelişimi açısından oldukça önemlidir.
v Ergen bu dönemde kendini kabul, benlik saygısı düzeyini belirlerken varoluşunu da sorgulamaktadır.
Çocuklara nasıl davranalım
v Çocuklara önemsendiğini hissettirmek,
v Fiziksel açıdan onlara yakın olarak güven vermek,
v Eski kurulu düzenini devam etmesini sağlamaya çalışmak,
v Yakınlarına çocuğun yanlarından ayırmamalarını söylemek,
v Kısa, basit açıklamalarla sorularına yanıt vererek kafalarında daha da karmaşıklık yaratacak açıklamalardan kaçınmak,
v Açık, dürüst ve rahatlatıcı bilgiler bir çok şeyi kolaylaştırmaktadır.
v Çocukların duygularını ifade etmelerine ve yaşamalarına izin vermek gerekir.
v Çocuklarla ölüm üzerine konuşulurken bilinmesi gereken en önemli şeylerden ilki, çocukların bu konuda neyi bildikleri diğeri ise neyi bilmedikleridir.
v Eğer korkuları, rahatsızlıkları ve yanlış bilgileri varsa, gerekli bilgiler verilerek korku, endişe ve şaşkınlıkları giderebilmek mümkündür
v Çocuğa kayıpla ilgili bilgi verilmesi ve çocukla olanların konuşulması, onun olup bitenleri kavraması açısından çok önemlidir.
v Çocuklarla ölüm üzerine konuşulurken söylenecekler "çocuğun yaşına" ve "çocuğun geçmiş yaşam deneyimlerine" bağlı olarak belirlenebilir.
v Bazı tepkiler, çocuğun ölüm haberini almasından birkaç gün sonra ya da birkaç hafta içinde ortaya çıkar ve etkisi aylarca hatta yıllarca gözlenebilir.
v Tepkilerin türü, yoğunluğu ve süresi çocuktan çocuğa değişir
v Çocuklar çok iyi gözlemcidirler. Neyin söylendiği veya söylenmediğine ilişkin mesajları rahatlıkla alabilirler.
v İletişim engelleri koymak, bunu konuşmaktan kaçınmak, çocuklarda ölümün bilinmeyen, gizli ve endişe verici olduğuna dair algılamaları pekiştirir.
v Çocuğun anlayamayacağı ve ihtiyacı olmayan bilgiyle onu yüzleştirmek çocukta karmaşıklığa da yol açabilir
v Kuşkulu cevaplar çocuklar tarafından fark edileceğinden rahat, kesin, basit, savunucu olmayan, şaşkınlık içermeyen açıklamalar, çocuğun ölümü anlamasında işe yarayacaktır.
v Çocuk hazır olduğunda iletişim kurma isteğine karşı duyarlı olmak,
v İletişim girişimlerini engellememek,
v Dürüst açıklamalarla yaklaşmak,
v Dinlemek ve duygularını kabul etmek,
v Çok küçük olduklarını söyleyerek sorularını ertelememek,
v Onların suçluluk duyguları üzerinde durmak önemli konulardır.
NE ZAMAN UZMAN YARDIMI GEREKİR?
v Çocuk intihar veya cinayet nedeniyle yas tutuyorsa,
v Çocuk bir ölüme tanık olmuşsa,
v Çocuk kendini ölüm olayından sorumlu hissediyorsa,
v Yas tepkileri 6 aydan uzun sürmüşse,
v Travmatik yas tepkileri varsa,
v Kişilik değişiklikleri geliştiyse,
v Ciddi işlev bozuklukları geliştiyse mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.
Cinsel İstismar
v Çocuğun bir yetişkin tarafından; cinsel uyarı ve doyum için kullanılması, fuhuşa zorlanması, pornografi gibi suçlarda cinsel obje olarak kullanılması,
v Genital bölgeye dokunma, teşhircilik, pornografi, ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazedeki tüm davranışları kapsamaktadır.
v Cinsel istismarın mutlaka şiddet içermesi gerekmez, çocuğun rızasının olup olmadığına bakılmaz.
v Çocuğun kendinden yaşça büyük, konumca üstün bir erişkin tarafından (mesela öğretmen, amca, dayı, bakkal amca, kuzen, akraba ) cinsel doyum elde etmek üzere kullanılmasıdır.
v Çocuk, yaşı itibariyle bu ilişkiyi bir sevgi ilişkisi olarak algılayabilir, buna rıza gösterebilir.
v Çocuğun amacı cinsel doyum değil sevgi elde etmektir, bu sırada cinsel uyarılma yaşayabilir çünkü bu durum anatomik ve fizyolojik bir olaydır ve istismar gerçeğini değiştirmez.
v İstismar çocuğun rızası ya da tepkileriyle değil, erişkinin zihniyle ilişkili bir olgudur.
v Erişkin cinsel dürtülerini uygun biçimde denetleyebilmeli ve kendinden yaşça küçük, erişkin olmayan bir bireyi cinsel doyum için hiç bir şekilde kullanmaması gerektiğini bilmelidir.
CINSEL İSTISMARA UĞRAMIŞ ÇOCUK VEYA GENÇLER;
v Başlarından geçen deneyimde yalnız kaldıkları için, istismara ilişkin konuşmakta güçlük çektikleri için YALNIZLIĞA YÖNELİRLER.
v İstismarcıya, kendilerini koruyamayan yetişkinlere, kendilerine ÖFKE duyarlar.
v Güvendikleri kişi ya da kişiler tarafından aldatıldıkları için ÜZGÜNDÜRLER.
v Böyle bir deneyim yaşadıkları için, bedenlerinin verdiği tepki için SUÇLULUK DUYARLAR.
İstismara uğrayan çocuklar neden yaşadıklarından bahsetmezler?
v Kendilerine inanılmayacağını düşünürler.
v Başlarının belaya gireceğinden korkarlar.
v İstismarcının tehdidinden korkarlar.
v İstismarcıyı korumak isteyebilirler, istismarcıyı sevebilir ama yaptıklarını sevmezler.
v Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.
v Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler.
v Arkadaşları tarafından dışlanmaktan korkabilirler.
v Büyüklerle (otorite figürleriyle) cinsel konuları konuşmaktan utanırlar, korkarlar.
v Gammaz olarak adlandırılmak istemezler.
v İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmasının doğru olmadığı söylenmiştir
v Eşcinsel olarak adlandırılmaktan korkabilirler.
Peki, çocuklar sonunda nasıl söylerler?
v İstismarın derecesi, sıklığı artar ve çocuğu korkutursa,
v Cinsel istismardan korunmayla ilgili bilgi alırsa ve kendisine yapılanın doğru olmadığını fark ederse ve söylenmesi gerektiğini öğrenirse,
v Bu sırrı yakın bir arkadaşıyla paylaşabileceğini hissettiğinde,
v Kardeşleri kendisinin ilk istismar edildiği yaşa gelmişse onları korumak maksadıyla,
v Ergenliğe gelmişse hamilelikten korktuğu için
v İstismarcının baskısından kurtulmak için,
v Çocuk güvenebileceği ve kendisi ile yakından ilgilenen bir yetişkinle karşılaştığı zaman,
v Fiziksel bir yakınması (üriner enfeksiyon vb.) sonrası doktora gittiğinde.
Not: Bu makalede, Klinik Psikoloji yüksek lisans ders notlarımdan, Tahir Özkkaş’ın 10. BPT ders notlarından ve EMDR terapi eğitimi esnasında Emre Konuk’un anlatımlarından tuttuğum notlardan yararlandım.
Hakan TOKGÖZ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Zihnimdeki Hazımsızlık: Ruhsal Travma, Çocuk, Ergen ve Yetişkinlerde Kayıp ve Yas Üzerine" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Hakan TOKGÖZ Fotoğraf
Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ
Konya
Uzman Psikolog
Klinik Psikolog - EMDR Terapisti - Cinsel Terapist - Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi19 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ'ün Makaleleri
► Ergen ve Yetişkinlerde Öfke Kontrolü Psk.Dnş.İrem İNANOĞLU TUNAR
► Ruhsal Travma Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
► Çocuklarda Ruhsal Travma Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,479 uzman makalesi arasında 'Zihnimdeki Hazımsızlık: Ruhsal Travma, Çocuk, Ergen ve Yetişkinlerde Kayıp ve Yas Üzerine' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kişilik Kuramları Haziran 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:16
Top